| PELOPONNES SAVAÅžLARI |
|
 Atina ile Sparta yıllardan beri eski Yunan kent devletleri üzerinde egemenlik kurma çekiÅŸmesi içindeydi ve bu kent devletleri Atina önderliÄŸindeki Delos BirliÄŸi ile Sparta önderliÄŸindeki Peloponnesos BirliÄŸi içinde, iki ayrı ittifakta toplanmıştı. Kara güçlerine ağırlık veren Sparta büyük bir ordu, daha çok ada ve kıyı kent devletleriyle ittifak içindeki Atina ise büyük bir donanma kurmuÅŸtu Sparta sorun çıkarmak için, Atina'ya baÄŸlı kentlerde çıkan ayaklanmalardan yararlanıÂyordu. M.Ö. 433'te kuzeybatıdaki Kerkira (bugünkü Korfu) halkı Atina'dan, kendisini Sparta'nın dostu Korint'e karşı korumasını istedi. Çok geçmeden Atina ile Sparta arasınÂda yıllardır süren rekabet savaÅŸa dönüştü.[2]  Yunanistan'ın batısında kaygı verici ve rekabetçi politika sonunda daha bile kötü geliÅŸmelere yol açmıştır. Korfu (Kerkyra) ile Korinthos arasında Atina ile Samos arasındakine çok benzeyen bir anlaÅŸmazlık doÄŸmuÅŸ ama bu sefer üçüncü bir taraf olarak Atina duruma müdahale etmiÅŸtir. İ.Ö. 435'de Korinthos'a karşı bir deniz zaferi kazandıktan sonra Korfu kendisinden ağır bir öç alınacağından korkarak Atina'ya baÅŸvurmuÅŸ ve Korinthoslular'ın diplomatik çabalar göstermelerine karşın Atina Korfu ile baÄŸlaÅŸmış ve Korinthos'a karşı çatışmaya girmiÅŸtir. Perikles, bundan sonra ÅŸimdi 15 yıldır Peloponnesos birliÄŸinde bulunan Megara'yı Atina'nın denetimi altındaki bütün liman ve pazarlardan sürüp çıkarmak için bir karar tasarısı önermiÅŸ ve kabul ettirmiÅŸtir. Atina'nın rekabet enerjisi ve bunun getirdiÄŸi kaçınılmaz haksızlık hep yukarıdan alan tutumu ve demokratik yöntemlere duyduÄŸu acımazsız güvenç onu korkunç bir savaşın eÅŸiÄŸine getirmiÅŸti. Spartalılar da öfkelenmiÅŸ muhtemelen korkmuÅŸ kıskançlığa kapılmışlardı ve en az Atinalılar kadar küstahtılar.  421 ile 420 arasındaki bir yıllık bırakışma dışında savaÅŸ İ.Ö. 431'den 404'e kadar tam 27 yıl sürecekti. Atina'nın yıkılmasıyla sonuçlandı ama bu yıllar boyunca bütün Yunanistan'da sarsıntılarla parçalara ayrıldı. Tabii tarihte hiçbir ÅŸey anlattığı kadar kesin deÄŸildir. Gerçekte savaÅŸ hiçbir zaman tamamlanmayan 30 yıllık barışın sona ermesinden çok önce 460'da baÅŸlamış ve ondan sonraki yüzyılın Atina'sı da çok güçlü bir hortlak olmuÅŸtur.[3] Nedenleri  Peloponnesos savaşının nedenleri, Eski ÇaÄŸ'dan beri tarihçiler arasında bir çok tartışmalara yol açmıştır. M.Ö. 431 yılına doÄŸru partilerin üstünde büyük bir devlet adamı düzeyine ulaÅŸmış olan Perikles gerek saÄŸ, gerek sol taraf partilerinin ÅŸiddetli hücumlarına uÄŸramış ve bunlar tarafından bu harbe yol açan baÅŸlıca kiÅŸi olarak gösterilmiÅŸtir. Bu hususu gerek Aristofanes'in komedyalarında, gerek Eforos'un tarihinde açıkça görmek mümkündür. Esasen harpten bir süre önce gittikçe kuvvetlenen muhalifler Perikles'in hayat arkadaşı Aspasia'dan baÅŸka yakın adamlarından heykeltıraÅŸ Fidias'ı, filozof Anaksagoras'ı mahkemeye vererek dışa sürmüşlerdi. Peloponnes harbi tarihçisi Tukidides baÅŸlı başına bir fikir ve sanat anıtı olan ünlü eserinde bu tezin büsbütün tersini iddia etmekte, insanlık tarihinde ilk kez olayların gerçek nedenlerini görünürdeki nedenlerinden ayırt ettikten sonra harbin asıl nedeni olarak Pers harplerinden sonra Atina'nın gerek siyasal, gerek ekonomik alanda pek fazla güçlenmesini ve baÅŸta Sparta olmak üzere Peloponnesliler'i kuÅŸkulandırmış olmasını ileri sürmekte, görünürdeki nedenler arasında ise Korint'le bu ÅŸehrin kolonisi Korkira arasında çıkan anlaÅŸmazlığa Atina'nın karışmasını görmektedir. Fakat teÅŸkilat ve bünye bakımından birbirinden çok farklı iki siyasal birliÄŸin başında bulunan en güçlü iki Yunan devleti ve bunların müttefikleri arasında patlak veren bu harpte her ÅŸeyden önce ekonomik nedenler büyük bir rol oynamış olsa gerektir. Atina ticaret ve sanayinin, Ege bölgesine egemen olduktan sonra, Adriyatik denizi ve İtalya'ya kadar uzanması batı ülkeleriyle öteden beri ticarette bulunan Megara ve Korint gibi ÅŸehirleri Atina ile rekabet edemez duruma düşürmüştü. Atina batı ülkelerine ihraç ettiÄŸi sanayi mamulleri ve sanat eserlerine karşılık buralardan en çok çeÅŸitli madenler ve hububat ithal ediyordu. Tüm batı ticareti Atina'ya inhisar edecekmiÅŸ ve Pire limanı bu ticaretin merkezi olacakmış gibi görünüyordu. Fakat böyle bir durum gerçekleÅŸtiÄŸi takdirde Peloponnes devletlerinin Atina'nın yalnız ekonomik deÄŸil, fakat siyasal nüfuzu altına girmeleri de mukadderdi. Çünkü bütün bu ÅŸehirler artan nüfuslarını besleyebilmeleri için batıdan besin maddeleri getirtmek zorundaydılar. Hatta batı ticaretiyle doÄŸrudan doÄŸruya ilgisi olmayan Sparta bile Peloponnes'in bir gün tümüyle Atina'nın nüfuzu altına gireceÄŸinden kuÅŸkulanıyor, Megara ve Korint gibi ÅŸehirlerin sonu gelmeyen sızlanmalarına kulak vermeÄŸe hazır bulunuyordu.  O esnada Atina batıdaki durumunu saÄŸlamlamak için birtakım tedbirler almaÄŸa, Korkira ve Magera'yı ilgilendiren bazı problemleri kökünden çözmeÄŸe karar verdi. Yunanistan'la İtalya arasında bir çeÅŸit köprü olan Korkira 435 yılından beri ana ÅŸehri Korint'le harp halinde idi. Gerçi Korintliler Levkimne muharebesinde Korkira'lılara yenilmiÅŸler, fakat 433 yılına kadar donanmalarını yeniden düzenleyip güçlendirdikten sonra tekrar bu adaya karşı taarruza geçmiÅŸlerdi. İki taraf kuvvetleri karşı karşıya durdukları esnada gerek Korintliler, gerek Korkiralılar, Atina'ya elçiler göndererek bu ÅŸehirle ittifak yapmak istediler. Atinalılar Korkira tarafını tuttular, fakat 446 barışına sadık kalarak bu ada ile yalnız tedafüi bir ittifak yaptılar. Aynı yıl içinde Atina'nın Korkira'ya