| Tarihçiler konuşsun dedirtmek bir başarı |
|
Ankara-Erivan görüşmelerinin iyi gittiğini düşünen Türkmen`Tarih komisyonunu kabul ettirmek büyük başarı olur çünkü Ermenistan bunu konuşmaya bile yanaşmıyordu` diyor. Türkiye, Ermenistan ile ilişkilerin normalleşmesi, sınır kapısının açılması ve diplomatik ilişkilerin başlaması için hassas ve dengeli bir süreç yürütüyor. Eylül 2007-Eylül 2008 arasında diplomatlarca yürütülen süreç, Eylül 2008`den bu yana siyasi düzeye çıkarıldı. İki ülke arasındaki tüm sorunlara kapsamlı çözüm bulmanın yolları arandı ve nihayet bir yol haritasında mutabakata varıldı. Nihai amaç, ilişkilerin normalleşmesi, Güney Kafkasya`nın güvenlik, istikrar ve refah bölgesi haline gelmesi. Ancak bu süreçte Dağlık Karabağ da dahil Ermenistan`ın işgal ettiği topraklar nedeniyle Azerbaycan, Türkiye`ye karşı kırgın bir tutum izliyor. Azerbaycan`ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülke olan Türkiye, bu süreçte başından itibaren Azerileri asla üzmeyeceğini, Ermenistan ile onlara rağmen bir anlaşmaya varılmayacağının altını ısrarla çiziyor. Bunu her düzeyde, her ortamda tekrarlıyor ve `biz iki devlet, bir millet`iz diyor. Bu esnada Dağlık Karabağ sorunun çözümü için kurulan Minsk Grubu İsviçre, Rusya, Fransa ve ABD`nin arabuluculuğunda Ermenistan ile Azerbaycan görüşmelerini yürütüyor. Tüm süreci Eski Dışişleri Bakanı İlter Türkmen ile konuştuk. Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi için görüşmeler sürüyor. Ermenistan`daki aşırı milliyetçiler teyakkuzda, Taşnaklar koalisyondan çekildi. Erivan süreci nasıl yürütüyor sizce? Neleri kabul ettiklerini bilmiyoruz ama Ermenistan süreci buraya kadar getirdi çünkü Türkiye ile ilişkilerini iyileştirmek istiyor. İlişkilerin bu yönde ilerlemesi Ermenistan`ın Kars Antlaşmasını tanıdığı anlamına gelecek. Diplomatik ilişkiler de bu esas üzerine kurulur. Ermenistan`ın Doğu Anadolu`yu Batı Ermenistan olarak anması, Ağrı Dağının armalarında yer alması da Türkiye toplumunu galeyana getiriyor. Bunlardan vazgeçmesi anlaşmaya bir madde olarak girer mi? Açıklığa kavuşturalım: Ermenistan 1991`de bağımsız olduğunda `Batı Ermenistan` anayasada ve bağımsızlık bildirgesinde vardı. 94`te anayasadakini kaldırdılar ama bağımsız bildirgesine atıf kaldı. Sorun o. Ağrı`ya gelince, Ağrı Ermenistan`ın devlet armasında var ama Ermenistan Sovyet federe cumhuriyetiyken de vardı. 1920`lerden beri var, Ağrı da Erivan`dan gözüküyor. Batılı bir diplomat Ermenistan`da demiş ki: `Konyaklarınızın üstünde Ağrı resmi neden var, Ağrı sizde değil ki`. Cevap `E, Türk bayrağında da ay var, ay onların mı?` olmuş. SOYKIRIM GERİ PLANA DÜŞER Ermenistan Karabağ dışındaki işgal ettiği Azeri topraklarından çıkmadan Türkiye`nin sınırı açması söz konusu olabilir mi? Hayır. Anlaşma zaten buna bağlı. Diplomatik ilişkiler de. Önce iki tarafın Tiflis büyükelçisi akredite olacak, bizim elçimiz Erivan`da, onlarınki Ankara`da akredite olacak, sonra yavaş yavaş sürekli büyükelçiler gönderilecek. Ama bu süreçte asıl önemli olan şey, tarihçiler komisyonunun konuşuluyor olması. Bu son derece önemli çünkü Ermenistan şimdiye dek `Bu konuda konuşulacak bir şey yok, soykırımı dünya kabul etti, tarihçileri niye toplayalım ki` diyordu. Komisyonun kabulü çok önemlidir. Komisyondan çıkan sonuç ne olur? Hukuki bir şey çıkmaz. Sonunda da hiç bir devlet `tarihçiler ne derse odur` da demeyecek. Tarihçilerin kendi aralarında anlaşacaklarını da sanmam ama bu iyi bir süreç. Yavaş yavaş birbirlerini daha iyi anlayabilirler, hangi belgeler gerçek, hangileri değil, belirlenir. Bir de tabi bu iş, Ermeni soykırımı iddiasını arka plana iter. Zaten bizim de bu meseleyi halledebilmemizin tek yolu budur, bundan ibarettir. BU, HİÇ KOLAY BİR TARİH DEĞİL Ya komisyondan `evet soykırım oldu` sonucu çıkarsa. Türkiye buna hazır mı? Çıkmasına imkán var mı? Bilimsel diyoruz da, tarihin bilimsel tarafı ne kadardır? Devlet adamlarının hatıraları ayrı, belgeler ayrı. Ülkelerin tarih algıları, görüşleri çok farklı. Öyle bir sonuç çıkmaz ama komisyonun kabulü iyi bir şeydir ve bizim açımızdan da başarıdır. Türkiye yıllarca `soykırım olmamıştır` dedi, sonra yakın zamanda tarih komisyonu kuralım, siyasiler değil tarihçiler baksın dedi. Tezlerini anlatmakta niye bu kadar geç kaldı? Evet ama biz esas tezimizi değiştirmedik. `Soykırım değil bir takım acı olaylar olmuştur, savaş şartlarında mukatele (karşılıklı öldürme) olmuştur, Ermeniler de Türkleri öldürmüştür` dedik. Bunu başından beri savunduk. Onların da tezi değişmiş değildir. Türkiye`de de konu sıkça tartışılıyor. Talat Paşa`nın hatıraları çıktı, yine bir tartışma oldu. Mc Carty`nin Van İsyanı kitabı var mesela. Van isyanı da, Ermenilerin Türkleri katletmesidir. Hiç kolay bir tarih değil. Obama`nın 24 Nisan`da `meds yeghern` demesi Türkiye`yi gerdi. Soykırım demedi ama büyük felaket demesi bizi daha mı zora soktu? Hayır, hiçbir şey değişmedi. Soykırım demedi, bu çok önemli. Soykırım-jenosit, BM`de 1948 Jenosit Anlaşmasının ortaya çıkardığı bir kavramdır. Jenosit demedikçe o anlaşmayla irtibat kuramazsınız. Bu bir. İkincisi Ermeniler `büyük felaketi` bu sözleşmeden çok evvel, 1. Dünya Savaşından beri kullanıyorlar. Bush da kullandı ama İngilizce. Mühim olan sözleşme, çünkü jenosit suçunun neler içerdiğini anlatıyor. Hukuki bir bağlayıcılığı var. Obama`nın bunu dememesi çok önemli. Biz asıl kızılması gereken şeye değil boş yere kızıyoruz. Nedir asıl kızmamız gereken şey? `Bir buçuk milyon Ermeni` diyor. Bu tam bir uydurma. Hiçbir gerçekliği yok çünkü 1915`te de istatistikler vardı. Bütün tarihçiler Osmanlı istatistiklerine her konuda itibar ediyorlar. O kayıtlara göre, o tarihte ülkedeki bütün Ermeni nüfusu bir milyon 3 yüz bin küsur. Bunların bir kısmı yaşadı. Hrant Dink ölmeden önce `Cumhuriyet kurulduğunda Türkiye`de hala 300 bin Ermeni vardı` demişti. 