| Brest-Litovsk muahedesinin "Elviye-i selâse" (üç sancaÄŸa)'ye ait maddesi (Müşterek muahede, madde 4) şöyle formüle edilmiÅŸti: "Rusya hükümeti Anadolu Vilâyet-i Åžarkiyesinin tahliyesi ve Devlet-i Aliyyei Osmaniyeye suret-i muntazamada iadesinin temini için sarf-i mahasal mukadderat eyleyecektir. Ardahan, Kars ve Batum Sancakları dahi bilâ ifate-i vakit Rus asakiri tarafından tahliye ediÂlecektir.
Rusya hükümeti iÅŸbu sancakların hukuk-u umumiye ve huÂkuku beyneddüvel noktai nazarından iktisab edecekleri hal-i cedide müdahale eylemeyecek ve hsususiyle bunların ahalisini iÅŸbu hal-i cedidi mücavir hükümetler ve betahsis Devlet-i Aliyyei Osmaniyye ile bilitilâf tayini hususunda muhtar bırakacaktır." | | Yani bu anlaÅŸmaya göre: Rusya, Döğu-Anadolu vilâyetlerinin en çabuk bir ÅŸekilde tahliyesini saÄŸlamak (obespeçit' skoreyÅŸee oçiÅŸ- çeniye) ve bunların düzenli bir halde Türkiye'ye iadesi yolunda elinÂden gelen her ÅŸeyi yapmayı taahhüd ediyordu. Aynı madde ile: "ArÂdahan, Kars ve Batum sancaklarından da hemen Rus askerlerinin tahliye edilmesi" kararlaÅŸtırılmıştı. Mamafih Rus-Sovyet murahhasÂlarının ısrarı ile bu madde ÅŸu ÅŸekilde ifade edilmiÅŸti: "Rusya bu bölÂgelerde devletler hukuku ve milletlerarası hukuk bakımından tanzim edilecek yeniden teÅŸkilâtlandırma iÅŸine karışmayacak, ve komÅŸu devletlerle ve bilhassa Türkiye ile anlaÅŸmak suretiyle yeni nizamın düzenlenmesi ciheti bu bölgede yaÅŸayan ahaliye bırakılacaktır." Bu suretle Ardahan, Kars ve Batum sancaklarının doÄŸrudan doÄŸruya Rusya'dan ayrılması ve hemen Türkiye'ye ilhakı hakkında bu maddede hiçbir hüküm yoktu. Fakat bu madde aslında bu üç sancağın yine de Türkiye'ye ilhakı demekti. Nitekim, Sovyet DışÂiÅŸleri muavini Çiçerin (esas komiser halâ Trotskiy idi) 14 Mart 1918 tarihinde, IV. Sovyetler Kongresi huzurunda "Brest-Litovsk Barışı" hakkında izahat verirken, Ardahan, Kars ve Batum'a ait maddenin, "ilhakın" (anneksiya) kapalı bir tarzda ifadesinden baÅŸka bir ÅŸey olmadığını" belirtmiÅŸti. Yani, Sovyet Rusya, aslında buraların TürÂkiye'ye terkini kabul etmiÅŸti. Kararın bu tarzda ifade edilmesi, zahiren, Sovyet murahhas heyetinin ısrarla üzerinde durdukları "Rusya içindeki (ve hattâ Ruslar veya Almanların iÅŸgali altındaki yerlerde dahi) kendi mukadderatını kendilerinin tayin hakkı" (auto- disposition, auto-determination)na bir nevi taviz mahiyetinde idi. Buna uyularak bu üç sancakta ahali arasında yapılacak "referandum" (plebiscit) ile yerli ahali, Türkiye'ye mi ilhak edilmek veya baÅŸka bir tarzda idare mi istiyeceÄŸini kendisi tayin ve tesbit edecek ve buna Rusya asla karışmayacaktı. Ancak baÅŸta Türkiye ve diÄŸer komÅŸular (Gürcüler, Ermeniler ve galiba İran kasdedilmiÅŸti) bu plebiscite neÂzaret edeceklerdi. Yukarıda da belirtildiÄŸi gibi, Ardahan, Kars ve Batum hakkınÂdaki talep, Ruslara ancak müzakerelerin son safhasında (galiba 23 Åžubat 1918 de) Almanların sundukları ültimatoma ilâveten ve onu takiben, Türk heyeti tarafından bir ek olarak öne sürülmüştü. Brest- Litovsk müzakerelerinde Sovyet murahhasları artık her ÅŸeyi kabul etmek prensibini tesbit ettiklerinden, Türk heyetinin bu talebi de bazı itiraz ve ihtirazî kayıtlarla, kabul edilmiÅŸti. Karahan, daha Brest-Litovsk'ta iken, yukarıda söylendiÄŸi veçhile bu üç sancağın ter | | kinin, Rusya için "elem verici bir kayıp" olduÄŸunu, telgrafla "MaÂverayi Kafkas KomiserliÄŸine bildirmiÅŸti. Çiçerin de, 14 Mart tarihindeki izahatında, "Sovyet heyetinin bu talebi protesto ile karÂşılanmış olduÄŸunu" ayrıca belirtmiÅŸti. Bu suretle, Sovyet-Rusya hükümeti, teÅŸekkülünün ta baÅŸlarında, bu üç sancağı "Rusya'nın ayrılmaz bir parçası" telâkki etmiÅŸ ve bu sancakların Türkiye'ye iadesine götürecek hükmü ancak zor altında kabul ettiÄŸini daima belirtmiÅŸti. Muahedenin IV7. maddesinde, Rus askerlerinin bu üç sancaktan "hemen çekilip gitmeleri gerektiÄŸi" yazılı iken, bunun zamanı kat'î olarak tesbit edilmemiÅŸti. Zaten, Rus kıtaları daha Brest-Litovsk barışı imzalanmadan önce DoÄŸu-Anadolu'dan, Kars ve Ardahan bölgelerinden çekilip gitmeÄŸe baÅŸlamışlardı. Fakat onların yerine, Ruslar tarafından teÅŸkilâtlandırılan ve silâhlandırılan Ermeni ve Gürcü birlikleri konmuÅŸlardı. Bu hususun Türk heyeti tarafından Brest-Litovsk'ta Sovyetler nezdinde ÅŸiddetle protesto edildiÄŸini yuÂkarıda görmüştük. Sovyet-Rus hükümeti, Brest-Litovsk barışını imzalayan ve muÂayyen taahhütlerini üzerine almış olan bir hükümet sıfatiyle, DoÄŸu- Anadolu vilâyetlerinin ve Elviye-i selâse'nin tahliyesi yolunda Ermeni ve Gürcü birliklerine ufak bir baskı yapmış deÄŸildi; aksine, kendi siyasî mülâhazaları ile, Ermenilerin Türkiye'ye ait sahada temelli olarak yerleÅŸmeleri ve kalmalarını temin için bir takım siyasî ve askerî hazırlıkları ihmal etmemiÅŸti. Sovyet-Rusya, yine, DoÄŸu-Anadolu vilâyetlerinin düzenli bir halde iadesini taahhüt etmiÅŸken, buna asla önem vermemiÅŸ ve buralarda baÅŸlayan Ermeni mezalimini durdurmak için en ufak bir teÅŸebbüse geçmemiÅŸti. Çünkü, Rus kıtaları daha çekilip gitmeden önce, bunların yerine gelen Ermeni birlikleri ve Ermeni çeteleri, yerli Mümslüan ahaliye karşı müthiÅŸ baskı ve zulüm yapmaÄŸa baÅŸlamışlar ve yukarıda da belirtildiÄŸi gibi, Rus askerî makamları bunlara seyirci kalmışlardı. Erzincan'daki büyük cami Rusların gözleri önünde Ermeni tedhişçileri tarafından bomba ile havaya uçurulmuÅŸtu. Bu durum karşısında, bahis konusu olan yerlerin Türk askerleri tarafından kurtarılmaktan baÅŸka bir çaresi kalmadığını ve ona göre hareket edildiÄŸini yukarıda görmüştük. Bu defa, "Elviye-i selâse"nin aynı manzara arzettiÄŸi ve orada da Ermeni ve kısmen Gürcü birÂliklerinin duruma hâkim olmak istedikleri görüldüğünde, "Elviye-i selâse" de Vehib PaÅŸa'nın emri ile iÅŸgal edilmiÅŸ ve 1877-78 sınırına | | ulaşıldıktan mada, Ahısha ve Ahalkelek nahiyeleri de Türkiye'ye katılmıştı. Mamafih iÅŸ bununla bitmiÅŸ deÄŸildi; Brest-Litovsk anlaÅŸmasına göre üç sancakta bir "plebiscit" (referandum) yapılması gerekiyordu. İstanbul'dan alınan emir üzerine Türk askerî makamları bu referanÂduma nezaret edeceklerdi. Ermeni ve Gürcü çetelerinin hareketlerini önlemek maksadiyle üç sancak sahasında "örfî idare" ilân edildi. Dolayısiyle yerli idare askerî makamların elinde idi. Vakıa 4 Haziran (1918) da Batum'da Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan ile barış muahedesi imzalanmış ve normal münasebetlere baÅŸlanmıştı. Fakat bu mmtakalarda halâ birçok çeteci ve başıboÅŸ dolaÅŸanlar olduÄŸundan, asayiÅŸin ancak askerî idare ile mümkün olacağı aÅŸikârdı. Bu ÅŸartlar altında yapılacak bir referandum, aslında Brest-Litovsk barışında tesbit edilen esaslara aykırı idi; çünkü sadece Türk makamlarının nezareti altında yapılmış oluyordu. Plebiscit hazırlıkları Haziran ve Temmuz aylarında tamamlanÂmıştı. Ondokuz yaşını bitiren erkekler oy sahibi olacaklardı. BunÂların listeleri, iddia edildiÄŸine göre, eski Rus kayıtlarına göre tanzim edilmiÅŸtir. Bu hususta her mahallenin mümessilleri tarafından bir zabıt tutulmuÅŸtur. Plebiscit'i yapacak komisyonlar da teÅŸkil edilmiÅŸ, "evet" ve "hayır"ı ifade etmek üzere iki renkli pusula hazırlanmış (evet için bir renk, hayır için baÅŸka bir renk) ve rey hakkı olanlara dağıtılmıştı (veya hazır bulundurulmuÅŸtu). Gizli oyla yapılması gereken bu plebiscit, tabiî oradaki mevcut ÅŸartlar ve imkânlar içinde icra edilmiÅŸti. Nezaret ancak bir taraflı olduÄŸu için, her hangi bir müdaheleye imkân verilmemiÅŸti. Belirli bir zaman içinde icra edilen bu blebiscitin neticesi AÄŸustos ayı içinde ilân edildi. Türk resmî maÂkamlarına göre ÅŸu rakamlar alınmıştı:1 Ardahan sancağında: 241 Müslüman, 21 Rum ve 3 Rus Molokan köyü vardı; bunların nüfusu 68 873 Müslüman ve 15 007 gayri müslim olmak üzere mecmuu: 83 880 kiÅŸi idi. Bun | | 1 Hariciye Nazırı Ahmed Nesimî Beyin Müttefik ve tarafsız Devlerler nezdindeki sefirlerine sirküler, 1 Ekim 1918 tarih, umumî No. 10490, hususi No. 102. DİA H.U. Karton 124. Eleviye-i selâsede ahali hakkında mufassal rapor (istatistik bilgiler); oralara gönderiÂlen Dahiliye Nezareti müsteÅŸarı Mustafa Abdülhalik (sonraları: Rfenda) Bey tarafından sunulmuÅŸtur. 24 Temmuz 1334 (1918). DİA H. U. Karton no. 100. Ahmed Nesimî Bey, Sovyetlerin 20 Eylül 1918 tarihli radio-telegrafın cevabı olarak 6 Ekim 1918 tarihinde gönÂderdiÄŸi cevabi notasında, bu üç sancaktaki umumî nüfusun 319,926 kiÅŸi olduÄŸunu ve bunlarÂdan 273,691 kiÅŸinin de Müslümanlar teÅŸkil ettiÄŸini bildirmiÅŸti. "Izvestia" (gazetesi) 11 Ekim 1918, (Bkz: Ekler.) | | lardan Müslüman erkek nüfus, 35 867 ve gayri müslim erkek nüÂfus da 6 952 olup hepsi 42 819 kiÅŸi idi. Bu son rakamdan 22 654 ü oy sahibi idi. Bunlardan ancak 54 kiÅŸi Osmanlı Devleti'ne ilhakın aleyhine oy vermiÅŸler ve 22 600 kiÅŸi evet pusulasını kullanmışlardı. Oltu Çevresinde: 147 köy olup, bunun 6 sı Rum idi. MüsÂlümanlar 18 206, gayri müslimler de 1888 kiÅŸi idi. Erkek nüfus: Müslüman 9 070, gayri müslim de 925 olup, hepsi 9995 kiÅŸi idi. Seçim hakkını haiz olan 5 279 kiÅŸi hepsi ittifakla "evet" demiÅŸti. Kars Bölgesine gelince: İslâm ahali 65 248 ve gayri müslim 1   675 nüfus olup, hepsi 66 293 kiÅŸi idi. Bundan erkekler 33 006 Müslüman, 840 gayri müslim, hepsi 33 846 kiÅŸi idi. Rey hakkı olanlarda 19 446 kiÅŸi olup, bunlardan ancak Magarcık-Molo- kan köyündeki 70 Rus çekimser kalmıştı. Kağızman: Nahiyesinde 28 372 Müslüman ve 1 107 gayri müslim olup, 29 569 kiÅŸi vardı. Erkek nüfus, Müslüman 14 607 ve 590 gayri müslim olup, mecmuu 15 194 kiÅŸi idi. Rey hakkı olanlar 8 198 kiÅŸi olup, bunlardan ancak BaÅŸköy'de ve Horasan'Âda yaÅŸayan 140 Rum çekismer kalmışlardı. Artvin: çevresinin islâm ahalisi 35 992 ve gayri müslim 2    194 olup, yekûnu 64 028 kiÅŸi idi; bunun erkek nüfusu 27 282 kiÅŸi Müslüman ve 3 553 gayri müslim olup, hepsi, 30 853 kiÅŸi idi, rey sahibi de 16 317 kiÅŸi idi. Bunlardan 16 309 "evet" ve 3 kiÅŸi de "hayır" pusulası kullandı. Batum: ÅŸehrinde 4 312 kiÅŸi rey hakkını haizdi (erkek nüfus 9 646 kiÅŸi). Bunlardan 2 669 kiÅŸi "evet" ve 160 kiÅŸi "hayır" demiÅŸ ve 1483 kiÅŸi de çekimser kalmıştı. Umumî neticeye gelince: Bu üç sancaktaki erkek nüfusun sayısı: 138 582 Müslüman ve 23 326 gayri Müslim olup, mecmuu 161 908 kiÅŸi idi. Oy sahibi olanlar: 87 048 kiÅŸi idi. Bunlardan 85 129 kiÅŸi "evet", 441 kiÅŸi "hayır" demiÅŸ ve 1693 kiÅŸi çekimser kalmıştı. Bu suretle yapılan plebiscit İslâm ahalinin kahir ekseriyet teÅŸkil etmesi hasebiyle, "Elviye-i selâse"nin Türkiye'nin ilhakına karar verilmiÅŸti; aynı netice, komÅŸular, yani Ermeni, Gürcü ve İran mümesÂsillerinin hazır bulundukları ve Brest-Litovsk muahedesi maddesiÂnin harfiyen yerine getirildiÄŸi takdirde de deÄŸiÅŸmeyeceÄŸi muhakkaktı. Çünkü Türk-lslâm ahalisi hiçbir şüphe götürmez çoÄŸunlukta idi ve kendilerinin Türk idaresinden baÅŸka bir idare istemediklerinde en | | ufak bir şüphe yoktu. Nitekim onlar bu arzu ve azimlerini oyları He açıkça ifade ettiler. Plebiscit'in nasıl yapıldığına ait İstanbul gazetelerinde mufassal bilgi verilmiÅŸ ve istatistikler de nakledilmiÅŸti. Bilhassa Yunus Nadi Bey'in çıkarmaÄŸa baÅŸladığı "Yeni Gün" gazetesinin bu maksatla Batum'a gönderdiÄŸi hususî muhabiri, Abdülaziz Talât tarafından. "Eski hudutlarımızda bir cevelan" baÅŸlığı ile yazılar çıkmış ve pleÂbiscit'in Batum'da nasıl yapıldığı ayrıca bildirilmiÅŸti. 1918 yılı AÄŸustos'unun sonunda "Elviye-i selâse"nin Türkiye- ye ilhakını istemek, daha doÄŸrusu tekemmül ettirilmek üzere bir heÂyet İstanbul'a geldi. Bu münasebetle istanbul gazetelerinde, baÅŸta "Yeni Gün" olmak üzere (No: 1. 2 Eylül 1918), birçok yazı çıktı ve anavatandan 40 yıl ayrı kalan bu sancakların yeniden anavatana geri alınması olayı, istanbul'da, ve umumiyetle bütün yurtta büyük bir memnuniyet uyandırdı. Brest-Litovsk muahedesinin 4. maddeÂsinde tesbit edilen hükümler, bu suretle yerine getirilmiÅŸ, Ardahan, Kars ve Batum sancakları meselesi halledilmiÅŸ, yani Türkiye'ye ilhak olunmuÅŸtu.' Fakat bu plebiscit baÅŸta Ermeni, Gürcü ve onları takiben Rus- Sovyet matbuatında, hattâ kısmen Alman matbuatında, tenkitlere ve bazı tefsirlere yol açtı ve iyi karşılanmadı. Birkere, Gürcü hüküÂmeti bunu resmen protesto etti ve neticelerini tanımadığını bildirdi. Ermeniler ise bu pelbiscit'in Brest-Litovsk anlaÅŸmasına tamamiyle aykırı olduÄŸunu iddia ettiler. Bu iddialara göre, Türkiye bu ple- biscit'i komÅŸularına (yani Gürcistan, Ermenistan ve Iran) haber vermeksizin ve onlardan gözcüler istemeksizin, tek başına, bir taÂraflı olarak yapmıştır; bir de bu plebiscit örfî idarenin hükümleri altında ve askerî baskı ile icra edilmiÅŸtir; ilhaka karşı gelenler, güya tesbit edilerek, takibata uÄŸramışlardır. Bütün bu kabîl yolsuzluklar hakkında, güya plebiscit yapıldığı yerlerdeki bazı Müslüman eÅŸrafın (belki de Acarlardan, yani MüsÂlüman Gürcülerden olacak) dahi ÅŸikâyetleri Sovyet makamlarının eline kadar ulaÅŸmıştır. Mamafih ilhak kararı tekemmül edince, Sovyet hükümeti sesini çıkarmamış ve bu hususta Moskova'daki Türk elçiliÄŸine her hangi bir protestoda bulunmamıştır. Fakat Türk kuvvetlerinin Baku'ya karşı harekete geçmeleri ve 15 Eylül'de Bakû | | Batum, Kars ve Ardahan sancaklarının Devlet-i aliyyeye ilhakına ait ' Hatt-ı Hümayun" 8 Zilk 1336 (15-28 AÄŸustos 1918) tarihli idi. O günkü istanbul gazeteleri | | nun Türkler tarafından iÅŸgali üzerinedir ki, Sovyet hükümeti Türkiye aleyhine ÅŸiddetli neÅŸriyata giriÅŸmiÅŸ vc 20 Eylül 1918 tarihinde bir nota ile Türkiye'nin Brest-Litovsk barışını protesto ederken, Ardahan, Batum ve Kars sancaklarında yapılan plebiscit münasebetiyle sözde iÅŸlenen yolsuzluklar sayılıp dökülmüştü. Osmanlı hükümeti, Gürcü vc Ermenilerin bu kabîl protestoÂlarına önem vermeksizin bu sancakların ilhakını tamamladı; harpÂten sonra büyük zararlara, tahribata uÄŸrıyan bu yerlerde nihayet normal hayatın iadesi için gereken tedbirler alındı, sivil memurlar tayin edildi. Bu kabilden olmak üzere Batum'a mutasarrıf olarak Cemil Bey (sonraki: Bilsel) tayin edildi. Batum'un durumu ayrıca mühimdi. Ruslar tarafından, KaÂradeniz'in en iyi limanlarından biri haline getirilmiÅŸ olan bu güzel ÅŸehir, Tiflis ve Baku'ya demiryolu ile baÄŸlandığı gibi, Bakû petrolÂlerinin buraya "pipc-line" (borularla) akıtılması itibariyle ayrıca önem kazanmıştı. Ahalisi bakımından burası artık bir Türk ÅŸehri deÄŸildi; bilhassa BolÅŸevik ihtilâli ve Kafkas cephesinden Rus askerÂlerinin çekiliÅŸi neticesinde Batum'da kalabalık bir Rus kitlesi topÂlanmıştı. Gürcüler ise buraya hak iddia ediyorlardı; çünkü burası Gürcistan'ın ekonomik hayatı vc Karadeniz'deki limanları olması hasebiyle, onlar için çok mühim telâkki ediliyordu. Åžehrin çevreÂsinde, birçoÄŸu Müslüman olmak üzere kalabalık Gürcü ahali mevÂcuttu. DiÄŸer yandan Moskova hükümeti, Batum'u "Rusya'nın ayÂrılmaz bir parçası" telâkki etmekte ve ilk fırsatta burayı yeniden ele geçirmek istiyeceÄŸinde hiçbir şüphe yoktu. Bu durum karşısında Batum'un muhafazası Türk idaresi için, hakikaten birçok problemÂlerle baÄŸlı görülmekte idi. Brest-Litovsk barışının 4. maddesi ile Ardahan, Kars ve Batum sancakları hakkındaki formülün sadece zevahiri kurtarmak için olduÄŸunu yukarıda görmüştük. Sovyet hükümetinin buraları ilelebet Türkiye'nin elinde bırakmak istemiyeceÄŸi ta baÅŸtan belli idi. Nitekim Sovyet hükümeti, yukarıda zikredilen 20 Eylül 1918 tarihli notasında "burada yapılan plebisciti" tanımadığı ve plcbiscit'in yenilenmesini istemiÅŸti. Aynı görüş çok sonraları, 15 Åžubat 1919 tarihli Sovyet notasında, Osmanlı hükümetine gönderilen bir muhtıra (memoÂrandum) da tekrarlanacaktır. Sonraları Ankara hükümeti ile yapılan Barış müzakerelerinde Batum meselesi mühim bir pazarlık konusu olmuÅŸ ve nihayet buranın Sovyet-Rusya'ya bırakılması zarureti hasıl olduÄŸunu ilerde göreceÄŸiz. TÜRKİYE VE RUSYA -AKDES NİMET KURAT |
|