TÜRKLER
TÜRKLER... Uçsuz bucaksız bozkırların efendisi olmak yetmedi onlara. Dünyanın sınırlarına yürüdüler. Sarı Deniz`den Atlas Okyanusu`na binlerce kilometreyi kat ettiler.

    Bozkırın Atlıları Tarık TAVADOÄžLU`nun araÅŸtırması

     Kartal kanatlı atları, uzun saçlı, yaylı mızraklı bahadırları ile DoÄŸu`nun ve Batı`nın üzerinde kasırga gibi estiler. Åžanlı yürüyüÅŸte ele geçirdikleri ya da göç ettikleri ülkeleri yurt belleyenler de oldu, geldikleri gibi gidenleri de. Orta Asya`dan 3 kıtaya

    Ergenekon yurdun adı Börteçine kurdun adı, Dört yüz sene durdun, hadi, Çık, ey yüz bin mızrağımız. Orta Asya bozkırlarından 400 çadırla gelip Anadolu`da Osmanlı devletini kuran ve 3 kıtada at oynatan Türkler, medeniyetler kurup devirler deÄŸiÅŸtirdiler. Bugün ise Balkanlar`dan doÄŸuya Çin Seddi`ne, kuzeyde Sibirya bozkırlarından güneyde Horasan, Afganistan Tibet`e kadar olan bölgelerde Türkler yurt tutmuÅŸ durumda. Dünyanın her yerine Orta Asya`dan kalkıp yayılan Türkler`in medeniyetler kurup devirler deÄŸiÅŸtirdiÄŸi bütün tarihçilerin ortak kanısı... Peki Türkler`in bu büyük göçü ve öncesi- sonrasında neler oldu? Gelin bu yolculuÄŸa hep beraber baÅŸlayalım ve Müslümanlığın da hamisi haline gelen Türkler`in ÅŸanlı soyunu ÅŸöyle bir inceleyelim. Bu yazımızda daha ziyade Orta Asya tarihine kısa bir bakışın ardından Türkler`in Müslüman oluÅŸu ve diÄŸer geliÅŸmeleri irdeleyeceÄŸiz. Åžimdi bu yolculaÄŸa çıkanların kısa hikayesiyle iÅŸe baÅŸlayalım ve bakalım atlının yolu nerelere düÅŸecek?

    Türklerin ÅŸanlı yürüyüÅŸü

    En eski yurt: Altay Dağı`nın kuzeyi ile Sayan DaÄŸları`nın güneybatısı arasındaki bölgenin en eski Türk yurdu olduÄŸu sanılıyor. Bilinen en eski Türk göçü . 1700`lerde Sayan DaÄŸları`ndan Altay ve Tanrı DaÄŸları`na doÄŸru gerçekleÅŸti. Kuzey Çin ve MoÄŸolistan`daki Türkler`in varlığı ise daha eskilere uzanıyor. Yakutlar, Sibirya`nın doÄŸusuna, ÇuvaÅŸlar Ural DaÄŸlarının güneyine çekildi. BaÅŸka bir Türk grubu MÖ 1000-800 yıllarında Ordos ve Kansu bozkırlarına yerleÅŸti. Bunlardan ayrılan bir grup da Baykal Gölü civarına göç etti. Yine bu yüzyıllar içinde Kazakistan, Maveraünnehir, Kuzey Hindistan yörelerine Türk akınları gerçekleÅŸti.

    Hunlar: Hunlar`ın bir kısmı 1. yüzyılın sonlarında Aral gölü havzasına, bir kısmı da Hazar Denizi`nin kuzeyine ve Kazakistan bozkırlarına göç etti. Hun bölgeleerinin 150 yılında Siyenpirafından iÅŸgali üzerine Güney Kazakistan ve BaÅŸkırt bölgelerine doÄŸru Hun göçü baÅŸladı.

    Ogurlar: OÄŸuzlar`ın bir kolu olan Ogurlar 5. yüzyılda Güneybatı Sibirya`dan Güney Rusya`ya göç etti.

