|
Türk Tarih Kurumu Ermeni AraÅŸtırmaları
BaÅŸkanı Prof. Dr. Hikmet Özdemir, 24 Nisan 2006'da "1915 Tartışılırken
Gözden Kaçırılanlar" konulu bir konferans verdi.
Prof. Dr. Hikmet Özdemir:
"Soykırım sanal bir dindir"
24 Nisan tarihinin
Ermeniler tarafından 'sözde soykırım' günü ilan edilmesi nedeniyle
gerçekleÅŸtirilen konferans, Umuttepe YerleÅŸkesi Tıp Fakültesi Konferans
Salonu'nda yapıldı.
"Soykırım sanal bir dindir"
Prof. Özdemir, Ermenilerin sanal bir
bellek ve buna bağlı olarak 'sanal bir soykırım dini' yarattıklarını
savunarak, Türklerden ve dünyadan bu dine biat etmelerini istediklerini
söyledi: "Bu sanal dini sorgulamak yasak. Fransa'da yasak, Sabancı ve
Bilgi üniversitelerinde yasak, Bu durumu sorgulamak istediÄŸiniz zaman
'inkârcı' kabul ediliyorsunuz. Bizler bilim adamıyız. Bizim iÅŸimiz
sorgulamaktır. Ben bir Türk üniversitesinden maaÅŸ alıyorum. Avrupa
Birliği(AB) fonlarından, Soros vakfından, ya da Ermeni diasporasından
deÄŸil. Sorgulama hakkımı kullanmam için gelir kaynaklarımın nereden
olduÄŸu çok önemli. Geçim kaynağınız baÅŸka yerlerden ise onların
istediÄŸi gibi düÅŸünüyorsunuz. Dışarıdan beslenen bazı vakıflar ve bazı
aydınlar, Ermeni tezlerinin bilimsel olduÄŸunu savunuyorlar. Türk
üniversitelerinden maaÅŸ alan bir aydın bu yaklaşımı sorgulamaya baÅŸladı
mı hemen kendisine 'resmi tarihçi' deniyor. Her ulusun bir tarih tezi
vardır. Bunu ortaya atmak, yazmak hiçbir ÅŸekilde onur kırıcı deÄŸildir.
Aksine onur vericidir. Türk tarihi ne benim ne de baÅŸka birinin ortaya
attığı bir ÅŸeydir. Türk tarihi, Afyon Kocatepe'de, Anafartalar'da ÅŸehit
kanlarıyla yazılmıştır. Bizim o tezi değiştirme yetkimiz yoktur."
"Türk Cumhuriyeti sorgulanıyor"
Ermenilerin, 1915 yılındaki olayları da tartışmaktaki asıl amacının
Türkiye Cumhuriyeti'nin neden bu topraklarda kurulduÄŸunu sorgulamak
olduÄŸunu ileri süren Prof. Özdemir, Lozan'da anlaÅŸmaya varılan
konularda yeni tartışmaların ortaya atılmasını ise anlamadığını
söyledi. Özdemir, "Türkiye Cumhuriyeti devletinin uluslararası alanda
kabul edildiÄŸi Lozan AnlaÅŸmasını imzalayan devletlerin bugünkü
parlamentoları, günümüzde farklı ÅŸeylerin peÅŸindedir. Salt bu konuda
deÄŸil, diÄŸer alanlar da faaliyet gösteriyorlar" iddiasında bulundu."Ermeniler gerçeklerden kaçıyor"
Prof. Dr. Özdemir, Türkiye'nin 1.Dünya
Savaşı'na katıldığı yıllardaki özgün koÅŸullarını, o dönemlerde ülkenin
etnik yapısını, uluslar arası konjonktürü ve Ermenilerin böylesi
olaÄŸanüstü ÅŸartlarda geliÅŸtirdiÄŸi olayları, ardından geliÅŸen zorunlu
göç(tehcir) ve gerçekleÅŸen ölümlerin nedenleri üzerinde önemli
saptamalarda bulundu. Konuşmasına, tarafların olayları irdelerken
kullandıkları yöntemleri ve delileri anlatarak baÅŸlayan Özdemir,
"Ortadaki sorun şudur. Ermeniler 1915 olaylarına 'soykırım' diyorlar;
Türk tarafı ise 'hayır deÄŸil' diyor ve ekliyor; 'bu durum savaÅŸ altında
bir kriz yönetimdir.' Ermeniler hiçbir bilimsel gerçekliÄŸe dayanmadan
ileri sürdükleri bu 'soykırım' yalanını asla tartışmak istemiyor. Türk
tarafı ise her türlü tartışmaya açık olduÄŸunu söylüyor. Yine Türk
tarafı diyor ki; 'iki taraf arasında bir komisyon kurulsun ve herkes
elindeki belgeleri ortaya koysun. Başbakanımız daha da ileri giderek
'böyle bir komisyonun araÅŸtırmaları sonucunda çıkacak olan bilgiye
herkes katlansın' diyor. Ermeniler bunların hiçbirine yaklaÅŸmıyor.
