Piri Reis Haritası hakkında İzahatname
|
Türk Tarih Kurumu Yay.
I. Dizi-Sayı 1
1. baskı 1935
2.baskı 1999

|
PİRİ REİS haritası, Topkapı Sarayının kadîm eserler müzesi haline
getirildiÄŸi sıralarda, Millî Müzeler Müdürü Bay Halil Ethem tarafından,
1929 senesinde, bulunmuştur. Bay Halil Ethem bu haritayı, o zamanlar
İstanbul'da misafir bulunan Alman müsteÅŸriklerinden Prof. Kahle ile
birlikte tetkik etti ve Prof. Kahle bu tetkiklerin neticesini 1931
senesi Eylülünde Layden'de in'ikat eden XVIII inci MüsteÅŸrikler
Kongresine bildirdi. Muhterem Türk ve Alman âlimlerinin bu keÅŸfi ilim
âleminin nazarı dikkatini celbetti ve Prof. Kahle'nin maruzası İtalyan
ve İspanyol dillerine tercüme olunup, tabı ve neÅŸredildi ; Viyana
Üniversitesi CoÄŸrafya Profesörü Oberhummer tarafından da 1931 senesi
kânunuevvelinde, Viyana Akademisine bu keÅŸfe dair izahat verildi.
Bazı
Türk ve ecnebi gazeteler de Kristof Kolomb'un haritası unvanile
mevzubahsimiz olan haritadan, noksan ve hatalı bir surette bahse
giriÅŸmiÅŸ olduklarından, Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti, bu hataların
tashihi maksadile Londra'da çıkan "The Illustrated London News" adlı
resimli mecmuaya bir makale ile haritadan ve Piri Reisin "Bahriye" adlı
kitabındaki resimlerden fotoÄŸrafiler çıkartıp gönderdi ; bu makale ve
resimler ingilizce mecmuanın 23 temmuz 1932 tarihli nüshasında intiÅŸar
etti.
|
Profesör Kahle
"Forschungen und Fortschritte" (" ForÅŸungen unt FortÅŸritte" = Tetkik ve
terakkiler) mecmuasının Temmuz 1932 tarihli nüshasında bu mevzua dair
bir makale neÅŸretti. Profesör A. Deissmann dahi 1933 senesi, Berlinde
tab'olunmuÅŸ " Forschungen und Funde im Serai" ( "ForÅŸungen unt Funde im
Seray = Saraydaki tetkik ve keşifler) adlı bir tetkiknamesinde, Piri
Reis haritasından bahsetti.
Nihayet Profesör
Kahle, " Die verschollene Columbus - Karte von 1498 in einer türkischen
Weltkarte von 1513" ("Di ferÅŸollene Kolumbus -Karte fon 1498 in ayner
türkiÅŸen Veltkarte fon 1513 " = 1513 tarihli türkçe bir dünya
haritasında kaybolmuş 1498 tarihli Kolombos haritası) adlı bir risale
yazıp 1933 senesinde neşretti. Bu risale Piri Reis haritasına dair
hayli malûmatı ve haritanın iki fotoÄŸrafisini ihtiva etmektedir [2].
Yukarda yazılan
kısa bibliografya gösteriyor ki Piri Reis haritası, coÄŸrafya âlimlerini
alâkadar etmiÅŸ ve az zamanda bunun üzerine epey çalışılmıştır.
Millî tarih
meselelerine derin vukufla verdikleri büyük ehemmiyet malûm olan
Türkiye Cumhuriyeti Reisi Kamâl Atatürk, Piri Reis haritasını,
Ankara'ya getirterek bizzat tetkik buyurdukları gibi, Devlet
Matbaasında faksimile usulile teksirini de emreylediler. Cumhuriyet
Hükûmetinin itina ve himmeti sayesinde en mükemmel matbaalar seviyesine
ermiş olan Devlet Matbaası, bu haritayı aslından farksız denebilecek
bir surette tab'a muvaffak oldu.
Bu haritayı
vücuda getiren Piri Reis, XV inci asrın son rub'unda Türklerin Akdeniz
Amirallerinden bulunan meÅŸhur Kemal Reisin kardeÅŸi oÄŸludur. Tarih, Piri
Beyin en son resmî vazifesi olarak, Kızıl Deniz ve Umman Denizi
donanmalarının Amirallığını tesbit eder.
