| MASONLAR 2.ABDÜLHAMİD’E DARBE YAPMAK İSTEMİŞLERDİ |
|
Kleanti, sultan Murâd’la Çırağan Sarayı’nda görüştü. Beşinci Murâd’ın, durumundan şikâyet ederek milletin kendisini bulunduğu durumdan kurtaracağı günü beklediğini söylemesi üzerine, komite harekete geçti. İstanbul’un çeşitli semtlerinde duvarlara sultan Murâd lehine beyânnameler yapıştırıldı. Bir ara bu komite, sultan İkinci Abdülhamîd’i öldürmek için harekete geçti, fakat gerçekleştiremedi. Şubat 1878’de hazırlanan plâna göre su yollarından Çırağan Sarayı’na girilerek sultan Murâd, önce komite üyelerinden Aziz Bey’in evine getirilecek; oradan da halk ile bî’at merasiminin yapıldığı yerlerden birine gidilerek, ilgili ulemâ ve devlet erkânı da davet edilerek sultan Murâd tahta geçirilecekti. Komite bu plânını gerçekleştirmek için müsâid bir zaman beklerken, birinci Çırağan vak’ası meydana geldi. Başarısızlıkla neticelenen bu vak’a komiteyi yıldıracağı yerde daha da gayrete getirdi. Sultan Murâd’ı kaçırmak çârelerini araştırmak için Aziz Bey’in evinde çalışmaları hızlandırdılar. Bu sırada, Hacı Hüsnü Bey adında bir âzâ komiteyi ifşa etti. Komite üyeleri kaçırma hâdisesini hazırladıkları bir toplantı esnasında iken Azîz Bey’in evi zaptiyeler tarafından basıldı. Kleanti, Nakşibend Kalfa ve Ali Şefkati yurt dışına kaçtılar. Kleanti, kaçarken bütün önemli evrakı beraberinde götürdü. Diğer üyeler yakalanarak serasker kapısında müteşekkil dîvân-ı harbe verildiler. Dîvân-ı harbin verdiği karâra göre Kleanti, Aziz Bey, Nakşibend Kalfa ve tabib Agâh Efendi idama mahkum edildiler. Fakat Pâdişâh tarafından af olunarak cezaları on beş sene kalebentliğe çevrildi. Diğer azalar, komite ile irtibatları ve faaliyetlerine göre sürgün ve hapis cezalarına çarptırıldılar. Birinci ve İkinci Çırağan vak’alarında ortak noktalar mevcuttu. İki olayda sultan Murâd’ı tahta geçirmek için düzenlenmiş, ikisi de ulemâ, ordu ve devlet erkânının iştiraki olmadan tertip edilmiştir. Ali Süâvî olayında rol sahibi olan üç kişi aynı zamanda Kleanti komitesinin üyesidir. Ayrıca Ali Süâvî ve Kleanti masondurlar. Ayrı ayrı görünen bu İki Çırağan hâdisesinin yurt dışında önemli bir teşkilâtın emri veya muvafakati ile yapıldığı tahmin edilmektedir. Alıntı |