    Peçenek, Kıpçak ve Uzlar: Peçenekler, Hazar ve OÄŸuzlar`ın baskısıyla Azak Denizi`nin kuzeyine çekildi. Tuna`yı 1036`da aşıp Trakya`ya yöneldiler ve İstanbul önlerine kadar ilerlediler. Bir baÅŸka Türk boyu Kıpçaklar ise OÄŸuzlar`ın bir kısmını da önlerine katarak 11. yüzyılın ortalarında Avrupa`ya göç ettiler.OÄŸuzlar`dan ayrılan bir grup,(Uzlar) Hazar`ın kuzeyinden DoÄŸu Avrupa ve Balkanlar`a hareket etti.

    Uygurlar: Orhun- Selenga boylarınad oturan Uygur oymakları 8. yüzyılda Göktürkler`in yerini alarak İç Asya`ya yayıldılar. Uygur KaÄŸanlığı 840`ta yıkılınca Tarım`ın kuzeyindeki vahalara dağıldılar. ``Åžarı Uygurlar``` diye bilinen Åžato Türkleri ise Çin`ın içlerinde Batı Kansu`ya yerleÅŸti.

    Akhunlar: Altay bölgesinden ayrılan Akhunlar,(Eftalitler) 5. yüzyıldan itibaren Maveraünnehir, Afganistan ve Kuzey Hindistan`a girdiler.

    Bulgar ve Macarlar: Kafkasya`nın kuzeyinde bulunan Ogur Bulgarlarından Otuz Ogurlar, Büyük Bulgar Devleti`nin yıkılmasından sonra kuzeye göç etti. On Ogur Bulgarları ise Kafkasya`da kaldı. Bir baÅŸka Bulgar kolu da batıya ilerleyerek Balkanlar`a yerleÅŸti. Macarlar ise bazı Türk boyları ile birlikte Orta Avrupa`ya göç etti. Macaristan`a verilen ``Hungary`` isminin onları teÅŸkilatlandıran On Ogurlar`dan kaynaklandığı söylenir.

    Avarlar: Göktürkler`in baskısıyla batıya yönelen Avarlar, yolları üzerindeki Türk boylarıyla kaynaÅŸarak Azak kıyılarından geçti ve AÅŸağı Tuna`ya kadar ilerledi.

    Avrupa Hunları: Hazar`ın kuzeyine yerleÅŸen Batı Hunları, 350`yi izleyen yıllarda Orta Avrupa`ya ilerlerken, bunlardan ayrılan bir gurup da Kafkasya üzerinden Anadolu`ya ve oradan Kudüs`e geçip geri döndü.

    OÄŸuzlar: Türk göçleri içinde en uzun ve sonuçları itibariyle en önemli göç hareketi OÄŸuzlarınkiydi. Sürekli yer deÄŸiÅŸtirmelirine raÄŸmen, yüzyıllarca anayurt bölgesinde tutunup yaÅŸamayı baÅŸaran OÄŸuzlar,8. yüzyılda buradan ayrılarak batıya doÄŸru büyük bir göç hareketi baÅŸlattılar. Onların 3 yüzyıldan fazla süren yürüyüÅŸü, önce Seyhun Nehri kenarlarına, oradan da Maveraünnehir üzerinden İran, Anadolu, Irak ve Suriye`ye ulaÅŸtı. OÄŸuzlar, bu bölgeleri yurt edindiler, büyük devletler kurdular. Anadolu ebedi yurt oluyor