Piri Reis donanma
kumandanlığı vazifesini ifa ettiği gibi, o zamanın denizcilik
ilimlerile de meşgul olmuştur. Reisin denizcilik nazariyatındaki kudret
ve meharetini, mevzubahsimiz harita ile "Bahriye" adlı kitabı açık
göstermektedir. "Bahriye" Akdenizle o zamanlar Akdeniz kıyılarında
bulunan ÅŸehir ve memleketleri tarif ve tersim ettiÄŸi gibi, denizciliÄŸe,
gemiciliÄŸe dair de mühim malûmat verir [3].
Piri Reis, haritasını 1513 senesi Gelibolu ÅŸehrinde inÅŸa ve tersim etmiÅŸtir ; ve bu tarihten dört sene sonra, yani 1517 de, Mısır Fatihi Sultan Selim I e, Mısırda bulunduÄŸu sıralarda bizzat takdim eylemiÅŸtir.
Harita, parÅŸömen üzerine, renkli olarak, itina ile yapılmıştır.
Piri Reis haritasının elde mevcut kısmı, büyük kıt'ada bir dünya
haritasının bir parçasıdır. Haritaya dikkatle bakanlar, ÅŸark tarafı
kenarlarındaki haÅŸiyelerin yarı yarıya kesilmiÅŸ olduÄŸunu göreceklerdir.
Bundan da istihraç olunabilir ki tekmil harita dünyanın o zamanlar
malûm olan kısımlarını, yani Avrupa, Asya ve Afrika ile Amerikanın
keÅŸfedilmiÅŸ parçalarını göstermekte idi.
Müellif, haritasının bir haÅŸiyesinde, haritayı telif ederken
görmüÅŸ ve tetkik etmiÅŸ olduÄŸu haritaları tafsil ile beyan eder; Antil
kıyılarını tarif eden haÅŸiyede iÅŸbu sahiller ve adalar için Kristof
Kolomb'un haritasından istifade ettiÄŸini söyler; amcası veya dayısı
Kemal Reisin yanında esir olarak bulunan ve Kristof Kolomp ile üç defa
Amerika'ya gittiğin ifade eden bir İspanyol'un sefer hakkındaki
rivayetlerini tespit eder; Cenubî Amerika sahillerine ait haÅŸiyelerde
dört Portekiz'in yeni telif olunmuÅŸ haritalarını da gördüÄŸünü beyan
eyler. Kristof Kolomb'un haritasından istifade ettiğini şu satırlarla
anlatır [4]:
"Bu isimler ki mezbur Cezayir'de ve kenarlarında kim vardır,
Kolonbo komuÅŸtur ki anınla malûm oluna.... bu kenarlar ve Cezirelerde
kim vardır, Kolonbonun hartisinden yazılmıştır [5]. "
Eser büyük bir dünya haritası olduÄŸu için eski dünyayı gösteren
birtakım haritaları da tetkik eylemiÅŸ, bilhassa kendi ifadesîne göre
"İskender zamanında" telif edilen haritaları ve "Mappamondo" ları ve
Müslümanlar [6] tarafından vücuda getirilen sekiz kıt'a haritayı tetkik ve mütalea etmiÅŸtir.
Bizzat Piri Reis, haritasının ne yolda telif olunduğunu, harita haşiyelerinden birisinde sarahatle anlatmaktadır :
"Bu fasıl işbu hartinin ne tarikle telif olunduğunu beyan eder.
İşbu harti misalinde harti asır içinde kimesnede yoktur. Bu fakirin
elinde telif olup ÅŸimdi bünyat oldu. Hususan yirmi miktar hartiler ve
Yappamondolar (Mappa Mondo) dan - yani İskenderi Zülkarneyn zamanında
telif olmuÅŸ hartidir ki rubu meskûn anın içinde malûmdur; Arap taifesi
ol hartiye Caferiye derler-anın gibi sekiz Caferiyeden ve bir arabî
Hint hartisinden ve dört Portukalın ÅŸimdi telif olmuÅŸ hartilerinden kim
Sint ve Hint ve Çin diyarları hendese tariki üzerine ol hartilerin
içinde mesturdur, ve bir dahi Kolonbo'nun Garp tarafında yazdığı
hartiden bir kıyas üzerine istihraç edip bu ÅŸekil hâsıl oldu; ÅŸöyle ki
bu diyarın artisih bahriler içinde nice sahih ve muteber ise, mezbnr
harti de dahi yedi derya ile sahih ve muteberdir."
Piri Reis haritasında asrın beynelmilel sayılan harita
an'anelerine riayet ettiÄŸini "Bahriye" sinde hususî bir fasıl içinde
zikretmektedir : şehirler ve kaleler kızıl hatlarla, ıssız mahaller
kara hatlarla, döküntüler, taÅŸlıklar siyah noktalarla, sığlık ve kumluk
yerler kızıl noktalarla, gizli kayalar ıstavroz işaretile
gösterilmiÅŸtir.
Piri Reis haritasında dikkate şayan noktalardan birisi, Afrika'nın
Muhiti Atlasi sahilindeki mevkilere verilen adlardır. Babadağı,
Akburun, YeÅŸilburun, Kızılburun, Kozlukburun, Altınırmak, Güzel
körfez.... gibi ki bunların hepsi öz Türkçe'dir.
İkinci bir nokta da haritanın bir kopya olmayıp, muhtelif
haritalardan ve Reisin ve dostlarının müÅŸahedelerinden istifade
suretile yapılmış orijinal bir eser olmasıdır.
Teessüf olunur ki elimizdeki bu pek mühim harita, ancak bir
parçadır ; baÅŸka parçaları kopup kaybolmamış olsa idi, 1513 senesinde
yapılarak eski ve yeni dünyayı bir arada gösteren Türkçe mükemmel bir
harita elimizde bulunmuÅŸ olurdu. Kristof Kolomb'un seyahatleri XV inci
asrın son ve XVI ıncı asrın ilk senelerinde (Kolomp dördüncü seferinden
1504 te dönmüÅŸtür) olduÄŸuna göre yeni keÅŸiflerden pek az zaman sonra
yapılan böyle bir harita, bütün dünya kıt'alarını bir arada gösteren
ilk haritalardan biri demektir.
Hasılı, XVI ıncı asrın baÅŸlarında tersim edilen bu harita muhtelif noktai nazarlardan çok kıymetli bir Türk eseridir.
Piri Reis, haritasının kenar yazısında, Kristof Kolomb'un
haritasından ve Portekiz haritalarından istifade ettiÄŸini söylüyor.
Kolomb'un şimdiye kadar bulunamamış haritasından istifade iddiası, şu
suretle izah edilebilir: Türk bahriyelileri, Akdeniz'in Garp havzasında
1501 senesi ettikleri bir deniz muharebesinde İspanyol gemilerini
zaptetmiÅŸlerdi; ve bu gemilerden birisinde Amerika'dan getirilmiÅŸ eÅŸya
bulmuÅŸlardı. Kristof Kolomp, malûm olduÄŸu üzere, üçüncü seyahatinden
1500 senesinde dönmüÅŸtü. Bu malûmata göre, Kemal Reis tarafından
İspanyol gemisinde zaptolunan eşya arasında Kristof Kolomb'un haritası
da bulunmuÅŸ olsa gerektir.
Amerika kâÅŸifinin bu büyük keÅŸfinden sonra tersim ettiÄŸi malûm
olan harita ÅŸimdiye kadar hiçbir yerde bulunmamış olduÄŸundan, Piri Reis
haritası, Kolomb'un haritasına müteallik pek mühim bir memba demek
olur. Kıymetli bir âlim ve kartoÄŸraf olan Türk Reisi, iddia ettiÄŸi
veçhile, Kolomb'un haritasını hakikaten elde ederek kendi haritasının
çizilmesinde ondan istifade etmiÅŸ midir? Meselesini uzun, derin
tetkikeden Alman Profesörü Kahle, Piri Reis'in iddiasının doÄŸru
olduÄŸunu tespit etmektedir [7].
