| VASİYET |
|
|
|
|
Bunu İbrahim, oÄŸullarına vasiyet etti, Yakup da: "OÄŸullarım, şüphesiz Allah sizlere bu dini seçti, siz de ancak Müslüman olarak can verin" (diye benzer bir vasiyette bulundu.) (2/132) Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eÄŸer geride bir hayır bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya bilinen (uygun, meÅŸru) bir tarzda vasiyette bulunması -Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir hak olarak- size yazıldı (farz kılındı). (2/180) Bunun yanında, kim, vasiyet edenin haksızlığa eÄŸilim göstereceÄŸinden ya da günaha gireceÄŸinden korkup da ikisinin (tarafların) arasını bulup-düzeltirse, artık ona günah yoktur. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (2/182) İçinizde ölüp de (geride) eÅŸler bırakanlar, (evlerinden) çıkarılmaksızın, bir yıla kadar yararlanmaları için eÅŸlerine vasiyet (bıraksınlar). Ama onlar, (kendiliklerinden) çıkarlarsa, artık onların maruf (meÅŸru) olarak kendileri için yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur. Allah güçlü ve üstün olandır. Hüküm ve hikmet sahibidir. (2/240) Çocuklarınız konusunda Allah, erkeÄŸe iki diÅŸinin hissesi kadar tavsiye eder. EÄŸer onlar ikiden çok kadın ise (ölünün) geride bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Kadın (veya kız) bir tek ise, bu durumda yarısı onundur. (Ölenin) Bir çocuÄŸu varsa, geriye bıraktığından anne ve babadan her biri için altıda bir, çocuÄŸu olmayıp da anne ve baba ona mirasçı ise, bu durumda annesi için üçte bir vardır. Onun kardeÅŸleri varsa o zaman annesi için altıda bir'dir. (Ancak bu hükümler, ölenin) EttiÄŸi vasiyet veya (varsa) borcun düşülmesinden sonradır. Babalarınız, oÄŸullarınız, siz onların hangilerinin yarar bakımından size daha yakın olduÄŸunu bilmezsiniz. (Bunlar) Allah'tan bir farzdır. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır. (4/11) EÅŸlerinizin, eÄŸer çocukları yoksa, geride bıraktıklarının yarısı sizindir. Åžayet çocukları varsa, -onunla yapacakları vasiyetten ya da (ayıracakları) borçtan sonra- bu durumda bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Sizin çocuÄŸunuz yoksa, geriye bıraktıklarınızdan dörtte biri onların (kadınlarınızın)dır. EÄŸer sizin çocuÄŸunuz varsa geriye bıraktıklarınızdan sekizde biri onların (kadınlarınızın)dır. (Yine bu hükümler,) EdeceÄŸiniz vasiyet veya (varsa) borcun düşülmesinden sonradır. Mirası aranan erkek ya da kadın, çocuÄŸu ve babası olmayan bir kimse olup erkek veya kız kardeÅŸi bulunursa onlardan her biri için altıda bir vardır. EÄŸer bundan fazla iseler, bu durumda -kendisiyle yapılan vasiyette ya da (varsa) borçtan sonra- üçte bir'de -zarara uÄŸratılmaksızın onlara ortaktırlar. (Bu size) Allah'tan bir vasiyettir, Allah, bilendir, (kullara) yumuÅŸak olandır. (4/12) Ey iman edenler, sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, vasiyet hazırlanışında, aranızda içinizden adaletli iki kiÅŸiyi (ÅŸahid tutun.) Veya yolculukta olup size ölüm musibeti gelip çatarsa, sizden olmayan baÅŸka iki kiÅŸiyi (ÅŸahid tutun. İkisini) Åžayet kuÅŸkulanacak olursanız namazdan sonra alıkoyarsınız, onlar da (size): "Akraba dahi olsa onu (yeminimizi) hiçbir deÄŸere deÄŸiÅŸtirmeyeceÄŸiz ve Allah'ın ÅŸahidliÄŸini gizlemeyeceÄŸiz. Aksi takdirde biz elbette günahkarlardan oluruz." diye Allah adına yemin etsinler. (5/106) Nerede olursam (olayım,) beni kutlu kıldı ve hayat sürdüğüm müddetçe, bana namazı ve zekatı vasiyet (emr) etti." (19/31) O: "Dini dosdoÄŸru ayakta tutun ve onda ayrılığa düşmeyin" diye dinden Nuh'a vasiyet ettiÄŸini ve sana vahyettiÄŸimizi, İbrahim'e, Musa'ya ve İsa'ya vasiyet ettiÄŸimizi sizin için de teÅŸri' etti (bir ÅŸeriat kıldı). Senin kendilerini çağırdığın ÅŸey, müşriklere ağır geldi. Allah, dilediÄŸini buna seçer ve içten kendisine yöneleni hidayete erdirir. (42/13) Onlar bunu (tarih boyunca) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Hayır; onlar, 'azgın ve taÅŸkın (taÄŸiy)' bir kavimdirler. (51/53) Â
|




