| ÅžUAYB (A.S.) VE MEDYEN HALKI |
|
|
|
|
Medyen (toplumuna da) kardeÅŸleri Åžuayb'ı (gönderdik. Åžuayb onlara:) Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan baÅŸka ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir belge (mucize) gelmiÅŸtir. Ölçüyü ve tartıyı tam tutun, insanların (hakları olan mallarını) eÅŸyasını deÄŸerinden düşürüp-eksiltmeyin ve düzene (ıslaha) konulmasından sonra yeryüzünde bozgunculuk (fesad) çıkarmayın. Bu sizin için daha hayırlıdır, eÄŸer inanıyorsanız." "O'na iman edenleri tehdit ederek, Allah'ın yolundan alıkoymak için ve onda çarpıklık arayarak (böyle) her yolun (başını) kesip-oturmayın. Hatırlayın ki siz azınlıkta (ve güçsüz) iken O, sizi çoÄŸalttı. Bozgunculuk çıkaranların nasıl bir sona uÄŸradıklarına bir bakın." "İçinizden bir grup, kendisiyle gönderildiÄŸim ÅŸeye inanmışken diÄŸer bir grup inanmadığına göre, artık Allah, aramızda hüküm verenlerin en hayırlısıdır." Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (müstekbirler) dediler ki: "Ey Åžuayb, seni ve seninle birlikte iman edenleri ya ülkemizden sürüp-çıkaracağız veya mutlaka bizim dinimize geri döneceksiniz." (Åžuayb:) "Biz istemesek de mi?" dedi. "Allah bizi ondan kurtardıktan sonra, bizim tekrar sizin dininize dönmemiz Allah'a karşı yalan yere iftira düzmemiz olur. Rabbimiz olan Allah'ın dilemesi dışında, ona geri dönmemiz bizim için olacak iÅŸ deÄŸildir. Rabbimiz, ilim bakımından herÅŸeyi kuÅŸatmıştır. Biz Allah'a tevekkül ettik. 'Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında 'Sen hak ile hüküm ver,' Sen 'hüküm verenlerin' en hayırlısısın." Kavminin önde gelenlerinden inkâr edenler, dediler ki: "Andolsun, Åžuayb'a uyacak olursanız, kuÅŸkusuz kayba uÄŸrayanlardan olursunuz." Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da, kendi yurtlarında diz üstü çökmüş olarak sabahladılar. (7/85-91) Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh, Ad, Semud kavminin, İbrahim kavminin, Medyen ahalisinin ve yerle bir olan ÅŸehirlerin haberi gelmedi mi? Onlara resulleri apaçık deliller getirmiÅŸlerdi. Demek ki Allah, onlara zulmediyor deÄŸildi, ama onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı. (9/70) Medyen (halkına da) kardeÅŸleri Åžuayb'ı (gönderdik). Dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a ibadet edin, O'ndan baÅŸka ilahınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik tutmayın; gerçekten sizi bir 'bolluk ve refah (hayır)' içinde görüyorum. DoÄŸrusu sizi çepeçevre kuÅŸatacak olan bir günün azabından korkuyorum." (11/84) Sanki orada hiç refah içinde yaÅŸamamışlar gibi. Haberiniz olsun; Semud (halkına) nasıl bir uzaklık verildiyse Medyen (halkına da Allah'ın rahmetinden öyle) bir uzaklık (verildi). (11/95) Hani kız kardeÅŸin gezinip; "Onu(n bakımını) üstlenecek birini size haber vereyim mi?" demekteydi. Böylece, seni annene geri çevirmiÅŸ olduk ki, gözü aydın olsun ve hüzne kapılmasın. Sen bir insan öldürmüştün de, biz seni tasadan kurtarmış ve seni 'esaslı bir denemeden geçirip-denemiÅŸtik.' Medyen halkı arasında da yıllarca kalmıştın, sonra bir kader üzerine (buraya) geldin ey Musa." (20/40) Medyen halkı da (peygamberlerini yalanlamıştı). Musa da yalanlanmıştı. Böylelikle Ben, o inkâr edenlere bir süre tanıdım, sonra onları yakalayıverdim. Nasılmış benim (herÅŸeyi alt üst edip kökten deÄŸiÅŸtiren) inkılabım (veya inkarım). (22/44) Medyen'e doÄŸru yöneldiÄŸinde de: "Umarım Rabbim, beni doÄŸru bir yola yöneltip iletir" dedi. (28/22) Medyen suyuna vardığı zaman, su almakta olan bir insan topluluÄŸu buldu. Onların gerisinde de (hayvanları su başına götürmekten çekinen) iki kadın buldu. Dedi ki: "Bu durumunuz ne?" "Çobanlar sürülerini sulamadıkça, biz sürülerimizi sulayamayız; babamız, yaşı ilerlemiÅŸ bir ihtiyardır." dediler. (28/23) Ancak biz birçok nesiller inÅŸa ettik de onların üzerinde (nice) ömür(ler) uzayıp geçti. Ve sen Medyen halkı içinde yaÅŸayıp da ayetlerimizi onlardan okuyarak öğrenmiÅŸ deÄŸilsin. Ancak (bu bilgileri sana) gönderen biziz. (28/45) Medyen'e de kardeÅŸleri Åžuayb'ı (gönderdik) Böylece dedi ki: "Ey kavmim, Allah'a kulluk edin ve ahiret gününü umud edin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın." (29/36) Â
|




