|
Rus Çariçesi Katerinaâ`nın, Prut Savaşı`nı sona erdirmek için Baltacı Mehmed Paşaâ`ya verdiği hediyeler arasında olan muhteşem gerdanlık satışa çıkıyor.
Bir gerdanlık, bir broş ve bir çift küpeden olaşan elmas takım, Sotheby`s müzayede evi tarafından 15 Kasım`da Cenevre`de açık artırmayla satılacak.
Takımın son 50 yıldır açık arttırmayla satışa çıkan en önemli antika mücevher olduğu belirtiliyor.
Fransız tarihçi Voltaire`in, Rus İmparatorluğu Tarihi kitabında yazıdığına göre, Baltacı Mehmed Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Prut Savaşı`nda Rus Çarı Deli Petro`nun ordusunun etrafını sarmışken, Çariçe Katerina, Çar`ı `barışçıl` bir çözüm konusunda ikna eder.
|
|
Osmanlı döneminde, bayramların başlangıcı yeni ayın girmesiyle başlardı. Bunun için de hilal gözlenirdi. Bazen yeni ayın girdiği yönünde farklı söylentiler çıkar ve bunun üzerine halk hangi günün bayram olduğu konusunda tereddüde düşerdi. 1592 Kurban Bayramı`nda da böyle bir durum yaşanmıştı.
Bayramın tespiti
Bayramlar, Müslümanlar`ın Medine`ye hicretinden sonra, 624`te başlamıştı. Ramazan Bayramı 3, Kurban Bayramı 4 gündü. Osmanlı İmparatorluğu`nda zamanında Ramazan Bayramı`na `Iyd-i Said-i Fıtr`, Kurban Bayramı`na ise `Iyd-i Said-i Adha` denirdi.
|
|
İstanbul Şehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Yardımcı Doç. Dr. İrvin Cemil Schick, haremin İslam toplumlarında toplumsal cinsiyeti üretmeye yarayan bir mekan olduğunu belirterek, ``Yani ben haremi kızların Müslüman bir kadın, erkeklerin ise Müslüman bir erkek olmayı öğrendikleri bir mekan olarak görüyorum`` dedi.
Harem algısına farklı bir perspektif kazandıran Schick, konuyla ilgili AA muhabirine yaptığı açıklamada, bir matematikçi olmasına rağmen Osmanlı tarihine olan ilgisinin ilk olarak ABD`deki Harward Üniversitesinde okuduğu yıllarda başladığını anlattı. Burada aldığı tasavvuf dersinin çok hoşuna gittiğini vurgulayan Schick, ancak Osmanlıca bilmeden bu dersin hakkını veremeyeceğini düşündüğünü kaydetti.
|

XVI. asır sonlarında Türklerin “Eflak” dedikleri Güney Romanya’nın Voyvodası Mihai, devlete isyan etti. Sadrazam Sinan paşa 100.000 kişilik bir orduyla Romanya’ya girdi. Türk ordusu karşısında ezilmek istemeyen Mihai Türkler ilerledikçe geri çekiliyordu. Sinan Paşa Romen isyanını bastırdığını sanarak geri dönmeye başladı. Bu sırada Satırcı Mehmed Paşa’yı sadece 2.000 askerle Bükreş’te bırakmıştı. Sadrazam’ın bütün harekâtını casusları aracılığı ile günü gününe, hatta saati saatine haber alan asi voyvoda Mihai, Sinan Paşa Targovişte (Targoviste) şehrinden ayrılır ayrılmaz Eflâk’a girdi. Türk ordusunu icabında kaçabilmek için 24 saatlik mesafeden takip ediyordu.19 Ekim 1595 günü Mihai, Targovişte ulaştı ve şehre girdi.
|
|
Hayatımızın ayrılmaz bir parçası olarak kabul ettiğimiz rüya, hiç şüphesiz insanoğlu üzerinde bazen müsbet bazen de olumsuz tesirler bırakır. Bunun için bizim geleneğimizde kötü rüyaları kimseye anlatmamak, iyi rüyaları ise “hayra yormak” esastır. Bununla beraber tarih boyunca perde önündeki simaların gördükleri rüyalar meşhur-ı âlem olmuş, herkese ulaşmıştır. Güzelliği ile tanınan Hazret-i Yusuf’un rüya tabir etmede ayrı bir meziyete sahip olduğu kitaplarda geçer. Firavun ise bütün saltanatını kaybedeceğini rüyada görmüş ve tâbircilerin ifadeleri doğrultusunda zalimâne tedbirlere başvurmuştur. Fakat bütün bu önlemler onun gördüğü rüyanın künhünü (özünü) değiştirememiştir. Osmanlı padişahlarından Sultan I. Ahmed’in rüyası ve Aziz Mahmud Hüdâyi’nin tâbiri meşhurdur. Fakat bu kez biraz daha öncesine, yani Yavuz Sultan Selim’in gördüğü bir rüyaya ve ardından yaşananlara göz atalım…
|
|
Türk tarihi, dünya tarih sayfalarında önemli bir sayfaya sahiptir. Türkler, yeryüzünde ilk en eski toplu yerleşimler kurmuş ve ilk şehir kültürünü ortaya çıkarmış, bir millettir. Kainatta insanlık tarihini araştırırken öncelikle Türklerin, Türk topluluklarının tarih sayfalarında bıraktığı izleri ön sayfalara koymak kesinlikle şarttır. Çünkü dünya tarihi mutlaka Türklerden başlar (Kiroren Medeniyeti bunun örneğidir) .Net tarih bilgileri ve kaynak-metinlerin zengin olduğu Türk tarihi, MÖ 7500 senelerinde Kutsal Tanrı dağları ve Taklımakan çöllerinde kurulan Kiroren Beyliği, Uygur-Hun Beylikleri, Büyük Hun Tanrıkutluğu ve daha nice Türk hükümdarlığı dönemleriyle başlar. Makalenin özel konusu Orhun Dönemi olduğu için, burada Büyük Hun Tanrıkutluğu tarihi anlatılacaktır. Eski çağ Türk tarihinde Hun Tanrıkutluğu’nun hükümranlık dönemleri çok önemli bir yere sahiptir.
|
|
840 yılında Baykal Gölüâ`nün güneyinden, Doğu Sibirya eteklerinden ayrıldıktan sadece 234 yıl sonra Üsküdarâ`da, Boğaziçiâ`nde idik. Sürekli batıya giderek, arkamızdaki köprüleri yıkarak, İslâm kılıcını elimize alarak, devlet kurmak azmiyle Anadoluâ`ya gelmiştik.
Biz, Avrupa ile doğumuzda uzanan Türk, hattâ güneyimizde uzanan İslâm âlemi arasında gerçek köprüyüz. Ama Türkiye olarak, biz Avrupalı`yız. Türk ve Müslüman Avrupalı`yız. Biz olmadan Avrupa, coğrafya bakımından yoktur. Tarih bakımından hiç yoktur.
|
|
Türk tarihi, dünyanın en hamasî şiiri, Türk kahramanları da o şiirin berceste mısralarıdır. Bir zafer şehrâhını dolduran heykeller gibi 26 asrı süsleyen bu ölmezler tümeni arasında bir teki bir millete şeref verecek ne büyük faniler gelip geçti. Tanrın Türk Tanrısı olduğuna, mavi gökle kara toprak arasındaki insan oğullarının yalnız Türklerden ibaret bulunduğuna, kendi ırklarının başkalarına hâkim olarak yaratıldığına inanan atalarımız için kahramanlık bir tabiat, fazilet bir huydu…
Şimdi büyük adını saygı ile andığımız Kür Şad işte o kahramanlıkla faziletin şahlanmış örneği olan büyük Türk kahramanıdır.
Millî ızdırapların şahlandığı ve şahsî ızdıraba karıştığı son yıllarda, ölmezler tümeninin zafer ve şeref şehrâhında hayalen çok dalaştım. Yarı masallaşmış çehresiyle Alp Er Tunga’dan, kahraman kadın Tomiris’ten başlayarak Pilevne kahramanı Gazi Osman Paşa’ya, Edirne kahramanı Şükrü Paşa’ya ve kurtuluş savaşının meçhul, fakat meşhur şehidine kadar bütün ölmezlerin önünden ihtiramla geçtim. Eskiden olduğu gibi yine Kür Şad’ı hepsinden büyük buldum.
|
|
|