Türk ordusuna Ermeni bir general lâzım
Devletin şunu yapması lazım. Mesela bir Ermeni general olması lazım.

Mesela Almanya`da çok sayıda Türk polis vardır. Bir tanesini de müdür falan yaparlar. O bir mesajdır o topluma. `Bakınız, sizden birini aldık, biz müdür yaptık. Bizim için mesele deÄŸildir bu.` demektir. -Osmanlı ne yaptıysa Ermeniler yine de tatmin olmadılar demek ki...

-İyi de 1921 ve 22 yıllarında tehcir kararını alan kabinenin neredeyse bütün üyeleri, dışiÅŸleri bakanı, içiÅŸleri bakanı baÅŸta olmak üzere hepsi teker teker Berlin`de iÅŸte Gürcistan`da ÅŸurada burada, dışarıda tek tek suikastla öldürülüyorlar. Yani geriye idam edecek kim kaldı? İntikam alacak, öldürecek, özür dilenecek ne kaldı? Bu da yetmiyor, 1970 ve 80`li yıllarda ASALA terörüne baktığınız zaman bunlar da yine aynı gerekçe ile hepsini öldürmüÅŸ. Åžimdi ben bugün ÅŸunu merak ediyorum. Dedem bu olaylara karışmamıştır ki dedemin babası da Ermeniler gibi asker kaçakları tarafından, jandarmanın kötü muamelesi tarafından öldürülmüÅŸ bir insan. Åžimdi ben soykırım için nasıl özür dileyebilirim? Yani İstanbul hükümeti hatalarını kabul etmiÅŸ, insan haklarında kötü uygulamalar var demiÅŸ. Aşırıya gitmiÅŸ hatta bu konuda. Göç eden Ermeni`nin saatini çalan erin anında kurÅŸuna dizildiÄŸini biliyoruz. Åžimdi ne kalıyor geriye?

-Siz bu soruları imza atan insanlarla oturup paylaşmadınız mı?

-Benim ÅŸöyle bir sorunum var. Türkiye`de ne zaman bir kutuplaÅŸma olsa hep ortasında kalıyorum. Meseleye ideolojik yaklaÅŸmadığınız zaman, gizli gündemleriniz olmadığı zaman bu sıkıntıyı yaşıyorsunuz. İmza atanlar iyi niyetli hareket etmiÅŸ de olabilirler. Fakat çok akıllı davrandıklarını sanmıyorum. Bu tür kampanyaların çok çeÅŸitli gruplar tarafından yapılması lazım. Demokratik toplumun gereÄŸi olarak görmek lazım bunu. Burada çok sayıda Ermeni yanlısı, Türk yanlısı konferanslar, toplantılar yapılması lazım.

-Gerçekten tam ortada mısınız? Sanki devlet tarafına biraz daha yakınsınız...

Yok deÄŸilim. Devletin resmi politikalarını sonuna kadar eleÅŸtiren bir yer USAK. Ayrıca özür dilenecekse bunu dileyecek olan makam, bir devletin baÅŸbakanıdır. Yani yaÅŸanan ortak acıların paylaşılmasında içeriÄŸini güzel doldurursanız özür kelimesini de kullanabilirsiniz. Åžunu söyleyebilmesi lazım Türkiye Cumhuriyeti Devleti`nin: `İttihat ve Terakki çok büyük bir hata yaptı. Tehciri beceremedi. Eline yüzüne bulaÅŸtırdı. Biz size soykırım uygulamadık. Ama yaptığımız ÅŸey sizin çok büyük acılar çekmenize yol açtı. Yüz binlerce Ermeni burada hayatını kaybetti. İnsanlar çocuÄŸunu kaybetti, annesini, babasını kaybetti. Aç kaldı, açıkta kaldı. Bunun sorumlusu da İttihat ve Terakki`dir. TaÅŸnaklar bunu yaptı, ben de önlem aldım. Öyle ÅŸey olmaz. Devlet vatandaşını korur.`

-Özal demiÅŸti ki: `Soykırımı tanısak ne olur? Bu iÅŸ kökünden biter gider.` Hakikaten ne olur yani? Arkası gelir mi?

-Gelir. Nitekim geliyor da.

-Ne geliyor? Toprak mı isteyecekler?

-Tabii, toprak talebi var.

-Yok öyle bir talebimiz diyorlar...

-Bakın Ermenistan yetkilileri, `Türkiye Cumhuriyeti`nin sınırlarını tanıyoruz.` cümlesini dahi kullanamıyorlar. Niye bu cümleyi kurmuyorsunuz?` diyorum. Diyorlar ki efendim biz bunu söylersek taviz vermiÅŸ oluruz. Müzakerelerde karşılığında siz ne vereceksiniz? Åžimdi siz komÅŸunuzun evini tanımanın karşılığında bir ÅŸey beklemezsiniz. Onun karşılığında komÅŸunuz da sizin evinizi tanır. Siz eÄŸer komÅŸunuzun evini tanımıyorsanız, bu savaÅŸ nedenidir.

-Yani Türkiye Cumhuriyeti devletini tanımayan bir devlet ile fiili savaÅŸ hali gibi bir hal ortaya çıkar...

-Evet. Bu cümleyi kuramıyorlar. Türkiye`nin doÄŸusuna `Batı Ermenistan` demelerine ben o kadar kafayı takmıyorum. Çünkü tarihsel isimleri olabilir. Kürdistan, Ermenistan, Lazistan gibi isimler bir devlet anlamına gelmeyebilir. Ama Ermeni milliyetçilerinin yayınlarına baktığınız zaman çok net bir ÅŸekilde ÅŸunları söylüyorlar: `AÄŸrı Dağı`nı bize verin. En azından bize bakan tarafını verseniz, bizim için çok kıymetli bir ÅŸey.` Van, ErmeniliÄŸin doÄŸduÄŸu yerdir. Van`ı bize verin. Bir özerklik verin. Oradaki topraklarınızı verin, tarzında istekler gelir ardından.

-Tazminat talebi gelir mi?

-Tazminat, topraktan çok daha evvel gelecek bir talep. Nitekim çalışmalar da yapıyorlar. Axa, iÅŸte soykırım yapıldı, o yüzden bunlar öldürülmüÅŸtür diye bunlara hayat sigortalarını ödüyor. Kabul edildiÄŸi an Türkiye ile ilgili tazminat talebi baÅŸlayacaktır. Mesela Almanya`nın İsrail`e ödemiÅŸ olduÄŸu tazminat 100 milyar doların üzerinde. Üstelik buna siz enflasyonu eklerseniz, bu bahsettiÄŸimiz rakam karşınıza bir trilyon dolara yakın olarak çıkar.

-Ama bunu Türkiye`nin ödemeyeceÄŸi besbelli...

-Hiç belli deÄŸil. Niye ödeyemeyeceksiniz? Bu bir suçsa, suç iÅŸlediÄŸinizi kabul ettiyseniz tazminat ödeyeceksiniz. AB, İnsan Hakları Mahkemesi bir karar aldığı zaman ödememezlik yapıyor musunuz?

-Bir de Ermeni dönmeleri, tehcirden saÄŸ kurtulan saklı Ermeniler var...

-Åžimdi kurtarma olayı var. Adamı alıyorsunuz Ankara`dan. Önce Adana`dır durak. Adana`ya gelinceye kadar adam bir yolunu buluyor, geri dönüyor Ankara`ya. Ankara`ya geldikten sonra kimse buna `Ya sen niye geldin? Sen tehcir edilecek adamsın.` demiyor. Yani Türk devleti hiçbir zaman bu kadar organize olmamıştır. Yani Türkiye Cumhuriyeti`nden farklı bir Osmanlı Devleti de yok. Kâğıt üzerinde mükemmel, uygulamada berbat bir devlet. Hatta Çanakkale`den bir tane adam alıyorlar. İsmini hatırlayamadım ÅŸimdi. Bursa`ya kadar yürüyorlar. Yürürken iÅŸte hasta olanlardan, çocuklardan, yaÅŸlılardan ölenler oluyor. Kendisi iÅŸte Adana`ya kadar yaşıyor. Adana`ya gelince diyor ki, `Ben bu memleketi sevmedim. Bura güzel deÄŸilmiÅŸ.` diyor, Çanakkale`ye geri dönüyor. Yani böyle binlerce insan var. Bakıyor Çanakkale`de kimse kalmamış. Çanakkale Savaşı`ndan sonrayı düÅŸünün. Rumlar gitmiÅŸ, Ermeniler gitmiÅŸ. İstanbul`a gidiyor. Ve İstanbul`da 1990`lı yıllarda vefat ediyor.

-Biz ne kadar Ermeni`yi tehcirde kurtardık?

-Åžimdi bu göç edenler içerisinde Ermeni erkeklerinden mühim bir kısmı, fedain diyorlar, militan oluyor. Bunların ailelerinin ortada kaldığı çok olmuÅŸtur. Saldırılarda da erkekler hedef olmuÅŸtur. Çocuklar ve kadınlar ortada kalmıştır. Bu kadınları iÅŸte garip gureba sınıfına sokup, mahallede iÅŸte bir tane dul Ermeni kadın var, bunu da nüfusumuza alalım dediÄŸi haller var. Bu bir İslam geleneÄŸidir. Osmanlı Türk geleneÄŸidir. Bunu bir Batılının anlaması kolay deÄŸildir. Bazı durumlarda ÅŸu da olmuÅŸtur. Ermeni kadın çok güzel. Adam gözüne koymuÅŸ. Kocası da ölmüÅŸ kadının. Bir ÅŸekilde bir yolunu bulup nüfusuna aldığı durumlar da olmuÅŸtur.

-İnsani amaçlarla da yapılsa bu asimilasyon deÄŸil mi?

-Batı toplumuna sorsanız bu soykırımdır. Niye?, Çünkü Ermenileri kendi nüfusu içerisinde eritmeye çalışıyorsunuz. Oysa Bosna-Hersek savaşında Sırplar çok, 30 bin civarında BoÅŸnak kadına tecavüz ettiler. Ama hiçbiri ile evlenmediler. Ve doÄŸan çocukları da benim çocuÄŸum diye sahiplenmediler. Ama burada çok farklı bir ÅŸey var. Bakınız. Ermeni`yi adam kirli görmüyor. Karısı yapıyor. Hanesine sokuyor, ondan çocuk yapıyor. ÇocuÄŸa `çocuÄŸum` diyor. Kadına da `karım` diyor.

-Ama MüslümanlaÅŸtırıyor onu...

-Zaten kocanızın dinini alırsınız o zaman. Bu MüslümanlaÅŸtırma da ÅŸöyle, bakın. Çok sofu görünüp bir Fatiha ile namaz kılıp ömrünü tamamlayan Ermeni kadınlar var. Veya iÅŸte okuduÄŸu zaman sureyi doÄŸru düzgün okuyamayan. Allah`a inanıyor. Ateist bir toplum deÄŸil Ermeni toplumu. Çocuk denecek bir yaÅŸta bu evlilikler gerçekleÅŸiyor. Ve son nefesinde de Müslüman olarak ölüyor. Åžimdi böyle bir grup var. Bunların on binlerce olduÄŸu söyleniyor.

-Araştırmalar var mı bu konuda?

-Var. Evlatlıkların anıları var. Gazeteci kitapları bir iki tane çıktı ortaya. Bilimsel araÅŸtırmalar daha yeni yeni. Kesin rakamını bilmiyoruz. Åžundan dolayı. Adam benim karım Ermeni`ydi demiyor. Bu insanlar yaÅŸlandı, ölüyorlar artık. O dönem tamamlanmak üzere. Bir böyle grup var. Bir evlatlıklar meselesi var. Annesi babası öldüÄŸü için çok sayıda yetim kalan var. Kazım Karabekir PaÅŸa`nın büyük gayretleri var. Onun dışında da annesini babasını, evine altın saklamıştır diye göçe hazırlanırken, tehcire hazırlanırken evini basıyorlar, öldürüyorlar anneyi babayı. Çocuk ortada kalıyor. Ve o çocuÄŸu orada çocuÄŸu olmayan bir yaÅŸlı karı-koca alıyor, böyle hikâyeleri hemen hemen her köyde, kasabada, ÅŸehirde böyle hikâyeler duyarsınız. Onu alıyorlar. Bunların bir kısmının Ermeni olduÄŸunu biliyoruz. Mesela bazı yerlerde adamın adı Ahmet`tir, Mehmet`tir. Gâvur Ahmet, gâvur Mehmet falan denir Ermeni olduÄŸu bilindiÄŸi için. Hiç cuma namazına gitmeyenler veya kendisini Müslüman gösterip de aslında özel hayatında Müslüman olmayanı var. Gerçekten Müslüman olanı da var.

-Bir de ErmeniliÄŸini unutmuÅŸ, kendini Türk ve Müslüman sananlar yok mu?

-Var. Bunların hayatlarını fazla kurcalamanın anlamı yok. ÇeÅŸit çeÅŸit on binlerce insan bu durumda. Bu ilk kadınlar, çocuklar veyahut da MüslümanlaÅŸmış Ermeniler dışında bir grubumuz daha var: O grup ise bilinçli olarak DoÄŸu Anadolu`da ve GüneydoÄŸu Anadolu`da özellikle, tehcirde yerlerinden edilmemiÅŸlerdir. Tehcirden sonra 350 bin kadar Ermeni geri dönmüÅŸtür. Bu tarz geri dönenlerden hayatlarından endiÅŸe edenler iÅŸte ne bileyim Kars`ın, Erzurum`un veya baÅŸka bir yerin köyü demiÅŸtir ki biz Müslüman olduk. O köy toplu halde Müslüman`dır. Ama pek o ritüelleri uygulamazlar. Camileri yoktur. Bazı durumlarda göstermelik cami yaptıkları olmuÅŸtur. İbadetlerini mesela bir Sünni köyler gibi yapmazlar. BirçoÄŸu da Alevi Müslüman olduklarını söylerler. Bu Ermeni köylerinin içinde bir kısmı da Ermeni oldukları fark edilmesin diye kütük deÄŸiÅŸtirmiÅŸlerdir. Yani İstanbul`a, İzmir`e, Ankara`ya taşınırken kütüÄŸünü önce Rize`ye götürmüÅŸtür. Rize`den, Afyon`a götürmüÅŸtür. Afyon`dan Konya`ya götürmüÅŸtür. Yedi sekiz defa kütük deÄŸiÅŸtiren var. Normalde, Türk vatandaÅŸları ÅŸehir deÄŸiÅŸtirir, ikamet deÄŸiÅŸtirir ama kütük deÄŸiÅŸtirmez. Ve bunların içerisinde Ermeni vatandaÅŸlarımızdan çok yüksek makamlara tırmananlar da var.

-Bu dönemde çok üst makamlara tırmanan Ermeni kökenli kim var? (Sadece merak kaygısıyla sorduÄŸum bu soruma yazılmamak kaydıyla öyle bir isim söylüyor ki, ÅŸaÅŸkınlıktan ölüyorum. Canan Arıtman`ın durumuna düÅŸmemek için bu ismin telaffuz edilmemesi gerektiÄŸi konusunda Laçiner`le hemfikir kalıyorum. Bize ne canım insanların kökeninden? Çok istiyorsa kendisi açıklar. Saklama arzusuna saygı duymamız lazım.)