Türklerin medeniyetleri cihetinden de, bu harita büyük bir
ehemmiyeti haizdir. XV inci asır sonları ile XVI ıncı asır başlarında
yeni dünyanın keÅŸfi, Osmanlı İmparatorluÄŸu'nun menafiine doÄŸrudan
doÄŸruya temas etmediÄŸi halde, Türk âlimlerinin bu keÅŸfi pek yakından ve
çok alâka ile takip etmiÅŸ olmaları, coÄŸrafya ilminde ve harita
tersiminde fevkalâde bir iktidar göstermeleri [8],
o zaman Türklerinin Avrupa medenî hareketleri içinde bulunduklarını
ispat etmektedir. Piri Reis'in yukarda zikrettiğimiz "Bahriye" adlı
kitabı da bu hususun baÅŸka bir delilidir; çünkü "Bahriye" o zamanlar
Akdeniz'e dair yazılan eselerin en mükemmellerindendir.
Piri Reis
haritasındaki haşiyelerin bazıları pek kolay okunamamaktadır. Haritayı
mütalea edenlere kolaylık olmak için Cemiyetimiz azasından, eski ve
bozuk yazıları okumakta mümaresesi olan Bay Hasan Fehmi'den o yazıların
tetkikı rica edilmiÅŸti. Bay Hasan Fehmi çoÄŸunu okumaÄŸa mavaffak oldu;
okuyamadıklarını da ayrıca işaret etti.
Haritanın garbı
ÅŸimalî kenarından baÅŸlanarak cenuba doÄŸru inilmek, sonra çepçevre ve
merkeze doÄŸru helezonî dolaşılmak üzere yazılar numaralanmıştır. Numara
sırasile haşiyeler aşağıya naklolunmuştur.
I - . . . . . . (Okunamıyor).
II - Bu diyarlar imaretliktir. Cümle halkı üryan yürürler.
III - Bu diyara Antilya vilâyeti derler. Gün batısı canibidir.
Dört cins tuti olur imiÅŸ, ak, kızıl, yeÅŸil, kara. Halkı tuti etini
yerler ve taçları cümle tuti yünündendir. Bunda bir taÅŸ olur, siyah
mehenk taşına benzer, halkı nacak yerine anı kullanırlar imiş. Gayet te
berk taÅŸ olduÄŸunu . . . . . . ; biz ol taşı gördük.
(Not - Piri Reis Bahriyesinde der ki: "Akdeniz'de elde ettiÄŸimiz düÅŸman
kemilerinde hem bu tuti yününden olan külâhlardan bir tanesini ve
mehenk taşına benziyen taşı bulmuştuk.)
IV - 
(İşbu haritayı Kemal Reisin biraderzadesi unvanile müÅŸtehir Piri ibni
Hacı Mehmet 919 senesi muharreminde [ yani 1513 senesi 9 Mart ile 7
Nisan arasında ] Geliboluda tahrir eylemiştir.
V - Bu fasıl işbu kenarların vedahi cezairin nice bulunduğunu beyan eder.
İşbu kenarlara Antilya
kıyıları derler. Arap tarihinin sekiz yüz doksan altı yılında
bulunmuÅŸtur. Amma ÅŸöyle rivayet ederler kim Cinevizden bir kâfir adına
Kolonbo derler imiÅŸ, bu yerleri ol bulmuÅŸtur. Meselâ mezbur Kolonbonun
eline bir kitap girmiÅŸ ki MaÄŸrip Denizinin nihayeti yani gark (garp)
tarafında kenarlar ve cezireler ve türlü türlü madenler ve dahi cevahir
dağı vardır deyu bu kitapta bulur. Mezbur kitabı tamam mütalea ederek
Cineviz ulularına bu kaziyeleri bir bir ÅŸerh edip eydür : gelin, bana
iki pare gemi verin, varayım, ol yerleri bulayım, der. Bunlar eydürler:
ey epter, Mağrip deryasının nihayeti payanı ve haddi(mi) bulunur?
Buharı zulmetle doludur, derler. Mezbur Kolonbo görür ki Cinevizlerden
çare yok, sürer, İspanya Beyine varır, hikâyeti bir bir arzeder. Anlar
dahi Cinevizli gibi cevap verirler. Velhasıl bunlara Kolonbo hayli
ibram eder. Ahir İspanya Beyi iki gemi verip bunun muhkem yarağın görüp
eydür: ey Kolonbo, eÄŸer senin dediÄŸin gibi olursa, seni ol diyara
kapudan ideyin, deyip mezbur Kolonboyu Bahri MaÄŸribe gönderdi. Merhum
Gazi Kemalin İspanyalı bir kulu vardı, mezbur kul Kolonbo ile üç defa
ol diyara vardım, deyu merhum Kemal Reise hikâyet edip eydür: evvel
Septe BoÄŸazına vardık, dahi oradan gün batısı lodosun ikisinin
ortasına... rast dört bin mil yürüdükten sonra karşımızda bir ada
gördük; amma gittikçe deryanın mevci köpüklenmez olmuÅŸ, yani deniz
sakin olup düzelmiÅŸ; ve Åžimal yıldızı dahi - bahrîler puslalarında gene
yıldız derler - ol yıldız gide gide dolunmuÅŸ görünmez olmuÅŸ; ve dahi
eydür ki : bu tertipçe yıldızlar ol diyarda görünmez, gayri tertipçe
görünür, der. Andan evvel karşıda gördükleri adaya demir korlar, ol
adanın
halkı gelir, bunlara ok vurur, komazlar ki dışarı çıkıp haber soralar.
ErkeÄŸi ve diÅŸisi el okun atarlarmış. Ol okun demreni balık süÄŸüÄŸünden;
ve cümlesi üryan yürürlermiÅŸ ve hem gayet... Görürler kim ol adaya
çıkarmazlar, adanın öte yüzüne geçmiÅŸler, bir sandal görürler; bunları
görücek sandal kaçıp karaya dökülürler. Bunlar sandalı almaÄŸa varırlar,
görürler ki içinde adam eti var. MeÄŸer bunlar bu tayfa imiÅŸ ki adadan
adaya çıkıp adam ÅŸikâr edip yerler imiÅŸ. Mezbur Kolonbo bir ada dahi
görüp ana varırlar, görürler kim ol adada ulu yılanlar var. Ol yere
çıkmadan hazer edip bir gayri adaya dahi varırlar. Demir korlar, on
yedi gün onda yatarlar. Bu adanın halkı görürler ki kendilere bu
gemiden ziyan yok, varırlar, balık avlayıp filikasile bunlara
getirirler. Bunlar da hoÅŸ görüp anlara sırça boncuk verirler. MeÄŸer kim
sırça boncuk ol diyarda muteber idiyin kitapta bulmuÅŸ imiÅŸ. Anlar
boncuÄŸu görüp dahi ziyade balık getirirler. Bunlar daim anlara sırça
boncuk verirler. Bir gün bir avretin kolunda altın görürler, altın alıp
boncuk verirler. Bunlar eydür: varın, dahi altın getirin, size dahi
ziyade boncuk verelim, derler. Anlar varıp dahi vafir altın getirirler.
MeÄŸer bunların daÄŸlarında altın madeni varmış. Bir gün dahi birinin
elinde inci görürler. İnciyi alıp boncuk verirler. Bunlar görürler ki
boncuk verirler dahi vafir inci getirirler. İnci bu adanın kenarında
bir iki kulaç yerde bulunurmuÅŸ ve dahi ol diyardan vafir bakkam aÄŸacını
yükledip mezbur halktan ikisini alıp ol yıl içinde İspanya Beyine
getirirler. Amma mezbur Kolonbo ol kiÅŸilerin dilin bilmeyip iÅŸaretle
alışveriş ederlermiş. Ve bu seferden sora İspanya Beyi papaz ve arpa
gönderip ekin biçim öÄŸredip kendi tarikıne koymuÅŸ; bunların bir veçle
mezhepleri yoÄŸmuÅŸ, hayvan gibi üryan yürüyüp anda yatarlarmış. Åžimdi ol
diyarlar tamam açılıp meÅŸhur olmuÅŸtur. Bu isimler ki mezbur cezairde ve
kenarlarda kim vardır, Kolonbo komuÅŸtur ki anınla malûm oluna. Ve hem
Kolonbo ulu müneccim imiÅŸ. Mezbur hartide olan bu kenarlar ve cezireler
kim vardır, Kolonbonun hartisinden yazılmıştır.
VI - Bu fasıl işbu hartinin ne tarikle telif olduğunu beyan eder.
İşbu harti misalinde
harti asır içinde kimesnede yoktur. Bu fakirin elinde telif olup ÅŸimdi
bünyat oldu. Hususan yirmi miktar hartiler ve Yappamondolardan - yani
İskenderi Zülkarneyn zamanında telif olmuÅŸ hartidir ki rubu meskûn anın
içinde malûmdur; Arap tayfası ol hartiya Caferiye derler anın gibi
sekiz Caferiyeden ve bir Arabî Hint hartisinden ve dört Portukalın
ÅŸimdi telif olmuÅŸ hartilerinden kim Sint ve Hint ve Çin diyarları
hendese tariki üzerine ol hartilerin içinde mesturdur, ve bir dahi
Kolonbonun garp tarafında yazdığı hartiden bir kıyas üzerine istihraç
edip bu ÅŸekil hâsıl oldu; ÅŸöyle ki bu diyarın hartisi bahriler içinde
nice sahih ve muteber ise, mezbur harti de dahi yedi derya ile sahih ve
muteberdir.
VII - Portukal
kâfiri rivayet eder kim bu yerde gece ve gündüz kısalıcak iki saat
olur, uzayıcak yirmi iki saat olur. Amma gündüzü gayet ıssı olup ve
gecede gayet çiy düÅŸer derler.
VIII - Portukal
gemisi Hint vilâyetine giderken muhalif rüzgâra duÅŸ gelir kenardan;
bunu rüzgâr kenardan . . . . . . . ken fırtınayile kıble canibine
gittikten sora karşılarında bir kenar görürler, anın üzerine
yürürler... görmüÅŸler ki hûp demir yerlerdir. Demir korlar, sandalla
kenara çıkarlar, görürler kim adamlar yürür, herbirisi üryan; ve lâkin
el okun atarlar, demrenleri balık süÄŸüÄŸünden. Bunlar anda sekiz gün
yatarlar, o halkla satı pazar ederler iÅŸareyile. Bu diyarları ol barça
görüp yazmıştır ki....çekip durur. Mezbur barça Hinde gitmeyip döner,
Portukala varıp haber verir.... Bu kenarları tafsilile yazarlar; anlar
bulmuÅŸ (?) oldu.
IX - Ve bu
diyarda ak kıllı ve bu ÅŸekilli canavar ve dahi altı boynuzlu kâvlar
olurmuÅŸ; Portukal kâfiri hartilerinde yazmışlar....
X - Bu diyarda
imaretlik yoktur, cümle haraptır ve ulu yılanlar olurmuÅŸ ; ol sebepten
Portukal kâfiri bu kenarlara çıkmazlar imiÅŸ; ve hem gayet ıssılar olur
imiÅŸ
XI - Ve bu dört pare gemi Portukal gemisidir. Hem ÅŸekli yazılmıştır.
MaÄŸrip diyarından HabeÅŸ burnuna geçerler kim Hinde gideler. Åžuluk
üzerine yürürler. Bu körfezi arkırı geçmeÄŸe dört bin iki yüz mildir.
XIi - . . . . . . bu kenarda bir kale
. . . . . olur zira
. . . . . iklimde altın
. . . . . halat iledüp
. . . . . nde ölçerler imiÅŸ
(Not - Bu beş satırın beherinin yarı yerlerinden eksik olması haritanın kesildiğine en sarih delildir.)
XIII - Ve bir
Cineviz kükesi Flandırdan gelirken fırtına bulup önüne katar; zarurî
giderken bu adaların üzerine çıka varır, ve bu adalar bundan menkuldür.
XIV - Rivayet
ederler kim zamanı evvelde Sanvolrandan ( Santo Brandan ) derler bir
papaz yedi deryayı gezmiÅŸ derler. Mezbur bu baluÄŸun üzerine uÄŸramış
kuru yer sanıp baluk üzerine ot yakmışlar; baluÄŸun sırtı kızıcak denize
dalmış, bunlar sandala koyulmuÅŸlar, gemiye kaçmışlar. Bu ahval Portukal
kâfirinden zikrolunmaz. Kadîm Pappa Mondalardan mankuldür.
XV - Bu hurda adalara Undizivercine deyu ad koymuşlardır, yani on bir bikr demek olur.
XVI - Ve bu adaya Antilya adası derler. Canavar ve tuti ve bakkam gayet çoktur, veli imaret deÄŸildir.
XVII - Bu
kenarları bu barça fırtına ile gelip düÅŸtükde . . . . . . . . . . Adına
Nikola di Cuvan derler. Hartisine yazmış ki bu ırmaklar kim görünür
ekseri hep altın toprağıdır. Suyu kaçtıktan sonra kum içinden altın
toprağını vafir devşirlermiş ; hartisinde ...
XVIII -
Portukalın fırtına bulup bu diyara gelen barçası budur. Tafsili kenarda
yazılmıştır. (Not - Bahsedilen tafsilât VIII numaradadır.)
XIX -
Portukalkâfiri burdan gün batısı canibine geçmez. O canip hep
İspanyanındır.Bunlar kavil etmiştir ki iki bin mil Septe Boğazının
günbatısı tarafında sınır etmiÅŸlerdir. Portukal ol canibe geçmez, amma
Hint canibi ve cenup canibi hep Portukalındır.
XX - Ve bu
karaveleyi fırtına bulup geldi, bu adaya düÅŸtü; ismine Nikola Cuvan
derler. Ve bu adada vafir birer boynuzlu kâv çoktur. Ol sebepten bu
cezirenin İzle (de) vaka derler, yani sığır adası demek olur.
XXI - Bu
Karavelenin reisine Mesir Anton Cineviz derler, amma Portukalda
büyümüÅŸtür. Bir ün mezbur karavelesile fırtına bulup gelmiÅŸ, bu
cezirelere düÅŸmüÅŸ ; vafir zencebil bulup bu adaları ol yazdı.
XXII - Bu denize
Bahri MaÄŸrıp derler, amma Efrenç tayfası Mar de İspanya derlerdi, yani
İspanya Denizi demek olur. Şimdidek bu isimlerle meşhurdu. Amma Kolonbo
ki bu deryayı açmıştır ve bu cezairi ol malûmetmiÅŸtir, dahi Portukal
kâfiri ki Hint diyarın açtılar, bu cümle birbirile ittifak ettiler kim
işbu deryaya yeni isim vereler. Bu deryanın adını Ovosano (Oseano)
kodular, yani SaÄŸ yumurta demek olur. Bundan evvel fikirleri bu imiÅŸ ki
bu deryanın haddü payanı olmaya, ötesi zulemat ola-Åžimdi gördüler kim
bunca kenar denizi kuÅŸadıp durur; bu derya bir göl gibi olduÄŸu için SaÄŸ
yumurta deyu ad verdiler. Sah.
XXIII - Bu yerde bir boynuzlu kâv olur ve hem bu ÅŸekilli canavarlar olur.
XXIV - Bu canavarın yedi karış boyu vardır., gözünün aralığı bir kariÅŸtır; amma selimi nefs imiÅŸ.[9]
Türklerin XVI ıncı
asırda ilme hizmetlerinin kat'î bir vesikası olan bu haritanın
basılmasını emir buyuran Hami BaÅŸkanımız UluÄŸ Kamâl Atatürk'e Türk
Tarihi araÅŸtırma kurumunun sonsuz ÅŸükran ve minnettarlık hislerini
arzederek, bu mukaddemeyi bitiriyorum.
Türk Tarihi AraÅŸtırma Kurumu
Başkanı
Yusuf Akçura
[1] Burada Piri Reis haritası hakkında
yazdıklarım, yalnız ÅŸahsî tetkiklerimin neticesi deÄŸildir; T. T. T.
Cemiyeti İkinci Reisi ve Millî Müzeler sabık Müdürü Bay Halil Ethem ve
T. T. T. Cemiyeti Umumî Kâtibi ve sabık Maarif Vekili Dr. ReÅŸit Galip
ile İstanbul Üniversitesi Profesörlerinden M. Fuat Köprülü, Maarif
Vekâleti Kütüphaneler Müdürü Bay Hasan Fehmi ve Ankara Etnografya
Müzesi Müdürü Bay Osman Ferit lerin tetkiklerinden ve Almanyada Bonn
Üniversitesi Profesörlerinden Paul Kahle Cenaplarının Piri Reis
haritasına dair neşrettiği makalelerden istifade edilerek, kaleme
alınmıştır. Ziraat doktorlarımızdan Bay Hikmet de Prof. Kahle'nin bu
meseleye ait son eserini Türkçeye tercüme ve Dr. Wittek Piri Reis
haritasının okunmasında ve bu izahnamenin dikkatle tercümesinde hizmet
ederek büyük yardımda bulundular. "Son Posta" gazetesi muharrirlerinden
İbrahim Hakkı Bey, gazetesinde Piri Reis haritasına dair geniş muhite
ilk malûmatı vererek, harita üzerine herkesin dikkat nazarını
celbetmiştir. Bu kere de harita haşiyelerinin doğru okunmasında
cemiyetimize yardım etti.