    Sadece OÄŸuz Türklerinin deÄŸil dünya tarihinde de Selçuklu devletinin kuruluÅŸu bir dönüm noktası oldu. Bu devletin kurulması ile İslam`ın siyasi egemenliÄŸi OÄŸuzlar`ın eline geçmiÅŸ, Bizans`ın OrtadoÄŸu`ya yayılması durdurulduÄŸu gibi, Anodolu ve ona komÅŸu bölgeler bir bir Türk yurdu haline gelmiÅŸti. Devletin kurucusu sayılan Selçuk. OÄŸuzlar`ın Kınık boyuna mensuptu. Selçuk ve oymağı 10. yüzyılın sonlarında güneye göç edip Cend`i mesken tuttu. Ardından OÄŸuzeli`nden dalgalar halinde göç eden OÄŸuz kitleleri, ona katılmaya baÅŸladı. Horasan üzerinden Anadolu, Azerbaycan, Ermeni ve Gürcü memleketlerine seferler düzenlendi. O sıralarda Asya`nın en güçlü devleti olan Gazneliler`e karşı ilk galibiyeti,1038 yılında kazanıldı. Gazne sultanı Mahmud`un, fillerle takviye edilmiÅŸ 100 bin kiÅŸilik muazzam ordusu Dandanakan`da (1040) darmadağın edildi. Türk tarihinin en büyük imparatorluklarından biri böylece doÄŸdu ve 1071`de Malazgirt zaferiyle Anadolu ardına kadar Türkler`e açıldı. Çin sınırından İstanbul önlerine büyük bir coÄŸrafyada at koÅŸturan Selçuklular 1092`de 4 parçaya ayrılsa da daha uzun süre egemenliklerini sürdürdüler.Osmanlılar ise OÄŸuzlar`ın Kayı boyundandır.

Nereden geliyoruz ?

`Türk` adının kökeni konusunda deÄŸiÅŸik görüÅŸler ortaya atılmış, tartışmalar hala da sürüyor. Türk milletinin tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Türk sözü tarihin en eski çaÄŸlarından beri kullanılıyordu ve belirli bir kavmin ya da kavimler birliÄŸinin adı olarak mevcuttu. Türkler`in köklü ve çok zengin bir tarihe ve kültüre sahip olması nedeniyle birçok bilim adamı Türk adının nereden geldiÄŸi hakkında araÅŸtırmalar yapmış, bu araÅŸtırmalar neticesinde Türk adı ilk defa M.Ö. XIV. yy`da Tik veya Tikler adıyla geçmeye baÅŸlamıştır. DiÄŸer bir görüÅŸ ise Türk adının M.Ö. XIV. yy`dan önce de varolduÄŸudur. Zira Türk ırkının tarihi insanlığın tarihi kadar eskidir. Bu gerçeÄŸi kavmi ve milli mitolojilerde ve tarihi oluÅŸturmalarda izah eden eski kayıtlarda görmek mümkün olmaktadır. İddialar çeÅŸitli Türk ırkının çok eski olması nedeniyle Türk adının nereden geldiÄŸi hakkında birçok iddia ve görüÅŸler ilriye sürmüÅŸlerdir. Buna göre,