-Beni en çok rahatsız eden budur. İnsanların kimliklerini saklamak zorunda olmaları, açık toplum için, saÄŸlıklı bir devlet için de tehlikedir. Yani kendileri Ermeni olduklarını rahatça söyleyebilmeliler. Bu insanlar açık kimlikleriyle milletvekili olabilmeli, bakan olabilmeli, yüksek yargıda yukarılara tırmanabilmeli. Bunu saklamak zorunda kalırsa bir süre sonra gizli cemaatler ortaya çıkar.

-Ne yazık ki Cumhuriyet dönemi pek iyi bir sınav vermedi bu konuda...

-Vermedi. Aslında 1950`lerde Ermeni milletvekili var. Tabii ÅŸimdi nüfus problemi de var. Ermeni bir milletvekili adayı gösterseniz nereden seçilebilir ki? Ama devletin ÅŸunu yapması lazım. Mesela bir Ermeni general olması lazım. İşte Batı toplumları ÅŸöyle yaparlar. Bir siyahı alırlar, bir kadını, kendilerince ezildiÄŸini düÅŸündükleri bir gruptan bir kiÅŸiyi alırlar. Mesela Almanya`da çok sayıda Türk polis vardır. Bir tanesini de müdür falan yaparlar. O bir mesajdır o topluma. `Bakınız, sizden birini aldık, biz müdür yaptık. Bizim için mesele deÄŸildir bu.` demektir. Türkiye`de de bir general olmalı Ermeni kökenli. Veya Kürt kökenli ama KürtlüÄŸünün altı çizilmiÅŸ Kürt kökenli bir insan olmalı.

-Ordu bu konuda daha hassas deÄŸil mi? Siz bir ütopyadan bahsediyorsunuz...

-Ütopyadan deÄŸil, aklın gereÄŸidir bu. Bakınız ben Türk toplumunun cehaletine güveniyorum. Yani Türk toplumunun cehaleti nedeniyle çok ÅŸey başına geliyor. Çok aşırı maliyetler ödemek zorunda kalıyor. Ama Türk toplumunun hafızasının ırkçılık gibi meselelerde hastalıklarının çok köklere gitmemiÅŸ olması nedeniyle bir bakarsınız iki yılda, üç yılda bu toplum bu noktadan buraya nasıl geldi diyeceÄŸiniz bir ÅŸeyler olur.

-Siz bir generalden söz ediyorsunuz. Askerî okullara alınırken ve sonraki her aÅŸamada, ta tepeye tırmanırken, insanların kökenleri en ince detayına kadar incelenmiyor mu?

-Tamam, kökenine bakılır. Özellikle Ermeni olduÄŸu için birisini alırsınız. Özellikle Ermeni olduÄŸu için general yaparsınız, yeteneklerinden dolayı deÄŸil. Bunu kadın için de yapmak lazım. Kadın general olması lazım. Bizim böyle sembolik bir mesaja da ihtiyacımız var.

-Sayın İlker BaÅŸbuÄŸ`un sizin bu sözlerinizi okuduÄŸu zaman tüyleri diken diken olmaz mı?

-Sanmıyorum. `Aa ilginç bir fikir` diyeceÄŸine eminim.

-Bir temasınız oldu da o yüzden mi eminsiniz?

-Yok, bu konuda deÄŸil. Terör meselesinde biz sık sık Genelkurmay`a gittik. Fikirlerimizi belirttik. Tüylerinin diken diken olduÄŸunu görmedik. Üniformalıydılar ama bilemiyorum tabii. (Gülüyoruz)

-Stratejik araÅŸtırma kurumları daha çok emekli generallerin konuÅŸlandığı, devletin resmi tezlerini daha çok dile getiren yerler olarak bilinir Türkiye`de. Sizin USAK olarak bir farkınız var mı?

-Valla Türk Silahlı Kuvvetleri`ni bizim kadar eleÅŸtiren ikinci bir yer olduÄŸunu sanmıyorum. Buna medya da dahil yani. Terör politikalarını bizim kadar eleÅŸtiren bir yer olduÄŸunu sanmıyorum. Zaman zaman korkuyorum da açıkçası Türk devletini tanıdığım için

-Neden korkuyorsunuz, can güvenliÄŸinizden mi?

-Tabii canım.

-Ama yine de Genelkurmay sizi muhatap kabul etmiÅŸ, gitmiÅŸ görüÅŸmüÅŸsünüz.

-Ama Genelkurmay deÄŸil ki devlet sadece. Devlet devlet deÄŸil sadece yani.

-Önümüzdeki yıl Ocak ayında Ermenistan CumhurbaÅŸkanı Türkiye`yi ziyaret edecek.

GörüÅŸmelerin nasıl bir hava içinde geçecek sizce?