göndermiÅŸ olduÄŸu gemiler, Korint'le Korkira donanmaları arasında Sibota adaları yöresinde yapılan deniz muharebesine katılmakla beraber, Korint gemilerinin kesin bir sonuç almadan geri dönmelerine, bu suretle adanın taarruzdan kurtulmasına yol açtılar. Bununla beraber gerek bu ittifak, gerek bu muharebe Korint için büyük bir darbe oldu. Çünkü böylece batı yolu gerek Korkira'da, gerek İtalya ve Sicilya'da birçok üslere sahip olan Atina donanmasının kontrolü altına girmiÅŸ oluyordu. Sparta ve müttefikleri batı ülkeleriyle olan iliÅŸkilerinden vazgeçip geçmemek hususunda kesin bir karar vermek zorunda idiler.[4] Savaşın BaÅŸlangıcı ve Seyri  M.Ö. 431'de Atina ve Sparta arasında tekrar savaÅŸ çıktı. Mora savaşının sebebi kaynaktan kaynaÄŸa deÄŸiÅŸir ama tüm bunların arasında en tutarlıları eski Yunan tarihçileri Tukidides ve Plutarh'ın söyledikleridir. Yazılanlara göre Korint ve kolonilerinden biri olan Korfu, Atina'nın kışkırtması ile birbirine düştü. Daha sonra Atina ile Korint arasında Potidaea (Nea Potidai) kontrolü üzerine, Atina'nın Potidaea'yı kuÅŸatmasıyla sonuçlanan bir sürtüşme baÅŸladı. Sonunda Atina, Megoria Fermanı adı ile ekonomik fermanlar dizisi çıkardı ve bununla 30 yıllık Peloponnesia Barış AntlaÅŸması'nı bozmakla suçlandı. Böylece, her iki tarafın da önceden kararlaÅŸtırdıkları hükümler gereÄŸince Sparta, Atina'ya savaÅŸ açtı.  Birçok tarihçi bunu savaşın asıl sebebi sayarken bir kısmı da Sparta'nın Atina'nın Yunan çevrelerindeki üstünlüğünü çekememezliÄŸinden kaynaklandığını öne sürerler. Bu savaÅŸ tam 27 yıl sürmüş, fakat ne donanması güçlü Atina ordusu, ne de kara kuvvetleri güçlü Sparta, birbirlerine karşı herhangi bir üstünlük saÄŸlayamamıştır.[5]  SavaÅŸ M.Ö. 431'de, Sparta'nın müttefiki Thebai'nin Atina'nın müttefiki Plataya'ya saldırmasıyla baÅŸladı. Atina'nın büyük devlet adamı Perikles, donanma Peloponnesos kıyılarıÂna saldırılarda bulunurken, halkı saÄŸlam surlarla çevrili Atina'da toplanmaya çağırdı. Bu sırada Atina'nın çevresindeki Attika topraklarını istila eden Spartalılar bölgedeki ekinleri yaktılar.[6]  Sparta'nın baÅŸlangıçtaki stratejisi Atina'yı iÅŸgal etmekti fakat Atinalılar'ın ardına sığınabilecekleri güçlü ÅŸehir surları vardı.[5]  M.Ö. 430 Haziran'ında Atina'da veba salgını çıktı ve sıcak yazın da etkisiyle hızla yayıldı. Kalabalık kentte binlerce Atinalı ölürken, hastalık donanmaya da sıçradı. Halkın yüz çevirmeye baÅŸladığı PeÂrikles de bir yıl sonra vebadan öldü.[6]  Aynı zamanda Atina filosu (M.Ö. 429) Naupactus ve (M.Ö. 425) Pylos savaÅŸlarını kazanarak askerî birliklerini Pelaponnesia'ya çıkardı. Fakat bu taktikler her iki tarafa da kesin bir zafer getirmedi.[5]  Perikles'in ölümünden sonra, ona her zaman karşı çıkmış olan Kleon, Atina'nın önderlerinden biri olarak yönetime geçti. Kısa bir süre için, Atinalılar Sparta'ya karşı üstünlük elde etti. M.Ö. 425'te Sparta barış istediyse de, Kleon bu öneriyi reddetti.  Spartalılar'ın büyük komutanı Brasidas, Yunanistan'da büyük yıkımlara yol açarak ilerlemeye baÅŸladı. Kleon ona karşı savaÅŸmak üzere yola çıktı. M.Ö. 422'deki savaÅŸta Brasidas ve Kleon öldüler. Atina önderlerinden Nikias savaşı sona erdirmeyi kabul etti ve Nikias Barışı denen, altı yıl sürecek bir dönem baÅŸladı.[6]  Atina ile Sparta arasında olumlu bir baÄŸlaÅŸma olunca Peloponnesos birliÄŸi çözülmeye baÅŸladı.Fakat diplomatik kucaklaÅŸmalar ister istemez iÅŸe karışmaları anlamına gelmiÅŸtir. Birlik çözülünce Korinthos Mantinea ve Elis Argos'la baÄŸlaÅŸtılar. 419'da Atina'da Argos Elis ve Mantinea'yla 100 yıllığına baÄŸlaÅŸtı. Bu yeni baÄŸlaşıklar topluluÄŸu daha sonra hep birlikte Epidauros'a saldırdı;Sparta'ysa Epidauros'u destekledi ve (414'e kadar resmen olmamakla birlikte) savaÅŸ yeniden baÅŸladı.[3]  Ama, Atina ile Sparta birbirlerine karşı mücadeleyi sürdürdüler.[6] M.Ö. 418'de Sparta ve Atina müttefiki Argos arasındaki düşmanca tutum savaşın tekrar baÅŸlamasına sebep oldu.[5] İlk büyük muharebesi M.Ö. 418'de Mantinea'da oldu.[3] Montinea'da Sparta orduları, Atina ve müttefiklerinden oluÅŸan orduları yendi. Savaşın tekrar ateÅŸlenmiÅŸ olması, savaÅŸ taraftarlarının Atina'da iÅŸ başına geçmesine neden oldu. M.Ö. 415'de Alcibiades, Atina meclisini bir Peloponnesia müttefiki olan olan Sicilya'daki Siracusa'ya karşı bir keÅŸif seferi düzenlemeye ikna etti. Nicias, Sicilya seferine karşı kuÅŸku ile yaklaşıyor olmasına raÄŸmen Atina meclisi tarafından Alcibiades ile birlikte kendini keÅŸif grubunun başında buldu.[5] Nikias ve Alkibiades komutasındaki Atina ordusu Sicilya'ya doÄŸru yola çıktı. Ne var ki, Alkibiades Atina'da tanrılara hakaret ettiÄŸi gerekçesiyle suçlandığı için, Atinalılar'a ihanet ederek Sparta'ya sığındı.[6] Åžahsına karşı yapılan suçlamalar nedeniyle Sparta'dan yardım isteyen ve oraya sığınan Alcibiade'nin gitmesi ile keÅŸif harekâtı tamamen bir felakete dönüştü.[5] Bu arada Sicilya'daki Siracusa Atinalılar'a karşı ayaklandı, Atina ordularını ve donanmasını bozguna uÄŸrattı. Nikias'ın da aralarında bulunduÄŸu iÅŸgalcilerin hemen hepsi öldürüldü.[6] Grup dağıldı, Nicias esir alındı ve idam edildi.[5]  DoÄŸrudan demokrasi politikasının Atinalılar üstünde iyi bir etkisi görülmüyordu. Atina kendi yıkımına doÄŸru yürüyordu. İ.Ö. 416'da maceraperestlerden baÅŸka bir ÅŸey olmayan bu egemen halk Sicilya'nın sarsıntılı kavgalarına karıştı. Sicilya'daki savaÅŸ hiç kimsenin hayal edemeyeceÄŸi bir batak ve felâketti. Uzun bir kötü yönetimden sonra M.Ö. 413'te Syrakusa kuÅŸatması baÅŸarısızlıkla bitince Nikias'ın yeteneksiz komutası altında geri çekilen Atinalılar'ın çoÄŸunun kıyıma uÄŸratılmasıyla sonuçlandı. Atina batıyordu. 