Israrla 'biz konuşmayız, siz soykırımı kabul edin' diyorlar" şeklinde
baÅŸladı. Bu durumun söz konusu sorunu çözmede önemli bir engel
yarattığını anlatan Özdemir, Türkiye'de 'sözde soykırıma' destek veren
'Ermeni Muhipleri Cemiyeti' konumunda aydın ve kesimlerin olduğunu
söyledi.Türk-Ermeni İhtilafı
Dört yıl önce Türk Tarih Kurumu Ermeni
AraÅŸtırmaları BaÅŸkanlığına getirildiÄŸini hatırlatan Özdemir, bu süre
içinde baÅŸta İngiliz arÅŸivleri olmak üzere, Cenevre'de BirleÅŸmiÅŸ
Milletler(BM) arÅŸivinde önemli bilgi ve bulgulara ulaÅŸtığını anlattı.
Özdemir, "Bu görev için Ankara'ya gittiÄŸimde her ÅŸeye sıfırdan baÅŸlayan
bir doktora öÄŸrencisi gibiydim. Bu konuda yazılışmış, ortaya atılmış
hemen hertürlü belge, bulgu, kitap ne varsa araÅŸtırdım. Sonuçta,
Türk-Ermeni ihtilafı olduÄŸunu gördüm. Daha da önemli bir sonuca
ulaÅŸtım. Bu ihtilafı 1915 olaylarına hapsedersek, hiçbir noktaya
varamayacağımızı anladım. O nedenle bu ihtilafın üstesinden gelmek için
üç ayrı evrenin varlığını ortaya koymak gerektiÄŸini düÅŸündüm. İlki
Birinci Dünya Savaşı ve seferberlik ilanı, ikincisi; savaÅŸ koÅŸulları,
üçüncüsü ise Mondros Mütarekesi. Bu üç evrede yaÅŸanan süreci doÄŸru
irdelemek sorunu tüm çıplaklığıyla ortaya koydu" dedi.
 |
Mustafa Kemal ve Ermeniler
Prof. Özdemir, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran kadroların ve önderi
Mustafa Kemal'in Ulusal KurtuluÅŸ Savaşı verirken, gayrı müslimlere bir
çaÄŸrıda bulunmadığını ifade etti. Özdemir, "Mustafa Kemal Amasya
Genelgesinde Ulusal KurtuluÅŸ Savaşı verecek olan kesimlere çaÄŸrıda
bulunurken, Ermenileri ve Rumları buna dâhil etmemiÅŸtir. Sadece ve
sadece Anadolu coÄŸrafyasında yaÅŸayan Müslüman unsurlara çaÄŸrıda
bulunmuÅŸtur. Erzurum ve Sivas kongrelerine katılan hiçbir gayri müslüm
yoktur. Çünkü o dönemlerde Türkiye'deki gayri müslümlerin çok azı
dışında büyük bir çoÄŸunluÄŸu iÅŸgalci güçlerle iÅŸbirliÄŸi içindedir"
ÅŸeklinde konuÅŸtu.
|
"Soykırım yoksa Ermeniler nerede?"
