TÜRK-KÜRT BİRLİĞİ

http://www.hurseda.net/files/selahaddin_eyyubi.jpgHasan Sabbah da Haçlı Seferleri boyunca daima Haçlıların yanında ve Türklerin karşısında olmuştur...

“Haçlılar şimdi de Türk-Kürt birliğini bozmak çabasında”

Haçlılar, Türklerin Anadolu’ya hakimiyetlerini sağlayan Malazgirt Savaşı ve onun bir intikamı olarak algılanan Haçlı Seferleri sırasında Türklerle Kürtlerin bir tür ezeli kader birliği içinde olduklarını görmüş, o günden itibaren Türk ile Kürt’ü birbirinden koparmak için çeşitli desiseler sergilemişlerdir

Hasan Sabbah’ın Haşhaşin tarikatı ve Şii Fatımiler, Türklerin Haçlılar tarafından tepelenmesini bir şans olarak değerlendirmek istediler ve Selahaddin Eyyubi’ye çok çile çektirdiler

Haçlı Seferleri sırasında sizin dikkatinizi çeken bazı özellikler var...

-Evet, bunları madde madde özetlersek;

1-Steven Runciman, Haçlı Seferleri adlı eserinde anlatır: Haçlı Seferleri boyunca, Ermeniler birlikte yaşadıkları Türklere, özellikle Antakya’nın Haçlılar tarafından zaptı sırasında ağır biçimde ihanet etmiştir. Kentin valisi Yağısıyan, bu işgal sırasında  bir dağ patikasında atından düşmüştü. Yorgun ve yarı baygın yatarken kendisini tanıyan Ermeniler onu derhal öldürerek başını kestiler ve Haçlı komutan Bohemund’a götürerek yüklüce bir ödül aldılar. Antakya’nın Rum ve Ermenileri, Haçlılarla işbirliği yapmakta ve ellerine geçirdikleri Türkleri, kadın ve çocuk da olsa öldürmekteydiler.

 

Haçlıya dost, Türk’e düşman

2-Bir dini tarikat perdesi altında çalışan ama esası bakımından siyasi bir tedhiş ve terör örgütü olan Hasan Sabbah’ın Haşhaşin tarikatı, Haçlı Seferleri boyunca daima Haçlıların yanında ve Türklerin karşısında olmuştur.

 

Şii Fatımiler de yanlarındaydı

3-Şii Fatımiler, bu seferler boyunca sürekli Haçlılara eğilimli olmuşlar, rahatsız oldukları Türklerin Haçlılar tarafından tepelenmesini hep bir şans olarak değerlendirmek istemişlerdir. Tıpkı Haşhaşinler gibi onlar da Selahaddin Eyyubi’ye çok çile çektirmişlerdir.

 

Malazgirt’in intikamı

4-Haçlılar, Türklerin Anadolu’ya hakimiyetlerini sağlayan Malazgirt Savaşı ve onun bir intikamı olarak algılanan Haçlı Seferleri sırasında Türklerle Kürtlerin bir tür ezeli kader birliği içinde olduklarını ve bu birliği İslam imanının sağladığını görmüş, o günden itibaren Türk ile Kürt’ü birbirinden koparmak için çeşitli desiseler sergilemişlerdir. Bu desiselerin en zorlularından biri Türk Kurtuluş Savaşı sırasında ortaya konulmuş ama yine sonuç alınamamıştır. Bugün de Modern Haçlı güçleri, Kelimei Şehadet’e karşı başarının ilk ve kaçınılmaz şartı olarak Kürt ile Türk’ün kader birliğini bozmayı görmektedir.

 

Batı da ıstırap yaşadı

5- Haçlı dincilik seferleri sadece Müslüman dünyayı rahatsız etmekle kalmadı Hıristiyan aleminde de büyük ıstıraplar yarattı. Bunların en büyüğü, Batı kilisesi ile Doğu kilisesi arasında nifak ve kin tohumlarının ekilmesi olmuştur.

-Haçlı Seferleri yeniden mi başladı?

-Haçlı seferleri bitmemiştir. Çanakkale Muharebeleri onbirinci Haçlı Seferidir. Onikinci Haçlı Seferi, Türk Kurtuluş Savaşı ile sona erdirilmiştir. Türk Bağımsızlık Savaşı, aynı zamanda dincilikle, dindarlığın da bir savaşı olmuştur.

 

Irak’ın işgali de Haçlı Seferi’dir...

Onüçüncü Haçlı Seferi Irak’ın işgalidir. Irak işgalinde esas hedef Saddam değil, bütün Ortadoğu idi, özellikle Türkiye ve İran. Ve özellikle Kuzey Irak.. Türkiye toprakları üzerinde kurdurulmak istenen piyon Kürt devletinin topraklarındaki muazzam petrol yatakları... 62 bin Amerikan askerini Türkiye’ye doldurup işi o yolla bitirmeye çalıştılar ama TBMM bu planı bozdu.

 

Atatürk hedef, çünkü...

Atatürk, zulüm, emperyalizm ve sömürgeciliğe direniş ruh ve şuurunu temsil ediyor. Onun sevildiği yerde sömürüyü de yaşatamazsınız, akıl düşmanlığını da. Batı bunu biliyor. Sömürüyü ve akıl düşmanlığını egemen kılıp Müslüman kitleleri köleleştirmek için zulme direnç şuur ve yönteminin, muzaffer önderini İslam dışı göstererek kendi dindaşlarını Atatürk’e düşman ediyor. Bunu sağlayınca bir adım daha atıyor: Atatürk’ü düşman bellettiği Müslüman patentli dincilere, “Atatürk’e karşı vereceğiniz savaşta her türlü desteğimle sizin yanınızdayım” diyor. Dinciler de bu zehiri yutup, “Siz bize Atatürk’e karşı mücadelemize destek verin, biz de size neyimizi isterseniz verelim?” diyor..

Anlaşma böyle sağlanıyor...

 

 

Yaşar Nuri Öztürk’ün son kitabı, “İnsanlığı Kemiren İhanet: DİNCİLİK”ten önemli mesajlar:

Dinci, dini kullanarak iktidara yürür...

Dindar, din üzerinden iktidar talip etmez. Dinci ise esas olarak dini kullanarak iktidara yürür. Dinci, eğer kendi zihniyeti iktidar değilse, ülkeyi darülharp ilan eder

-Dindar, vahyin, Peygamberlere indirildiğini kabul eder. Dinci ise kendisine bir şey vahyedilmediği halde ” Bana vahyedildi “ bile diyebilir.

* Dindar, İmamı Azam’ın ” Her millet kendi dilinde ibadet edebilir “ görüşünü kabul eder. Dindar ise Arapça’dan başka bir dille ibadet edilemeyeceğini savunur.

-Dindar, insana iftiradan da korkar, dinci ise iftiradan çekinmez. Kur’an iftiracıların tanıklık yapabilme hakkını ebediyen ellerinden almıştır.

* Dindar, kimseyi dinden çıkarmayı düşünmez, çünkü imanın onay hakkını kendinde görmez, Allah’ın dışında bunu kimsenin bilemeyeceğini kabul eder. Dinci ise eleştiri kabul etmez, aforoz etmeye kalkışır. Mehmet Akif, bu alçaklığa ” Allah ile iskât “ yani, Allah’ı kullanarak susturmak” diyor.

-Dindarların evrensel dili dini bir teklif olarak öne çıkarmaktır. Dincilerin evrensel dili ise dini bir tehdit olarak algılamak ve savunmaktır.

* Maun suresi, kamu mallarını çalmak veya çalınmasına seyirci kalmak suçunu dinin inkarı ile eş anlamlı tuttuğu halde, İslam tarihinde fıkıhçılar, bu suçu işleyenlere değil, dinden dönenlere ölüm cezası vermiştir. Bu uygulama Kur’an dışıdır. Dinde zorlama yoktur.

-Dindar, din üzerinden iktidar talip etmez. Dinci ise esas olarak dini kullanarak iktidara yürür.

Dinci, eğer kendi zihniyeti iktidar değilse, ülkeyi darülharp ilan eder. Önünde iki yol vardır; ya kansız ya da kanlı yoldan iktidara sahip olmak. İktidar olununca, daha önce sorun çıkaranlar, ortadan kaldırılır.

* Dindar bütün insanların İslam fıtratıyla doğduğuna inanır, dinci ise sadece kendisi gibi düşünmeyenleri değil onlara teslim olmayan herkesi ötekileştirir ve lanetler. İman açısından, din açısından veya mezhep açısından, tarikat açısından, ırk açısından, dil açısından, siyaset açısından diğer insanları ötekileştirecek ve lanetleyecek bir bahane bulur.

-Dindar kin ve şiddetten uzak durur, dinci ise “kanlı mı olacak kansız mı olacak” diye şiddeti araç olarak gördüğünü ilan eder. Dinci, dinlerarası diyalog adı altında, diğer dinlerin dincilerinin emperyalizmle ortaklaşa ürettiği riyakâr söylemlerin peşinde gider ama kendi milletinin fertlerini ötekileştirir.

* Dindar, Peygamberin ahlakını dinci ise kıllarını, giysilerini hatta dışkısını bile kutsallaştırır. Bu kutsallaştırma, şeyhin dışkısını kutsallaştırmaya kadar gider

Yeniçağ-Arslan Bulut

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile