|
İran la ilk defa samimi ilişkiler Atatürk ve Şah Rıza Pehlevi zamanında kurulmuştu.Geçen Cumartesi Türkiye - İran münasebetlerini 19. asra kadar can alıcı çizgileri ne ise belirterek sunmuştum. Devam ediyorum: İran’la ilişkilerimizin samimi bir yakınlık gösterdiği tek dönem, Atatürk (1923-1938) ile Rızâ Şâh Pehlevî (1925-1941) dönemidir. Annesi Kaçar prensesi yani Türk olan Rızâ Şâh, İran’ın da Atatürk inkılâplarını geçirmesinden başka bir çare olmadığını kavramıştı. Atatürk’le başbaşa Türkçe konuşmuşlardır. Atatürk’ün dostça ve büyük nezaketi ile Şâh’a öğüt verdiği ve emperyalist devletler hakkında uyardığına eminim. Nitekim Afganistan kralı Amânullâh Hân (1919-1929) kezâ Atatürk’e özenmiş ve devrilmiştir (1892-1960). Bu 13 yıllık kısa dönem dışında İran’la Türkiye’nin iyi geçindiklerine ait bir kaç olay dışında hiçbir ciddi tarihî örnek mevcut değildir. 20. asra kadar iki devlet biribiriyle savaşmış, hep 1639’da Dördüncü Murâd’ın (1623-1640) imzaladığı Kasr-ı Şîrîn anlaşması sınırlarına dönmüşlerdir.
Rızâ Şâh Pehlevî, Ankara ziyareti sırasında M. Kemal Atatürk ile birlikte...
Bugünki Irak-İran sınırı da Kasr-ı Şîrîn’de çizildi (Irak 1918’e kadar Türkiye’de kaldı). İran o derecede bencil hareket etmiştir ki, 93 Savaşı’nda Türkiye, Rusya ile çok belâlı bir savaşa girince Kotur kazâmızı işgal etmiştir (1877). Kotur, hâlâ İran’dadır. Nâsırüddîn Şâh (saltanatı 1848-1896), 3 defa, oğlu Muzafferüddîn Şâh (1896-1907) ve bunun torunu Ahmed Şâh (1909-1925) birer defa İstanbul’da padişahı resmen ziyaret etmişler Sultân Abdülazîz de, İkinci Abdülhamîd de, Sultân Vahîdeddîn de bu ziyaretleri iâde etmemiştir.
İNGİLTERE VE TÜRKLER 19. asır boyunca (1800-1900) İngiltere, bir cihan devletidir. Bugünki Birleşik Amerika’nın durumundadır. Asya ve Afrika’yı ele geçirmek için, Türk imparatorluklarına musallat olmuştur: Osmanlı Türkiyesi, Kaçar İranı ve Hindistan (Pakistan, Bangladeş dâhil) Timurlu Türk imparatorlukları... İngiltere, Hindistan’ın Timuroğulları’ndan 17. pâdişâhı İkinci Bahâdır Şâh’ı (1775-1862, saltanatı 1837-1858), 4 Aralık 1858’de tahtından indirerek Hindistan fethini tamamladı. Bahâdır Şâh, Bâbür Şâh’ın 11. ve Büyük Timur’un 16. kuşak torunudur. Rangun’daki (Myanmar / Burma / Birmanya) türbesinde sandûkasının üzerine Türkiye ve Pakistan bayrakları bugün de dalgalanıyor. İngiltere, 1925’te Ahmed Şâh Kaçar’ı da tahtından ederek, İran’da 8 asırlık Türk hânedanları devrini kapattı, Rızâ Şâh Pehlevî’yi tahta çıkardı (Ahmed Şâh 1943’te İngiltere’de öldü, velîahd olan oğluna, Sultân Abdülhamîd’in adını vermişti). Bu suretle sıra, İngiliz emperyalizmine, halîfe sıfatı da taşıdığı için büyük engel oluşturan Osmanlı hânedânına geldi (nüfus bakımından en büyük Müslüman devleti İngiltere idi, Osmanlı Türkiyesi 2. idi). 1920’de İstanbul taht şehrini işgal eden İngiltere, Anadolu’ya Yunanlılar’ı çıkartarak, Türkiye hakkındaki ölümcül projesini uygulamak istedi. 1922 sonunda Osmanoğulları’nın saltanatı ve 1924 başında halîfe sıfatları düşerek, İngiltere, 3. ve sonuncu Türk imparatorluğuna da son verdi. Tabiatiyle Osmanlı imparatorluğunu batıran tek unsur İngiltere değildir. Bu hususta ilk sırada bile değildir. İmparatorluğu bizzat sahibi olan biz Türkler, devlet yönetimini en ehliyetsiz ellere tevdî ederek batırdık.
OSMANLI’NIN DAĞILMASI İkinci Mahmûd, Mustafa Reşid Paşa, Âli Paşa, Keçeci-zâde Fuad Paşa‘nın sürekli ve parlak reformları ile hamle yapan Osmanlı, 1871’de Âli Paşa’nın ölümü ile kaht-ı ricâl dediği devlet adamı kıtlığına düştü. Üç kıt’ada 10 milyon kilometre kare üzerinde yayılıyordu. 1876’da Sultân Abdülazîz’in tahttan indirilip öldürülmesi, imparatorluğu artık onarılması güç bir kargaşaya sürükledi. Serasker Hüseyin Avni Paşa ve Sadrâzam Midhat Paşa’nın korkunç ihtirasları, yetersizlikleri, 93 (1877-78) felâketini hazırladı. 1908’de Tal’at Bey ve Enver’le tam felâket dönemine girildi. Balkan Savaşı’ndan kaçınamadığımız, üstelik yenildiğimiz gibi, akabinde İngiltere, Fransa, Rusya’ya karşı Cihan Harbi’ne girmek süper budalalığında bulunduk. 32 yaşında imparatorluk ordusuna başkomutan olan kurmay, yarbay Enver Bey, alay komutanlığı bile yapmadan -prens statüsünde- dâmâd, harbiye nâzırı, başkumandan vekili oldu (anayasa’ya göre hâkan-hâlife başkomutan idi). 9 imparatorluk ordumuz, 10 ayrı cephede harcandı. Çanakkale’de, Sarıkamış’ta, Süveyş’te, Irak’ta, Galiçya’da, akıl almaz kayıplara uğradık. Düşmanın Sakarya’ya kadar gelmesine sebep olan Enver ve arkadaşları, Alman deniz altısı ile kaçmışlardır. Sakarya dahil bu savaşlarda, Batı + Doğu (millî Türk) kültürleri ile yetişen son Türk nesli, yedek subay olarak harcandı. Anadolu harabeye döndü. Okullarımız kapandı. Atatürk, böyle feci bir vatanı onarmak ve bezgin bir milleti canlandırmak için çalıştı. İmparatorluk yönetmek becerisi, İkinci Abdülhamîd ile sona erdi. Dış politika için dehâ gerektiren bir imparatorluk, komitecilerin eline düştü. Millî bir devlet olarak Türkiye Cumhuriyeti doğdu. İmparatorluğumuz sona erdi. İran İmparatorluğu ise, coğrafya konumundan da faydalanarak 1826 Türkmençayı Anlaşması‘ndan sonra hemen hemen toprak kaybetmedi, bugün devam ediyor. Nüfusunun iki buçukta biri Türk’tür. Biz ise 1876-1922 arasında 9 milyon kilometre kare ülkelerden çekildik. O topraklarda bugün iki düzine bağımsız devlet vardır. Ama Türkiye ile İran, tarihin hiç bir döneminde bağımsızlığını kaybetmemiş iki Müslüman devletti. Diğer bütün Müslüman ülkeleri ise sömürge dönemi yaşadılar.
Kitaplar arasında Prof.Dr.Turan Yazgan, günümüzde Türk milliyetçiliğinin gerçek bir temsilcisidir. Kendisine “Atsız-ı Sânî = İkinci Atsız” derim, tevazu ile gülümser “estâğfirullah” der. Karakterindeki iki vasıf, 1) tükenmez gayret, 2) inanılmaz şahsî ve ailevî feragat, beni büyülemiştir. Türk’lüğe yaptığı hizmet saymakla tükenmez. Biri Türk Dünyası Tarih Dergisi‘dir. Ocak 1987’den beri her ay çıkıyor. Bizdeki popüler tarih dergileri hep Osmanlı ağırlıklı iken bu, Türk Dünyası ağırlıklı. 80 büyük sayfa, çift sütun, papye kuşe. Türk Dünyası Araştırmaları, ilmî tarih dergisi. 1979’dan beri çıkıyor. Yılda 6 sayı, her sayı bir kaç yüz sayfa. Ülkümüz, yılda iki kalın cilt hâlinde Aralık 2003’ten bu yana yayınlanıyor. Bütün Türkçe lehçeleri ile yazılmış makaleler içeriyor. Avrasya Bülteni, TİKA (Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı) yayını aylık dergisi, Mart sayısı 77 no. taşıyor, büyük boy, papye kuşe, çift sütun, Türk dünyasından aktûel haberler içeriyor. Hulûsi Turgut, 130 Günlük Kovalamaca, İst. Mart 2009, Doğan Kitap, 318 s. Öcalan’ın nasıl yakalanıp getirildiğini şimdiye kadar bilinmeyen bütün içyüzü ile açıklıyor. Üstat bir kalemin ürünü, çok tecrübeli bir araştırmacı gazetecinin eseri. Turgut, Demirel ve Türkeş hakkındaki kitapları ile ün yapmış bir gazetecidir. Türkiye Gazetesi
Bu habere benzer haberler:
|