Atatürk’ün resimlerini, Türk devletinin dairelerinden
indiremeyenler, fikirlerini Türk milletinin gönül sarayından silip
atmak için çok çirkin taktiklere baÅŸvurmaya baÅŸladılar.
Cumhuriyet’in
85’inci kuruluÅŸ yıldönümünde, ‘bedavaya’ getirilen büyük bir reklam
tantanası eÅŸliÄŸinde yeni bir ‘film’ daha vizyona sokuldu.
Filmin adı ‘Mustafa’.
Senaryosu
Can Dündar tarafından kaleme alınan, hiçbir sanatsal, estetik ve edebi
deÄŸeri olmayan film, güya Mustafa’nın ‘insani’ tarafını ön plana
çıkarıyor.
Ama Mustafa’yı ‘Atatürk’ten soyutluyor.
Sanki Atatürk
hakkında ortaya atılan saçma sapan iddiaların ‘tanıklar’ ve ‘belgeler’
ile ‘kayda geçirilmesi’ için gizli bir misyon üstleniyor.
Sanki Dr. Rıza Nur’a malzeme olan iddiaların ‘ete kemiÄŸe’ bürünmesine kapı aralıyor.
Ve
sahnelerin arasına oldukça ‘ustalıkla’ sıkıştırılan bir metin ile, AB
formatlı o ‘ihanet’ planını insanların bilinçaltına şırınga ediyor:
- “Mustafa, Kürtlere özerklik taahhüt etmiÅŸti.”
* * *
Can Dündar, filmi ÅŸu cümle ile özetliyor:
- “Film, Atatürk’ün
özel hayatına da giriyor, sofrasından, yalnızlığından dem vuruyor,
dinin toplumsal hayattan tasfiye edilmesi gereÄŸine iliÅŸkin radikal
görüÅŸlerine yer veriyordu.”
Filmde ‘diktatörlük’ özentisi içinde
olan Mustafa’nın nasıl ‘zevküsefa’ düÅŸkünü olduÄŸuna, ‘içki
sofralarında’ nasıl kafayı çektiÄŸine, ‘kadınlara’ karşı nasıl zafiyeti
bulunduÄŸuna, ‘birlikte hareket ettiÄŸi’ arkadaÅŸlarını nasıl harcadığına
dair her ÅŸey var.
Dini ‘toplumsal hayattan’ dışlamak istediÄŸi yolundaki görüÅŸlere yer veriliyor.
Dini ‘çıkar’ için kullandığı ima ediliyor.
Ama
aynı Mustafa’nın Türkiye Cumhuriyeti devletini ‘hangi temeller’ üzerine
kurduÄŸuna, Türk milletinin geleceÄŸi için ‘hangi öngörülerde’
bulunduÄŸuna dair bir tek ibare yok.
Hasta yatağından kalkıp ‘Musul
ve Kerkük’ gibi Misak-ı Milli sınırları içerisinde bulunan Hatay’ı
nasıl Anavatan’a kattığı bile öylesine geçiÅŸtirilmiÅŸ.
* * *
Ülkede bir ‘deÄŸer’ daha alaÅŸağı ediliyor.
‘Atatürk’, hümanist Mustafa ile yer deÄŸiÅŸtiriyor.
Tarih
sahnesinden silinme tehlikesi ile karşı karşıya gelen bir milleti
yeniden ayaÄŸa kaldıran Gazi, çok sinsi ve sistemli bir ÅŸekilde gelecek
nesillerin gözünde silikleÅŸtiriliyor, sıradanlaÅŸtırılıyor.
Bu film, bugüne kadar Atatürk’e karşı gerçekleÅŸtirilmiÅŸ olan en büyük saldırıdır.
Bu
saldırı, eÄŸer bir ‘ecnebi’ tarafından yapılmış olsaydı, kefereye
haddini bildirmek için ülkede topyekun seferberlik ilan edilir, bütün
sokaklar ve evler dev ‘Atatürk’ posterleri ile donatılırdı.
Bu
saldırı, eÄŸer bir ‘meczup’ tarafından yapılmış olsaydı, hemen hakkında
‘Atatürk’e hakaretten’ dolayı tutuklama kararı çıkarılır, mahkeme
kapılarında yıllarca sürüm sürüm süründürülürdü.
Ama gelin görün ki,
iÅŸin arkasındakiler, ‘Atatürkçülük’ maskesinin arkasına gizlenince,
kimse kalkıp bir ÅŸey söylemeye cesaret edemiyor.
‘Koruma Kanunu’ bile iÅŸlemiyor.
* * *
Esen her rüzgara göre yön deÄŸiÅŸtiren Can Dündar’ı yetiÅŸtiren
TRT’yi dolandırmaktan sabıkalı Mehmet Ali Birand’ın ÅŸu sözüne dikkat
edin:
-“Artık Atatürk’ü tartışmaya baÅŸlayacağız.”
Genelkurmay
BaÅŸkanlığı döneminde, arÅŸivleri açarak böylesine bir ihanete destek
veren, galasına gidip alkış tutan Şemdinli gazisi Yaşar Bey, altına
‘bonus’ olarak tahsis edilen trilyonluk zırhlı aracında rahat uyuyor
mudur dersiniz?
http://www.yenicaggazetesi.com.tr/a_haberdetay.php?hityaz=5779