| İSLAM |
|
|
|
|
Ey iman edenler, hepiniz topluca "barış ve güvenliÄŸe (Silm'e, İslam'a) girin ve ÅŸeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır. (2/208) Hiç şüphesiz din, Allah katında İslam'dır. Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki "kıskançlık ve hakka baÅŸkaldırma" (baÄŸy) yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın ayetlerini inkâr ederse, (bilsin ki) gerçekten Allah, hesabı pek çabuk görendir. (3/19) Kim İslam'dan baÅŸka bir din ararsa asla ondan kabul edilmez. O, ahirette de kayba uÄŸrayanlardandır. (3/85) Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; maruf (iyi ve İslam'a uygun) olanı emreder, münker olandan sakındırır ve Allah'a iman edersiniz. Kitap Ehli de inanmış olsaydı, elbette kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler vardır, fakat çoÄŸunluÄŸu fıska sapanlardır. (3/110) Ölü eti, kan, domuz eti, Allah'tan baÅŸkası adına kesilen, boÄŸulmuÅŸ, vurulmuÅŸ, yüksek bir yerden düşmüş, boynuzlanmış yırtıcı hayvan tarafından yenmiÅŸ, -(henüz canlıyken yetiÅŸip) kestikleriniz hariç,- dikili taÅŸlar üzerine boÄŸazlanan (hayvanlar) ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar fısktır (günahla yoldan sapmadır.) Bugün inkâra sapanlar, sizin dininizden (dininizi yıkmaktan) umut kesmiÅŸlerdir. Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçip-beÄŸendim. Kim 'ÅŸiddetli bir açlıkta kaçınılmaz bir ihtiyaçla karşı karşıya kalırsa' -günaha eÄŸilim göstermeksizin- (bu haram saydıklarımızdan yetecek kadar yiyebilir.) Çünkü Allah bağışlayandır, esirgeyendir. (5/3) Allah, kimi hidayete erdirmek isterse, onun göğsünü İslam'a açar; kimi saptırmak isterse, onun göğsünü, sanki göğe yükseliyormuÅŸ gibi dar ve sıkıntılı kılar. Allah, iman etmeyenlerin üstüne iÅŸte böyle pislik çökertir. (6/125) Allah'a and içiyorlar ki (o inkâr sözünü) söylemediler. Oysa andolsun, onlar inkâr sözünü söylemiÅŸlerdir ve İslamlıklarından sonra inkâra sapmışlardır ve eriÅŸemedikleri bir ÅŸeye yeltenmiÅŸlerdir. Oysa intikama kalkışmalarının, kendilerini Allah'ın ve elçisinin bol ihsanından zengin kılmasından baÅŸka (bir nedeni) yoktu. EÄŸer tevbe ederlerse kendileri için hayırlı olur, eÄŸer yüz çevirirlerse Allah onları dünyada da, ahirette de acı bir azabla azablandırır. Onlar için yeryüzünde bir koruyucu-dost ve bir yardımcı yoktur. (9/74) Allah, kimin göğsünü İslam'a açmışsa, artık o, Rabbinden bir nur üzerinedir, (öyle) deÄŸil mi? Fakat Allah'ın zikrinden (yana) kalpleri katılaÅŸmış olanların vay haline. İşte onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler. (39/22) Ey iman edenler, eÄŸer siz Allah'a (Allah adına İslama ve Müslümanlara) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı saÄŸlamlaÅŸtırır. (47/7) Bedeviler, dedi ki: "İman ettik." De ki: "Siz iman etmediniz; ancak "İslam (Müslüman veya teslim) olduk deyin. İman henüz kalplerinize girmiÅŸ deÄŸildir. EÄŸer Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederseniz, O, sizin amellerinizden hiçbir ÅŸeyi eksiltmez. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir." (49/14) (Münafıklar) Onlara seslenirler: "Biz sizlerle birlikte deÄŸil miydik?" Derler ki: "Evet, ancak siz kendinizi fitneye düşürdünüz, (Müslümanları acıların ve yıkımların sarmasını) gözetip-beklediniz, (Allah'a ve İslam'a karşı) kuÅŸkulara kapıldınız. Sizleri kuruntular yanıltıp-aldattı. Sonunda Allah'ın emri (olan ölüm) geliverdi; ve o aldaltıcı da sizi Allah ile (Allah'ın adını kullanarak, hatta masumca sizden görünerek) aldatmış oldu." (57/14) İslam'a çaÄŸrıldığı halde, Allah'a karşı yalan uyduranlardan daha zalim kimdir? Allah, zalim bir kavmi hidayete erdirmez. (61/7) Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O'dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam'ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoÅŸ görmese bile. (61/9) Oysa onlar (kendilerini tümüyle Allah'a ve İslam'a teslim etmeyenler) bir ticaret ya da bir eÄŸlence gördükleri zaman, (hemen) ona sökün ettiler ve seni ayakta bıraktılar. De ki: "Allah'ın katında bulunan, eÄŸlenceden ve ticaretten daha hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır." (62/11) (BoÅŸadığınız) Kadınları, gücünüz oranında oturmakta olduÄŸunuz yerin bir yanında oturtun, onlara 'darlık ve sıkıntıya düşürmek amacıyla' zarar vermeyin. EÄŸer onlar hamile iseler, yüklerini bırakıncaya (doÄŸumlarını yapıncaya) kadar onlara nafaka verin. Åžayet sizler için (çocuÄŸu) emzirirlerse, onlara ücretlerini ödeyin. (Durum ve iliÅŸkilerinizi) Kendi aranızda maruf (güzellikle ve İslam'a uygun bir tarz) üzere görüşüp-konuÅŸun. EÄŸer güçlük içine girerseniz, bu durumda (çocuÄŸu) onun (babası) için bir baÅŸkası emzirebilir. (65/6) Â
|




