|
Kastamonu Valiliği, Kastamonu Belediyesi, Çankırı Valiliği, Çankırı Belediyesi, Çankırı Karatekin Üniversitesi, Kastamonu Üniversitesi, Sinop Valiliği, Sinop Belediyesi, Sinop Üniversitesi, Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı ve Türk Tarih Kurumu`nun destekleriyle organize edilen ve 3-8 Ekim 2011 tarihleri arasında Kastamonu-Sinop-Çankırı illerinde yapılan Kuzey Anadolu`da Beylikler Dönemi Sempozyumu çok sayıda bilim adamının katılımıyla sona erdi.
Çok sayıda tebliğin sunulduğu bu önemli sempozyumda dikkati çeken bildirilerden biri de Konya Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyelerinden Yrd.Doç.Dr. Nejdet Gök tarafından 7 Ekim 2011 günü Çankırı Oturumunda verildi.
|
|
Mücâhid Gâzi Tiryâki Hasan Paşa’nın Kanije kalesinde kendinden çok üstün olan haçlı kuvvetlerine karşı, 1601’de yaptığı şanlı müdâfaa. Kanije 22 Ekim 1600’de Avusturyalıların elinden alınıp bir serhat, yâni sınır kalesi yapıldı:
Çok önemli bir konuma sâhib bulunan Kanije’nin, Osmanlıların eline geçmesini bir türlü hazmedemeyen Avusturyalılar, kaleyi geri alma hazırlıklarına giriştiler. Arşidük Ferdinand kumandasında büyük bir ordu ile harekete geçtiler.
Düşmanın hazırlıklarını başından beri casusları vasıtasıyla tâkib eden kale kumandanı Tiryâki Hasan Paşa, gecesini gündüzüne katarak Kanije’nin noksanlarını tamamladı. Aylarca ihtiyâca yetecek erzak ve mühimmatı te’min etti. Harplerde güngörmüş dokuz bin yiğidiyle düşmanı beklemeye başladı.
|
|
Müslümanların Suriye ve Filistin'i fethi sırasında Bizanslılarla yaptıkları ilk savaÅŸ (13/634). Hz. Ebû Bekir, 12. yılın sonunda[12] veya 13. yılın başında (Mart 634) hacdan döndükten sonra Medine'de toplanmış bulunan gönüllülerden oluÅŸan orÂduyu, üç defa teÅŸebbüs edildiÄŸi halde bir sonuç alınamayan Suriye ve Filistin'in fethine memur etti. Kumandanlardan Amr b. Âs'ı Filistin'in, Şürahbî b. Hasene'yi Ürdün'ün, Yezîd b. Ebû Süfyân ile Ebü Ubeyde b. Cerrâh'ı da Suriye'nin fethiyle görevlendirdi. BaÅŸlangıçta her biÂri 3000 kiÅŸiden oluÅŸan bu üç ordu, daÂha sonra gönderilen takviye birlikleriyle 7500'er kiÅŸilik askerî güce ulaÅŸtılar.
|
|
 İstiklâl Savaşı baÅŸlangıcında Yunan iÅŸgal kuvvetlerine karşı halkın baÅŸlattığı direniÅŸ hareketlerini teÅŸkilâtlandırmak üzere Balıkesir'de yapılan kongreler. İtilâf devletlerinin Mondros Mütarekesi'nden sonra mütarekenin 7. maddesine dayanarak Osmanlı ülkesini iÅŸgale baÅŸlamalarına karşı çeÅŸitli yerlerde direniÅŸ hareketleri baÅŸladı ve redd-i ilhak cemiyetleri kuruldu. İngiltere'nin teÅŸvik ve tahrikleriyle hareket eden Yunan ordusunun İzmir'i iÅŸgali ve "megalo idea" çılgınlıklarıyla civardaki kaza ve köylerde müslüman Türk halkını katliama baÅŸlaması memkelette büyük bir infial uyandırdı. Yunan iÅŸgaline karşı Batı AnadoÂlu'nun çeÅŸitli yerlerinde silâhlı direniÅŸ hareketleri baÅŸladı. Yunanlılar'ın İzmir'e çıktıklarının ertesi günü Balıkesir'de Alaca Mescid'de kalabalık bir halk kitlesinin katıldığı toplantıda Yunan iÅŸgalini tanımama kararı alındı. Ayrıca kırk kiÅŸiÂlik bir heyet seçilerek Balıkesir Redd-i İlhak Cemiyeti kuruldu. İstanbul hükümetinin içine düştüğü aczi açıkça dile getiren bu heyet çeÅŸitli toplantılarında önemli kararlar aldı.
|
|
Evliya Çelebi`nin 400. doğum yılı dolayısıyla düzenlenen konferansta konuşan Doç. Dr. Nurettin Gemici, ünlü seyyahın Viyana kuşatması öncesinde bir casus gibi çalışarak Osmanlı`ya gerekli bilgileri aktardığını söyledi. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Araştırma Merkezi ile Bursa Valiliği iş birliğiyle Gönlüferah Otel`de düzenlenen konferansta, Evliya Çelebi`nin hayatı ele alındı. Birçok bilim adamının konuşmacı olarak katıldığı konferansta, Evliya Çelebi`nin çeşitli yönleri tartışıldı.
|
1. Dünya Savaşı yıllarına ait bazıları ''gizli'' ibareli bazıları ise kriptolu 4 bin 221 belge Ankara'daki bit pazarında bulundu. Belgeler arasında ABD'nin 31. Başkanı Herbert Hoover ile İspanya Kralı 13. Alfonso'ya ait olanlar dikkati çekiyor. Yaklaşık 8,5 milyon kişinin yaşamını yitirdiği 1. Dünya Savaşı, insanlık tarihinin en kanlı dönemlerinden biri olarak tarihteki yerini almışken, savaşın kaderini etkileyen birçok olay hala gizemini koruyor. O dönem perde arkasında yaşananları çok sayıda kişi merak ededursun, dönem dönem ortaya çıkan savaş yıllarına ait belgelere bir yenisi daha eklendi. Koleksiyoner Fuat Köksal'ın Ankara'daki bit pazarında bulduğu belgeler, 1. Dünya Savaşı yıllarının saklı kalmış yanına ışık tutuyor. Köksal, aradan zaman geçmesine rağmen belgelerin Türkiye'de çıkmasının halen şaşkınlığını yaşadığını söyledi.
|
|
Padişah, yazın günde 4 ve kışın 3 defa yemek yer. Bağdaş kurarak sofraya oturur. Sofra, yüksekçe bir yere konan büyük gümüş siniden ibarettir. Som altından ve üzerlerine mücevher kakılmış padişah sinileri de vardır. İlk Osmanlı padişahları, hattâ Fâtih Sultan Mehmed (1451-1481), basit yemek yerlerdi. Elimizde Fâtih’in yemek listeleri var. Bugün orta halli halkımızın da yiyeceği şeylerdir. 17. asırdan itibaren padişah yemekleri çeşitlendi, tekellüfe boğuldu. Ama Osmanlı-Türk mutfağının bir san’at olarak zirvesine erişme çağı, 19. asırdır. Dünyanın en zevkli mutfağı hâline geldi. Yemek zevki, zengin sınıflardan, saray ve konaklardan hızla orta tabakaya yayıldı.
|
|
Ankara Savaşı, Timur’la Yıldırım Bayezid arasında 1402’de Ankara’ya 20 km.yakınlıktaki Çubuk Ovasında olmuştur. Savaş olmadan önce Timur, Yıldırım Bayezid’e dört mektup göndermiş, Yıldırım Bayezid dört mektupla ona cevap vermiştir. Ancak bu yazışmalar savaşı önleyememiştir. Savaşın galibi Timur olmuş, Yıldırım Bayezid esir düşmüştür. Bu dört mektup ve cevaplarının Türkçe suretleri, Konya Belediyesi Koyunoğlu Kütüphanesi nr. 13435’de kayıtlı olan el yazması Münşeât ve Mükâtabât-ı Sultâniye mecmuasında mevcuttur. İlk kez bu dört mektup ve cevapların özgün metinleri transkripsiyonlu olarak verilmiştir.
|
|
'Kara Ölüm' olarak bilinen veba salgını ilk olarak 1300'lerde Çin'de ortaya çıktı. Kurbanların şikayetleri ağrılar, ateş ve bulantıyla başlıyordu. İnsanların dirseklerinde ve kasıklarında mor kabarıklıklar oluşuyor ve kısa sürede yumurta büyüklüğüne ulaşıp sertleşiyordu. Bu yumurtalar patladığında içinden pis kokulu siyah bir madde fışkırıyordu ancak bu rahatlama kurban için çok geç oluyordu. Çünkü hasta beş gün içinde ölüyordu.
Bunun bilinen bir tedavisi yoktu ve alınan hiçbir önlem işe yaramıyordu. Seksen yıl içinde hastalık Çin nüfusunu üçte bir oranında azaltmıştı. İyi işleyen ticaret yolları aracılığıyla da salgın batıya doğru, Hindistan ve Ortadoğu'ya ilerliyor, her gün binlerce insanın ölümüne neden oluyordu.
|
Türk tarihi, dünya tarih sayfalarında önemli bir sayfaya sahiptir. Türkler, yeryüzünde ilk en eski toplu yerleşimler kurmuş ve ilk şehir kültürünü ortaya çıkarmış, bir millettir. Kainatta insanlık tarihini araştırırken öncelikle Türklerin, Türk topluluklarının tarih sayfalarında bıraktığı izleri ön sayfalara koymak kesinlikle şarttır. Çünkü dünya tarihi mutlaka Türklerden başlar (Kiroren Medeniyeti bunun örneğidir) .Net tarih bilgileri ve kaynak-metinlerin zengin olduğu Türk tarihi, MÖ 7500 senelerinde Kutsal Tanrı dağları ve Taklımakan çöllerinde kurulan Kiroren Beyliği, Uygur-Hun Beylikleri, Büyük Hun Tanrıkutluğu ve daha (...)
|
Siyasetçiler, tarihçiler ve özellikle kilise, Sky TV’de 8 bölümde yayımlanan ve Yunan ihtilalindeki bir sürü ‘mito’yu çürüten belgesel dizi ‘1821’e ateş püskürdü. Yunanlı, İngiliz, Hollandalı ve Türk (Prof. Fikret Adanır) tarihçilerin yer aldığı ‘1821’de, Yunanlıların 4 asır boyunca Osmanlı egemenliği dönemindeki yaşamı ile ilgili ‘resmi tarih’e taban tabana zıt bir tablo çizildi. Okullarda da okutulan ‘resmi tarih’ Yunanlıların ‘esaret altında büyük baskılara ve Osmanlı’nın barbarlıklarına maruz kalarak yaşadıklarından’ bahsederken, dizide şunlar belirtildi:
|
|
|