|
 Türkiye’de modernleşme çabalarının başlangıcı genellikle XVIII. y.y’la tarihlenir. Bu süreç içerisinde kuşkusuz Tanzimat Devri’nde (1839-1876) siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda yapılan ve kendinden sonrakilere örneklik eden yeniliklerin ayrı bir önemi vardır. Bu dönemde kültürel alanda eğitim-öğretim kurumlarını çağdaşlaştırma 1 hareketlerinin, dilde özleşme çabalarının, edebiyatta roman, hikâye, tiyatro v.s. gibi Batılı örneklerin alınmasının ve buna paralel olarak gazete ve dergilerin yayınlanmasının yanı sıra, bilim akademisi niteliğinde kurumlar da kurulmuştur. Bunlar Encümen-i Daniş ve Cemiyet-i ilmiye-i Osmaniye’dir 2.
Abdülmecit (1823-1861) Gerçi daha önce buna benzer bazı girişimler olmuştur, fakat bunlar gerek nitelik ve gerekse nicelik yönünden söz edilen kurumlarla ayni düzeyde değildir ve akademik özellik taşımazlar. Örneğin bir eğlence devri olmasının yanında, banş ve modernleşme dönemi olan Lâle Devri’nde (1703-1730) yöneticilerin düşün yapılarına paralel olarak Encümen-i Daniş’i hatırlatan bir kurul oluşturulmuştur. Devrin ünlü Sadrıâzamı Damat İbrahim Paşa’nın isteği vc koruyuculuğu ile 1725′de bir “İlmî Encümen” kurulmuştur. Üyeleri arasında Vehbi, Nedim gibi şairlerin; Çelebizade İsmail Asım, Yanyalı Esat Efendi gibi tarihçi vc yazarların; bir takım bürokratların, fakat çoğunluk olarak Ulema Sımfı’ndan gelen kişilerin yer aldığı 30 kişide oluşan bu kurulun görevi, genel ve İslam tarihiyle ilgili yabancı dilde yazılmış kitapları Türkçe’ye çevirmekti 3. Çevirisi yapılan kitapların büyük çoğunluğu Arapça olduğuna göre, üyelerin iyi Arapça bilenlerden seçilmiş olduğunu söylemek gerekir. Encümenin en önemli başarısı, tarihçi Aynînin, İkd ül-Cuman fi Tarih-i Ehl-i Zaman isimli 24 ciltlik tarihinin, bir şahıstan sağlananla, Edirne Kütüphanesi’ndeki nüshasının karşılaştırılarak Türkçeye çevrilmesidir 4. Bunun yanında Hodmirln, Habib üs-Siyer isimli tarih kitabı 5, IV. Mehmet Devri’nde (1648-1693) Mevlevi Ahmet Dede tarafından yazılmış, Cami üd-Düvel adlı genel tarihi 6, Semarkandlı Kemaleddin Abdürrezak’ın, Matla Usn’deyn isimli İlhanlı Devleti tarihi de encümen tarafından çevrilen kitaplar arasındadır 7. Ancak encümen çalışmaları arasında en ilgi çekici olanı, islâm dünyasının “Maullim-i evveli” Aristo’nun eserlerinden ve bunların eklerinden çeviriler yapılmasıdır 8. Böylece adının taşıdığı anlama rağmen kuruluş şekli, amaç ve çalışmaları yönünden bu encümen bir ‘Tercüme Heyeti’nden başka bir şey değildir. Tanzimat Dönemi’nden önce oluşturulan bir başka bilim kurulu ise, “Beşiktaş Cemiyet-i ilmiyesi”dir. Bu cemiyetin üyeleri Melekpaşazâde Abdülkad’ır Bey 10, Şanizâde Mehmet Ataullah Efendi 11, İsmail Ferruh Efendi 12, Kethüdazâde Arif Efendi 13, ve Fehim Efendi’dir 14. Toplantı yeri Ferruh Efendi’nin Ortaköy’deki konağı olan cemiyetin amacı, bilim ve kültürün çeşitli dallarında isteyenleri eğitmekti 15. Nitekim burada Şanizâde fen, Ferruh Efendi edebiyat dersleri vermişler, Arif Efendi de haftada iki gün felsefe ve edebiyat konularında sohbet toplantıları yapmıştır. Ayrıca cemiyat üyeleri haftada iki gün toplanarak edebiyat konuşmaları ve şiir yarışmaları düzenlemişfer ve bunlardan beğenilenleri “Seçkin Eserler” ismiyle bastırmışlardır16. Cemiyet II. Mahmut Devri’nin (1808-1839) başlangıç yıllarında toplantılarına başlamıştır, fakat tam olarak kuruluş tarihi bilinmemektedir 11. Beşiktaş Bilim Cemiyeti bu şekliyle bir açık öğretim özelliği taşır. Devrin bilim ve edebiyata gönül vermiş bir grup aydınının bir araya gelerek halkı eğitmek için çalışmaları, hatta cemiyetin masraflarını da kendilerinin karşılamaları övgüye değer bir davranıştır 18. Ancak cemiyette verilen derslerin programlarını ve düzeyini bilme imkânımız yoktur. Ayrıca cemiyete ne kadar ilgi olduğunu da bilmiyoruz. Fakat çalışmalarını henüz, reformların başlamamış olduğu II. Mahmut Devri’nin ilk dönemlerinde sürdüren cemiyette fen ve doğa bilimleri gibi pozitif bilimlerin, o dönemde kuşku ile karşılanan felsefe konularının konuşulması ve üyelerinin özgür davranışları dolayısiyle cemiyetin bazı çevrelerce hoş karşılanmadığı söylenebilir 19. Nitekim Berkes, Cevdet Paşa’nın Beşiktaş ilmîye Cemiyeti dolayısiyle zendeka (zındıklık) ve ilhad (dinsizlik) olaylarından söz edildiğini yazdığı gibi, tarihçi Lütfi de cemiyeti “etvarn laubaliyane” (laubali tavırlılar)nin toplandığı bir yer olarak nitelendirir 20. Oysa cemiyet özgür düşünceli, aydın kişilerin toplandığı bir yerdi 21. Özel bir kuruluş olmasına rağmen daha sonra kurulacak bilim cemiyetleri fikrini yarattığı gibi, Batı düşüncesinin Osmanlı bilim çevrelerinde ilk kez tartışma konusu edildiği yer, Beşiktaş Bilim Cemiyeti olmuştur 22. Cemiyet Yeniçeri Ocağı kaldırıldığı sırada veya ondan az sonra dağıldı. Bunda cemiyete ve üyelerine karşı olan tepkinin yanında Bektaşilik yakıştırmalarının da rolü olduğu söylenmektedir 23. Encümen-i Daniş : Tanzimat Devri’nde diğer reformların yanında kültürel alanda, özellikle eğitimde bir modernleşme çabasına girişilmiş, ilk kez bir eğitim bakanlığı kurularak ilköğretimden yüksek öğretime kadar eğitim bir sisteme bağlanmaya çalışılmıştır 24. Fakat bu konudaki reformlara ancak 1845′de başlanabilmişti. Gecikmenin nedenleri arasında devrin siyasal olaylarının yanında, Tanzimat reformlarının öncüsü Mustafa Reşit Paşa’nın o sırada Paris’de olmasının da etkisi vardı. Nitekim Mustafa Reşit Paris’den dönüp önce Dışişleri Bakanı ve ardından da Sadrıâzam olunca reformlar başlamıştır. Sultan Abdülmecit (1839-1861) Babâli’ye gelerek 10 Ocak 1845′de tüm “Vükelâ” ya karşı okuttuğu bir Hatt-ı hümayun’la ülkede gerekli eğitim reformlarının gerçekleştirilmesini istedi 25. Bu emir doğrultusunda 11 Nisan 1845′ de asker, ulema ve bürokrat sınıfının ileri gelenleri arasından seçilen 8 kişeden oluşan Meclis-i Maarif-i Muvakkat (Geçici Eğitim Meclisi) kuruldu 26. Meclis haftada iki gün toplanarak eğitim için gerekli reform plân ve projeleri hazırlayıp Meclis-i Vâlâ’ya verecektir. Uzun çalışmalardan sonra meclis görüşlerini 1846 Temmuzunda Meclis-i Vâlâ’ya sundu 21. Bu projede eğitim sisteminin modernleştirilmesi ve İstanbul’da bir Darülfünun (Üniversite) kurulması isteniyordu 28. Mustafa Resifin etkisiyle kurulacak Darülfünun’a bir ön hazırlık yapmak ve okutulacak kitaptan hazırlamak üzere “Encümen-î Daniş” adı ile bir bilim kurulunun kurulması da meclisin kararları arasında yer aldı 29. Mustafa Reşit elçi olarak Paris’de çalıştığı sırada Académie Française’i çok beğenmiş ve Türkiye’de de böyle bir akademi kurulmasını istemişti 30. Meclis-i Maarif-i Muvakkat, Encümen-i Daniş’in Darülfünun’dan sonra kurulmasını önermişti. Fakat konu Meclis-i Maarif-i Umumiye’de (Genel Eğitim Meclisi) görüşülürken vakit kaybetmemek için hiç olmazsa şimdilik ayda bir kere Darülmaarif Mektebi binasında toplanmasını, Sudur-ı âzamdan (Sadrıâzamlar) Ataullah Efendizâde Şerif Efendinin birinci başkanlığa, Meclis-i Maarif-i Umumiye üyelerinden Hayrullah Efendi’nin de ikinci başkanlığa getirilmesini kararlaştırarak, durum bir arz tezkeresi ile padişaha sundu 31. Meclisin karan olumlu karşılanarak 26 Mayıs 1851 ‘de bunu onaylayan padişah iradesi yayınlandı 32. Henüz daha ulema mesleğinde olan Cevdet Efendi bu kurulun progra-mına hazırlamakla görevlendirilmişti 33. Cevdet konuyu fikir tartışmalarını geliştirmek, bilimsel çalışmaları desteklemek, cahilliğin giderilmesi için gerekli önlemleri almak olarak düşünmüştü 34. İşte bu doğrultuda Meclis-i Maarif-i Umumiye’de Cevdet’in başkanlığında bir grup tarafından hazırlanan encümenin nizamnamesi (yönetmeliği) TVde, 1 Haziran 1851′de yayınlandı. Bu nizamnamede şu hususlar yer almıştı 35. Encümen-i Daniş’in Kuruluşu ve Üyelerinin Seçimi - Encümen-i Daniş’in dahili (asli) ve harici (fahri) olmak üzere iki kısım üyesi olacaktır. Dahili üyelerin sayısı 40 kişidir. Harici üyelerin sayısı ise serbest bırakılmıştır.
- Encümenin birinci ve ikinci olmak üzere iki başkanı olacaktır. Ayrıca yazı işlerini yapacak yeterince sekter görevlendirilecektir.
- Encümenin dahili üyeleri ve başkanları Meclis-i Maarif tarafından belirlenmiştir. Ancak bundan sonra boşalan bîr üyeliğe, gösterilen adaylardan birinin encümen genel kurulunda kabulü, Meclis-i Maarifin oluru ve padişahın onayı ile seçim yapılacaktır.
- Başbakanlıklardan birinin boşalması halinde, Medis-i Maarif encü-menin dahili üyelerinden birini seçecek ve bu da yine padişah onayı ile göreve başlayacaktır.
- Başkanlardan birinin başka bir göreve atanması halinde üyelik sta-tüsü devam edecek, fakat belirtilen şekilde yerine yenisi seçilecektir.
Encümen-i Daniş’in Çalışması - Encümen-i Daniş in görevi çeşitli bilim dallarında Türkçe kitaplar yazılmasını sağlamak, bunları yaygınlaştırmak ve Türkçe’nin geliştirilmesine çalışmaktır. Bu nedenle Meclis-i Maarif veya encümen tarafından yazılması veya çeviri yapılması istenen bir kitap encümence seçilecek bir kişiye verilir. Üyelerin belirtilen günlerde veya olağanüstü toplantılara katılarak çeşitli dallarda bilimlerin geliştirilmesine ve bunların yaygınlaştırılmasına ve öğrenimlerinin kolaylaştırılmasına çalışmaları ve bunlarla ilgili Meclis-i Maarife öneriler götürebilmesi encümenin asli görevleri arasındadır.
- Bir kitap veya makalenin yazılması için encümen başkanınca bu konuda uzman olanlara görevin verilmesi ve bir ön çalışma yaptırılarak bunlardan encümende beğenilenin yazarına yazma işinin verilmesi esastır.
- Harici üyelerin hizmetleri yazmış oldukları eserlerle encümenin çalışmalarına katılmak şeklindedir.
- Yazılan bir kitap, Meclis-i Maarif’de beğihilir ve padişahça da onay-lanırsa ancak basılahilir.
- Encümen, üye tam sayısının 1/3′nün katılmasiyle toplanır. Bütün üyelerin encümenin her türlü toplantılarına katılmaları gerekmektedir, özürsüz olarak toplantılara katılmayanlar üyelikten çıkarılarak yerlerine yenileri seçilir.
- Üyelerden başka ülkelere gidenler buraların sosyal ve kültürel durum-lariyle ilgili olarak encümene bilgi vereceklerdir.
- Dahili üyelerin belirtilen yerde her ayın cumartesi günü kışın saat 06.00′da, yazın saat 04.00′de toplanmaları gerekmektedir. İşlerin, olduğu zamanlarda başkanın çağınsı ile daha sık toplantı yapılabilecektir.
- Yazılacak kitapların sade Türkçe ile yazılmasına Özen gösterilecek ve eser niteliğindeki kitaplara ödül verilecektir.
Ödüller - Ödül verilirken kültürel alanda yapılan çalışmalar esas alınacağındandeğerlendirme üç şekilde yapılacaktır : 3. Derece : Yazarı tarafından kendiliğinden yazılmış ve beğenilmiş olanlar. 2. “ : Ünlü biri tarafından kendiliğinden veya encümenin isteği ile yazılmış ve beğenilmiş olanlar. 1. “ : Bilime ve ülke Idiltürüne yeni bir şeyler ekleyen eserler.
- 3. derecede kitap yazmış olanlara ya kitabın satış kazancı veya telif ücreti verilecektir.
- 2. derecede kitap yazanlara bir önceki durumdan yararlanmalarının yanında isimleri Encümen-i Daniş onur listesine yazılacaktır.
- 1. derecede kitap yazanlar ise önceki durumlardan yararlanmaları-nın yanında kendilerine madalya verilecektir.
- Ödüllendirme, dahili ve harici tüm üyeler için geçerlidir.
- Ödüller, encümende seçimle belirlenecek, Meclis-i Maarifin onayı ve padişah iradesiyle verilecektir.
Böylece nizamnamesi yayınlanan ve Meclis-i Maarif tarafından üyeleri belirlenen Encümen-i Daniş 19 Ramazan 1267/18 Temmuz 1851′de Sultan Abdülmecit’ in annesi Bezmiâlem Valide tarafından yaptırılmış olan Dar-ül maarif Mektebi’nde törenle açıldı; törene Padişah Abdülmecit, Sadrâzam Mustafa Reşit, Encümen-i Daniş üyeleri, devrin ileri gelenleri katıldılar 36.
Törende üyelere “muşları” (üyelik belgeleri) verilmiş ve Mustafa Reşit Paşa tarafından bir konuşma yapılmıştır. Reşit Paşa konuşmasında insanı ileriye götürecek şeyin bilim ve kültür olduğunu belirterek, Encümen-i Daniş Türkiye’ nin yenileşme safhalarından biri olarak nitelendirmiş ve bundan çok mutlu olduğunu söylemiştir 37.Mustafa Reşit Paşa’dan sonra encümenin ikinci başkanı Hayrullah Efendi, hazırlananlar arasından seçilmiş ve Cevdet Efendi (Paşa) tarafından yazılmış konuşmayı okudu. Konuşmada, insan kişiliğinin ve onurunun ancak bilim ve kültürle kazanılacağı, bugün dünyada bilim ve kültüre büyük değer verildiği belirtiliyordu. Toplumsal yaşamın ve düzenin, refahın, güzelliklerin hep bilimin eseri olduğu dile getirilen konuşmada, bunlara önem veren ulusların ilerledikleri ve halkının refaha eriştiği vurgulanıyordu; bu nedenle bilimsel alandaki her türlü çalışmaya değer verilmeliydi 38. Müderris Ahmet Cevdet Efendi Törende, o sırada Sadnâzam Müsteşarı olan Fuat Efendi (Paşa) ile Müderris Ahmet Cevdet Efendi (Paşa)Yıin birlikte yazmış oldukları Kavaid-i Osmanî isimli Osmanlıca gramer kitabının bir nüshası Padişah’a sunuldu. Bu kitap, yazarları tarafından daha önce yazılmış, Medis-i Maarifin onayı, Şeyhülis-lâm’ın fetvası ve Padişah iradesiyle basılmıştı. Fuat ve Cevdet Efendiler Encümen-i Daniş’in üyesi olduklarından, açılış günü onuruna bu jesti yapmışlardı. Her iki yazar, Padişah tarafından kullandılar 39.
Encümen-i Daniş kurulurken Académie Française örnek alınmıştı. Nitekim Cevdet’e göre Meclis-i Maarifin en önemli işlerinden birisi “Patisin akademi nam meclisi tarzında bir cemiyet-i ilmîye teşkili” idi 40. Académie Française, Richelieu’nün önerisi, kralın ve meclisin onayı ile 1637′de kurulmuştu. Üyeleri bilim adamları ve edebiyatçılar arasından seçiliyor ve kralın oluru ile göreve getiriliyorlardı. Kurumun amacı Fransa dili ile ilgili bilimsel çalışmalar yapmak, kitaplar yayınlamaktı. Académie bu alanda bir çok değerli çalışmalar yaparak zamanımıza kadar gelmiştir. Encümen-i Daniş’le, Académie Française arasında kuruluş şekli, üyelerinin seçimi, amacı ve bazı çalışmaları bakımından gerçekten de benzerlikler vardır. Ancak daha ilgi çekici bir benzerlik, her iki kurumun dilde sadeleşmeye önem vermeleridir, örneğin Académie Française tarafından hazırlanan ve bir çok kez basılan lügat, halkın benimseyip kullandığı sözcükleri içermektedir. Encümen-i Dan iş’de de yapılan bir toplantıda, “bir lügat kitabı yazılıp lisanımızda zebazend (alışılmış) olan Arabi ve Farisi v.s. ecnebi lafız (sözcükler) kendi lisanımızdan addedilerek tayin ve tahdid edilip hanede kalan elfaz-ı garibeyi isti’malden (kullanmaktan) vazgeçelim” kararı alınmıştır 41.
Encümen-i Daniş halkın cahilliğini gidermek ve bunun için sade dille kitaplar ve makaleler yazmak, başka dilden çeviriler yapmak ve yabancı ülkelerdeki bilim kurumlariyle fikir alış-verişi yapmak gibi ideal amaçlar taşımaktaydı 42. Birinci ve ikinci olmak üzere iki başkanı ile 40 dahili üyesi, ulema, şair, yazar, tercüman, asker ve sivil bürokratlardan ve Tanzimat’ın elit grubu arasından seçilmişti 43. Sayısı kısıtlanmamış harici üyderi arasında ise edebiyatçılar, kaymakamlar, mutasarrıflar, valiler, ulema, bir sefir ve tercümanlar vardı. Ancak bu üyeler içerisinde en ünlüleri Hammer, Redhouse ve Bianchi’dir 44. Harici üyeler ‘isterlerse toplantılara katılabilirlerdi, fakat bunların hizmetleri daha çok yazdıkları eserlerle olmuştur. Bu nedenle üyeler Türkiye ile ilgili bilimsel çalışmalar yaptıkları sürece istedikleri dilde yazmakta özgürdüler 45. Encümen-i Danişln üyeleri konusunda ilgi çekici bir durum Alman, İngiliz ve Fransız olanların yanında Amerikalı üyelerinin de olmasıdır. Başbakanlık Arşivi, Cevdet Maarif tasnifındeki bir belgeye göre “Washington Üniversitesi hocalarından Mösyö Henry ile Amerika’da Doğu dillerine âsine bir heyeti ve kâtibi Edward Salzboury (?), bilimsel çalışmaları dolayısiyle Encümen-i Danişln harici üyeliğine kabul edilmişlerdir 46. Yine Başbakanlık Arşivi, Hariciye kısmındaki bir başka belgeye göre de “Amerika’nın başkenti Washington’daki Simshonion Enstitüd (?) isimli üniversite reisi (rektörü) olan Mösyö Profesör Henry’nin Encümen-i Daniş harici üyeliğine kabulü için 18 Kasım 1860′da Hariciye Nezareti’ne bir irade yazılmış, Nazır da bu iradeye göre davranıiması için bir tezkere yazmıştır 47. Hariciyenin tezkeresi üzerinde de 19 Kasım 1860′da adı geçen Ameri-kalı’nın Encümen-i Daniş üyeliği için gerekli ruus hazırlanmıştır 48. Her iki belgede adı geçen Mösyö Henry ayni kişi olabilir veya olmayabilir. Burada önemli olan 1860lara kadar encümene İlginin sürmesidir. Encümen-i Daniş’ın çalışmalarına gelince, Meclis-i Maarifin karan ve kendisinin nizamnamesi gereğince encümen kurulduktan sonra toplamalarına başlamıştır. Bu toplantıdaki önerileri ve görüşmeleri tam olarak bilmediğimiz için yapılmak istenenle, yapılan arasında bir oranlama yapamıyoruz. Ancak encümenin Türk literatürüne kazandırmış olduğu bazı eserlerden söz etmek mümkündür. Bunlardan ilki Cevdet ve Fuat Efendilerin Bursa’da birlikte yazmış oldukları Kavaid-i Osmanî’dir. Bu eser Osmanlıca’nın üç dilden oluştuğunu ileri süren ve bü görüş doğrultusunda gramer kurallanm belirten ilk Türkçe gramer kitabıdır. Almanca’ya da çevrilen eser, sonra daha da sadeleştirilerek sadece Cevdet’ in adiyle bir kaç kez basılmıştır 49. Kavaid4 Osmanî’nin yayınlanmasından sonra, encümen bir de lügat yazılması için bir komisyon kurulmasına karar vermiştir 50. Ancak böyle bir lügat mevcut olmadığına göre adı geçen komisyon ya kurulamamış veya kurulduğu halde bu işi gerçekleştirememiştir. Encümenin başardığı işlerden en önemlisi kuşkusuz üyelerinden Cevdet Efendi’ye yazdınlmış olan tarih kitabıdırSI. Bugün de değerini koruyan 12 ciltlik Tarih-i Cevdet, 1774-1826 arası Osmanlı tarihini içerir ve Türkçe yazılmış ilk modern tarih kitabı sayılır. Cevdet, kitabın bitirdiği ilk üç cildini 1853 ‘de Abdülmecît’e sunmuştur. Kitabın 1853-1883 y.s. baskılan vardır. Cevdet bu eserinde kaynak gösterdiği gibi olayların yorumunu da yapar. Mustafa Reşit Paşa 
Cevdet’in, ” . . . Tarih-i Cevdet’den başka bir eser görülmedi” 52 demesine rağmen cemiyetin ürünlerinden olarak bazı kitaplardan söz etmek mümkündür. Örneğin cemiyetin ikinci başkanı Hayrullah Efendilin çevirisi olan Malûmat-ı Fenniye, İstanbul, 1267/1851 ve Devlet-i Aliye-i Osmanîye Tarihi, İstanbul, 1271-1281/1854-1864, encümenin ilk dönemlerinde basılmışlardır. Hayrullah Efendi’ye Encümen-i Daniş tarafından böyle bir görevin verilip verilmediği belli değildir. Ancak encümenin, “bilfiil işe yarayacak üyeye kitap yazma işi dağıttığı” 53 ve Hayrullah Efendi’nin de bu türden bir insan ve ayrıca ikinci başkan olduğu düşünülürse bu kitapların da Encümen-i Daniş in eserlerinden olduğu söylenebilir54. Encümen-i Dan iş’de kitap yazma görevi verilenlerden biri de Suphi Paşa’dır. Kendisine İhn Haldun’un Mukaddime’sirit Türkçe’ye çevirme görevi verilmiştir. Ancak çeviriyi Cevdet Paşa yapmış ve kitap 1277/1860′da İstanbul’da basılmıştır55. Bunların yanında encümene sunulduğu halde