-Olumlu bir hava içerisinde geçecektir; olaÄŸanüstü bir ÅŸey olmazsa, ciddi hatalar yapılmazsa. Özellikle ben Obama`nın bu süreci desteklemesi gerektiÄŸini düÅŸünüyorum. Yani soykırım tartışmaları veya diasporanın çabaları üzerine deÄŸil de Ermenistan-Türkiye diyaloÄŸu içerisinde kurmak lazım her ÅŸeyi. Fransa da dahil olmak üzere, bütün ülkeler Ermenistan-Türkiye diyaloguna odaklanırsa oradan çok ciddi meyveler alınır. Ve tarihte bir kısır döngü kırılmış olur. O noktadan sonra artık hızlı bir ÅŸekilde iyileÅŸme baÅŸlayabilir. Ama eÄŸer bu imza kampanyalarının da bir ÅŸeyi tetiklemesi söz konusu olursa, Avrupa ve Amerika`da ciddi Türkiye`yi kıskaca alacak ÅŸekilde adımlar atılırsa bunun sonucunda Ermenistan ile diyalogdan vazgeçilebilir. Çünkü Sarkisyan için de çok zor bir durum. Diaspora sanıldığı gibi zayıf bir ÅŸey deÄŸil. Diasporanın nüfusu Ermenistan`dan da fazla. Ekonomik gücünden de fazla, entelektüel gücünden de fazla. Ermenistan`da kimse yok. İnsanların parasal düzeyi, eÄŸitim düzeyi çok düÅŸük. Hatta birçok bakanları vs. diasporadandır.

-Ermeniler kimliklerini 1915`te açılan yaralar üzerinde kurdukları, o yaralarını da özenle büyüttükleri için, acaba ÅŸimdi bu imza sirkülasyonu büyürse, bu yaraların daha da açık kalmasına mı yardımcı olur, yoksa kapanmasına mı?

-Kapatmaz. Zaten imza atanların onlarla yakın düÅŸündüÄŸünü zaten biliyorlar. Orada yeni bir ÅŸey yok aslına bakarsanız. Bir Halil Berktay`ın fikrini, bir Taner Akçam`ın fikrini merak ettiklerini sanmıyorum açıkçası. EÄŸer Ermeniler Türklerin özür dilemesini istiyor olsalardı farklı bir yöntem izlerlerdi. Yani karşınızdakinden özür diliyorsanız daha farklı bir dil kullanırsınız. Ama karşınızdakinden intikam almak istiyorsanız oradaki dil, iÅŸte ÅŸu an Ermenilerin kullandığı dildir. İntikam ile özür talebi baÅŸka bir ÅŸey. Özellikle diaspora için Ermeni sorununun çözümü demek, diasporanın çözülmesi demektir. Yani Ermeni sorununun çözümü ile Ermeni kimliÄŸinin çözülmesi aynı anlama geliyor. Çünkü Türk düÅŸmanlığı üzerine inÅŸa edilmiÅŸ bir kimlikten bahsediyoruz.

-Bu çözülme daha büyük bir depreme yol açar yani.

-Orada bir soykırım endüstrisi var. Yani para kazanan var, mevki kazanan var, makam kazanan var. Filmini o sayede satan var. Kilisesini o sayede ayakta tutuyor. Ermeniler Türkiye`yi Türk gazetelerinden daha iyi takip ederler. Yani yüz tane haber sitesinde haber varsa, bunun yetmiÅŸ sekseni Türkiye ile ilgilidir. Yani adam her ÅŸeyini Türk nasıl yaşıyor üzerine odaklamış durumda. Bu hastalıklı da bir ruh hali. O yüzden sonuç alamıyoruz, bir açıdan. Bundan dolayıdır ki biz iliÅŸkimizi Ermenistan`a kaydırmak zorundayız. Çünkü diasporanın sorumluluÄŸu yok. Devleti yok. Devlet demek aynı zamanda sorumluluk demektir. Ermenilerin bu kadar romantik bir noktaya gelmesinin önemli nedenlerinden bir tanesi de devlete sahip olmamalarıdır. Çok kısa süreli bir devletleri vardır, 1920`lerin başında. BolÅŸeviklerin ele geçirdiÄŸi bir devlet. 91`e kadar devletleri yoktur. Bütün o romantizm bu devletsizlikten kaynaklanmıştır. Åžimdi Ankara`nın nüfusundan daha az bir devletten bahsediyoruz. Türkiye`nin desteÄŸi olmadan buranın ayakta kalabilmesi mümkün deÄŸil. Onu fark etmiÅŸ durumdalar. Ermenistan`da diasporadan gelenler diyor ki, Türk`ün ekmeÄŸini yiyeceÄŸinize ölün. Ermenistan meclis baÅŸkanının `Siz Kaliforniya`da neyle ölüyorsanız ölün. Ama biz burada Türk`ün ekmeÄŸine muhtacız` ÅŸeklinde bir açıklaması oldu. Åžimdi meseleyi buraya kaydırmamız lazım.

-Obama Ermenilere verdiÄŸi soykırımı tanıma sözünü tutacak mı?

-Bir karar tasarısı beklemiyorum açıkçası. Türkiye ile Ermenistan arasındaki yakınlaÅŸmadan çok umutlular. Bunu teÅŸvik edecekler. Bunu baltalayacak bir adım atmak istemeyeceklerdir. Soykırım kelimesini kullanabilir. Ama aynı zamanda Türk tarafını da sakinleÅŸtirecek, yöntem, ton seçebilir. Türk Amerikan iliÅŸkileri çok ters bir safhaya girerse Ermeni meselesinde mutlaka iÅŸler bozulur. Obama`nın verdiÄŸi söz internet sitesinde hala duruyor. Ama onu öyle bir yöntemle söylersiniz ki Türk tarafını sakinleÅŸtirirsiniz. Burada bir soykırım olmuÅŸtur. Karşılıklı acılar olmuÅŸtur, hatalar olmuÅŸtur dersiniz. Daha yenilir, yutulur hale getirirsiniz. Türkiye`de buna hazırlandı. Obama`nın bir yıldır soykırım diyeceÄŸini biz hep konuÅŸtuk. KonuÅŸtuÄŸumuz için ah iÅŸte bak gördün mü dedi noktasına da geldi kamuoyu biraz yani.

-Dünyanın deÄŸiÅŸik parlamentolarında, soykırım tasarıları bekliyor. Onlara ne olur bu yıl?

-Küçük ve orta büyüklükteki devletlerdeki tasarılar büyük devletlere bakar. Yani 2001`de Fransa`da karar alındıktan sonra bir zincirleme birçok ülkede de kararlar alındı. Mesela İngiltere bir karar almış olsa, henüz bu kararı almayan ülkelerde de bu karar çıkar. O yüzden Amerika`da bir karar alınmaması, İngiltere`de bir karar alınmaması önemlidir. Fransa`da soykırım demeyi suç sayan yasayı geriye itelediler. Çünkü yeter artık, daha da fazla ileriye, aşırıya gitmeyelim. Bu kadarı yeter noktasındalar. Türkiye`nin o ülke ile iliÅŸkisine bakar mesele. Amerika süper güç olması nedeniyle Amerika`nın aldığı bir kararı her ülke takip edebilir. Siz hiç kızamazsınız. Amerika`da aldı, niye bana kızıyorsun. Git ona kız der adam. İngiltere`ninki de çok önemli. Çünkü tehcir zamanında iÅŸgalci ülke, savaÅŸtığımız ülke bir. İkincisi de entelektüel gücü çok kuvvetli. ArÅŸivlerin hepsine hâkimler. Bu bir soykırım deÄŸildir diye çok net bir ÅŸekilde söylüyorlar. Türkiye`yi de bu konuda en çok destekleyen ülke oldu ÅŸu ana kadar.

-Biyografinize, kitaplarınıza, yapıp ettiklerinize baktığımda ÅŸaşırdım. Yani bir insan hem Afrika`da, hem AB`de, hem OrtadoÄŸunda, hem Kürt, hem Ermeni sorununda uzman olabilir mi? Dahi misiniz, numara mı yapıyorsunuz?

-Yo çok ÅŸanslıyız, Türkiye`deyiz. BaÅŸka bir ülkede olsaydık bu kadar çok çalışmamız olmazdı. Türkiye`de maalesef bilim çok iyi seviyelerde deÄŸil. Özellikle sosyal bilimler. Devletin baskılarının etkisiyle bir tane bile tez yapılamayan sorunlarımız var. En önemli, en kritik konularımızda üniversitelerimiz tez yaptırmamış. Yeni yeni ortaya çıkan bir iki teze baktığınız zaman farklı bir ÅŸey söyleme imkânınız yok. Hem devlet ödüllendirmiyor, hem de can güvenliÄŸiniz tehlikeye giriyor. Bunu göze alabilirseniz, birazcık cesaret gösterebilirseniz, sadece olanı ortaya koyarsanız...

-Uzman kesiliyorsunuz.

-Biz uzman olduÄŸumuzu söylemiyoruz bazı konularda. Ermeni konusunda bu kitap sekiz yılda çıktı ortaya. Bir dehamız yok ama bir emek var, alın teri var. Bilimde de böyledir. İsteyene verilir bilim.

-İlgi alanınızın çok geniÅŸ olması her konuda bilim yaptığınız anlamına gelir mi?

-Benim ana konum Türk dış politikası. Ama İngiltere`de doktoramı ve mastırımı yaptım. Orada kendime ÅŸöyle bir kriter koymuÅŸtum. Türkiye`yi dünyaya anlatayım. Burayı da Türkiye`ye anlatayım. Burada çok ÅŸanslıyım. Afrika konusunu çalışan birisi var. Bütün ömrünü oraya vakfetmiÅŸ. Terör çalışan insan var, AB çalışan insan var. Ve bunlar çalıştıkları alanı gelip bize arıdan bal almış gibi, özünü aktarıyorlar. Onların aktardığını kurum baÅŸkanı olmamız nedeniyle biz anlatıyoruz.

-Peki, burayı kim kurdu?

-Burası İngiltere`de okuyan üç tane arkadaşın hevesiyle oluÅŸturulmuÅŸtur. Türkiye`de niye bir Chatham House yoktur, neden birileri fikir üretmiyor dedik. İngiltere`nin en eski think tanklerinin başında geliyor. Biz de buraya USAK evi diyoruz zaten. Yani fikir üretilen bir ev düÅŸünün. Åžimdi batıda ÅŸöyle bir gelenek var. Kral var. Kralın yanında bir akil adam var. Onlar bir takım fikirleri üretiyorlar ve kral da veya devlet de uyguluyor. Amerika mesela fikir üreten adamlarla birlikte kuruluyor. Ama Türk devletlerine baktığınız zaman öyle çok kuvvetli bir gelenek yok. Osmanlıya baktığınız zamanda sultanın dediÄŸi dediktir. Çok katıdır. Öyle bir fikir üreten kurumsal yapı görmekte zorlanırsınız. Cumhuriyette bu hiç yok. Cumhuriyet üniversiteleri kurarım, kapatırım, istediÄŸim adamı yaratırım mantığı ile bakmıştır. Biz bunu kırabilecek, devlet için, toplum için fikir üretebilen, dünyayı Türkiye`ye, Türkiye`yi dünyaya taşıyabilen, hem Türkçe, hem İngilizce konuÅŸabilen bir think tank oluÅŸturmak istedik.

-Parayı nereden buldunuz?

-Bunun için de çok büyük para lazımdır. Zengin adam iÅŸidir strateji. Åžunu gördük, devlet yurtdışına, İngiltere`ye, Almanya`ya Amerika`ya binlerce adam göndermiÅŸ. Ve bunlarda iÅŸte Åžanlıurfa, Malatya, Kars ne bileyim Anadolu`nun taÅŸra üniversiteleri için göndermiÅŸ. Dönenleri de hiç kimse istememiÅŸ. Bunlar dışarıdan geldiler, tepeden indiler, burada asistanlık yapmadı, ÅŸunu yapmadı bunu yapmadı diye geleni terslemiÅŸiz hep. Mutsuz insanlar. Yani Amerika`da büyük deneyler yapan bir adam taÅŸra üniversitesine geldiÄŸi zaman sen otur, senden hiçbir ÅŸey istemiyoruz denmiÅŸ. Onlara yardımcı doçentlik bile çok görülmüÅŸ.

-Onlardan mı yararlandınız?

-Evet. Dedik ki bu insanlardan yararlanalım. Bu insanların beyinlerini aldık. Elliden fazla insan, seksene çıktık hatta bir ara. Bunların yazdıklarını beÅŸ kuruÅŸ para vermeden aldık. Dolayısıyla ihtiyacımız olan sermayenin yüzde 90`ından fazlasını almış olduk. Fiziksel bir mekân. Buranın kirası, elektrik, su gibi masraflarını da yedi tane kurucu iÅŸadamı karşılıyor. İşadamı diyoruz ama ufak yani böyle bir butik zinciri olan bir adama, yedi kiÅŸiye havale ettik. İki yıllık zaten. Biz masrafımızı ortaya koyduktan sonra projeler yapmaya baÅŸladık içiÅŸleri bakanlığına, adalet bakanlığına, UNİCEF`e, TÜBİTAK`a bu projeleri yaptığımız zaman para kazanıyoruz. Para sorunumuz yok o anlamda. Projeye yetiÅŸememe sorunumuz var. Zaman yetmiyor, adam yetmiyor. Mekân yetmiyor. O yüzden de yeni bir mekâna taşınacağız. Tabii ki en iyi müÅŸterimiz devlet. Devlet olmak zorunda. Burayı, biz önünü kesmemiÅŸ olsak, her gün birkaç tane diplomat ziyaret ediyor. Yurtdışından geliyorlar veya buradaki elçiliklerden. Ama bizim zamanımız buna uygun deÄŸil. Buna raÄŸmen en az dört beÅŸ yabancı diplomat buraya gelir. Sürekli bizden bir ÅŸeyler öÄŸrenmeye çalışır. Bizim devletimiz bizi biraz geç keÅŸfetmiÅŸtir. Yani Türk devletinden gelen ziyaretçi sayısı yurtdışından gelen ziyaretçi sayısından çok çok azdır.

-Siz mi teklifte bulunuyorsunuz devlete, onlar mı size?

-Biz kimseye gidip, bana para ver, ben de size ÅŸunu vereyim demeyeceÄŸimize yemin ettik burayı kurarken. Biz öylesine kaliteli bir ürün ortaya koyacağız ki, devlet bize gelecek. `Benim buna ihtiyacım var. Bana bunu ver` diyecek. Ve ÅŸu an geldiÄŸimiz nokta, biz hangi kurumla çalıştıysak, genelkurmay baÅŸkanlığı, dışiÅŸleri bakanlığı, adalet bakanlığı, içiÅŸleri bakanlığı hepsinde kurumlardan talep gelmiÅŸtir. `Benim ÅŸu konuda bilgiye ihtiyacım var. Ben destek saÄŸlarım, proje veririm size. Yapar mısınız` denmiÅŸtir. Biz de o anlamda tabii ki yaparız demiÅŸizdir.

-2007 Aralık`ında `2008`de PKK sahneden silinebilir` demiştiniz. Neden isabet tutturamadınız?

-Silinebilirin ÅŸartları vardır. Bizim tabi gazeteler sapmalarda çok mahirler. Biz o dönemde çok sayıda rapor hazırladık hükümete. Dedik ki bak arkadaÅŸ, ÅŸu anda geldiÄŸin ortam harika. Yapman gerekenler var. Bir tanesi Kürtçe televizyon. Bunu yap. İkincisi Kürtçe yönündeki bütün engelleri kaldır. Kürtçeden korkmanı gerektirecek bir ÅŸey yok. Kürt Enstitüsü kur. Kürt`e ve Kürtçeye sahip çık. Adamın elinden ideolojik mazeretini al, oksijenini kaybetsin bu terör örgütü. İkincisi para Avrupa`dan geliyor. Almanya`da, Fransa`da, İngiltere`de Türk polisi FBI gibi bürolar açsın. Tek tek PKK`lıların uyuÅŸturucu kaçakçılığından, insan kaçakçılığına kadar delilleri toplasın. Çünkü onların polisi bunları önemsemiyor. Adamın kendi derdi deÄŸil birinci derece. Rastlarsa durduruyor, rastlamazsa durdurmuyor. Åžimdi bunu yapabilseydi PKK`nın üzerine daha çok giderdi Alman polisi de, İngiliz polisi de, Fransız polisi de. Irak`ta da Barzani ve Talabani ile iliÅŸkileri biran önce düzeltin. Irak içerisinde daralta daralta örgütü belirli politikalara mahkûm edin. Bunu yapabilirseniz ilaveten ekonomik, sosyal zaten bir sürü para harcıyorsunuz. Kömür dağıtıyorsunuz, ÅŸunu yapıyorsunuz bunu yapıyorsunuz. Bunu da organize yapın. Hepsi birbirini beslesin. Böyle parça parça yapıyorsun. Milyarlarca dolar gidiyor. Ama adam diyor ki tabii devlet bana kömür verecek, tabii bana okul açacak diyor. Ama siz derseniz ki arkadaÅŸ Kürt sorunu var. Bölgesel kalkınma sorunu var. Ben bunu çözmek için sana okul yapıyorum derseniz adam böyle anlar bunu. Kömürü bu yüzden veriyorum derseniz böyle anlar. Bir kampanya havasında. Sonra önerilen baÅŸka ÅŸeyler de oldu. Dedik ki güneydoÄŸu Anadolu bölgesindeki okul sayısını iki misline çıkarabilirsiniz. Bursa`da dersiniz ki arkadaÅŸ Mardin`deki tüm okulları Bursalılar yapacak. Bir cep telefonu kampanyası. Herkes beÅŸ YTL, on YTL yapar. İşte bursa bilmem ne okulu. Åžirketlere de dedik ki sizi ÅŸey yaparsınız. Burada mutlaka on kiÅŸilik, yirmi kiÅŸilik istihdam açacaksın. Nasıl açacaksın? Oradaki ÅŸirketlerin en önemli sorunu ÅŸu. Know how`ları yok. İşletme yetenekleri yok. Binlerce ÅŸirket var batıda. Manisa`daki bir ÅŸirkete diyeceksiniz ki bu ÅŸirketin muhasebe defteri, ÅŸu defteri hepsi senin. Bu senin kardeÅŸ ÅŸirketin. Sıkıntıya düÅŸüldüÄŸü zamanda bu kardeÅŸ kampanyasına girildiÄŸi zaman hangi ÅŸirket sıkıntıya girerse maliye de kollar bunları.

-Bunları Hükümete anlattınız. Neden yapmadılar?

-Korktular. Askerle kavga etmeye baÅŸlarız. YavaÅŸ yavaÅŸ zaten yapıyoruz. Kömür dağıtıyoruz, ÅŸunu dağıtıyoruz. Yerel seçimde de Diyarbakır`ı alırız. Mesele adım adım salam taktiÄŸinde gider dediler. Biz de dedik ki salam taktiÄŸi ile gitmez. Siz hep tehlikedesiniz. Altınızda böyle devasa bir çıngıraklı yılan var. Kendinizi güvende sanıyorsunuz. Ve nitekim de öyle oldu. AKP hakkında bir kapatma davası, mart ayıydı yanılmıyorsam, bütün her ÅŸey berbat oldu. O kapatma davasının bedelidir, bu PKK`nın yaz aylarında coÅŸması. 2008`i kaybettik biz.

-2009`u kazanabilir miyiz?

-Siyasi irade lazım. Mesela Aktütün saldırısında da aynısını yaptık. Dedik ki devletin güvenlik birimleri yeniden yapılanmak zorunda. Teröristle mücadele ordu ile olmaz. Bu iÅŸi ordu ile yapan dünyadaki tek ülke sizsiniz. Böyle yaparsanız kayıplarınız artar. Poliste, istihbaratta, orduda yeniden yapılanma, jandarmada uzmanlık ön plana gelsin. Zorunlu askerliÄŸini yapanları çekin oradan vs. tarzında raporlarımız oldu. Heyecanlandılar, aÅŸka geldiler. Yeniden yapılandırmak için müsteÅŸarlık ÅŸu bu falan. Ama onun da sonrası gelmedi.

http://www.zaman.com.tr

Tags:
 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile