| ISLAH |
|
|
|
|
Kendilerine: "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiÄŸinde: "Biz sadece ıslah edicileriz" derler. (2/11) Hem dünya (konusun)da, hem ahiret (konusunda). Ve sana yetimleri sorarlar. De ki: "Onları ıslah etmek (yararlı kılmak) hayırlıdır. EÄŸer onları aranıza katarsanız, artık onlar sizin kardeÅŸlerinizdir. Allah bozgun (fesad) çıkaranı ıslah ediciden bilir (ayırdeder). EÄŸer Allah dileseydi size güçlük çıkarırdı. Şüphesiz Allah güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir." (2/220) Sizlerden fuhuÅŸ yapanların, her ikisine eziyet edin. EÄŸer tevbe ederler de ıslah olurlarsa artık onlardan vazgeçin. Şüphesiz Allah, tevbeleri kabul edendir, esirgeyendir. (4/16) Ancak tevbe edenler, ıslah edenler, Allah'a sımsıkı sarılanlar ve dinlerini katıksız olarak Allah için (halis) kılanlar baÅŸka; iÅŸte onlar mü'minlerle beraberdirler. Allah mü'minlere büyük bir ecir verecektir. (4/146) Bizim ayetlerimize iman edenler sana geldiklerinde, onlara de ki: "Selam olsun size. Rabbiniz rahmeti kendi üzerine yazdı ki, içinizden kim bir cehalet sonucu bir kötülük iÅŸler sonra tevbe eder ve (kendini) ıslah ederse şüphesiz, O, bağışlayandır, esirgeyendir." (6/54) Musa ile otuz gece için sözleÅŸtik ve ona bir on daha ekledik. Böylece Rabbinin belirlediÄŸi süre, kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeÅŸi Harun'a "Kavmimde benim yerime geç, ıslah et ve bozguncuların yolunu tutma" dedi. (7/142) Dedi ki: "Ey kavmim görüşünüz nedir söyler misiniz? Ya ben Rabbimden apaçık bir belge üzerinde isem ve O da beni kendisinden güzel bir rızık ile rızıklandırmışsa? Ben, size yasakladığım ÅŸeylere (kendim sahiplenmek suretiyle) size aykırı düşmek istemiyorum. Benim istediÄŸim, gücüm oranında yalnızca ıslah etmektir. Benim baÅŸarım ancak Allah iledir; O'na tevekkül ettim ve O'na içten yönelip-dönerim." (11/88) Halkı, ıslah eden kimseler iken, senin Rabbin o ülkeleri zulm ile helak edecek deÄŸildi. (11/117) Sonra gerçekten Rabbin, cehalet sonucu kötülük iÅŸleyen, sonra bunun ardından tevbe eden ve ıslah olanlar(la beraberdir). Şüphesiz Rabbin bundan sonra bağışlayandır, esirgeyendir. (16/119) Sonunda ikisinin de düşmanı olan (adam)ı yakalamak isterken (adam ona) dedi ki: "Ey Musa dün birini öldürdüğün gibi, bugün de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen yeryüzünde yalnızca bir zorba olmak istiyorsun, ıslah edicilerden olmak istemiyorsun." (28/19) Ki O ( Allah), amellerinizi ıslah etsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah'a ve elçisine itaat ederse, artık o en büyük kurtuluÅŸla kurtulmuÅŸtur. (33/71) Kötülüğün karşılığı, onun misli (benzeri) olan kötülüktür. Ama kim affeder ve ıslah ederse (dirliÄŸi kurup-saÄŸlarsa) artık onun ecri Allah'a aittir. Gerçekten O, zalimleri sevmez. (42/40) Â
|