Bazı çevrelerin 'soykırım yoksa o dönem birçok ÅŸehirde yaÅŸayan
Ermeniler şimdi nerede?' şeklindeki sorularının ise basit bir yanıtı
olduÄŸunu savunan Özdemir, sözlerini ÅŸöyle sürdürdü: "Åžöyle sorular
geliyor mesela; 'o dönemler İstanbul'da 120 bin Ermeni yaşıyordu, ÅŸimdi
neden 50 bin Ermeni var, diÄŸerlerine ne oldu?' tüm bunların yanıtları
Lozan'da verilmiÅŸtir. VerilmemiÅŸ olsaydı, Türkiye Cumhuriyeti
kurulamazdı. Bu tür soruları hasta düÅŸünceli insanlar soruyor. O
insanlar ÅŸu soruyu sormuyorlar ama: Selanik'te, Üsküp'te, Erivan'da ÅŸu
kadar Türk vardı bunlar nereye gitti diye. ÖrneÄŸin 1910 yılında
Erivan'da yaÅŸayan nüfusun yüzde 67'si Türk'tü ve birçok camileri vardı.
Bunlar nereye gitti?''"SavaÅŸ koÅŸullarında kriz yönetimi"
'Tehciri' savaş koşullarında kriz
yönetimi olarak adlandıran Özdemir, döneme damgasını vuran Ermeni
çetelerinin eylemleri hakkında da bilgi verdi. Özdemir, "Ermeniler
savaÅŸ baÅŸladığında nasıl bir iç tehdit oluÅŸturuyordu? Bunun yanıtı
verilmeden tehcir konusu anlaşılamaz. ÖrneÄŸin, Meclisi Mebusan'da
Erzurum mebusu olarak görev yapan Karakin Pastırmacıyan Ermeni gençleri
Kafkasya'da eÄŸiterek gönüllü birlikler oluÅŸturuyordu. Bu çeteler sivil
halka saldırıyordu. Köylerde katliam yapıyorlardı" dedi. Hükümetin
tehcir kararı aldıktan sonra, göç eden Ermeni kafilelere yönelik
yapılan saldırılara da deÄŸinen Özdemir, bizzat Talat, Cemal ve Enver
paşaların bu eylemleri en ağır şekilde cezalandırdığını belirtti. Bu
eylemlere karışmış Türk askeri ve idari yönetiminde 67 kiÅŸinin idamla
cezalandırıldığını söyleyen Özdemir, söz konusu yıllarda sadece
Ermenilerin deÄŸil, Rumların ve Suriye'deki Arapların da zorunlu göçe
tabi tutulduğunu anlattı.
"Ermeniler hiçbir ilde çoÄŸunluk deÄŸildi"
Prof. Özdemir, o dönemler Ermenilerin en
yoÄŸun yaÅŸadığı MuÅŸ da bile nüfusun yüzde 37'sini oluÅŸturduÄŸunu, diÄŸer 6
ilde ise bu oranın çok daha düÅŸük olduÄŸuna dikkat çekti. Özdemir,
"İngiliz arÅŸivlerinden derlediÄŸim önemli bilgiler var bu konuda.
Ermeniler o zamanlar 'vilayeti sitte' denilen 6 ilde yaşıyordu. En
fazla bulundukları yer MuÅŸ'ta nüfusun yüzde 37'sini oluÅŸturuyorlardı.
Bu oran diÄŸer illerde yüzde 15 ile 20 arasındaydı. Zorunlu göç
Suriye'ye gerçekleÅŸiyor. Göç kararı alınmadan önce Ermeniler MuÅŸ,
Bitlis, Tokat, SuÅŸehri ve Samsun'da çatışmaya giriyorlar. Åžubat 1915'e
kadar Kars ve Ardahan'da 30 bin Türkü katlediyorlar. Ardından MaraÅŸ'ın
Zeytun bölgesinde çatışmalar çıkıyor. Tehcir kararından önce de sonra
da devam ediyor bu katliamlar. Ardından Van'da büyük bir katliam
yapıyorlar. Bu katliam Ermeni kaynaklarında Dilman Muharebesi olarak
geçiyor. Bu savaÅŸta 25 Ermeni ölürken, 45'i yaralanıyor, Türklerden ise
700 ÅŸehit var. Ayrıca bu rakam Ermeni kaynaklarında 5 bin Türk olarak
geçiyor. Ben bu rakamı abartılı bulduÄŸum için en alt rakamı almayı
uygun gördüm. Dilman'dan sonra Van ÅŸehri yakılıyor. O dönemler Van'da
Ermeniler bir askeri yönetim kuruyorlar ve baÅŸlarında da Aram Manukyan
adında biri var. Tüm bunlara raÄŸmen hükümeti, hala tehcir kararı almış
deÄŸildir" ÅŸeklinde konuÅŸtu.
"Tehcir siyasi bir karar deÄŸildir"
Tehcirin siyasi bir karar olmadığını
savunan Prof. Özdemir, olayın savaÅŸ koÅŸullarının ürünü olduÄŸunu
söyledi. Özdemir, "Tehcir hiçbir ÅŸekilde siyasi bir karar deÄŸildir,
savaÅŸ koÅŸullarının ürünüdür. Kaldı ki 1913'deki seçimlerde Ermeni
Taşnak Partisi ile İttihat ve Terakki Partisi ittifak yapmıştır.
DışiÅŸleri Bakanı, Sayıştay BaÅŸkanı ve Nüfus idaresinin başındaki
kiÅŸiler Ermenilerdir. Tehcir önceden planlanmış bir ÅŸey deÄŸildir" dedi.
Ermenilerle tehcirden önce irili ufaklı 35 çatışmanın içerisine
girildiÄŸini ifade eden Özdemir, etnik yapı gereÄŸi güvenliÄŸi tehdit eder
duruma geldiklerinin saptanması sonrası böyle bir kararın alındığını
vurguladı.
"İki taraf da salgında çok kurban verdi"
Prof. Özdemir, söz konusu yıllar içinde ülkede büyük salgınlar
yaÅŸadığını kaydederek, 1. Dünya Savaşı yıllarında resmi verilere göre
440 bin askerin salgın hastalıktan hayatını kaybettiÄŸini söyledi.
Özdemir, "Sadece 3. Ordu'dan 120 asker salgın hastalık yüzünden
hayatını kaybetti. Türk hekimleri bu hastalıkları tedavi edebilmek için
kendilerini de denek olarak kullandı. Bu sırada sivil vatandaşlar da
salgın hastalıklardan hayatını kaybetti. Bunların arasında Ermeniler de
vardı. Ermeni akademisyenler, Türk askeri hekimlerini, Ermenileri
aşılarda denek olarak kullandığı yönünde eleÅŸtirilerde bulunuyor. Bu
aşıları Türk hekimleri kendi üzerlerinde denemiÅŸlerdir. İki subay da bu
denemeler sırasında hayatını kaybetmiştir" dedi.
"Çalışmalara hız vermeliyiz"
Türkiye'yi yönetenlerin çok dikkatli olması gerektiÄŸini belirten
Özdemir, Ermenilerin bir takım yeni stratejiler geliÅŸtirdiÄŸini dikkat
çekerek ÅŸunları söyledi: "Bugün Türkiye'yi yönetenler hemen her ÅŸeyi
planlamak zorundadır. Ermenilerin bu konudaki yeni stratejileriyle
ilgili Kevok Bardakçıyan adındaki bir kiÅŸinin 'Anadolu'da yaÅŸayan
Ermeniler Türk ders kitaplarına örf ve adetleriyle girmelidir' diyerek
kendilerine uyan Türk bilim adamlarıyla çalışmak istediklerini
belirtiyor. Bu amaçlarından ilkini İstanbul'da gerçekleÅŸtirdiler, ÅŸimdi
ülkenin diÄŸer alanlarına yaymak istiyorlar. Özür dilemeyi kabul
etmiyorlar. Türk bilim adamlarına yönelik dertleri var." Bilim
adamlarının fazla konuÅŸmaması gerektiÄŸini de belirten, Özdemir, "Bunun
yerine daha fazla araÅŸtırma yapmalıyız" diyerek sözlerini tamamlamadı.
Kaynak TTK
|