basılmayan veya basıldığı halde bugün belki de arşivde veya bir kütüphane köşesinde unutulup kalmış bazı eserler olabilir. Örneğin o dönemde yazılmış ve önsözünde Encümen-i Daniş’e sunulduğu belirtilen Sahak Ebru’nun Târihi Umumî’si, ayni yazarın Bazı Avrupa Ministroları’nın Tercümen Hali, İstanbul, 1271/1854 isimli eserleri bunlardandır 56. Ayrıca yazar kitabın önsözünde Voltairln Histoire de Charles XII, isimli eserini de Türkçeye çevirdiğinden sözetmektedir57. Ayrıca Ahmet Eğribozi’nin Tarih-i Kudeman Yunan ve Makedonya’sı, encümen üyelerinden Todoroki Efendi’nin Avrupa Tarihi, tercümesi ve Aleko Efendi’nin Beyan ül-esfar, isimli Napoleoun”un savaşlarına ait tercümesi, Abdül-hak Molla’nın Tarih-i Tabii’si ve o dönemde yazılmış ve okullarda okutulan bazı Türkçe ders kitapları encümen ürünlerinden olarak sayılabilir 58. Encümen-i Daniş’in kitap yazma görevinin yanında başka ülkelerin bilim kuruluşlariyle ilişki kurma görevi de vardı, ancak bunun gerçekleşip - gerçekleşmediği konusunda bilgiler yoktu. Doğal olarak bu ilişki devrin politikası gereğince İngiltere ve Fransa ile olabilirdi. İngiliz ve Fransız bilim kuruluşlariyle ilişkin bir çalışma olarak almmasa bile encümenin harici üyelerinden Bianchi’nin yazmış olduğu Türkçe - Fransızca Lügat, Paris, 1851 Ve Redhous’un İngilizce - Türkçe Lügat’i, Londra, 1855, Tanzimat Devrî’nde pek geçerli olan bir Batı dili bilme ve dolayısiyle Batı literatüründen yararlanmak açısından önem taşıyordu. Diğer yandan encümenin ABD ‘li bazı bilim adamlarını harici üye ola-rak kabul etmesinin yanında, bu ülke ile kitap alış-verişi yapması, yabancı ülkelerle bir nevi ilişki kurma örneği sayılabilir. Nitekim Başbakanlık Arşivindeki iki belgeye göre 13 Nisan 1852 ve 23 Nisan 1853′de Boston ve Hanvard Üniversitelerine bir takım kitaplar gönderilmiştir59. Encümen-i Daniş Türk kültür hayatında parlak umutlar uyandıran bir bilim akademisiydi. Tanzimat reformcuları çağdaş uygarlığın büyük ölçüde bilimsel başarılara dayandığına ve Türkiye’nin de çağdaşlaşması için Batı biliminin ve bilim yönteminin alınması gerektiğine ve bunun da ancak eğitimle olacağına inandıklarından eğitim reformlarına önemli bir yer vermişlerdi. Encümen-i Daniş de bu amaca hizmet edecek bir kuruluş olduğundan zamanın eğitim bakanlığı sayılan Meclis-i Maarife bağlanmıştı. Encümen-i Daniş’in nizamnamesinde yer alan başkanların, üyelerin ve basılacak eserlerin seçimle yapılması, toplantılarda oy çokluğu ile karar verilmesi, görüşlerin serbestçe dile getirilmesi, demokratik motifler taşımaktadır. Ayrıca yazılacak kitapların uzmanlarına verilmesi ve bunun için bir ön çalışma yaptınlması gerçekçi ve modem kararlardır. Diğer yandan yine nizamnamesinde belirtilen çeşitli bilim dallarında Türkçe’ye sade dille yazılmış veya tercüme edilmiş kitaplar kazandırılması isteği Türk diline ve kültürüne hizmet düşüncesinin ürünüdürler. Encümen-i’Daniş, Tanzimat Devri’nde kültür alanında meydana gelen ikiliği de ortadan kaldıracaktı. Nitekim Cevdet Paşa encümeni kullanarak Doğu’lu uleme ile Batı’lı yeni elit grup arasındaki ayrılığı kaldırmayı düşünmüştür 60, Ancak o sırada düşünce aynlığından öte mevcut olan zihniyet ayrılığını değiştirmek kuşkusuz kolay bir iş değildi. Encümen-i Daniş kendisine örnek alınan Académie Français gibi asırlık bir kurum olarak Türk kültür hayatına hizmet edebilecekken, devrin siyasal kararsızlıkları içerisinde kaynadı gitti. Resmen kapatıldığına dair bir belge yoktu 6 Kurucusu ve koruyucusu M. Reşitin yerine Sadnâzam ve Hariciye Nazın olarak Ali ve Fuat paşaların gelmeleri ve iki taraf arasındaki büyük boyutlara ulaşan muhalefet encümene giderek daha az önem verilmesinin ve sonunda dağılmasının faktörlerinden birisidir. Oysa Air ve Fuat paşalar, her zaman kendisinden “veli-i nimet” diye söz ettikleri M. Reşitin yetiştirmeleri ve Encümen-i Danış in üyeleri idiler 62. Bu nedenle onlar iktidardayken encümenin dağılıp gitmesi ilginçtir. Bunun yanında encümenin kapanmasına fazla masraflı olduğu düşüncesi ve “azasının pek çoğu hatır için intihab okunmuş zatlar olduğu cihetle encümen teşkilinde me’mul olan faidenin husule gelmemesi” de neden olmuş olabilirdi 63. Encümen-i Daniş, Tanzimat’ın kültürel alandaki reformlarında güzel bir girişim olarak kalmıştır. Encümen-i Daniş’in Dahilî Üyeleri (Alfabetik Sıraya Göre) - ”AHMET CELAL BEY” (-1886): Mustafa Reşit Paşa’nın oğludur. Divan-i Hümayun kâtipliği yaptıktan sonra 1856′da vezirlikle Tanzimat Meclisi üyesi oldu. 1877′de Meclis-i Ayan üyeliğine seçilmiştir.
- ”AHMET CEVDET EFENDİ” (1822-1895) : Tanzimat Devri’nin ünlü alimi ve tarihçisi ve daha sonra çeşitli nazırlıklar yapmış olan Cevdet Paşa’dır (Bkz. Fatma Aliye, Cevdet Pasa ve Zamanı, İstanbul, 1332; tbna Emin M.K. İnal, Son Asır Türk Şairleri, İstanbul, 1930, c. II. s. 236 v.d.; Bay sun, “CEVDET …”; Richard L. Chambers, ‘THE” EDUCATION OF A NINETEENTH—CENTURY OTTOMAN ALİM, AHMET CEVDET PAŞHA”, IJMES, 4 (October 1973), s. 440-464; Ali ölmezoğlu, “CEVDET PAŞA”, t A; Harold Bowen, “AHMAD DJEVDET PASHA”, EI2 ).
- ”AHMET HİLMİ EFENDİ” : Mühendis, Mekâtib-i Umumiye yar-dımcılığı yapmıştır. Biyografisi bilinmiyor.
- ”AHMET VEFİK EFENDİ” (1823-1891): Türk devlet adamı ve ya-zarıdır. Çeşitli nazırlıklar, elçilikler, valilikler yapmış, Meclis-i Mebusan Reisi ve Sadrıâzam olan Ahmet Vefik Paşa’dır (Bkz. A. Hamdi Tanpınar, “AHMED VEFİK PAŞA”, M. Ayrıca bkz. Süreyya, c.I, s. 308 v.d.).
- ”ALİ EFENDİ” (1814-1871): Tanzimat Devri’nin ünlü Hariciye Nazın ve Sadnâzamı Ali Paşa’dır (İbn Emin M.K. İnal, Osmanlı Devri’nde Son Sadrıâzamlar, İstanbul, 1940, c.I.; A.H. Ongunsu, “Ali Paşa”, tA; Süreyya, C. II, s. 1290 v.d.).
