YENİÇERİ OCAĞINI SÖNDÜREN KİTABE

Osmanlı Devletin üst düzey memurlarından olan ve Yeniçeri Ocağının en kıdemli generali sayılan Yeniçeri Ağası maiyeti ile birlikte Ağa Kapısı adı verilen yerde ikamet eder, çalışmalarını buradan sürdürürdü. [I] Mekan; Süleymaniye Cami’nin kuzeyinde haliç ve boğaza nâzır inşa edilmiş adeta hünkar sarayı gibi çeşitli köşkleri, daire ve idare odaları, atölyeleri bulunan büyük bir kompleks hüviyetindeydi.

 

Bugün İstanbul Üniversitesi'nin bulunduğu Eski Saray'ın yerine Seraskerlik taşınmış ilerleyen zamanda Harbiye Nezareti (Savaş Bakanlığı) olmuştu.

 

 

Bu büyük ahşap saray manzumesinin etrafı ise yüksek duvarlarla çevriliydi. Burası başta Genç Osman olayı olmak üzere nice hararetli hadiselere sahne olmuş, pek çok darbe ve ihtilal buradan planlanmıştı. Karıştığı bu karanlık olaylar sebebiyle pek hayırla anılır bir nâmı da yoktu.

 http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/01/askeri-isler-dairesi.jpg

1826 ‘da Yeniçeri ocağı söndürülünce bu 465 senelik kurumla bağlantılı diğer teşkilatlarda lağv edildi. Yeniçeriliğin hatıralarını silmek için dört bir yanda değişiklikler yapıldı. En başta bu değişiklikten ocağın merkez komutanlığı olan Ağa Kapısı etkilendi.

 

Yeniçeriliğin yerine, Âsakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla yeni bir ordu kurulup ordunun başındaki en yetkili kumandana da Serasker denilerek ikametine Ağa Kapısı tahsis edildi.  Fakat buranın asırlardın zihinlerde buraktığı kötü hatırasını silmek için adı değiştirildi ve buraya Bâb-ı Seraskeri (Serasker Kapısı) denildi.

 

Fakat yapının ahşap olması sebebiyle yeni kurulan modern orduya hizmet edemeyeceği düşünülerek Sadrazam Mehmed Selim Paşa, II. Mahmud’a sunduğu bir takrirde Seraskerliğin Eski Saray’a naklini Ağa Kapısı’nın ise şeyhülislamlara tahsisini arz etti. O zaman kadar şeyhülislamlar diğer ilmiye sınıfına mensup yüksek dereceli bürokratlar gibi resmi işlerini kendi konaklarında sürdürüyorlardı.

 

İstanbul Üniversitesi merkez kampüsünün giriş kapısı eski Harbiye Nezareti ( Savaş Bakanlığı) - Seraskerlik Kapının üzerindeki kitabede; Dâire-i Umur-u Askeriye (Askerlik İşleri Dairesi)

 

II. Mahmud bu isteğin uygun olduğunu belirttiği hattı hümayununda Yeniçeriliğin hatıralarının silinmesi, hatta kazınması için Ağa Kapısı lafzını tamamen yasaklayarak Şeyhülislama tahsisinden sonra buraya Fetvahane denilmesini istiyor ısrarla belirtiyordu.

 

 

Bab-ı Meşihatta işgören şeyhülislamlardan Musa Kazım Efendi

 

Padişah yeniçerilikten illallah eder üsluptaki hattında “Yeniçeri nâmı mahv ve ilga oldup yerine Âsakir-i mansure-i muhammediyye kullanıldığı gibi Ağa Kapısı lafzıda lisanlardan silinir” diyor buranın Fetvahane yapılmasının bu işe vesile olmasını temenni ediyordu.

 

Böylece çok az bir süre Ağa Kapısı’nda kalan Seraskerlik o zaman Eski Saray olan bugünkü İstanbul Üniversitesi Merkez Kampüsnün bulunduğu yere taşındı.Dolayısı ile Seraskerlik (Sonradan Harbiye Nezareti)  burası oluyor Ağa Kapısı ise Fetvahane [II] adı ile Şeyhülislam’a tahsis ediliyordu.Osmanlı reform asrının önemli gelişmelerinden biri olarak devlet kurumlarının devamlı ofislere sabit bürolara kavuşması Şeyhülislam içinde tahakkuk ederek tarihlerinde ilk defa sabit bir mekana kavuştu.Böylece başlıca şer’i ve hukuki kurumlar bir yerde toplanmış oldu.

 

II. Mahmud'un Ağa Kapısı'nın Fetvahaneye çevrilmesine dair Hatt-ı Hümayunu

 

Fakat Şeyhülislam tam Ağa Kapısı’na taşınacakken çıkan Hocapaşa yangını ile İstanbul’un pek çok mahallesi ve Bâbıâli zarar gördü. Bunun üzerine Fetvahane bir süre Babıâli olarak kullanıldı. Bâbıâli’nin eski yerine taşınması üzerine yaklaşık 1 yıllık gecikmeyle Şeyhülislam ve mahiyeti de artık eskiden Ağa Kapısı denilen Fetvahaneye yerleşti.

 

Yüzyıllarca Yeniçeri ocağının en büyük generaline ikametgâh olmuş, türlü ihtilal ve ayaklanmaların ev sahibi mekân Şeyhülislamlara tahsis edilince şair Keçecizâde İzzet Molla tün bu tarihi safahatı resmeden bir şiir kaleme aldı.

 

Bu şiir eski Ağa Kapısı yeni Fetvahane olan mekanın giriş kapısı üzerine  Yesarizade Mustafa İzzet’in  hattıyla büyük bir kitâbe olarak yerleştirildi.

 http://tarihvemedeniyet.org/wp-content/uploads/2010/01/Mesihat-Kitabesi.jpg

Ağa Kapısı Fetvahane Olunca Giriş Kapısı Üzerine Yerleştirilen, Metni Keçecizade'ye Ait Kitâbe

 

Kitabede;

1- ) Devleti dâim ola hazret-i Han Mahmud’un / Sâyesinde olup âsûde hemîşe ulemâ /

Seyf ü hâmeyle idüp destini Mevlâ teyîd / Bir eline kılıç aldı bir eline Fetva

 

2-) Hakk-ı nimet ne imiş bilmeyenlerin hali budur / Âb-ı tîğ u kalemi kıldı ocağı itfâ /

Nice nush itdiler ol şirzime-i mekrûha / Ulemanın sözünü eylemediler isgâ

 

3-) Âkibet yerlerin Allah nasîb etti bize / Dar-ı Fetvaları itmiş idi anlar yağma /

Ömrü olcukça mübarek ide bi’l-istihkâk / Müfti-i a’lem olan Tahir efendi’ye Hüdâ

 

4-) Nûr-ı adli ile mahv itti zalâm-ı zulmü / Rûz u şeb eyleyelimn hüsrev-i devrâna dua /

Melce-i ümmet ide  haşre kadar bâbını Hak / Dura ol şâh-ı cihân tâ dura şer’-i Mevlâ

 

5-) Hâk-i pây-i şeh-i devrâna teşekkür kıldı / İki cevher gibi tarihle izzet-i füzelâ /

Ağa Kapısı’nı virdi bize Sultan Mahmud / Bâb-ı tezvir idi hak kıldı makam-ı iftâ (1241)

 

 

    Kısmen Günümüz Türkçesi İle

 

    Fetvahane'ye çevrildikten sonra Ağa Kapısı

 

    Kılıç ve kalemini [III] kuvvetlendirip mevla

    Bir eline kılıç aldı bir eline fetva

    Hakkın nimeti neymiş bilmeyenlerin hali bu

    Kılıç ve kaleminin suyu [IV] söndürdü ocağı

 

    Nice nasihat ettilerse de o kerih topluluğa

    Alimlerin sözünü dinlemediler asla

    Akibet ki Allah yerlerini nasip etti bize

    Fetvahaneleri etmişti onlar yağma

 

    Ömrü oldukça mübarek ede hakkıyla

 

    alemin müftüsü Tahir efedniye Hüda

    Adl’in nuru ile yok etti zulmün karanlığını  ((Adli Sultan Mahmud’un da mahlasıdır))

    Gece gündüz dua edelim zamanın Sultanına

 

    Dura o dünya Sultanı, Şer’-i Mevla durana dek

    Devrin şahının ayağının toprağına teşekkür kıldı

    İki cevher gibi tarihle izzet-i füzelâ

    Ağa Kapısı’nı verdi bize Sultan Mahmud

 

    Bozguncu Kapısı idi hak kıldı makamı fetva – 1826

    Ümmete sığınak ede haşre kadar bu kapıyı hak

 

Cumhuriyetten sonra şeyhülis­lâmlık kaldırılıp Diyanet İşleri kurulunca Ağakapısı’da bu kuruma bağlı İstan­bul Müftülüğüne verildi. Kompleksin en gösterişli bölümü ise İstanbul Kız Lisesi yerleştirildi. Daha sonra bir yangınla harap olan bu bölümün yerinde İstanbul Üniversitesi’nin Botanik Ens­titüsü binası yapılmıştır.

 

II.Mahmud’un bu konudaki Hatt-ı Hümayunu ve Latince transkripsiniyonu için tıklayın (396)II.Mahmud’un bu konudaki Hatt-ı Hümayunu ve Latince transkripsiniyonu için tıklayın

 

Bibliyografya:

Semavi Eyice , “Ağakapısı”, İA, C.1

Mehmet İpşirli, “Bâb-ı Meşihat”, DİA ,C. 4

Abdülkadir Özcan, “Bâb-ı Seraskerî”, DİA,  C.4

İ. Ortaylı, “Tanzimat Devrinde İdari Yapı”,Osmanlı Devleti Tarihi, Editör; E. İhsanoğlu, İRCİCA, İst. 1999Bilgin Aydın,İlhami Yurdakul,İsmail Kurt , Şeyhülislamlık (Bâb-ı Meşihat) Arşiv Defter Kataloğu, İSAM yayınları, 2006

Yeniçeri Ocağının Kaldırılışı ve II. Mahmud’un Edirne Seyahati, Mehmed Daniş Bey, Haz. Şamil Mutlu, İ.Ü.Edebiyat Fakültesi . İst.1994

 

   1. Eskiden beri doğu devlet geleneği olarak yüksek bir makamı ifade etmek için kapı veya bâb kelimesi kullanılmıştır  Padişah Kapısı, Ağa Kapısı, Şehazade Kapısı, Paşa Kapısı veya Bâb-ı Defteri, Bâb-ı Asâfi, Bâb-ı Meşihat vs… gibi

   2. Bâb-ı Meşihat

   3. Eskiden beri kalem ilmin, kılıç ise ordunun sembolü sayılarak devleti ayakta tutan unsurlar olarak görülmüş dolayısı ile padişahlar “sahib-i seyf ü kalem” diye vasıflandırılmıştır.

   4. Âb-ı hayat ve ayrıca kılıcın dayanıklılığını arttırmak için su verilir

 

 

 http://tarihvemedeniyet.org

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile