KÜRTLERİN OSMANLI OLUŞU

http://img111.imageshack.us/img111/4873/yavuzsultanselim2tf2.jpgOsmanlı ile Safevi`nin yolları kesişip de iki aslan birbirine kükrediğinde, Sultan Selim ile Şah İsmail birbirlerinin üzerine atıldığında, bugünkü Anadolu`nun güneydoğusundaki sarp dağlarda yaşayan Kürtler arada kalmış, ne yapacaklarını şaşırmışlardı.

Yaklaşık otuz kadar farklı aşiret ve farklı idare, burada birbirinden kopuk yaşıyor, aralarında sık sık münazaalar çıkıyordu. Şimdi bölge karışmıştı. Kimden yana olacaklardı? Şah mı, Sultan mı tercih edilmeliydi? Hangisi Kürtlerin hayrına olacaktı? Tedirginlik had safhada iken Bitlisli İdris sahneye çıktı. Akkoyunlu ve Osmanlı saraylarında önemli görevlerde bulunmuş, Safevi Şahı İsmail`in babasıyla dost olmuş, otuza yakın kitap yazmış bir alim ve devlet adamı olan İdris çok ince bir siyaset güderek Sultan`a geldi. Yanında 25 Kürt aşiretinin reisi vardı.

 

Aralarında bir konuşma geçti. İki yıl gibi kısa bir sürede otuz kadar Kürt beylik ve hanedanını bir araya getirip Kürt birliğini sağlayan bir konuşmaydı o. Yüce hükümdar Selim ile Kutlu Müderris İdris`i samimi dost yapan bir konuşma. Bu konuşmadan sonra o kadar iyi geçimlik oldu ki İdris, hükümdara çok hoşuna gidecek bir lakap (Yavuz) verdi; hükümdar da ona Diyarbakır ve havalisine hükmedecek bir kazaskerlik rütbesi. İşte o ahitleşmenin cümlelerinden bazıları:

 

 

- Hocam ve ağalar! Devr-i saltanatımın bidayetinden bu yana mîr-i aşiret tesmiye olunan Ekrad sancaklarını devletim sancaklarıyla eşit tutmuşluğum hatırlarda mıdır?

 

- Evet, hünkarım, cümle bilad-ı Ekrâd bunu hatırlar.

 

- Baba ve dedelerinizden miras aldığınız örf ve adetleri onurlu şekilde sürdürmek üzere paşa sancaklarında yurtluk ve ocaklık yoluyla size şimdi de dirlikler vermektir maksadım, ister misiniz?

 

- Evet isteriz, yüce Sultan, örfümüze sadığız, isteriz.

 

- Dağlarda mekan tutmak yerine düzde çift sürseniz, bereketli toprakları ekip biçseniz ve ben de bunun için size ahitnameler düzenletsem, buna karşılık fermanıma râm olup askerim yedeğinde cengaverlik eder misiniz?

 

- Evet ey hükümdar, yanınca kılıç sallar, can alır, can veririz!..

 

- Devletimin sefer ve gaza vaktinde, beyleriniz, ordularını yine kendi serdarları ve yine kendi teçhizatlarıyla birlikte orduma katarsa, hazar ve barış vaktinde ben dahi sizi düşman ellerden ve yabancı müdahalelerden korurum. Razı olur musunuz?

 

- Evet, razı oluruz adaletli hünkar!

 

- Südde-i saadetim ve devletim nezdinde sözümü söz, işimi iş bilir misiniz?

 

- Evet!.. Biliriz.

 

- O halde bu ahitten sonra emirlikleriniz, örf ve aşiret hususiyetleri üzre rahat olsunlar. Ve dahi ahdimiz haleflerimiz nezdinde korunup uygulansın, razı mısınız?

 

- Evet!..

 

- Reyiniz sorulduğunda sizi reyimle mutabık bulacak mıyım?

 

- Evet!...

 

- Varın, ta-be-kıyamet huzur ve emniyette olun!..

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile