1. Ulusal, ırksal ya da dinsel bir grubun, toptan veya bir bölümünü yok etme niyetiyle, bir grubun üyelerini öldürmek,
2. Bir grubun üyelerine bedensel-ruhsal ağır zarar vermek,
3. Bir grubun yaÅŸamının fiziki çöküÅŸünü saÄŸlayacak ortamı hazırlamak,
4. Bir grubun çocuk sahibi olmasını engellemek,
5. Bir grubun çocuklarının zorla bir baÅŸka gruba verilmesini saÄŸlamak.
Osmanlı Devleti’nin Ermenileri ihraç
kararının ve uygulamasının, yukarıda tanımı yapılan “soykırım”a uyup
uymadığını değerlendirmek gerekmektedir. Osmanlı Devleti, Batılı
ülkelerin Ermenilerin topluca katledilecekleri iddialarına karşı 27
Mayıs 1915'te ÅŸöyle bir açıklamada bulunmuÅŸtu: "Ermeniler hakkında
hükûmetçe alınan tedbirler, sırf memleketin âsâyiÅŸ ve inzibatını temin
ve muhafaza mecburiyetine müstenittir. Ermeni unsuruna karşı Hükûmetin
imhakâr bir siyaset takibetmediÄŸi, ÅŸimdilik tarafsız bir vaziyette
kaldıkları görülen Katolik ve Protestanlara dokunmamış olması
göstermektedir..."
1915'te meydana gelen iskân
uygulamaları ve bu uygulama sırasında meydana gelen olaylar, yukarıdaki
tanıma göre bir soykırım olarak adlandırılabilir mi ? Bu sorunun
cevabını vermek için İkinci Dünya Savaşı sonrasında Nazi Almanyasının
Yahudilere uyguladığı toplu imha hareketiyle, Osmanlı Devleti’nin
Ermenilere tehcir uygulamasını karşılaştırmak bizleri doğru sonuca
götürecektir. Osmanlı Devleti ihraç ettiÄŸi Ermenilere nasıl bir
uygulama yapmıştır ? :
1- Osmanlı Devleti, Nazilerin aksine,
topraklarında yaşayan Ermenilerin belli bir coğrafyadakilerini
nakletmiştir. Nakil, Osmanlı Devleti'ne karşı silaha sarılan Ermeni
gruplarını ve onlara lojistik destek verenleri kapsamaktadır (Bkz. Harita 1).
2- Nakledilenler yine Osmanlı
sınırları içinde yer alan bir coÄŸrafyaya göç ettirilmiÅŸ, göçe tabi
tutulanlara, Nazilerin evlere baskın yaparak yaka-paça toplama
kamplarına sevk uygulamalarının aksine, göç hazırlığı yapmaları için
bir hafta ile 15 gün arasında süre verilmiÅŸtir.
3- Göçen Ermenilerin tüm ihtiyaçları
(yiyecek, saÄŸlık, bilet temini v.s.) devlet tarafından "Muhacirîn
tahsisatı"ndan karşılanmış, bir şehir ve kasabada yaşayan Ermenilerin
tümü sürgüne gönderilmemiÅŸ, hastalar, yetimler, katolik ve protestan
mezhebi mensuplarıyla, zanaat sahipleri ve orduda görev yapanlar tehcir
kapsamı dışında tutulmuştur.
4- Göçe tabi tutulanlar, Nazilerin
toplama kamplarının aksine, gittikleri yerlerde, devlet tarafından
evler yapılması, hayatlarını devam ettirebilmeleri için
yerleÅŸtirildikleri yerlerin ziraate elveriÅŸli olması ve göçmenlerin
geldikleri vilâyetlerin belirlenerek, nüfus kayıtlarının çıkarılması
karar altına alınmıştır.
5- Nazi kamplarının aksine, hasta
göçmenler için kamplarda hastahaneler kurulmuÅŸ, göçmenlerin saÄŸlık
sorunları ile ilgili olarak çeÅŸitli ülkelerin saÄŸlık ekiplerine
kamplarda görev yapmaları için izin verilmiÅŸtir. Konsolos raporlarına
göre, bu yabancı saÄŸlık mensuplarından bazıları bulaşıcı hastalık
nedeniyle ölmüÅŸtür.
6- Kimsesiz çocuklar ve yetimler,
yetimhanelere ve bazı zengin ailelerin yanına yerleştirilmiş, 1919
yılında geri dönüÅŸ izni verilince bu çocuklar yakın akrabalarına teslim
edilmiÅŸtir.
7- Aşiretlere ve sivil halkın
saldırısına karşı kafileleri korumak üzere jandarma görevlendirilmiÅŸ,
suistimalde bulunan görevli ve halktan kimseler mahkeme edilerek
cezalandırılmıştır.
8- Zorunlu göçten kurtulmak için
müslümanlığı kabul ettiÄŸini söyleyenlerde göç ettirilmiÅŸ, fakat bir
müslümanla evlenmiÅŸ kadınlar göçten muaf tutulmuÅŸtur. Bu gibilere,
savaÅŸ sonrasında çıkarılan bir yasa ile, istedikleri takdirde eski
dinlerine dönebilme imkânı tanınmıştır.
9- SavaÅŸ, kuraklık, çekirge istilâsı,
seferberlikten dolayı iÅŸ yapabilecek hemen bütün erkeklerin silah
altına alınması gibi nedenlerle, tarladaki mahsulün kaldırılamamasının
bir sonucu olarak ortaya çıkan yiyecek sıkıntısından dolayı, baÅŸta
Amerika olmak üzere çeÅŸitli devletlerin yardım kuruluÅŸlarının yardım
talepleri kabul edilmiÅŸ, bunlar tarafından Suriye’deki Ermenilere
yardım edilmiştir (Bkz. Belge 11).
10- Savaşın sona ermesiyle birlikte,
devlet tarafından çıkarılan "geri dönüÅŸ kanunu" ile göçmenlerin
evlerine dönmeleri saÄŸlanmış, Ermeni Patrikhanesi’nin tespitlerine göre
644.900 Ermeni geri dönmüÅŸtür (Bkz. Belge 12).
Evet yukarıda bahsedilen Belge 11'i
dikkatlice okumamız halinde, zorunlu göçün henüz sona erdiÄŸi 3 Åžubat
1915 tarihi itibariyle Suriye’de 500 bin Ermeni göçmenin mevcut
olduÄŸunu görüyoruz. Bu rakam, aslında bir milyon Ermeninin göç
sırasında öldüÄŸünü rapor eden bütün konsolos raporlarını yalanladığı
gibi, Osmanlı Devleti’nin, muhtaç göçmenlere yardım için uluslararası
kuruluÅŸlara kamp kapılarını açtığını, dolayısıyla sadece Suriye'de 486
bin kişiye yardım edilmesine izin vermek suretiyle, Ermenileri imha
düÅŸüncesinde olmadığını ispat ediyor. Buna baÄŸlı olarak, göç
bölgelerindeki Ermenilerin belli bir kesiminin zorunlu göç kapsamına
alınması, diÄŸerlerinin evlerinde bırakılması, “etnik temizlik” veya
"soykırım" iddialarını tümüyle ortadan kaldırıyor. Nitekim özellikle
ülkenin İstanbul, Bursa, Kütahya, Edirne gibi savaÅŸ mühimmatının
sevkedildiÄŸi bölgelerin dışında bulunan ÅŸehirlerinden, terör mensupları
hariç, kimsenin zorunlu göçe tabi tutulmadığı yabancı ve Osmanlı
belgelerinde yer alıyor. Ayrıca göç kapsamındakilerin topluca imha
edilmesi gibi bir art niyetin olmadığını, göç edeceklere hazırlanmaları
için süre verilmesi de gösteriyor. Hele hele göçe tabi tutulanların,
gittikleri yerlerde, geldikleri ÅŸehirler de belirtilmek suretiyle,
nüfus defterlerine kaydedilmelerinin emredilmesi, hayatlarını devam
ettirebilmeleri için ziraate uygun bölgelere yerleÅŸtirilmelerinin
istenmesi, imha düÅŸüncesiyle baÄŸdaÅŸmıyor.
Bütün bu saydıklarımızla, Nazi
Almanyası'nda Yahudilere uygulanananlar arasında hiçbir benzerlik
bulunmamaktadır. Bu durumda 1915'te cereyan eden olayların soykırım
olarak tanımlanması mümkün deÄŸildir. Nitekim soykırım olduÄŸunu iddia
edenler, bugüne kadar "soykırım"ı ispat edecek bir belge
sunamamışlardır. Tezlerini kuvvetlendirebilmek için, Talat PaÅŸa'ya
atfedilen sahte telgraflar ortaya atmışlardır. Ancak bu telgraflar
üzerinde yapılan incelemede, telgraflar üzerinde Osmanlı bürokrasisinin
mutad iÅŸlem kayıtlarının bulunmadığı, telgrafın gönderildiÄŸi iddia
edilen valinin, o tarihte o vilâyette valilik yapmadığı, her Osmanlı
belgesinin en üstünde yer alan besmeleye farklı ÅŸekilde yer verildiÄŸi
ve en önemlisi de Talat PaÅŸa'nın imzasının sahte olduÄŸu ortaya
çıkmıştır.
Soykırım iddiasında bulunanların en
önemli açıklarından biri de, 1915'ten itibaren öldürüldüÄŸü iddia edilen
Ermenilerin sayısının sürekli yükseltildiÄŸidir. 600 binlerden baÅŸlayan
rakamlar, günümüzde 1,5 milyona çıkarılmıştır. Halbuki, o tarihlerde
yabancı devletlerce yapılan nüfus tespitlerinde, Osmanlı Devleti'nde
yaÅŸayan Ermenilerin toplam nüfusu ortalama 1,5 milyon olarak
gösterilmekte, hattâ Ermeni Patrikhanesi bile 1,915,000 rakamını
vermekteydi. Nitekim güvenilir olarak bulunan Patrik Malachia Ormanian
da Ermeni nüfusunu 1,895,400 olarak vermektedir. Bu durumda ancak 400
bin Osmanlı Ermenisinin hayatta kalması gerekirdi. Aşağıdaki cetvelde,
çeÅŸitli kaynaklarda belirlenen Ermeni nüfusu görülmektedir :
Kaynağın Yılı Yazarı Osmanlı Ermenileri
1892 Vital Cuinet 1.475.011
1896 Felix Weber 1.000.000
1901 H. F. B. Lynch 1.325.246
1901 Lodovic de Constenson 1.383.779
1910 Encyclopedia Britannica 1.500.000
1913 Ermeni Patrikhanesi 1.915.651
1913 Lodovic de Constenson 1.400.000
1914 Daniel Panzac 1.5-1.600.000
1914 Justin McCarthy 1.698.303
1914 Osmanlı nüfus sayımı 1.229.007
1914 Stanford J. Shaw 1.294.851
1914 David Magie 1.479.000
1919 Dr. Lepsius 1.500.000
1923 Claire Price 1.500.000
1923 E. Alexander Powell 1.500.000
Oysa ki, 1919 yılı itibariyle, Osmanlı
topraklarından diÄŸer ülkelere gerçekleÅŸen göçlere raÄŸmen, Amerikan
arÅŸiv belgelerinde bulunan ve Ermeni Patrikhanesi’nce, diÄŸer ülkelere
göçenler hariç, sadece Anadolu’daki evlerine geri dönenler 644,900
olarak verilmekte, bütün dünyadaki Osmanlı Ermenilerinin sayısı ise
1,200,000 olarak gösterilmektedir. Bu durumda 1,5 milyon Ermeninin
öldüÄŸünü iddia edenlere ÅŸu soru sorulabilir. Ölen Ermenilerin toplu
mezarları nerededir ? Zira her bir toplu mezarda 500 kişi olsa, 3,000
toplu mezar olması gerekirdi ki, Anadolu'nun her kazma vurulan yerinden
toplu mezar çıkardı.
Son olarak, savaşın sone ermesinden ve
İstanbul’un İtilâf devletlerinin eline geçmesinden sonra, katliam
iddialarına karşı Osmanlı Devleti, dört tarafsız ülkeye resmen
baÅŸvurarak konuyu araÅŸtırmak için ikiÅŸer hukukçu talep etmiÅŸtir. İyi
niyetle yapılmış bu talep, başvuru yapılan İspanya, Hollanda, Danimarka
ve İsveç tarafından reddedilmiÅŸtir. Aslında bu durum, o dönemde dahi
sorunun siyasî olduÄŸunu ve çözümün istenmediÄŸini ortaya koymaktadır.
|
BELGE 1
RUS ORDUSUNDAKİ ERMENİLER
|
|
BELGE 2
FRANSIZLARIN ANADOLU PLÂNLARI
|
|
BELGE 3
MUSA DAĞI ERMENİLERİ VE FRANSIZLAR
|
|
BELGE 4
Yunanistan'ın 15 Bin Tüfek, 2 milyon mermi göndereceÄŸi
|
|
BELGE 5
KAFİLELERİN KORUMA ALTINDA GÖNDERİLMELERİ
|
|
BELGE 6
ERMENİLERİN GÖÇ ETTİRİLMESİNDEKİ GAYE VE
|
|
BELGE 7/1
GERİ DÖNÜÅž KARARNAMESİ
|
|
BELGE 7/2
GERİ DÖNÜÅž KARARNAMESİ
|
|
BELGE 7/3
GERİ DÖNÜÅž KARARNAMESİ
|
|
BELGE 8
1915-1920 NÜFUS İSTATİSTİKLERİ VE TEHCİR
|
|
BELGE 9
AMERİKAN MERSİN KONSOLOSUNUN RAPORU
|
|
BELGE 10
BOGHOS NUBAR PAŞA'NIN FRANSA DIŞİŞLERİ
|
|
BELGE 11
SURİYE'DE AMERİKAN YARDIM KURULUŞLARININ
|
|
BELGE 12/1
ERMENİ PATRİKHANESİNİN GERİ DÖNENLERLE
|
|
BELGE 12/2
ERMENİ PATRİKHANESİNİN GERİ DÖNENLERLE
|
|
BELGE 12/3
ERMENİ PATRİKHANESİNİN GERİ DÖNENLERLE
|
|
BELGE 12/4
ERMENİ PATRİKHANESİNİN GERİ DÖNENLERLE
|
|
BELGE 13
İNGİLİZ KARADENİZ ORDUSU İSTİHBARAT BİRİMİNİN
|
|
BELGE 14
MAVİ KİTAP YAZARI ARNOLD TOYNBEE'NİN GÖREV
|
|
BELGE 15
AMERİKA'YA GÖÇEN ERMENİLERLE İLGİLİ GEMİ
|
|
BELGE 16
İSTANBUL İNGİLİZ BÜYÜKELÇİLİĞİNE GÖRE 1921
|
|
HARİTA 1
|