[2] Profesör Kahle'nin bu eseri Walter de Gruyter u.Co., Berlin und Leipzig, tarfından tabı ve neÅŸrolunmuÅŸtur.
[3]
Piri Reis, "Bahriye" sini mevzuubahsimiz olan haritasından sekiz sene
sonra müsvedde olarak Geliboluda hazırlamış, yedi sene sonra ıslah ve
tebyiz ederek İstanbulda Kanunî Süleymana takdim eylemiÅŸtir. Bu yazma
eserin müteaddit nüshaları İstanbul kütüphanelerinde ve bazı Avrupa
kütüphanelerinde mevcuttur: İstanbul kütüphanelerinden Ayasofya,
Topkapı Sarayı, Nuru Osmaniye, Süleymaniye, Tersane, Üniversite,
Köprülüzade Fazıl Ahmet PaÅŸa, Ali Emirî Efendi kütüphanelerinde
muhtasar veya mufassal bir, iki, hatta bazılarında üç nüsha vardır.
Avrupa kütüphanelerinden Dresden kütüphanesinde, Bolonya
Üniversite kütüphanesinde ve Parisin Millî kütüphanesinde de nüshaları
bulunduÄŸu malûmumuzdur. İstanbul kütüphanelerinde bulunabilen mufassal
nüshaların en eskiden yazıldığı tahmin olunan ve en mükemmel ve
kıymetlisi olan Ayasofya kütüphanesinde 2612 numara ile mukayyet
nüshadan faksimile edilerek basılan "Bahriye" kitabı pek yakında
intiÅŸar edecektir.
[4] Piri Reis, "Bahriye" sinin mukaddemesinde haritalara dair izahat verirken kendi haritası hakkında aynen şu satırları yazar:
"Bu fakir dahi mukaddema bir harti bünyat edip ÅŸimdiden olan
hartilerden ez'afı muzaaf ziyade türlü tasarruflar gösterip Hint ve Çin
bahriyelerinin taze çıkan hartileri ki Diyarı Rum'da kimesne anı bu
zamandan malûm edinmemiÅŸtir, anları da bile kaydedip merhum ve maÄŸfur
Sultan Selim Han Hazretlerinin babı saadetmaabına nefsi Mısırda verilüp
makbul olmuÅŸ idi."
[5] Bu kelimelerin altı bizim tarafımızdan çizilmiÅŸtir.
[6] Muahhar müsteÅŸriklerin haklı olarak
söyledikleri veçhile Arap medeniyeti demek yanlıştır; İslâm medeniyeti
demek lâzımdır; çünkü bu medeniyeti vücuda getirenler, Arap lisanı
kullanmakla beraber, hepsi Arap deÄŸildi; içlerinde Araplardan ziyade
Pers ve Türk vardı.
[7] P. Kahle, "Die verschollene Columbus - Karte von 1498" , Einleitung, S, 9 - 10.
[8] "Bu harita Akdeniz üzerine mühim bir
eserini bildiÄŸimiz ve eserinin içindeki malûmat ve haritalara göre cok
ÅŸayanı itimat olan fevkalâde muktedir bir Türk coÄŸrafyacısı tarfından
çizilmiÅŸtir. Mahallerinde yapılan en ince tetkikat göstermiÅŸtir ki bu
eserin içindeki malûmat hakikate tamamen tevafuk etmektedir." P. Kahle,
"Die verschollene Columbus- Karte von 1498", Einleitung, S.9.
[9]XXIII ve XXIV numaralı haşiyeler "Cihan
Haritacılık Tarihi" adlı mühim bir eser yazan ( bu eser henüz tabı ve
neÅŸrolunmamıştır) Erkânı Harbiye Harita Umum Müdür Muavini Kurmay Albay
H. Abdurrahmanın bu eserindeki okuyuşundan iktibas olunmuştur.
|