| İsmet Paşa karşı devrimcidir |
|
1950 seçimlerini Demokrat Parti ezici çoğunlukla kazandı. Menderes hükümeti yolsuz, okulsuz, elektriksiz, yoksul bir ülke devraldı. Memleketimiz soluk benizli insanların, şiş karınlı çocukların vatanıydı. Fırından aldığımız ekmeğin adı `çarşı ekmeği` idi; ona da herkes sahip olamazdı. Ekmek de iki türlüydü; beyaz ekmek memurlara aitti; parası olsa bile siviller onu alamazdı; esmer ekmek yemek zorundaydı. Yamasız elbise giyeni görmek hemen hemen imkânsızdı; zenginler pantolonlarına `süvarilik` denen büyük yama yaptırırlardı. Menderes hükümeti halkın önünü açtı; ülkeye ekonomik dinamizm getirdi; süratli bir kalkınma başladı. Menderes hükümetinin yönü geleneksel politikamız gibi Batı`ya dönüktü. Doğu ve Batı`dan bizi kıskaca alan Sovyetler Birliği`ne karşı NATO`ya girmek başarısını gösterdi. Ordumuzu modernize etti, bölgesel dayanışmayı da ihmal etmedi. Irak, İran, Pakistan`la Bağdat Paktı`nı kurdu. Avrupalılar, Amerikalılar bu oluşumdan işkillenmeye başladılar; Menderes Osmanlı Devleti`ni mi hayal ediyordu? Daha önce on iki adanın verilmesine göz yuman Türkiye, Kıbrıs konusunda diretiyordu. Bu sırada Cezayir, Fransa`ya başkaldırdı; akşam karanlığı basınca Antalya`dan, İskenderun`dan takalar silah yükleniyor, Libya`ya gönderiliyor, oradan develerle Cezayir`e intikal ettiriyordu. Bu gerçeği dönemin Libya başbakanı açıkladığı gibi, Cezayir Kurtuluş Ordusu`nun başkanı Bin Bella da belirtiyor. İçeride baş döndürücü bir kalkınma, dışarıda emperyalistlere karşı koyuş dünyadaki güçlülerin dikkatini çekti. Menderes halk tarafından çok seviliyordu. Onu yalnız bırakmak için önce Irak`ta darbe yaptılar; bütün yetkilileri çoluk çocuğuyla kurşuna dizdiler. Ardından Pakistan`da hükümeti devirdiler. İran zaten Bağdat Paktı`na zoraki girmişti; o da çekilince Türkiye yalnız kaldı. Gazeteler `Hürriyet elden gidiyor` yaygaralarıyla manşetler çekiyor, fütursuzca tahriklere başvuruyorlar, üniversite hocaları öğrencileri kışkırtıyorlardı. O zamanlarda Güney Kore`de darbe yapılmıştı. İsmet Paşa, `Türk milleti Güney Korelilerden daha az şerefli değildir.` diyerek darbeyi fişekledi. Sivil ayak da oluşunca cunta darbe yaptı. Hukukta olağanüstü mahkeme yoktur. Yassıada`da güdümlü bir mahkeme kuruldu. Savunma sırasında mahkeme başkanı; ` Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor.` demekle de kukla olduklarını ilan etti. Bağdat Paktı`na imza koyan Başbakanı, Dışişleri ve Maliye bakanlarını idam ettiler. Bu da iplerin nerelerden idare edildiğini göstermektedir. O günkü gazeteleri karıştıranlar Celal Bayar`ın şu sözünü okurlar: `Orduyu kışladan çıkarmak kolaydır; sokmak zordur. İsmet Paşa orduyu kışlaya sokabilirse büyük adamdır.` Tabii sokamadı; bugün hâlâ darbe acıları çekiyorsak, en büyük suçlusu İsmet Paşa`dır. Bazı beyinsizler ezanın serbest bırakılmasını karşı devrim görüp darbeyi yerinde buluyorlar. Menderes hükümeti ezanı Arapça okuma mecburiyeti getirmedi; Arapça yasağını kaldırdı. İsteyen istediği gibi okur. Rey avcılığına dönüşmesin diye de bunu Cumhuriyet Halk Partisi ile beraber yaptı. Eğer ezanın Türkçe okunması mecburiyetini kaldırmak karşı devrimcilikse İsmet Paşa`nın başında bulunduğu CHP de buna iştirak etmiştir. Öyleyse İsmet Paşa da karşı devrimcidir. Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir |


Orduda darbe hazırlıklarının başladığı, bazı generallerin