| Ermeni sorunu |
|
Bu`cahiliye döneminde`, ilk ve ortaöğrenimini gören, benim gibi bir genç; Türkiye`nin, Ermeni sorunu diye bir sorunu olduğundan, kesin olarak `bihaberdi`. Tüm arkadaşlarım da, aynı durumdaydı. Ne `tehcirden`, haberimiz vardı; ne 1915`te, yaşanan acılardan. Oysa, şimdi başımızı geriye çevirdiğimiz zaman, görüyoruz ki; başta Fransa ve ABD olmak üzere, pek çok `Batılı ülkede`; Türkiye`nin aleyhine, `cadı kazanları`, kaynatılıyormuş. Konudan öylesine `bihaberdik` ki; tarihçilerimiz de, bu konudaki `suçsuzluğumuzu`, ya da, en azından, bir `soykırım` olmadığını, gösterecek kanıtları, gün ışığına çıkartma konusunda gayret etmiyorlardı. 1971 yılında; bir `değişim programı` çerçevesinde; ABD`ye, bir üniversiteye gidince, Ermeni `diasporasının` çalışmalarından haberdar olmuş ve çok şaşırmıştım. Benim bildiğim yakın tarih, böyle değildi... X X X Ermeniler; bu toprakların, en eski sahiplerindendiler. Her ne kadar; sürekli, büyük imparatorlukların uzantısı olarak yaşamışlarsa da, bilebildiğimiz en eski tarihlerden beri, buradaydılar. Ağırlıklı olarak, günümüz Ermenistan`ı olan topraklarda ve Doğu Anadolu`da yaşarlardı. Ancak, Anadolu`nun diğer yörelerinde ve Ortadoğu`nun, değişik yörelerinde, yaşayanları da vardı. `Ermeni Dinsel Başkanlığı`, Osman Gazi zamanında, Kütahya`dan Bursa`ya taşınmış; daha sonra, Sultan 2. Mehmet(Fatih) zamanında, `İstanbul Ermeni Patrikliği`, oluşturulmuştu. Ermeni halkı, Osmanlı İmparatorluğu`nda, çok saygı gören bir halktı. `Teba-i sadıka`, yani sadık teba olarak, isimlendirirlerdi. Fakat bu sadakat; `milliyetçilik` denilen duygunun, Ermenileri de etkisi altına almasına kadar sürdü. Tabii bu arada, `düveli muazzama`nın, yani büyük devletlerin, tahriklerini de unutmamak gerekir. Başta İngiltere, Rusya ve Fransa olmak üzere; o dönemin büyük devletleri, Ermenileri ve diğer `gayrı Müslim` azınlıkları, bahane ettiler. Dönem, zaten ulusçuluk dönemi idi. Osmanlı İmparatorluğu; gerek Tanzimat Fermanı ve gerekse Islahat Fermanı`yla, ciddi sözler vermişse de, Ermeni örgütlenmesine engel olamamıştı. 1862`de yayınlanan ve bir tür `Ermeni Anayasası`, olarak kabul edilebilecek olan `Ermeni Ulusal Tüzüğü` de; özellikle, yurt dışında gerçekleştirilen örgütlenmeyi ve buna bağlı olarak, peş peşe yaşanan ayaklanmaları, engelleyememişti. Kurulan örgütlerden, `Hıncak komitesi`; ağırlıklı olarak, sosyalizme yakındı. `Ermeni İhtilalci Dernekleri Birliği`, anlamına gelen, `Taşnaksutyun Komitesi`nde, ulusalcı düşünceler ağırlıktaydı. X X X Çok özetle de olsa; Ermeniler arasında, ulusalcı duygular uyandıktan sonra yaşananları anlatmaya, ne yerim var, ne de niyetim. Fakat peş peşe ayaklanmalar birbirini izlerken, Osmanlı İmparatorluğu 1. Dünya Savaşı`na girdi ve işler, bambaşka bir boyuta taşındı. Ancak buna geçmeden önce; Osmanlı İmparatorluğu`ndaki, Ermeni nüfus üzerinde, kısaca durmak istiyorum. Ermeni `yalanlarının`, en çarpıcı olanı; 1915`te, `tehcir` sırasında, `soykırım` (jenosit) uygulandığı ve 1,5 (bir buçuk) milyon Ermeni`nin katledildiğidir. Oysaki, Osmanlı İmparatorluğu`nda Ermeni nüfus, hiçbir zaman 1,5 milyon olmamıştır. 1914`te; Osmanlı İmparatorluğu`nun nüfusu, 18.520.016; bu nüfus içinde Ermeni tebanın sayısı, 1.209.007 imiş. Bu konuda; elbette, birbirinden çok farklı rakamlar, dile getiriliyor. Fakat, en `yandaş` nüfus rakamları bile, 1,5 milyon Ermeni`nin soykırıma uğradığını göstermeye yetmiyor. X X X Osmanlı İmparatorluğu, 1914 Kasım başında; 1. Dünya Savaşı`na girdi. Kelimenin tam anlamıyla; `olmak, ya da olmamak` savaşıydı bu. Fakat Doğu Anadolu`da, Ermeni çetelerin Ruslar`a yardımları, o cephedeki ordumuzun durumunu, çok zora sokuyordu. Ve sonunda; bölgedeki Ermenilerin, Kuzey Irak`ta hazırlanacak kamplara taşınmasına karar verildi. Önce, bu yasaya karşı çıkabilecek olan, 200 küsur Ermeni aydını, 24 Nisan 1915`te gözaltına alındı ve sürgün edildi. Bunlar arasında; eski milletvekilleri, büyükelçiler, Gazeteciler, avukatlar vs. vardı. Her yıl, `Soykırım günü` olarak anımsanan gün, o gündür. `Göç ettirme, hicret`, anlamına gelen, `tehcir yasası`, 14 Mayıs 1915`te çıktı. Fakat uygulama, çoğunlukla yaz sonuna kaldı. Ve o iklim koşulları ve o günlerin olanakları içinde, büyük acılar çekildi. İtiraf etmemiz gerekir ki; yüz binlercesi, yollarda kaldı. Fakat, asla `soykırım` amacı, olmadı... http://www.bugun.com.tr/kose-yazisi/67593-ermeni-sorunu-toktamis-ates-makalesi.aspx |


27 Mayıs devrimine, belki kendince haklı nedenlerle müthiş kızan, kimi yazar-çizerin, `demokrasi` zannettiği;1950-60 arası, tüm dünyaya kapatılmış ve dünyayı,