| ORUÇ REİS AFRİKAYI HIRİSTİYANLAŞMAKTAN KURTARMIŞTI |
|
MİDİLLİ`DE DOÄžAN GÜNEÅž Oruç Reis, Barbaros Hayreddin PaÅŸa`nın da aÄŸabeyidir. Kendi döneminde Baba Oruç diye tanınan denizcimizi Avrupalılar, bu kelimeÂden bozma olarak veya `kızıl sakallı` manaÂsına gelen `Barbaros` lakabı ile anmışlardı. Barbaros kardeÅŸlerin babaları Yakup AÄŸa Vardar Yenicesi`ndendi. Yakup AÄŸa, Fatih döneminde Midilli`nin fethine katılıp, daha sonra bu adada kalmıştı. Oruç Reis, Yakup AÄŸa`nın dört oÄŸlundan ikincisiydi. Oruç Reis, adada yaÅŸamasından dolayı gençliÄŸinden itibaren, reisliÄŸe heves ile bir tekÂne yaptırarak, ticarete baÅŸladı. Ancak kardeÅŸi İlyas ile birlikte, Suriye`ye doÄŸru bir seferdeyken Rodos şövalyelerinin baskınına uÄŸradılar. İlyas ÅŸehit olurken, Oruç Reis esir düştü. Bir müddet şövalyelerin gemisinde kürek çeken Oruç Reis gemi karaya yaklaşınca, kaçmayı baÅŸardı. Oruç Reis, esaretten kurtulduktan sonra denizciliÄŸe devam etti. Åžehzade Korkut`un yardımıyla bir gemi yaptırarak, korsanlığa baÅŸladı. Osmanlı tahtına Yavuz Sultan Selim`in geçmesi ve Oruç Reis`in Åžehzade Korkut`un adamı olmasından dolayı, Barbaros kardeÅŸler, Anadolu kıyılarından ayrılıp, Tunus`a gittiler. Oruç Reis, Afrika kıyılarına geldikten sonra İspanyol ve diÄŸer Hristiyan gemilerine rahat vermedi. Şöhreti büÂtün Batı Akdeniz sahillerine yayıldı. Gözünü daldan budaktan esirgemeyen Oruç Reis, bir seferinde kardeÅŸi Hızır Reis`in muhalefetine raÄŸmen İspanyollar`la çatışmaya girmiÅŸ ve orada kolundan yaralanmıştı. Kangren olmaya yüz tutunca yaralı kolu kesildi. Ancak bir kolunu kaybetmesi bile Oruç Reis`i engellemedi. KAHRAMANCA ÅžEHİT DÜŞTÜ Barbaros kardeÅŸler, Afrika kıyılarında bazı adaları ele geçirdiler. O sıralarda İspanyollar, Afrika kıyılarına hakim olmaya çalışıyorlardı. Cezayir iÅŸgal edilmek üzereydi Oruç Reis, Cezayir`e giderek, İspanyollar ile mücadeleye baÅŸladı. Bu durum, İsÂpanyollar`ı telaÅŸa düşürünce, 15.000 kiÅŸilik bir kuvvet ve bir donanma 1516`da Cezayir`e gönderildi. İspanyollar, Cezayir`e geleÂrek, karaya asker çıkarıp kaleyi kuÅŸattılar. Bazı Arap kabileleri de İspanyollar`a yardım ettiler. Oruç Reis`in ÅŸiddetli direniÅŸi karşısında İspanyollar geri çekildiler. Oruç Reis, artık Cezayir Sultanı`ydı. Kuzey Afrika`nın en büyük ÅŸehirlerinden Tlemsen hükümdarı, İspanyollar ile ittifak edince, halkı hükümdarlarına karşı vaziyet alarak, Oruç Reis`ten yardım istediler. Oruç Reis, bunun üzerine Tlemsen`e sefere çıktı. Oruç Reis, bölgeye hakim olunca İspanyollar, 1518`de Tlemsen`i Türkler`den geri alıp, eski hükümdarını tahta geçirmek için bir sefer tertip ettiler. Oruç Reis, ÅŸehri ÅŸiddetle savundu ancak ÅŸehir halkı eski hükümdarlarına teveccüh ettiler. YiyeceÄŸi ve cephanesi kalmayan Oruç Reis, 40-50 kiÅŸilik maiyeti ile bir gece sabaha karşı kaleden ayrıldı. Oruç Reis ve adamları, Salado Nehri`ne vardığında İspanyollar`la karşılaÅŸtılar. Oruç Reis, ırmağı geçti ancak arkada kalan adamlarının İspanyollar tarafından öldürüldüğünü görünce geri dönüp, çatışmaya girdi. Tek kollu aslan, kahramanca çatışmasına raÄŸmen kalabalık İspanyollar karşısında ÅŸehit düştü. Oruç Reis`in ÅŸehit edilmesi üzerine birçok kilisede ayinler yapıldı. Başı kesilerek İspanya`ya gönderildi. Oruç Reis, Afrika`daki Türk hakimiyetinin ilk adımını atmıştı. KardeÅŸi Barbaros Hayreddin tarafından bu eser tamamÂlandı. Afrika, Endülüs gibi HristiyanlaÅŸmaktan kurtuldu. ÜSKÜDAR YETİM KALDI Üsküdar`ın eski Belediye BaÅŸkanı Mehmet Çakır, Hakk`ın rahmetine kavuÅŸtu. Mehmet Çakır, belediye baÅŸkanlığı sırasında siyasi baskılara boyun eÄŸmeden doÄŸru bildiÄŸi yolda çalışmıştı. Nitekim cenaze namazında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. RaÅŸit Küçük, `Allah`ın ve kullarının hukukunu korumada tavizsizdi. En yoÄŸun siyasi baskılara ve en sıkışık zamanlarda bile haksızlığa geçit vermedi. Halkın hakkını korumasını bildi` ÅŸeklinde konuÅŸtu. Kaç siyasetçinin arkasından böyle konuÅŸulur? Rahmetli baÅŸkan diÄŸer birçok baÅŸkanın aksine belediye iÅŸlerinin yanı sıra ilme, kültüre ve sanata son derece önem vermiÅŸti. Üsküdar`da onlarca tarihi eseri ve hazireyi ihya etti. Birçok belediye gibi süslü ve içi boÅŸ kitaplar yayınlamak yerine, Üsküdar`ın tarihine ve kültürüne yakışan kitaplar çıkardı. DeÄŸiÅŸik üniversitelerden akademisyenlerle yaptığı iÅŸbirliÄŸi sonucu, dört Üsküdar Sempozyumu düzenlendi ve hepsi Üsküdar`a yakışan bir baskıyla yayınlandı. İnÅŸallah rahmetli baÅŸkanın kültür alanındaki faaliyetleri Üsküdar`da devam eder ve kendi dönemiyle sınırlı kalmaz. Nur içinde yatsın...  |


