| Tarım'da Oynanan Oyunlar |
|
 SIRDAÅž, Kara Kaplı Defter'den öyle notlar çıkarıyordu ki,  tarih adeta yeniden yazılıyordu. MeÄŸer tarihin tozlanmış sayfaları arasında kalmış ne sırlar varmış… Sultan Abdulhamid Han döneminde tarıma o kadar çok önem veriliyordu ki, ÅŸu kısa notlar ve belgeler; yüzeysel de olsa, konunun mahiyetini daha iyi anlamamıza sebep olacaktır.  Tohumculuk alanında, özellikle 'buÄŸday' tohumculuÄŸuna ayrı bir önem verilmekteydi. Devrin tarım mütehassısları, hasat zamanı ekilen buÄŸdaylardan, hasadın kırıma uÄŸradığını tespit etmiÅŸlerdir. Ekilen buÄŸdaylar hastalanmış, bilinmeyen bir hastalık zuhur etmiÅŸtir.  Uzun araÅŸtırmalar neticesinde iÅŸin aslı ortaya çıkarılmıştır. Tohum ekimi döneminde, Anadolu'nun saÄŸlıklı öz buÄŸday tohumlarının içersine, yurt dışından bazı gizli servisler aracılığı ile; bozuk ve hastalıklı buÄŸdaylar karıştırılmıştır. Sadece bununla da kalınmamış, ekimi fesada uÄŸratacak haÅŸeratın da sokulduÄŸu tespit edilmiÅŸtir. Yurt dışından getirilen zararlı böcekler, Anadolu'nun saÄŸlılık buÄŸdayını kırmış, buÄŸday depolarının  boÅŸalmasına sebep olmuÅŸtur.  Â
Sultan Abdulhamid Han bir heyet kurdurarak, yurt dışına araştırma için göndermiştir. Yapılan araştırmalar neticesinde işin perde arkası öğrenilmiştir. Perde arkası şudur:
 Maksat Anadolu'da tarımı bitirmektir. Buğdayların tohum vermemesi sağlandığında, akabinde dışardan tohum getirilmesinin önü açılacaktır. Getirilen bu tohumlara büyük bedeller ödenmesi bir yana, getirilecek olan tohumlar ise hastalıklı tohumlar olacaktır.
 Diğer yandan tohumsuz kalmak demek açlık tehlikesinin baş göstermesi demektir.
  Abdulhamid Han'ın talimatıyla çok detaylı kitaplar hazırlanmış, tohumculukla uğraşanlar bilinçlendirilmiştir. Devrin gazeteleri aracılığı ile halka bu konuda gerekli bilgilendirmeler yapılmıştır.
İşte o dönemde bastırılıp dağıtılan kitaplar ve gazetelerden örnekler:
 Bunlarla da kalınmamış, tohumlara yapılan bu saldırının arka planı tam manasıyla öğrenilmiş ve bu işi yapanlar deşifre edilmiştir.
 İpek böcekçiliğine de ayrı bir önem verilmiştir. Hereke Halıları tarihine baktığımızda şu bilgiler karşımıza çıkacaktır: "1843 Yılında, Sarayların tekstil ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulan Hereke Fabrika-i Hümayunu, Sultan II. Abdülhamid' in emriyle 1891 yılından itibaren Saraylarda kullanılmak üzere küçük bir dokumahane olarak halı üretimine başlamıştır. Sultan II. Abdülhamid' in himayesinde Sivas, Ladik, Manisa'dan getirilen ustalarla başlanan bu üretimde önceleri, Gördeskari halı desenleri kullanılırken, daha sonraları Yıldız Sarayı bünyesindeki Tamirhane-i Hümayun ressamı olan Mösyö Emil Meinz tarafından Saray mekanlarının özellikleri göz önünde bulundurarak çizilen yeni halı desenleri dokunmuştur.
 Â
19.Yüzyılda, sarayların halı ihtiyacı UÅŸak, Gördes, İzmir ve Bursa' da saray tarafından verilen resim ve örneklere uygun olarak imal ettirilmekte, bunun yanı sıra ihtiyacın bir kısmı da İngiltere ve Fransa' dan satın alma yoluyla karşılanmaktaydı. Hereke Fabrikasının kurulmasından sonra PadiÅŸahın iradesiyle sarayların tüm halı ihtiyacı bu fabrika tarafından saÄŸlanmıştır. Sultan II.Abdülhamid' in saltanat yılları boyunca Yıldız Sarayı baÅŸta olmak üzere bir çok yapıdaki padiÅŸah, valide sultan, kadıefendi ve sultan odalarında bulunan halılar Hereke halıları ile yenilenmiÅŸtir. Â
Â
(Hereke Halı Fabrikasındaki makinalardan birisi)
 Sultan Abdülhamid' in Hereke dokumalarının çeşit ve miktarının arttırılması, kalite ve güzellik açısından Avrupa dokumaları ile rekabet edebilecek duruma getirilmesi, üretimin çoğaltılması talimatıyla Hereke Fabrikasına hazine tarafından ilave halı tezgahı kurularak üretim desteklenmiş, çok rağbet gören her biri sanat eseri niteliğinde olan dokumalar başarıyla üretilmiştir. Böylelikle Sultan' ın himayesinde organize bir şekilde gerçekleştirilen eğitim ve üretim faaliyetleri sonucu, halıda dünyaca bilinen HEREKE tarzı ortaya çıkmış ve HEREKE Halısı dünyada hala tanınan ilk Türk markası olmuştur."
(Hereke Halı Fabrikası)
Bu fabrika bugün de faaliyetine TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı'na bağlı olarak devam etmektedir.
Â
(İpek böcekçiliği ile ilgili olarak dağıtılan kitaptan örnek)
Bütün bu olumlu gelişmeleri sekte uğratmak isteyenler boş durmamıştır. İpek böcekçiliğini yok etmek isteyenler sinsice harekete geçmişlerdir.Bursa'da, özellikle ipek böcekçiliğini yok eden haşerelerin İngiliz gizli servisince sokulduğu tespit edilmiştir.
Â
 (İpek böcekçiliği ile ilgili olarak dağıtılan kitaptan örnek)
İpek böcekçiliğini yok eden haşerelerden sonra, bugün oldukça gündemde olan bir haşere tespit edilmiştir: KENE
Â
(Kenelerle ilgili olarak yayınlanan kitaptan bir sayfa)
Abdülhamid Han bu konuları çok sıkı bir şekilde takip etmiş, bunlar için özel ekip kurmuştur.
Â
(Kenelerle ilgili bilgiler)
Bu mücadele Cumhuriyet döneminde de Gazi Paşa tarafından sürdürülmüş, aynı kitap Gazi Paşa tarafından da bastırılmış ve ilgililere dağıtımı yapılmıştır. Bu kitabın 1928 yılı baskısı mevcuttur.
Â
Bu meselelerin ne kadar ciddiye alındığı bugüne kadar anlatılmamıştır.
Şer güçlerin ta o devirlerden Türk Halkı'nın sağlığı ve ekmeği ile oynadığı aşikardır.
 Yine aynı ÅŸekilde arıcılığın yok edilmesi için benzer faaliyetler yürütüldüğü bilinmektedir. Buna karşılık olarak,fenni çalışmalar yürütülmüş ve halka yönelik bilgilendirme çalışmaları yapılmıştır.Â
 |




(Memleketimizde mevcut veya hariçten girmiş haşaratı imrazı nebatadı hastalık düşmanları)