300 bin o. 400 bini Ermenistan`a gitti. Rusya`da 2 milyon Ermeni var, bir kısmı buradan gitti. ABD`de, dünyanın her yerinde Ermeniler var. O yüzden bir buçuk milyon kesinlikle çok abartılı. Ona kızmıyoruz, meds yeghern dedi diye kızıyoruz. HUKUKEN ÇOK RAHAT VE EMİNİZ Dünyada Ermeni soykırımı giderek daha fazla kabul görüyor. Soykırımı 18 ülke kabul etti, akademik çalışmalar, kitaplar arttı... Türkiye bu konuya sıkıştı kaldı. Ne yapmalı? Bence sıkışmadı. Evet 18 ülke parlamentosu, 40 ABD eyaleti kabul etti ama bunlar bazı sembolik siyasi ifadeler. Hukuki yaptırımı, bağlayıcılığı, etkisi yok. Paniklemeye gerek yok. 3 yıl önce de, sigortalar meselesi çıktı gereksiz yere. Türkiye`de yaşayan Ermenilerin bir kısmı vaktiyle Amerikan sigorta şirketlerine hayat sigortası yaptırmışlar. Dava açtı torunları. Ve para aldılar sigorta şirketlerinden. Şimdi bu şirketler Türkiye`ye mi hücum edecek, diye bir panik oldu burada. Olur mu hiç? Şirket birini sigorta ettiyse öldüğünde parayı ödeyecek, nasıl öldüğü onu ilgilendirmez. Şunu zihnimize yerleştirelim bir kere: Bizim için soykırım meselesinde hukuki hiç bir sıkıntı yok. Çünkü gidilecek mahkeme yok. AİHM o zaman yoktu, geriye dönük işlemiyor. Dolayısıyla ne tazminat, ne toprak istenebilir. Hiçbir şey istenemez. Azerilerle ilişkimiz asla bozulmaz Ankara, Bakü`yü üzmeden Erivan ile ilişkilerin normalleşmesi için çaba içinde. Azerbaycan`ı da her düzeyde bilgilendiriyor ama Azerbaycan niye alıngan? İç kamuoyunda kıvılcım başladı mı durdurmak zordur. `Türkiye bizi düşünmeden Ermenistan`la anlaşıyor` diyor ama Azerbaycan ile Türkiye ilişkileri çok derindir. SSCB zamanında bile öyleydi, sonra iyice arttı. Öyle ki askeri eğitimini Türkiye sağlıyor. Nahçıvan`daki kolorduya muazzam yardım yapıyor, enerji işbirliği var. İnanmam ilişkiler kopmaz. Türk camisini kapattı, gaza zam yaptı. Aliyev `Türkiye`nin de Ermenistan`ın da politikalarını özgürce belirleme hakkı var. Bizim de var` dedi ve soluğu Moskova`da aldı. `Türkiye ve Batı yoksa da hemen burada Rusya var` demek mi bu, siyasi şantaj mı? `Ben sana küstüm başka gruba katılıyorum` diye bir politika yok artık dünyada. Azerbaycan`ın menfaati hem Türkiye, hem Amerika, hem Rusya ile iyi geçinmek. Rusya ile iyi geçinmenin de bir bedeli var. Kim egemenliğinden kurtulduğu devlete tekrar bağlanmak ister ki... Azerbaycan pire için yorgan yakmayacak yani? Sanmam, kamuoyunun hassasiyetini galeyanını baskı unsuru olarak Türkiye`nin üzerinde kullanıyor herhalde. `Azerbaycan, Türkiye ile danışıklı. Böylece Ermenistan`a karşı daha güçlü oturacak masaya` deniyor... Komplo o. Diplomaside hayal gücü pek işe yaramaz. Türkiye`nin çaba ve hassasiyetine rağmen niyetinden niye şüphe ediyor o halde Azerbaycan? Onlar için anlaşılır bir şey. Türkiye`nin bugüne dek yürüttüğü politika Ermenistan üzerinde önemli baskı unsuru ama Türkiye`nin de menfaatleri var. Açık konuşalım, iki devlet bir millet diyoruz ama iki devlet olunca her konuda tam menfaat örtüşmesi olmayabilir. İttifaklarda bile neler olur. Azerbaycan`ın bazı şeylerini biz anlayışla karşılıyoruz. KKTC`yi tanımıyor ama Türkiye ona kırılmıyor... Tanıyamaz çünkü Karabağ meselesinde emsal teşkil eder kendisi açısından. Avrupa Konseyinde Kıbrıslı Türk milletvekillerinin de parlamenterler asamblesine katılımı oya sunulduğunda Azeriler salondan çıktı. Hakları vardı, emsal teşkil ediyordu. Bunu anlıyoruz ama biz de çok nazik bir durumla karşı karşıyayız, onlar da bunu anlayışla karşılamalı. Ayrıca Türk-Ermeni ilişkilerinin düzelmesi, uzun ve orta vaade Azerbaycan`ın da menfaatlerine uygundur. Davutoğlu başarılı olacak bir isim Sarkisyan da, Gül ve Erdoğan gibi ilişkilerin düzelmesi için çaba harcıyor. Koçaryan olsaydı muhtemelen bu noktaya gelinemezdi. Liderlerin rolü nedir? Tüm ülkelerin kaderlerinde liderlerin büyük rolü var. Napolyon da bir liderdi, ne oldu Fransa? Hitler de liderdi ne oldu Almanya? `Efendim devletlerin politikaları değişmez. Devlet adamlarının yapabilecekleri sınırlıdır` deniyor ama yanlış. Liderlerle her şey değişiyor. Obama geldi ABD ve dünya değişti. Türkiye Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi için, iki ülke liderleri bakımından bir fırsat dönemi mi bu? Bence öyle, evet, bence öyle... Kabinede değişiklik oldu. Dışişleri Bakanlığı koltuğuna Babacan`ın yerine Davutoğlu oturdu. Ne diyorsunuz? Sayın Davutoğlu, Başbakanlık danışmanı olarak dış politikanın yönlendirilmesinde ve uygulanmasında son yıllarda önemli bir rol oynamıştır. Özellikle Ortadoğu`daki inisiyatiflerin önemli bir kısmının onun görüşlerinden kaynaklandığı gözlemlenmekteydi. Dışişleri Bakanı olarak başarı göstermesine imkan verecek yeteneklere sahip olduğu kuşkusuzdur. Kendisine başarıları dilerim. ABD Türkiye`nin eli güçlensin ister ABD Türkiye-Ermenistan ilişkisini niye istiyor? Tek neden 1 milyon Ermeni kökenli vatandaşlarının baskısı mı? 1) Kafkasya`nın istikrarı için 2) Türkiye için. Çünkü Türk dış politikasını zorlaştıran bir unsur Ermeni meselesi. ABD ile Türkiye ilişkilerini de zorlaştırıyor. O yüzden çözüm istiyor. Biz de istiyoruz ilişkilerin düzelmesi çok işimize yarayacaktır. Sınır ticareti olur ama asıl Orta Asya yolu için alternatif olur. Rusya Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin bozulmasını çok mu ister? Bunu demek için kafi delil yok. Tutumu çok belirgin de değil ama Azerbaycan ile Ermenistan arasında o da çözüm istiyor, zaten şu aralar derdi Saakaşvili`yi devirmek. Diaspora gücünü soykırımdan alıyor Ermeni diasporasıyla Ermenistan`ın öncelikleri farklılaştı. Diaspora soykırımda ısrarcı, kindar. Ermenistan ise daha rasyonel, yarını düşünüyor. Bu durum Türkiye`nin elini rahatlatır mı? Elbette. Ermenistan bir devlet. Hükümet de halk da sorun çözmeye çalışıyor. Kocaman bir de komşusu var, Türkiye. Soykırıma öncelik vermesi kolay değil. Diaspora için ise jenosit önemli. Toplumu bir arada tutuyor. Kimliği koruyor kiliseye güç etki sağlıyor. İşgal ettiği Azeri toprakları nedeniyle uluslararası toplum, Ermenistan`ı niye kınamıyor, baskı uygulamıyor? Aslında KKTC`deki askerimizin çekilmesi için geçerli olan BM Güvenlik Konseyi kararı onlar için de var ama.. Ermenilere büyük sempati, bir mazlum efsanesi var. Her yerde önemli mevkilere sahip Ermeniler var, ekonomik siyasi güçleri var ve oy veriyorlar. http://www.stargazete.com |


Dış politika duayeni, eski Dışişleri Bakanı İlter Türkmen Türkiye-