    - Heredotos`un doÄŸulu kavimler arasında zikrettiÄŸi Targitablar. - İskit topraklarında doÄŸdukları söylenen Tyrkaeler. -Tevrat`ta adı geçen Togarmalar. -Eski Hint kaynakl arında teadüf edilen Trukhalar veya Thraklar. - Eski Önasya çivili metinlerinde görülen Trukkular. - Çin kaynaklarında M.Ö. 1. yy`da rol oynadıkları belirtilen Tik veya Di`ler. Bizzat Türk adını taşıyan Türk kavimleri olarak gösterilmektedir. İslam kaynaklarında yer alan İran menÅŸeli Zend Avesta rivayetleri ile İsrail menÅŸeli Tevrat rivayetleri de Nuh Peygamber`in torunu olan Yafes`in oÄŸlu Türk ile İran rivayetlerindeki Feridun`un oÄŸlu Türac veya Tur`un soyu, Türk adını taşıyan ilk kavim olarak gösterilmek istenmiÅŸtir. Avesta`da yer alan Ebül BeÅŸer`de, Cemil ve oÄŸlu Feridun`dan bahsedilmektedir. Feridun, ülkesini Salm, Irak ve Turak(Türk) ismindeki üç oÄŸlu arasında pay etmiÅŸtir. Salm`a bugünkü İran ve havalisi, Irak`a bugünkü Irak ve havalisi, Turak`a ise Orta Asya ve Çin havalisi düÅŸmüÅŸtür. Feridun ölünce Irak, Salm`a saldırarak İran ve havalisini almış, daha sonra Turak`a saldırmıştır. Irak, Turak`ı yenememiÅŸ, savaÅŸ bunların torunlarına uzanarak senelerce sürmüÅŸtür. Sonunda Turak`ın torunu Afrasyap Irak`ın torunu Muncihir`i maÄŸlup ederek Ceyhun Nehri`ni sınır kabul eden bir anlaÅŸma yapmıştı. Bu tarihten sonra Ceyhun Nehri doÄŸusuna Turan, batısına da İran denmiÅŸtir. Tevrat rivayetlerinde ise Nuh tufanından sonra Nuh Peygamber dünyayı üç oÄŸlu arasında pay etmiÅŸ, Yafes`e Orta Asya ve Çin ülkeleri düÅŸmüÅŸ, Yafes ölürken tahtını sekiz oÄŸullarından biri olan Türk`e bırakmıştır. İnsanlık kadar eski Görülmektedir ki, Hz. Adem devrine yakın zamanlarda Turak (Türk)`ten İran- Turan savaÅŸlarından ve Alp Er Tunga gibi büyük bir Türk BaÅŸbuÄŸundan ve Saka İmparatorluÄŸu KaÄŸa`nından bahsedilmektedir. Yukarıda mitoloji ve tarihi kayıtlar içerisinde yer alan `Türk` kelimelerinden, Türk adının ne kadar eski olduÄŸu ortaya çıkmaktadır. MÖ. XIV. yy` da yer alan `Tik`ler ile dünyada mevcut olan medeniyetlerin en eskisi olan MÖ VII. yy`da Orta Asya`da kurulan `Anav` medeniyeti de Türkler tarafından kurulmuÅŸtu. O halde Türkler MÖ XIV. yy`da Tik`ler, M:Ö. VII. yy`da Anavlar M.Ö. IV. yy`da Sakalar ile tarih kayıtlarında yer almaktadır. Türk kelimesinin yazılı olarak kullanılması ilk defa MÖ. 1328 yılında Çin tarihinde `Tu- Kiu ÅŸeklinde görülmektedir. MÖ. I. yy`da Roma`lı yazarlardan biri olan Pompeius Meala`nın Azak Denizi kuzeyinde yaÅŸayan halktan `Turcae` olarak bahsetmesi ile ilk defa yazılı olarak karşılaşıyoruz. Kök-Türk devleti Türk adının tarih sahnesine çıkışı M.S VI. yy`da kurulan Kök- Türk devleti ile olmuÅŸtur. Orhun kitabelerinde yer alan `Türk` adı daha çok `Türük` ÅŸeklinde gösterilmektedir. Bundan dolayı Türk kelimesini Türk devletini ilk defa resmi olarak kullanılan siyasi teÅŸekkülün Kök Türk imparatorluÄŸu olduÄŸu bilinmektedir. Kök Türkler`in ilk dönemlerinde Türk sözü bir devlet adı olarak kullanılmışken, sonra da Türk milletini ifade etmek için kullanılmaya baÅŸlanmıştır . M.S. 585 yılında Çin İmparatorluÄŸu`nun Kök- Türk KaÄŸanı İşbara`ya yazdığı mektupta `Büyük Türk KaÄŸan`diye hitap etmesi, İşbara KaÄŸan`ın ise Çin imparatoruna verdiÄŸi cevabi mektupta `Türk devletinin Tanrı tarafından kuruluÅŸundan bu yana 50 yıl geçti` hitapları Türk adını resmileÅŸtirmiÅŸtir. Kök -Türk yazıtlarında Türk sözü daha çok `Türk -budun` ÅŸeklinde geçmektedir. Türk Budun`un ise Türk milleti olduÄŸu bilinmektedir. Dolayısıyla Türk adı bu dönemlerde bir topluluÄŸun veya kavmin isminden ziyade, siyasi bir mensubiyeti belirleyen bir kelime olarak görülmektedir. Yani Türk soyuna mensup olan bütün boyları ve toplulukları ifade etmek üzere milli bir isim haline gelmiÅŸtir. Ünlü araÅŸtırmacı Armin Vambery, bu adın Türe-mek` fiilinden `KA` soneki ile türediÄŸini öne sürer. Ünlü Türkçü Ziya Gökalp ise `Türk` adının töre sözcüÄŸünden `Ke` nisbet ekiyle türediÄŸini savunur. Ziya Gökalp`e göre, `Türk` adı, `Töreli` olan anlamına gelir.

http://www.ortadogugazetesi.net

Tags:
 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile