| Emre Kongar'a Yanıt |
`Türkler kılıç zoruyla İslamiyet`i kabul etti` diyen Emre Kongar`a tarihçi-felsefeci Reha ÇamuroÄŸlu yanıt verdi:
`Bu iddialar kutuplaÅŸmaları artırır. Çok tuhaf olaylar oluyor. Osmanlı`nın ÇöküÅŸ Dönemi`nde de benzer ÅŸeyler olmuÅŸtu` Åžule Türker`in röportajı Emre Kongar`ın yazdığı ve kısa zamanda 13. baskıya ulaÅŸan `Tarihimizle YüzleÅŸmek` kitabıyla resmi tarih-popüler tarih tartışması yeniden alevlendi. Son yıllarda sayıları giderek artan tarihi romanlar, bilinen tarihi olaylar/kiÅŸilere iliÅŸkin ortaya atılan yeni tezler `hangi tarih doÄŸru` sorusunu da gündeme getirdi. Bir Anlık Gecikme`, `Son Yeniçeri`, `Kalem Efendisi` nin de aralarında olduÄŸu, tarihi olaylara-kiÅŸilere iliÅŸkin birçok kitapta imzası bulunan tarihçi-felsefeci Reha ÇamuroÄŸlu ile bu konuyu masaya yatırdık. İşte ÇamuroÄŸlu`nun bu konuda yaptığı çarpıcı açıklamalar: Tarihi olaylar ve kiÅŸilerle ilgili-özellikle son yıllarda- kamuoyu gündemine çeÅŸitli tezler, iddialar getiriliyor. Bunların bazıları o güne kadar kabul edilen/bilinen/öÄŸretilenlerle çeliÅŸiyor. Siz bu konuya nasıl bakıyorsunuz?
Dünya standartlarında formasyona sahip bir tarihçi için tarih bir kırkambardır. Bu öyle bir depodur ki, her görüÅŸ için, her ideoloji için baÅŸvurulacak bir hazinedir ve herkese malzeme saÄŸlayabilir. Dolayısıyla tarihi fizik, kimya gibi - ki artık onlar da tartışılıyor- bir pozitif bilim olarak algılayamazsınız. Tarih, kelime kökeni itibariyle de öykülemedir, edebiyatla iç içedir. Tarihçinin baÅŸarısı, geçmiÅŸi yeniden inÅŸa ederken ikna edici bir anlatımla bunu yapmasına baÄŸlıdır. Bir tarihçi anlatımıyla meslektaÅŸlarını ikna eden adamdır. Tarihe böyle bakmak lazım. Peki ya bugüne kadar bizlere okutulan tarih? İlköÄŸretim, ortaöÄŸretim ya da yükseköÄŸretimde ders kitabı olarak sunulanları resmi tarih olarak algılayacaksak, bunun tutar bir tarafı yoktur. Bunu tartışmak bile gereksizdir. ÖÄŸrenciliÄŸimiz boyu bize okutulan saçmalıkları ancak tarihten nefret ettirmek isteyen bir zihniyet yapabilirdi. Emin Oktay tarihinin tarihçiler arasında söz konusu bile olması abestir. Ama Türkiye`de bir yanlış var. Tarih, özel eÄŸitimi alınmadan üzerinde en çok konuÅŸulan konulardan birisidir. Tarih eÄŸitimi almayan ama isimlerinin başında `tarihçi` sıfatını kullanan çok kiÅŸi var. Türkiye`de geçmiÅŸte olan pek çok ÅŸey halının altına süpürüldü. Oysa bizim bunları tartışmamız gerekiyordu. Halının alana süpürülenler neler? İlk aklıma gelenler, mesela Ermeni meselesi, Osmanlı İmparatorluÄŸu`nun dağılması, Mora İsyanı, Balkanlar`da Türklere karşı giriÅŸilen soykırım. EÄŸer soykırım aranacaksa, Balkanlar`ın yakın tarihine baksınlar. Neden böyle bir yol izlendi? Bazı ÅŸeyler unutturulmak isteniyor çünkü. Mesela biz Balkanlar`da yapılanları bütün çarpıcüığıyla anlatsaydık, uzun bir süre Bulgaristan ve Yunanistan`la iliÅŸkilerimizin düzelmesi söz konusu olamazdı. Yani bir taraftan da doÄŸru olan mı yapılıyor? Fransız düÅŸünürü Rena`nın bir sözü vardır; `UluslaÅŸmak aynı zamanda unutmaktır`. Bazı ÅŸeyleri unutmak -bunu göreceli bir kavram olarak kullanıyorum- daha hayırlıdır. KeÅŸke Ermeniler`le biz karşılıklı unutabilseydik. Durmadan hatırlayarak kabuk baÄŸlayan yaranızı kanatabilirsiniz. Ama bu söylediÄŸiniz konular kamuoyu önünde tartışılıyor? Biz genelde çok uzmanlık gerektiren tartışmaları popüler düzeyde yapıyoruz. Yapamazsınız. Deprem tartışmasını yapamayacağınız gibi. Bazı problemler popüler düzeyde halledilemez. O zaman kitlelere mal ettiÄŸiniz, uzmanlık gerektiren problemler abuklaşır. Bu hiç doÄŸru bir yöntem olmaz. Ama bu söylediÄŸiniz konular kamuoyu önünde tartışılıyor? Biz genelde uzmanlık gerektiren tartışmaları popüler düzeyde yapıyoruz. Bunun kesinlikle yapılmaması gerekir. Tıpkı depremi tartışamayacağınız gibi... Bazı problemler popüler düzeyde halledilemez. Burada popüler düzeyde unutmaktan bahsediyorum. Yoksa uzmanlar bilir ve tartışırlar. Resmi tarih kötü niyetli deÄŸil o zaman? Resmi tarihin anlatılışında halının altına süpürme mantığının yanı sıra yalan söyleme mantığı da vardır. Tarih kitaplarımızda pek çok yalan vardır. Bunlar bağışlanamaz ÅŸeylerdir. Ama resmi tarihin tümden kötü niyetli olduÄŸu söylenemez o da ayrı bir mesele. DiÄŸer ülkelerde resmi tarihe yaklaşım nasıl? Dünyanın hiçbir yerinde öÄŸrencilere tarafsız tarih öÄŸretildiÄŸine rastlayamazsınız. Çünkü ulusal kimlik oluÅŸumunda tarih en önemli rol oynayan disiplinlerden biridir. Bize özgü olan, bunun inanılmaz derecede seviyesizce yapılmasıdır. Bunun yorum farklılıklanyla deÄŸil, yalanlarla sürdürülmeye çalışılmasıdır. Tarih kitaplarındaki yalanlar neler? ÖrneÄŸin Sümerler`in Türk olduÄŸu Orta Asya`dan Türkler`in kıtlık nedeniyle göç ettiÄŸi, yok böyle bir ÅŸey.
Bu konularda neden yalana baÅŸvuruldu? O kadar tuhaf psikolojilerle yapılmış iÅŸler ki anlamak gerçekten zor. Bir sakatlanma ve sakatlama hadisesi. Bir de Türkiye`de akademik düzey çok düÅŸtü. Öyle profesörlerimiz var ki, deÄŸil akademisyen üniversite öÄŸrencisi olması tartışılır. Bu kadroların sorgulanması ve yenien gözden geçirilmesi gerekiyor. Son yıllarda popüleritesi artan tarihi romanlara gelelim. Bunların bazıları birbirleriyle çeliÅŸiyor. Bu da okurda kafa karışıklığı yaratmıyor mu? Türkiye`nin altyapı problemlerine bakalım. Bunlar ne durumdaysa, tarihçilik de burada. Yazılanların hangisinin doÄŸru olacağına karar verecek olan okurdur. En yaygın bilinen tarihi yanlış nedir? Bu sorunuz yanlış içinden yanlış seçin gibi. Çünkü o kadar çok yanlış vardır ki. Mesela MoÄŸollar`ın Anadolu`yu istila etmesi. MoÄŸollar`ın iÅŸgalci güç olarak gelip, Türkler`i ezdiÄŸi. Bu en yaygın yanlışlardan biridir bence. Cengiz Han`ın kurduÄŸu imparatorluk aslında bir kabile federasyonudur. Bu kabilelerin yansından fazlası Türk`tür. Cengiz Han`ın imparatorluÄŸuna MoÄŸol imparatorluÄŸu denemez. Lideri MoÄŸoldur. Ama TürkleÅŸen bir MoÄŸol`dur. Aslında Anadolu`ya MoÄŸollar`ın giriÅŸi, Anadolu`nun ikinci TürkleÅŸme dalgasıdır. Böyle yüzlerce örnek var. Siz Abdülhamid`in de yanlış tanıtıldığını savunuyorsunuz? Abdülhamid`e `Kızıl Sultan` derler. Abdülhamid binlerce kiÅŸiyi öldürmüÅŸ kanlı katildir! Peki nerede bu binlerce kiÅŸi? Kim bunlar, yok. Hitler`in propaganda bakanının bir lafı vardır; `İnanılmayacak yalan yoktur, yeterince büyük olsun`. Türkiye`de tarih de, politika da böyle zuhur ediyor maalesef. Abdülhamid Kızıl Sultan deÄŸildir, aksine IV. Murad`la kıyaslarsak melaikedir. Kan dökücü deÄŸildir. Bir kere vehimlidir. Hatalan İttihat Terakki`den fazla deÄŸildir. Abdülhamid bence Osmanlı İmparatorluÄŸu`nun yükseliÅŸ döneminde yaÅŸasaydı, büyük padiÅŸahlarımızdan birisi olurdu. Zeki bir adamdı, ilgili, meraklı, cesurdu. Günümüzde laiklerin `Kızıl Sultan`, dindarların `Ulu Hakan` dediÄŸi Abdülhamid ikisinin orta yerinde, hatta Ulu Hakan`a biraz daha yakın bir ÅŸahıstır. Türkiye`de kurumlar arasında yaÅŸanan gerilim için ne düÅŸünüyorsunuz? Bu gerilim nasıl aşılabilir? Türkiye`de kurumlar arasında yaÅŸanan gerilim tarih boyunca varoldu. Devletle ulema, hükümetle saray, ordu ile ulema arasında patlak veren gerilimleri biz bugün hala yaşıyoruz. Bu gerilimler ortadan kalkmaz. DoÄŸu Roma`yı devralan Osmanlıda da bu gerilimler vardı, DoÄŸu Roma`da da vardı. Bu gerilimleri idare edecek orkestra ÅŸeflerine gerek vardır. Bu ÅŸeflerden sonuncusu Süleyman Demirel`di. Türkiye`de orkestra ÅŸefi eksikliÄŸi hissediliyor. Devlette, siyasette yetenekli orkestra ÅŸefleri yok. Bu gerilimleri yaÅŸamaya devam edeceÄŸiz. Problem gerilimler deÄŸildir, toplumsal çatışmadır. Çünkü gerilim deÄŸil toplumsal çatışma öldürür. YaÅŸadığımız ÅŸu günler tarihte hangi günlere benziyor? Osmanlı`nın çöküÅŸ dönemi derim. Çok tuhaf olaylar oluyor, bu yönüyle de 27 Mayıs öncesine benzetiyorum.... Ulubatlı Hasan efsanedir Son günlerde tarih konusunda yaÅŸanan en önemli tatışmalardan biri de Ulubatlı Hasan`ın varlığıyla ilgili... Siz bu konu hakkında ne düÅŸünüyorsunuz? Bana göre Ulubatlı Hasan diye biri yok. Bu bir milletin efsanesidir. Bunun efsane olduÄŸu söylenerek anlatılmasında ve öÄŸretilmesinde sakınca görmem. Çünkü o sıra surların üzerinde bin tane Ulubatlı Hasan vardı. Adı Hasan olmuÅŸ, Ulubatlı olmuÅŸ hiç fark etmez. Fakat popüler bilimcinin artık bunları birbirinden ayırt etmesi lazım. Okurun da aynı ÅŸekilde bilinçli olması gerek. Bunları sindirip, bunlarla dalga geçmeyi öÄŸrenmemiz lazım. Ama böyle olmuyor, biz ciddiye alıyoruz. Emre Kongar tarihten `bihaber` ansiklopediden kitap yazılmaz Son günlerin popüler kitaplarından birisi de `Tarihimizle YüzleÅŸmek`. Ben Sayın Kongar`dan `Sosyoloji ile YüzleÅŸmek` beklerdim. Çünkü 3 ansiklopediyle Türk tarihi ile yüzleÅŸilmez. Resmi tarihe karşı çıkayım diye kaynak olarak bunlan kullanırsanız, baÅŸka vahim hatalara düÅŸersiniz.
Kitapta en çok tartışılan konulardan birisi `Türkler`in kılıç zoruyla İslam`ı kabul ettiÄŸi` oldu. Türkler gibi çok büyük bir halk eÄŸer Türkler kılıç zoruyla din deÄŸiÅŸtirdiyse, bugün dünyada Musevi kalmamış olurdu. Museviler Türkler gibi militer bir halk deÄŸildir, ayrıca sayıca daha küçüktür. Ama Museviler çok ağır baskılar gördü. Büyük zorlamalara, soykınma raÄŸmen dinlerini sürdürdüler. O zaman ya Museviler Türkler`den çok daha cesur ya da bu tez yanlış. Bu tezin ilk ortaya atılışı deÄŸil? Evet. Bu tezi ilk ortaya atanlar dahil ÅŸunu itiraf ederler, derler ki MüslümanlaÅŸan Türkler, halifeliÄŸin özel ordusu oldular ve Müslümanlığı Türkler korudu. Åžimdi, pardon Türklerin böyle bir askeri gücü vardı da nası oldu kılıç zoruyla din deÄŸiÅŸtirdi? Dini koruyacak güçleri vardı da dine karşı kendilerini koruyacak güçleri niye yoktu? Bir halkın zorla din deÄŸiÅŸtirebilmesi için karşısındaki zoru yapan güçle arasında arasında fiziki güç uçurumu olmalı. Türklerle Araplar arasında hiçbir zaman böyle bir fiziki uçurum olmamıştır. O zaman bu tez niye yeniden gündeme getirildi? Her gün İslam`a yönelik aÅŸağılama yapılıyor. Emre Kongar buradan bakarak mı yapar onu tartışmıyorum ama `İslam zor olmadan kabul edilemeyecek bir dindir` bu ÅŸahıslara göre. Bunu ileri sürmek, tarihinden bihaber olmak demektir. Bu kutuplaÅŸmalar artırır. Bir tarihçi `bu kitabı yazarken islam Ansiklopedisi`nden faydalandım` demez. Ansiklopedi ile tarih kitabı yazılmaz. (Vatan) http://www.haber7.com Tags:
|


`