- ”ALİ FETHİ EFENDİ” (1804-1857): Osman Beyzade Mehmet Ali Fethi Efendi’dir. Ruscuk’ludur. 1835′de mühendis ve sonra Mekteb-i Maarif hocası, 1847′de Fatih’de özel ders hocası, 1850′de Meclis-i Maarif üyesi ve daha sonra Halep mollası olmuştur Hayr ül-Hüsn fi Şerh ül-Müsteşar ül-Mutemin, Hilye-i Saadet Tercümesi, İlmi Tabakat ül-Arz isimli eserleri vardır.
- ”ALİ GALİP BEY” (— 1858): Mustafa Reşit Paşa’mn oğludur. Divan-i Hümayun kâtipliği yaptı. 1851′de vezirlikle Meclis-i Ali ve Meclis-i Vâlâ üyesi oldu. 1853′de Fatma Sultan’la evlendi, 1856′da Hariciye ve daha sonra Evkaf, 1857′de Ticaret Nazırı olmuştur.
- ”ARİF EFENDİ” (1791-1858): Meşrebzâde Arif Mehmet Efendi’ dir. Sudurdan Meşreb Ali Efendi’nin torunu ve Müderris Şakizâde Emin Efendi’ nin oğludur. Medresede okuyarak müderris ve bazı yerlerde molla olduktan sonra 1826′da Mekke Kadısı ve fetva emini Şeyhülislâmlıkta fetva işlerine bakan memur), 1840′da Anadolu Kadısı, ayni yıl Anadolu payesini almış, 1847′de Meclis-i Vâlâ üyesi, 1851′de Rumeli Kadısı, 1853′de şeyhülislâm olmuştur.
- “ARÎF HlKMET BEY” (1785—1858): Raif ismail Paşazade sudur-dan ismet Bey’in oğludur.Müderris, molla, 1830′da nakib ül-eşraf (Peygamber soyundan gelenlerin işlerine bakan kimse), 1839′da Meclis-i Vâlâ üyesi, 1843′de Rumeli müftüsü, ayni yıl Dar-ı şura-ı Askeri üyesi, 1845—1853 arası şeyhülislâm olmuştur’.
- “AZİZ. EFENDİ” (—1862): Mektubizâde Abdülaziz Efendi, Mustafa izzet Efendi’nin oğludur. 1814′de müderris, 1846′da beyt ül-mal kısamı (kimsezlerin mallarına bakan hazine memuru); 1852′de Şam mollası, 1862′de Evkaf müfettişi olmuştur.
- İran sınırını çizmekle görevlendirilmiştir. Tanzimat Devri’nin Maarif nazırlarındandır (bkz: Bilim, s. 94).
- ”EMİN EFENDİ” (-1874): 1860′da vezirlikle Şam valisi olan Müf-tüzâde Mehmet Emin Muhlis Paşa’dır. Babası ulemadan Bayındırzâde Mustafa Hasip Efendi idi. Fransızca öğrenimi yaparak Tercüme Kalemi “ne girdi. 1857′de Viyana Elçiliği ikinci kâtibi, daha sonra mütercim-i evvel (birinci tercüman), 1846′da Divan-i Hümayun tercümanı, 1851′de Hariciye Nezareti kâtibi oldu. Daha sonra çeşitli valilikler yapmıştır.
- ”EMİN PAŞA” (—1851): Mühendis Emin Mehmet Paşa’dır Tophane’ den yetişip öğrenim için Avrupa’ya gönderilmiş, dönüşünde 1839′da mirliva (tuğgeneral) sonra ferik (korgeneral), 1845′de Dâr-ı şura-i Askeri üyesi ve Mek-teb-i Harbiye Nazın, 1847′de vezirlik rütbesiyle Rumeli müşiri, (mareşali) 1845′de Arabistan ordusu müşiri, 1851′de Encümen-i Daniş üyesi olmuştur.
- ”ETHEM PAŞA” : Daha sonra Maarif Nazırı oldu (Bkz. Bilim,s. 94).
- ”FUAT EFENDİ” (1814-1868): Keçccizâdc izzet Molla’nın oğlu ünlü Hariciye Nazırı ve Sadrı âzam Fuat Paşa’dır (Bkz: Süreyya, c. III. s. 26; Orhan F. Köprülü, “Fuad Paşa”, ÎA.).
- ”HAYRULLAH EFENDİ” (-1866): Encümen-i Daniş’in ikinci baş-kanıdır. Hekim Abdülhak Molla’nın oğlu, şair Abdülhak Harhid’in babası olan tarihçi Hayrullah Efendi ‘dır. önce ilmiye mesleğine girdi, sonra tabiat bilimleri, tababet ve eğitim konulariyle uğraştı, Maarif-i Umumiye Nezareti müsteşarı oldu. Malûmat-t Fenniye, istanbul, 1851 (çeviri), MevailA Hikmet, istanbul, 1853 (rüşdiyeler için ders kitabı), Devlet-i Âhye-i Osmaniye Tarihi, İstanbul 1854-1864 (15 ciltlik bu eser I. Osman — I. Ahmet devirlerini kapsar) v.b. eserleri vardır (Bkz. Th. Menzel, “HAYRULLAH EFENDİ”, M; Ercümehd Kuran, “KHAYR ALLAH EFENDİ”, El2.).
- ”HOCA SAKİR EFENDİ” (-1863): Müderrislik, Enderun-u Hümayun ve DarUlmaarif hocalığı yapmıştır.
- ”HüSAM EFENDİ” (1789-187İ): Hüsameddin Ömer Efendi, 1849′ da önce İstanbul ve sonra Anadolu payesi almış, Meclis-î Maarif üyeliği yapanı, 1857′de Meclis-i Maarif reisi, 1859′da Anadolu Kazaskeri, 1863″de şeyhülislâm, 1868′de Meclis-i ÂH ‘ye memur olmuştur.
- ”İBRAHİM PAŞA” : Dâr-ı Şura-ı Askeri üyesi İbrahim Paşa’dır Biyografisi bilinmiyor.
- ”İLYAS EFENDİ” : Enderun-u Hümayun’dan yetişmiş, müderris olmuş, 1850′de Mekke, 1857′de İstanbul payesini alarak Hassa müftüsü olmuştur. Letaif-i Enderun-u Hümayun, İstanbul, 1810—1831 isimli kitabı vardır.
- ”İSMAİL PAŞA” (-1846): İzmirli İsmail Paşa’dır. Mekteb-i Tıbbiye’ye bitirerek hekim olmuş, 1845′de başhekim, 1848′de vezirlikle Yanya valisi olmuştur (Bkz. Süreyya, c. I. s. 386).
- ”KEMAL EFENDİ” : Daha sonra Maarif Nazırı olan Kemal Paşa’dır (Bkz. Bilim, s. 94).
- “ LEBİB EFENDİ” (1788-1857) : Mehmet Lebib Efendi, Tophane ruznamçecisi (Dairelerde günlük defter tutan memur) Mustafa Efendi’nin oğludur. O da mznamçeci oldu. 1837′de Şura-ı Babıâli üyesi olduktan sonra Halep ve Rumeli defterdarı, 1846′da Meclis-i Muhasebe reisi, 1853′de Meclis-i Vâlâ üyesi, 1856′da Takvimhane (TV işleri) nazırı olmuştur.
- ”MEHMET PAŞA” (1809-1881): Serasker Mehmet Rüştü Paşa’dv, 1825′de askerlik mesleğine girdi, 1834′de binbaşı oldu. Tarabya’da subay iken Fransızca öğrenerek Babıseraskeri”ye tercüman oldu, bundan dolayı mütercim lakabım aldı. 1843′de mirliva, 1846′da vezirlikle Bosna müşiri olduktan sonra beş kez serasker ve beş kez sadrı âzam oldu.
- ”MUSTAFA REŞİT PAŞA” (1789-1858): Tanzimat’ın ünlü lideri, Hariciye Nazın ve Sadrı âzami (Bkz. Cevdet, Tezakir, I. s. 6 v.d.; Süreyya, c.H. s. 393 v.d.; Cavid Baysun, “MUSTAFA REŞİD PAŞA”, Tanzimat İstanbul, 1940, s. 723—746; Reşat Kaynak, Mustafa Reşid Paşa ve Tanzimat, Ankara, 1954; Ercümend Kuran, “MUSTAFA REŞİD PAŞA”, M.).
- ”NURETTİN BEY” —1857); Mısırlı Osman Paşa’nm kardeşi Mustafa Nuretön Bey, 1857′de Meçlis-iVâlâ üyesi olmuştur.
- ”NURETTİN BEY” : Divan-ı Hümayun tercümanı Yahya Naci Efendi’nin oğludur. Askerlik mesleğine girerek mirliva ve daha sonra da Dar-ı şura-ı Askeri üyesi olan Mehmet Emin Nurettin Paşa’dır.
- ”OSMAN EFENDİ” (—1863): Abdürrahim Efendi’nin oğlu, mütercim Osman Salih Efendi “dir. Mektebe Tıbbiye’de hocalık yapmıştır.
- ”RECAT EFENDİ” (1803-1874): Ahmet Nurettin Efendi’nin oğludur. Babıâli’de yetişerek Halil Rıfat Paşa’ya divan kâtibi olmuş, 1839′da Amedî hulefası (Dairelerde evraka geldi yazısı yazan kâtip), 1848—1849′da vakanüvis, 1849′da amedî vekili, daha sonra Takvimhâne vekili, 1854′de ikinci kez Takvimhâne Nazın, 1856′da Meclis-i Vâlâ üyesi, 1867′de Bosna kapı kethüdası olmuştur.
- ”RIFAT PAŞA” (1807-1856): Ricalden Hacı Ali Bey’in oğlu Mehmet Sadık Rıfat Paşa’dır. Tanzimat Devri’nin ünlü vezir, Meclis-i Vâlâ reisi ve Viyana Elçisi’dir. içinde “AVRUPA AHVALİNE DAİR RlSALE”nin de yer aldığı Muntahabat-ı Asar, İstanbul, 1844 isimli eseri vardır (Bkz. Süreyya, c. II. s. 1290; Tanpınar.s. 88-93; Lewis, Modern . . ., s. 132; Berkes, s. 179 v.d.).
- ”RÜŞTÜ MOLLA” : Salihzâde oğlu Rüştü Molla Efendi’dir. Dar-ı şura-ı Askeri üyeliği yapmıştır. Biyografisi bilinmiyor.
- ”SALİH EFENDİ” (-^1894): Tıbbiye’de okumuş ve orada hocalık yapmıştır. 1849′da Başhekim, 1850′de ticaret muavini, 1855′de ikinci kez başhekim, 1858′de maarif müsteşarı, 1859′da ikinci kez ticaret muavini ve bir süre sonra’ticaret müsteşarı, 1861, 1865—1871′de tıbbiye nazın, 1874′de ikinci kez maarif müsteşarı, 1876′da valide kethüdası, 1877—1878′de Meclis-i Maarif reisi olmuştur.
- ”SAMİ PAŞA” : Rumeli teftiş memurluğu yapmış, daha sonra maarif nazın olan Sami Abdurrahman Paşa’dır (Bkz. Bilim, s. 26,94)
- “SUPHİ BEY” (—1864) : Meclis-i Maarif üyesi ve daha sonra maarif nazın olan Abdüllatif Suphi Paşa’dır (Bkz. Bilim, s. 94).
- ”ŞERİF EFENDİ” (Encümenin başkanı) : Sudur-u azamdan Ata-ullah Efendizâde Mehmet Şerif Efendi’dir; Şeyhülislâm Ebu tshakzâde Şerif Mehmet Efendi’nin’torunudur. Müderrislik ve bazı yerlerde mollalık yaptıktan sonra 1848′de Anadolu payesini almış, 1851′de Encümen-i Daniş başkanı olmuş, 1853′de Rumeli payesei almıştır.
- ”TAHİR BEY” (—1870): Hüseyin Efendizâde Mehmet Tahir Bey’ dir. Babıâli evrak müdürü, Meclis-i Vâlâ üyesi olmuş v.b. memuriyetler yapmıştır.
- ”TAHSİN BEY” (—1861): Kıbrıs muhassilı (vergi toplayan yetküli) Elhac Mehmet Ağa’run oğludur. 1826′da müderris, 1847′de Rumeli payesi, 1848′ de nakib ül-eşraf, 1849′da Meclis-i Vâlâ üyesi, 1853 ve 1863′de iki kez Rumeli Kazaskeri olmuştur.
- “TEVFİK EFENDİ” : Çarşamba Dar ül-Mesnevisi şeyhi’dir. Darül-muallim’in (öretmen Okulu).de Farsça hocalığı yapmıştır. Biyografisi bilinmiyor.
- ”YUSUF KAMİL PAŞA” (-1876); Mıar Valisi Mehmet Ali Paşa’nın damadıdır. Meclis-i Vâlâ üyeliği yapmış, 1862′de sadrıâzam olmuştur (Bkz. İbn ül-Emin M.K. İnal, Sön Sadnâzamlar, İstanbul, 1941, c. H. s. 219; E. Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, Ankara,1977, s. 129 v.d.).
- ”ZİVER EFENDİ” (1793—1861):« 1860′da vezirlikle şehhülislâm olan Ahmet Sadık Ziver Paşa’dır Defterhâne (Tapu - kadastro) kâtiplerinden Münif Efendi’nin oğludur. 1849—1851′de Mekteb-i Tıbbiye nazırı olmuş, iki kez Hazine-i Hassa ve iki kez de Evkaf nazırı olmuştur.
Encümen-i’Daniş’in Harici Üyeleri (Alfabetik Sıraya Göre) - “ABDULLAN PAŞA” (-1854) : Cezzar Ahmet Pâşa’nın oğludur. 1815 ve 1822′de iki defa Sayda valisi olduktan sonra 1832′de istanbul’a gelmiştir.
- “AHMET EFENDİ” : Alâiye (Alanya)’lı Müderris Ahmet Efendi’dir. Biyografisi bilinmiyor.
- “AHMET REŞİT EFENDİ” (-1869): Akşehirli’dir, müderris ve şairdi, Sultan Bayezid Rüşdiyesi hocahğı yapmıştır.
- “ALEXANDRE BEŞİKTAŞLIOĞLU“ : Biyografisi biHnmiyor.
- “ARlF BEY” : Dramalı’dır. Biyografisi bilinmiyor.
- “BEHÇET BEY” : Biyografisi bilinmiyor.
- “BIANCHI” (1783-İ864): Thomas Bianchi Xaviye. Fransız Doğu bilimcilerindendir. 1783′de Paris’de doğmuştur. 1801′de Fransız Konsolosluk Heyeti’nde görevli olarak İstanbul’a gelmiştir. Daha sonra Fransız Kralhk Tercümanı (Secretaire Interpied) olarak Paris’e dönmüş, 1829′da Cezayir’e görevle gönderilmiştir. Jul er Okulu ‘nda Türkçe okumuş, 1842′de emekli olmuştur. Fransızca - Türkçe Lügat’ı, Paris 1842 (3 cilt) ve Türkçe - Fransızca Lügatti, Paris, 1852 gibi eserleri vardır.
- “DAVID” : Biyografisi bilinmiyor.
- “DAVUD PAŞA” (—1851): Bâgdad Valisi Süleyman Paşa’nın damadıdır. 1815′de vezirlikle sırasiyle, Bağdad, Basra ve Bosna Valisi, 1837′de Dar-ı Şura reisi, daha sonra Ankara valisi olmuş, 1846—1850 ve 1851′de Şeyhülharem (Mekke - Medine Şeyhi) olmuştur.
- “EBUSUUT EFENDİ” : Şam ulemasından Muradzâde Ebusuut Efendi’dir. Biyografisi bilinmiyor.
- “EMİN RIPKI EFENDİ” (-1859) : Kesedârbiraderzâdesi Eset Efendi’nin oğludur. Müderris ve şairdi.
- “ETHEM PAŞA” : Mısır beylerindendir. Abbas Paşa’nın valiliğinde İstanbul’a gelmiş, Kudüs, Lazistan mutassanflıklan (Sancak Beyi) yapmıştır.
- “HAMMER” (1774-1856) : Baron Joseph Hammer Purgstall. 1774′de Avusturya’da Garas’da doğdu. Doğu Dilleri Okulu*nu bitirdikten sonra 1799′da Baron de Herbert’in heyetinde olarak tercümanlıkla Avusturya’sın İstanbul Elçiliği memuru olarak İstanbul’a geldi. Ayni yıl İngiliz donanması Amirali Sidney Smith ile Mısır’a giderek Mısır sorunu ile ilgilendi ve bu sona erdikten sonra İstanbul’a döndü. 1803′de Avusturya’nın İstanbul Elçiliği’nde tercümanlık ve kâtiplik yaptı. Daha sonra Yaş konsolosu, devlet müsteşarı, imparator tercümanı olmuştur.bAlmanca yazmış olduğu Geahiehte des Osmanischen Reiches, Peşte, 1827—1835 isimli 10 ciltlik Osmanlı Tarihi vardır. Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan 1774′de kadarki olaylanm anlatır. Şirazi, Bakî, Fuzulî vj. ile ilgili kitapları vardır.
- “HOCA AGOP” : Logofiti (Patrikhane memuru) idi. Biyografisi bilinmiyor.
- “HOCA SAHAK” : Biyografisi büinmiyor.
- “HÜSEYİN NAZIM EFENDİ” : Dağistan’lı, müderris. Biyografisi bilinmiyor.
- “İSMET EFENDİ” : 1815′de Mısır’a gidip bir süre kaldıktan sonra Anadolu’ya gelmiş, vezir, Voyvoda ve defterdar kâtipliklerinde çalışmıştır, şairdi.
- “KANİ PAŞA” (-1884): Aslen Tatar’dır. Dil bilmesinden dolayı Tercüme Odası “na alınmış, Mısır’a gitmiş, daha sonra İstanbul’a gelmiş, çeşitli vilayetlerde mutasarrıflık ve valilik yapmış, üç defa rusumet emini (Gümrük Müdürü), üç defa maliye nazın, 1882′de tekaüd sandığı (Emekli Sandığı) nazırı olmuştur.
- “MAZHAR BEY” : Müderris. Biyografisi büinmiyor.
- “NAZİF MOLLA EFENDİ” (-1839): Sahaflar Şeyhizâde Müderris Mustafa Efendi’nin oğlu, mevali’den (Mevlevi) dir. Anadolu payesi almıştır, şairliğiyardı.
- “ÖMER EFENDİ” : Antakya’lıdır. Biyografisi bilinmiyor.
- “REDHOUSE” (1811-1892) Sir James WiHiam Redhouse. 1811′ de Londra civarında doğu. Doğu hayranı olduğundan İzmir’de, İstanbul’da oturarak bir süre Osmanlı hizmetinde sardâzamlık tercümanı ve hariciye nezareti tercümanı olarak çalıştı. İranla Osmanlı Devleti arasında 1843—1847′de yapılan görüşmelerde görev aldı. Daha sonra Şura-ı Bahriye’ye (Denizcilik Kurulu) girdi. 1847—1857 arasında Osmanlı Devleti ile İngiltere arasında aracılık yapmıştır.Osmanlıca Konuşma Dili Cep Klavuzu, Londra, 1855;İngilizce -Türkçe Sözlük, Londra, 1861; Türkçe - îngilizce Sözlük, Londra, 1884—1890 gibi eserleri vardır.Daha Tercüme Odası’nda çalışırken Türk Dili ile ilgili olarak lügat çalış-malarından dolayı kendisine Abdülmecit tarafından 10.000 kuruş ödül verildi (Bkz. BACM, 1237 (4 Cemazielevvel 1260) (16 Mayıs 1844).
- “RüFAE BEY” : Biyografisi bilinmiyor.
- “STEFANAKİ” (—1866): Hekimdi, Türkçe, Arapça, Farsça’dan başka yabancı dillerin çoğunu bilirdi. Ulema daireleri tabibliği yapmış, 1827′de Mekteb-i Tıbbiye öğrencilerine tıb ve yabancı dil dersleri vermiştir (Bkz. Lütfi, c. I. s. 282).
- “STEFANAKİ KERAME BEY” : Biyografisi büinmiyor.
- “ŞAKİR EFENDİ” : Midilli’li Müftüzâde Ahmet Şakir Efendi’dir. Meclis-i Nafıa müfettişliği yapmıştır.
- “TİRYAKİ BOGOS” : Tersane tercümanı idi. Biyografisi bilinmiyor.
- “VANSAN EFENDİ” : Biyografisi bilinmiyor.
- “VASİLAKt EFENDİ” : Biyografisi bilinmiyor.
- “VELİ PAŞA” (—1891): Eski şadriâzam Giritli Mustafa Paşa’nın oğludur. Kandiye Kaymakamı, 1851′de Vezirlikle Bosna valisi, daha sonra Paris sefiri, Bursa, Girid valisi, Tanzimat üyesi, Edirne valisi olmuş, Paris büyükelçiliği, Konya, Bursa, İzmir valilikleri yapmıştır.
- “YUSTİNİK ALEKO” : Biyografisi bilinmiyor.
Yrd. Doç. Dr. Cahit Bilim Anadolu Üniversitesi, Fen - Edebiyat Fakültesi, Eskişehir. H.ü. Ed. Fak. Derg. Cilt 3, Sayı 2, 1985 


Dipnotlar (1) Bk/.. Cahit Bilim, Tanzimat Devri’nde Türk Eğitimi’nde Çağdaşlaşma 1839— 1876, Eskişehir, 1984. (2) Encümen: Kurum, kurul; Daniş: Bilgi, bilim. Encümen-i Daniş: Bilim Kurulu. (3) İ. Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, Ankara, 197 8, c. IV/I, s. 152 v.d. Encümenin üyelerinin isimleri, mvanve görevleri için bkz. Uzu nçarşık, s. 155. (4) Uzunçarşılı, s. 152 v.d.; Küçükçelebtzâde Asım, (Raşit zeyli), Tarih, İstanbul, 1740, s. 360. (5) Hodmir, İranlı tarihçi Mirhond’un (-498) torunudur (Bkz. “Mirhond”, ML). (6) Bu eser şair Nedim tarafından Sahaif ül-Ahbar, ismiyle Türkçeye çevrilmiştir (Bkz. Çdebizâde, s. 358 v.d.). (7) Uzunçarşılı, s. 154 vjd. (8) Aristo’dan çevirileri, encümen üyelerinden Grekçe bilen Yanyah Esat Efendi yapmıştır. Uzunçarşılı, Esat E fendi’ye Spandoni oğlu adında birinin yardım ettiğini ve Aristo’ya ekler yazmış olan Yuanrds Kuttinus’un eserlerinden yaradandıklanm yazıyor (Uzunçarşılı, s. 155). (9) Ahmet Cevdet, Tarih-i Cevdet, İstanbul, 1301, c. XII. s. 212. (10) Daha sonra Meclis-i Maarif üyesi olmuştur. (11) T»p ve tarih bilgini ve felsefecidir. Bkz. Cevdet, XII. s. 212; Ahmet Lütfi, Tarih-i Lütfi, İstanbul, 1280, c. I. s. 168 v.d.; Mahmud Cevat, Maarif Nezareti Tarihçe-i Teşkilâtı ve İcraatı, İstanbul, 1338, s. 69, not, 1; Adnan Adrvar, Osmanlı Türk-kri’nde İ&m, İstanbul, 1970, s. 193 Vjd.; Niyazi Ber kes, Türkiye’de Çağdaşlaşma, İstanbul, 1973, s. 144,206. (12) Şıkk-ı salis Defterdan (Arabistan, Mezopotamya Deftardarı) olan bu zat, ayni zamanda Türkiye’nin (1797*-1800)’de görev yapan ikinci Londro Elçi si’dir. Bkz. Ercümend Kuran, Avrupa ‘da Osmanlı İkamet Elç ilklerinin Kuruluşu ve İlk Elçilerin Siyasi Faaliyetleri 1793-1821, Ankara, 1968, s. 55-41. Ferruh Efendi’nin Tefàr-i Mevahib, isimli bir de eseri vardır. Hayatı için bkz. Mehmet Süreyya, Sicill-i O sn anî, İstanbul, 1308, c. IV. s. 14. (13) Beşiktaşlı Arif Efendi, zamanın ünlü ulemanndandır. (14) Fehim Efendi, Ferruh Efendi’nin yetiştirmesiydi. Onun konağı da edebiyatçıların toplanma yeriydi. Kendisi bilgili ve filozof yapılı idi. Cevdet Paşa da burada bir çok edebiyatçı ile arkadaş olmuş ve şiire merak salmıştır (Fatma Aliye, Cevdet Paşa ve Zamanı, İstanbul, 1332, s. 25) Cemiyetin kuruluşu ve üyeleri için bkz. Cevdet, XII. s. 212; Cevat, s. 69, not. 1; Nafi Atuf Kansu, Türkiye Maarif Tarihi Hakkında Bir Deneme, Ankara, 1930, c. I. s. 125. (15) Bkz. Cevdet, XII. s. 212; Cevat, s. 69, not. 1. Kansu, cemiyetin kurucusunun Ferruh Efendi olduğunu (Kansu, s. 125),Berkes de başkanının Şanizâde olduğunu (Berkes, s. 511, not. 196) yazıyor. Cevat cemiyetin toplandgı yerin Ferruh Efendi’nin değil, Ortaköy’de Fe’riye saraylarının Boğaz tarafmda yer alan Şanizâde’ nın konağı olduğunu belirtiyor (Çevad, s. 69. not. 1). Ayrıca bkz. Ercümend Kuran, “Osmanlı Daimi Elçisi AB Aziz Efendi’nin Alman Şarkiyatçın Friederich von Diez üe Berlin’de İlmi ve Felsefi Muhaberatı 1797″, Bdl., XXVII (1963) s.50 (16) Bkz. Cevdet, XII. s. 212; Kansu, s. 125. Cevat, “Seçkin Esederi”in Recdzâde’ Mahmut Efendi’nin “Mecmua-i Müntehabaf’ı olduğunu yazıyor (Cevat, s. 69. not.l). Cevdet de buraya bir şiir sunduğunu ve bunun birinci seçildiğini kaydedi-yor (Cevdet, XH. s. 212). (17) Bkz. Kuran, Aziz Ef., s. 50. (18) Cevdet, cemiyet üyelerinden bari görevle bir başka yere gitse bile, oradan payına düşen parayıgönderdiğini yazmaktadır (Cevdet, XII. s. 212). (19) n. Mahmut Devri’nde reformlar 1826′da Yeniçeri Ocağı kaldırıldıktan sonra başlamıştır. (20) Berkes s. 140; Lütfi, I. s. 168. (21) Adıvar, s. 193. (22) Kuran, Aziz Ef.,s. 50. Ayncabkz. Adıvar, s. 194. (23) Bkz. Cevdet, XII, s. 212; Lütfi, I. s. 168 v.d; Adıvar, s. 193 vA.; Berkes, s. 144, 163 ve s. 511, not. 196. (24) Bkz. Bilim, a.g.e. (25) HatM Hümayun metni için bkz. TV (Takvim-i Vekayi), 280 (12 Muharrem 1262). (26) Bilim, s. 21. (27) Bilim,s. 22. (28) TV, 303 (27 Recep 1262) ve TV, 306 (10 Zilkade 1262). (29) TV, 449 (1 Şaban 1267). Buradaki metnin sadeleştirilmiş şekli için bkz: Mithat Sert oğlu, ‘Türkiye’de ilk İKm Akademisi, Encümen-i Daniş”, Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, sayı, 64 (Ocak 1873), s. 12-15. (30) N. Sami Banarlı, Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul 1977.S.815. (31) Şerif Efendi ve Hayrullah Efendi için eke bkz. (32) TV,44ff(l Şaban 1267). (33) Cevdet için eke bkz. (34) Berkes, s. 207. (35) TV, 449(1 Şaban 1267). (36) TV, 453 (7 Şevval 1267). Ayrıca bkz. Lütfi, VIII. s. 302; A. Hamdı Tarpınar, XIX. Aar Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul, 1956, s. 114; Banariı, s. 815; “Encümen-i Daniş”, ML; Bernard Lewis. Modern Türkiyenin Doğuşu, Ankara, 1970, s. 432; ayni yazar, “Andjuman”, EI ; Stanford J. Shaw ve Ezel Kural Shaw, Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye, İstanbul, 1983, c. II. s. 145/10. Darübnaarif şimdiki Cağaloğlu Kız Esesidir. bkz. Bilim, s. 63 v.d. (37) TV, 453 (7 Şevval 1267). (38) Ayni yerde. (39) Ayni yerde. (40) Ahmet Cevdet, Tezakir, yay. Cavid Bay sun, İstanbul, 1953, no.4 (41) C.-”id Baysun, ‘Cevdet Paja, Şahsiyetine ve İlim Sahasındaki Faaliyetlerine Dair”, Türkiyat Mecmuası, XI (1954), s.227. (42) TV, 449 (1 Şaban 1267). (43) Üyelerin isimleri ve kısa biografileri için eke bkz. Ayrıca bkz. Sert oğlu, s. 13 v.d. (44) ‘ Harici üyeler ve kısa biografileri için eke bkz. (45) Shaw.n. s. 145/10. (46) Başbakanlı Arşivi, Cevdet Maarif tasnifi, (BACM), no. 5361 (21 Cemazielahır 1271). (47) Başbakanlık Arşivi, Hariciye (BAH), no. 10237 (21 Cemazielevvel 1277). (48) BAH, no. 10237 (21 Cemazielevvel 1277). Encümen-i Daniş in harici üyeleri arasında Amerikalılar’m da yer alması Amerikan bilim çevrelerinin Doğu dil ve kültürüne olan ilgilerinden veya Osmanlı Devleti ile A.B.D. arasında ilişkilerin başlamasından kaynaklanmış olabilir. Nitekim bu ilişki 1797′de AJBJD. ticaret gemilerinin İzmir’e gelmesiyle başlamıştır. 1826′da Commodore Rogers komutasında İzmir’e bir A.B.D. filosu gelmiştir. Resmi ilişkiler 7 Mayıs 1830′a “Dostluk ve ticaret Andlaş-masT’nın imzasiyle başlar. Au$X). ekonomik sahada olduğu gibi kültürel sahada da girişimler yapmış, 1860′da Beyrut’da A.BX>. Üniversitesi, 186S’de İstanbul’da Robert College kurulmuştur. Bkz. Akdes Nimet Kurat, Türk - Amerikan Münasebetlerine Kısa Bir Bakış, Ankara, 1959, s. 14—17; ayni yazar, ‘Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri Arasındaki Münasebetlere Ait Arşiv Vesikaları”, Tarih Araştırmaları Dergisi, V (1967), s. 287 vA. (49) Almanca çevirisi, H. KeUgran, Grammatik der Osmanischen Sprache, Hclsingfors,1855. (50) Baysun, “Cevdet…”, s. 227. (51) Cevdet, “Azâa olmakla müftehir olduğum Encümen-i Daniş’in karan ve Meclis-t Maarifin tasvibi ile sadr olan irade-i seniye-i hazret-i şehriyarî mucibince 1188 senesinden 1241 senesine kadar olan vekayt-i Osmanîye’yi havi bir tarih yazmağa” memur edilmişti (Cevdet, Tezakir, no. 6. s.5). (52) Cevdet, Tezakir, no.6. s. 13. (53) Ayni yerde. (54) Bu konudaki bir yorum için bkz. Bay sun, ‘Cevdet—”, s. 229. (55) Bkz. AH Söylemezoğhı, “Cevdet Paşa”, t A; Lewis, “Andjuman”, El2. Kjrs.Tan-pınars. 114. (56) Tanpınar, s. 115. (57) Ayni yerde. (58) Tanpınar.s. 115; Banarlı, s.815. (59) BAH, 4194 (22 Cemazidahır 1268) ve 4606 (14 Rebiülahır 1269). (60) Shaw.II.s,146.Krş.Berkes,207. ~ (61) Devlet Salnameleri’nde 1862 Ve kadar encümenin adı geçmekte, fakat bu tarihten sonra yer alamamaktadır. (62) Cevdet, Tezakir, No. s. 18. Krş.Tanpınar, s. 114; Bananı, s. 815. .(63) Cevdet, Tezakir, No. s. 13. Ayrıca bkz. Tanpınar, s. 114; Banarlı, s. 815; Lewis, Modern. . ., s. 432, ayni yazar, “Andjuman”; “Encümene Daniş” ML; Shaw, II. s. 146.
|