20.000 kadar köle 413 yılında Attika'da Atina'nın kuzeyinde Spartalılar'ın kurduÄŸu bir ileri karakol olan Dekeleia'ya kaçtı; Laurion madenleri de aynı yıl güvensizlik nedeniyle kapatıldı. Atina'nın baÄŸlaşıkları birlikten ayrıldı. Persli taÅŸra valileri etkinliklerini arttırıp Sparta'nın yanında biraz biraz savaÅŸa katıldılar. Atina'da oligarÅŸi yanlısı bir akım fark edilmeye baÅŸlandı ve İ.Ö. 411'de bir kurul Atina'da yönetimi ele geçirdi ve üç ay tiranlık etti.  Fakat Sparta onlarla anlaÅŸmakta ya çok yavaÅŸ davrandı ya da öç almak istediÄŸi için ağırdan aldı ve demokrasi geri geldi. Bu aÅŸamada bile Atina'nın denizde kazandığı bir zafer neredeyse dengeyi kuruyordu; 410'da barış isteyen Spartalılar bunu reddedense Atinalılar oldu. Åžimdi savaÅŸ denizde ve doÄŸuda geçiyordu.[3]  Sparta bu kez Perslerin de yardımı ile Atina'nın deniz üstünlüğüne meydan okumak için yeni bir donanma hazırladı. Donanması için Çanakkale BoÄŸazı'nın yönetimini elde tutmakta olan, bölgenin stratejik inisiyatifi ele almış askerî bir lider buldu. Çanakkale BoÄŸazı, Yunanistan'a giren tahılın kaynağıydı. Atina'nın karşısında, Atina'nın kaderini elinde tutan bir komutanın olması, açlık tehdidini doÄŸuruyordu ve Atina son bir umutla elinde kalan tek filosunu da ağır bir yenilgi alacağını bilemeden oraya gönderdi. M.Ö. 405 Aegospotami Savaşı'nın kaybedilmesi ile Atina iflasın eÅŸiÄŸine sürüklenmeden, bir an önce barış istemek zorunda kaldı. Bu da Sparta'nın en çok istediÄŸi ÅŸeydi ve Atina için acımasız hükümlere sahip bir anlaÅŸma hazırlandı. Çaresiz, anlaÅŸmayı kabul eden Atina ÅŸehir surlarını, filosunu ve deniz aşırı tüm topraklarını kaybetti. Totaliter rejim Sparta'nın da desteÄŸi ile güç kazandı.[5]  Atina donanması, Atina'ya geri dönen Alkibiades'in de önemli katkılarıyla birçok baÅŸarı kazandıysa da, Hellespontos (bugün Çanakkale BoÄŸazı) yakınlarındaki Aigos-Potamoi'de hazırlıksız yakalandı. Amiral Lysandros komutasındaki Sparta donanması Atina donanmasını batırdı. Daha sonra Atina açıklarına gelen Sparta donanması kente yiyecek girmesini engelledi. Altı ay süren açlıktan sonra, M.Ö. 404'te Atina teslim oldu ve 27 yıl süren savaÅŸ sona erdi.[6] Eski Yunan'daki kent devletlerinin en büyüğü olan Atina, bu savaşın sonunda gücünü yitirdi.[2] Kaynaklar  [1] Yrd. Doç. Dr. Muzaffer Demir (MuÄŸla Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü), "Peloponnesos Savaşı (İ.Ö. 431-404) Sırasında Karya ve Likya'ya Yönelik Atina Seferlerinin Amaçları" [2] Temel Britannica. [3] www.uslanmam.com/tarih/20724-peloponnesos-savasi.html [4] www.tezsitesi.com/index.php?topic=820.0 [5] www.msxlabs.org/forum/tarih/94063-peloponnesos-savasi.html [6] www.delinetciler.net/forum/dunya-tarihi/65140-dunya-savaslari-peloponnesos-savasi.html |


