| SEZAR'IN VE TÜRK'ÜN HAKKI |
|
 `Haşmetmeâb, ahırdaki atları elden çıkarmakdansa Saray`daki eşekleri tasfiye etmek daha yerinde olur.`  Son günlerde Belçikalı bir bakanın bir tv programındaki patavatsızlığı yüzünden Voltaire`den epeyi bahsedilir oldu. İşte `Türk Düşmanı` mıydı `Oriyantalistlerin Öncülü` müydü filan diye. Aman, kusur kalmayayım diye ben de bu konuya biraz değinmek istiyorum:  Voltaire Prusya Kıralı Büyük Frederik(1712-1786) ve Rusya Çariçesi Büyük Katarina`nın (1729-1796) da yakın dostu ve `hocası` idi. Bu üç dâhî şahsiyetin mektublaşmaları da hem edebî hem felsefî bakımdan büyük önem ve değer taşır.  O sıralar Osmanlı İmparatorluğu`nun başında Sultan III. Mustafa Hân(1717-1774) bulunuyordu. Çariçe 1768`de `Devletler hukûkunu hiçe sayan bir Rus tecâvüzkârlığıyla!` (Ralf Konersmann, Alman Târihçi) Kırım`a taarruz edince Voltaire`in etekleri sevinçden zil çalmış ve Katarina`ya şöyle yazmışdır:  `Emperyal Majesteleri, Türkleri öldürerek bana hayat bahşediyorsunuz!`  Bu savaşda Osmanlılar mütemâdiyen yeniliyorlardı. Çünki gûyâ savaşır gibi yapanlar, müstakbel cuntacı eşkıyânın dedeleri olan Yeniçeri gürûhuydu. Sâhiden savaşanlar sâdece Tımarlı kıt`alar ve gönüllü olarak Türklere katılan Fransız subaylarıydı.  O teessürle sonradan yüreğine inen Mustafa Hân şu şiiri yazmışdır:  `Yıkılıbdur bu cihan, sanma ki bizde düzele!  Devlet-i Çark-ı Denî verdi kamu mübtezele!  Şimdi ebvâb-ı saâdetde gezen hep hazele!  İşimiz kaldı bizim merhamet-i Lem-Yezel`e!`  Yâni Kader Devlet`i tümüyle alçakların eline teslîm etdi. Şimdi saâdet kapılarında gezenler hep yüzsüzlerdir. İşimiz Tanrı`nın merhametine kaldı.  Öte yandan Voltaire Türkleri bir yandan nefretle `sanatın ve kültürün düşmanları` olarak nitelerken bir yandan da şunlar gibi sayısız değerlendirmesi bulunuyordu:  `Türkler; konuksever, hoşgörülü ve zannımızdan ziyâde sözlerine sâdıkdır.`  `Türklerin sanatı kumandanlıkdır.`  `Türkler yenilseler bile boyunduruk altına alınamayan dövüşken bir milletdir.`  `II. Mehmed, Avrupa hükümdarlarının hepsinden daha eğitimli ve kültürlü idi. Yunanca, Farsça, Arabca konuşur, Latince anlar, resim yapar ve o zaman bilindiği kadar coğrafya ve matematik bilirdi.`  `Köprülüzâde Nûman Paşa, Türk tipinin tam bir örneğiydi: Kaanun dışına tek adım atmayan dosdoğru bir adam!`  Peki bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?  Yanılmıyorsam Voltaire`de kültür sâhibi Avrupalının`ezelî ikilemi`ni tesbît etmek mümkindir:  Bir yandan Haçlılık tortusuyla içgüdüsel bir Türk nefreti ve aynı zamanda `aklın` (Ratio`nun) emrine uyma mecbûriyeti!  Sezarın hakkı Sezara!  Türkün hakkı Türke!  2010-12-10 Star http://www.stargazete.com |


