D. Türkistan davasının efsane ismi konuştu:

Uygur Türklerinin sesini dünyaya ilk duyuran kişi olan ve Rabia Kadir`den önce Uygur Türklerine liderlik eden Gülamettin Pahta son gelişmeleri Cafesiyasete değerlendirdi. Cafesiyaset köşe yazarlarından M.Cahit Oktay, Gülamettin Pahta ile uzun yıllardır yaşadığı Amerika Birleşik Devletlerinde görüştü.

Çin Devletinin Doğu Türkistan`daki Uygurlara yaptığı işkencelerden,Son yaşanan olaylar ve katliamlara,Cumhurbaşkanı Abdullah Gül`ün ziyareti öncesi yıkılan 1250 yıllık medreseden,Çin`e kendi topraklarını satan Türk devletine ve Çin`in, PKK ve Ermeni meselesindeki tutumuna kadar tüm Doğu Türkistan meselesini bu röportajda bulabileceksiniz.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Adım Gülamettin Pahta. 1949`da Çin Özgürlük Ordusu gelmeden 8 gün önce bütün Milliyetçi Çin yurdu terk etmişti. Onlar gittiği zaman, hudutlar açık kaldı. O zaman biz İsa Yusuf Alptekin ve arkadaşları ile birlikte Himalaya dağlarından bir buçuk ay karda yürüyerek, Keşmir üzerinden Hindistan`a geldik. Ve mücadelemize o tarihten bu yana Yurtdışında devam ediyoruz.

Bizi hatırlayan Türkiye`nin dağına taşına, denizine selam...

11500 Uygur gelmiş Hindistan`dan. Bize kısa zamanda Türkiye sahip çıktı. 2500 insanımız Kayseri`ye yerleştirildi. Türkiye`ye geldiğimin ikinci haftası Ankara Erkek Sanat Enstitüsüne yatılı olarak kabul edildim. 1950 senesinde. Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri Bey`di.

Türkistanlı deyince hemen gelsin demiş. Benim Doğu Türkistan`daki Okutanım (öğretmen) `Türkiye`ye ulaşırsan, bizi hatırlayan Türkiye`nin dağlarına taşlarına denizine selam söyle` demişti, diye ilettim. Çok tesirlendi. Söyle bakalım sen ne olmak istiyorsun dedi.

Elektrik Mühendisi dedim. Neden? Bizim memleketimizde nehirlerimiz var ama ışığımız yok, ben elektrik santralı kurmak istiyorum memleketime dedim. Derhal beni kabul ettiler. Mezun olduğumda, iki sene mecburi hizmetin var, seni nereye gönderelim dediler.

Efendim isterseniz dağ başına gönderin dedim. Babamın Sultanahmet`te olduğunu öğrenince, beni Topkapı Sarayı Müzesi`ne Elektrik Alarm Kontrol Mühendisi olarak atadılar. İki sene çalıştım. Saraydaki eski eserlerden çok etkiledim. Derilere yazılan yazılar vardı. Ben onları okumaya başladım, çünkü bizim dilimizde yazılmış...

Dünyada ilk Uygur yayınını yapan kişi oldum...

Yedek subaylığımı Erzurum`da yaptım. Askerlikten sonra Almanya`ya geldim. Yusuf Alptekin ve Şeyh Şamil`in oğlu yıllar önce Almanya`da bir kaç kişiyi bulmamı istemişti. Gittim buluştum. Ve Radyo Free isimli radyoda işe girdim.

Radyo beni burslu olarak Gothe Enstitüsü`nde lisan için ve sonra Nürmberg`de Radyo Tv işletmeleri Enstitüsü`nde Mühendislik belgesi almam için okuttu. Ve sonra o radyoda işe başladım. Çok dil bildiğim için, programcı oldum ve dünyada ilk defa Uygurca yayın yapan kişi ben oldum. Ve Orta Asya muhabiri olarak görev yaptım. 1958`lerde ABD`ye geldim.

Almanya`daki Radio Free Europe için 13 sene Amerika`da muhabirlik yaptım. Çin başbakanının ABD ziyaretinden iki hafta önce bizim yayınımızı kestiler. Sonra Voice of America`ya Contracting Employee(sözleşmeli çalışan) olarak kabul edildim. 18 sene çalıştım. Türk Dünyası hakkında çok yazılarım çıktı...

ABD`de Doğu Türkistan varlığı nasıl oluştu?

İlk geldiğimde etrafta ne Türk ne Uygur vardı. Bir Uyguru bulunca hemen onu muavin benim hanımı da sekreter yaptım ve Doğu Türkistan Milli Araştırma Merkezi isimli bir dernek kurdum. Daha sonra Columbia Ünv.`den bana Assistant Profesör unvanı verdiler ve Uygurca öğretmeye başladım. Onlarca Amerikalı Uygurca öğrendi.

Rahmetli Ahmet Kabaklı Türk Edebiyatı Vakfı`nı kurduğu zaman beraberdik. Sağ olsun bizim davamız için çok yazılar yazdı. O yıllarda New York`a şimdiki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül gelmişti. Fatih Camii`nde bir toplantıda ben kendisine Doğu Türkistan meselesini sordum. Ve Doğu Türkistan ile çok ilgili olduğunu görünce çok sevindim, bize çok moral oldu.

Masasında bir Türkistan bayrağının olduğunu öğrendiğimde çok sevinmiştim. Çin`de kızıl meydan hadisesi olduğunda Baba Bush`un izniyle 85 civarında okuyan Uygur Türkü ABD`de vatandaş oldu. Bizim derneğimizin üyeleri oldular, davaya sahip çıktılar. 1999 olabilir, `Uyghur American Association` ı kurduk. Ben Doğu Türkistan ve 5 bin yıllık Türk tarihini kapsayan her türlü bilimsel materyali Üniversiteler ile paylaşıyordum.

Amerika`nın Wisconsin, Madison, Harward, Washington, Georgetown, Florida gibi üniversitelerinde konferanslara katıldım, bu konuda doktora yapanlara elimdeki belgeleri veriyordum. Çünkü onlarda sadece Rus ve Çin kaynakları vardı. Şimdi ihtiyarladım. UAA Rabia Kadir liderliğinde devam ediyor.

Urumçi`de son gelişmeler nedir, size gelen haberlere göre...

Bugün gelen habere göre ölü sayısı 1080`e çıkmış. Çinli sivil askerler evlerden gençleri alıp boğazlıyorlarmış. Hatta iki genç kızın da kafasını kesip evlerinin kapısına asmışlar, gözdağı veriyorlar, kimse sokağa çıkamıyor.

Bu Çinliler eskiden böyle açık konuşmuyordu. Eskiden milletler ittifakından bahsediyorlardı. Şimdi açık açık, bu Uygurları açıkça öldürüp bitirmek lazım diye söylüyorlar. Biz Doğu Türkistan diyoruz, onlar Şincan diyor. Kazanılmış yeni topraklar demektir Çince.

Çin Halkı şimdi hükümete Uygurları öldürün diye istekte bulunuyor. Bir Çinli masum Uygur`u öldürse en fazla iki sene yatar o da zor. Ama bir Uygur bir Çinli`yi herhangi bir sebepten öldürmüş olsa, kurtuluş yok, kurşuna diziliyor, idam ediliyor.

Haberler tam tersine çevriliyor. Çinliler oyuncak fabrikasında iki Uygur kızı taciz ediyorlar. Ama Çinliler haberlerde Uygurlar iki Çinli kıza tecavüz etti diye çeviriyorlar. Sonra Çin bunu kendisi yalanladı.

Yalan ihbar eden Çinli bulundu. Sadece bu fabrikada zorla çalıştırılan kızlı erkekli 600 Uygur çocuğu vardı. Bu olay üzerine 135 tanesini demir sopalarla döverek hastanelik ettiler. Ve hastane de yapılan tek şey bu yaralıların ölmesini beklemek. Şu an 5 binden fazla Uygur bu olaylardan dolayı tutuklandı.

Çin Komünist Parti Başkanı resmen, biz bunlara ölüm cezası vereceğiz diye açıklama yaptı. Ama ne olursa olsun biz bu davayı bırakmayacağız...

Çin`de yaşanan olayları nasıl haber alıyorsunuz?

Çin mahallesine geçip oradan arıyorlardı önceden, oradaki telefonlar dinlenmiyor.

Artık, korkacak bir şeyimiz kalmadı, bundan sonrası bir canımızı almak kaldı. Adımı da söyleyebilirsiniz, telefon numaramı da söyleyebilirsiniz diyor bizimkiler. Biz bu vahşeti gördükten sonra daha korkacak bir şeyimiz kalmadı, diyorlar. Zaten sonumuz ölüm düşüncesi ile en azından bu katliamın dünyaya anlatılmasını istiyorlar. Şimdi bir de AT&T şirketi hizmet getirdi. Doğu Türkistan`dan ABD ücretsiz arıyorsun...

Hatta şimdi genişletildi, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan`da da aynı şekilde ...

Çinlilerin bu cinayetini 2 gün önce Washington`da protesto ettik. Bugün de burada TADF ile birlikte protesto ettik. Türk kardeşlerimiz de bize destek verdi.

TARİHİ SİLMEYE ÇALIŞIYORLAR

Tam olarak Çin yönetiminin istediği nedir ?

Kaşgar`da Hanlık Medresesi isimli Karahanlılar döneminde yapılan bir medrese vardı. 1250 senelik tarihi olan bir cami. El Ezherde`ki medreseden daha eski.

Buhara Semarkant`taki Medreselerden minaresi daha yüksek, işlemesi daha fazladır.

Orta Asya`ya İslami yayan bu Hanlık Medresesidir. Buradan yetişen talebeler dünyanın her bir tarafına gidip Müderrislik yapıyorlar ve İslamı öğretiyorlardı.

Reisi Cumhurumuz Abdullah Gül bey gelmeden bir hafta önce Çinliler bu Medreseyi yerle bir dümdüz ettiler. Bütün Kaşgar ayaklandı, ama yapacak bir şey yok. Sebebini ise yeni bir şehir planı yapmakla açıklıyorlar. Çin`in tarihe kültüre olan saygısı işte bu kadar.

Yani diyorlar ki, siz arkanızdakilere güvenmeyin. Biz kimseden korkmuyoruz.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül geçen ayın 25`inde Urumçi`ye geldi. Aynı gün Gangun`daki oyuncak fabrikasındaki Uygurları sopalarla dövdüler, öldürdüler.

Bu gözdağıdır. Arkanızda ister Türkiye ister Amerika olsun fark etmez diyorlar...

Yine eski yıllarda Milliyetçi partiden bir genel sekreter siyasetçi gelmişti. Bunun üzerine bütün evlerden Kuranları ve Uygur`ca tefsirleri topladılar, 2500 tane kitabı zorla toplayıp yaktılar. Bu kitaplar 300-500 senelik antik kitaplardı hepsi. Eğer evinizde kalan varsa ve bulunursa hapiste sürünürsünüz diye de tehdit ettiler.

Şimdi Komünist rejimin idaresindeki İslam Cemiyeti`nin İmamı utanmadan Bütün doğu Türkistan`da 2 bin tane cami var, yan din hürriyeti var, diyor.Ben lisede iken hocam bize ders vermişti. Kaşgar`da kaç cami kaç çeşme var sayıp getirmemiz istendi. Biz 4 talebe, sokak sokak Kaşgarı gezdik. Ve sadece Kaşgar ilinde 2 binden fazla Cami ismi ve adresi yazdık getirdik. 244 tane de yerden kaynayan çeşme tespit etmiştik.

Ne oldu bu camilere?

Çinliler yüzlerce camimizi yıktılar, kimisini domuz ahırı yaptılar.

İmamların boynuna domuz kafasını kesip astılar ve büyük meydanlarda akşama kadar durdurdular. Domuzun kafası ağır gelince başını eğen imamları sopayla dövdüler başını dik tut diye.

İmamları yine Kuranı kerime tükürttüler, ben bu işi yalnızca maddi çıkar için yaptım dedirttiler. Bu imamlardan bir tanesi dayanamadı kahrından kendisini camiye astı. Şimdi daha beteri oluyor. O kültür inkılabı şimdi solda sıfır kaldı. Bugüne kadar kısmen, muhtariyet, özerklik isteyenler vardı.

Şimdi bu olaylardan sonra,kesin kanı, artık Çinliler ile bir arada yaşanamayacağı yönünde. Ya ölüp biteceğiz ya yurdumuzu kurtaracağız.

Çin`in uyguladığı politikalardan bahseder misiniz?

Bizde Çin hükümetinin gizli vesikaları var. Orada Çinli yetkililer diyor ki; Doğu Türkistan ile Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan sınırı arasına tampon bölge yapmalıyız, onları abluka altına almalıyız. Ve sınırdaki bütün Uygurları 50 kilometre içeriye sürdüler, o bölgeye 3,5 milyon Çinliyi yerleştirdiler.

Yine elimize geçen bir Çin belgesinde Uygurlara yardım eden Türkiye`ye karşı ne yapabiliriz diye bir toplantı yapmışlar. Diyorlar ki, bizim Türkiye`ye karşı iki tane kozumuz var, Kürt ve Ermeni meselesini kışkırtabiliriz, destekleyebiliriz...

Diğer taraftan Doğu Türkistan`da yaşayan Kazaklar ile Uygurların arasını açabiliriz?

Çinlilerde Arslanı dağdan ayırmak diye bir söz var. Bundan hareketle dağda yaşayan Kazakları vaatlerle dağdan şehire getirdiler, ve ofislerde Uygurların başına müdür yaptılar ve araya ikilik soktular.

Çeşitli rakamlar duyuyoruz, Uygurlar`ın gerçek nüfusu nedir sizce?

Bir defa Çinlilerin verdiği rakamlara hiç inanmıyoruz. Çin İstatistik kurumunda çalışan iki kardeşimiz vardı. Bunlar devlete yeminli çalışırlar. Diyorlardı ki; Bizde iki türlü istatistik tutulur. Birisi devlette onu kimse bilmez. Ama kitaplara geçenler ise paylaşılan listedendir.

Kabaca diyorlardı ki Çinliler`in söylediği rakama bir iki sıfır da sen ekle. 1942 yılında ben orta okulda okurken bize sizin nüfusunuz 3,5 milyon diyorlardı. Aynı tarihte Çinliler kendi nüfuslarının da 320 milyon olduğunu söylüyordu. Çin`in bugünkü nüfusu 1,5 milyara yaklaştı...

Benim ailemde 12 kişi vardı. Her üç senede bir nüfus sayımı yapılır. Çin memurları köylere sayım yapmaya geldiğinde biz onlara, koyun, at, para verirdik bizim nüfusumuzu az yazsın diye. Çünkü devlet her can başına askere yardım vergisi alırdı. Buğdayımızı, yağımızı, sütümüzü, hayvanımızı elimizden alırdı. Bizim nüfusumuz her zaman az göründü. Bugün Çinliler bizim için 12 milyon diyor. Bizim tahminiz 30 milyon civarında, daha fazla diyen de var.

Peki diasporadaki Uygurlar`ın sayısı nedir?

Amerika`da binden fazla Kanada da bin beş yüz civarında, Çin dışında toplamda en az 2,5 milyon Uygur Türkü yaşamakta. Yine bu rakamın çok fazla olduğunu söyleyenler var.

Örneğin Rusya`ya ve Türki Cumhuriyetlerine kaçan kardeşlerimiz. Orada korkudan kimliklerini saklıyorlar. Çocuklarını okula yazdırmak için oranın halkı imiş gibi gözüküyorlar. Çünkü onlar da Çin`den korkuyor. Bütün telefonlarımız santralden dinleniyor. Çin dışındaki kardeşler ile irtibat sağlanması engellenmeye çalışılıyor.

CAMİDE 5 DEFADAN FAZLA AMİN DEMEK YASAK!

Çin Hükümeti, dilinize, dini yaşantınıza ve ibadetlerinize de karışıyor mu?

Çocuklarımıza dinimizi öğretemiyoruz. Doğu Türkistan`daki bütün camilerde demir levhalar çakılı. Üstünde 18 yaşından küçükler camiye giremez diye yazıyor. Eğer girerse İmamın imamlık belgesini iptal ediyorlar ve 2 sene de hapis cezası veriyorlar.

Camide 5 defadan fazla amin demek yasaktır. Hutbe 20 dakikayı geçemez. Hutbenin üstünde Komünist Partiden uygunluk imzası olmak zorunda. Kimse Kuranı tefsir edemiyor, yasak. Bir adam, çocuğunu caminin önünde bırakıp içeriye vakit namazını kılmaya gidiyor. Çıkışta Çin polisi sen çocuğa din öğretiyorsun diye adamı hapse atıyor.

Eskiden sadece Yüksek okullarda Çince vardı. Geçen seneden itibaren artık ilkokulda bile Çince eğitim var, Uygurca tamamen yasaklandı. Şimdi çocuk yuvalarında bakıcılar kesinlikle Çinli olacakmış. Bayram öncesi Çinli öğretmenler bizim çocuklara, bayramda neler yaptığınızı, evinize kimin gelip gittiğini söylersen, para vereceğim, notunu yükselteceğim diyerek istihbarat sağlamaya çalışıyorlar.

Biraz aklı yerinde olan, konuşmasını bilen, gençlerimize bir şeyler öğretmeye çalışan insanlarımız ortadan kayboluyor. Faili meçhul oluyor...

Doğu Türkistan`ın Türki cumhuriyetlerle ilişkisi nedir?

Fiili irtibatı kesmek için sınırlara Çinliler yerleştiriliyor. Onlara da çok büyük göz dağı var. Kırgızistan Çin için çok büyük bir ticaret alanı. Akayev zamanında olmazdı, şimdiki başkan Çin`e toprak kiralıyor. 150 hektar yeri Çine 99 yıllığına kiraya vermişti, geçenlerde yine 400 hektar yeri 99 yıllığına kiralamış.

Anlaşma gereği 15 bin Çinli işçi yerleşecek. Sebze yetiştirip dünyaya satacaklar, zengin olacaklar. Ve gelen geri dönmüyor. Ben Kırgız ve Kazak Dışişleri bakanlarını burada görünce uyardım. Çinliler bize ilk geldikleri zaman, ayakkabılarımızı boyuyor, yerleri süpürüyor, hamallık yapıyorlardı.

İpek kurdu gibi yumuşak, çaresiz, zavallı görünüyorlardı. Şimdi bizim patronlarımız oldular, elimizden yurdumuzu aldılar. Bu 15 bin Çinli 5-10 çocuk yapıp kısa zamanda çoğalacaklar dedim...

NÜFUS PLANLAMASI ve KÜTÜR POLİTİKASI

Şimdi bir çocuktan fazlaya izin yok. Komşun hamile ise sen haber vermezsen, sana iki sene hapis, verirsen, ayına bakmadan, kürtaj yaptırıyorlar, masada ölen çok kadın oluyor. Her sene her vilayet bazında 8 yaşından 16 yaş arası 10 bin kızı alıp Çin kültürünü öğreteceğiz diye mecburi götürüyorlar.

Onlara zorla Çince öğretiyorlar, Çinliler ile evlenmeye zorluyorlar. Güzel kızları affedersiniz fuhuş işinde kullanıyorlar. Model yapacağız diye kandırıp, dünyanın zengin işadamlarına pazarlıyorlar. Bu mafyalar Çin hükümetine kaç defa bildirildiği halde hiç birisi tutuklanmıyor. Gençlerimizin ahlakını bozmak için her şeyi yapıyorlar. Ahlak çok zayıfladı.

Şu günahtır, bu haramdır diyen imamlar meçhule alınıp götürülüyor. Zaten şimdi, imam olabilmek için Komünist partisinden tahsil belgesi alması gerekiyor. Eski imamlar çoktan bitti.

Peki Çinliler için de yok mu nüfus planlaması?

Çin`de `1child Policy` (tek çocuk uygulaması) vardır. Ama bu eyalet için geçerlidir. Çinliler her çocuğu başka bir komşu eyalette doğururlar ve bu uygulamadan kurtulurlar.

Fakat Uygurların seyahat özgürlüğü de olmadığı için böyle bir şansı yoktur. Hamile bir Uygur kadın hiç bir yere seyahat edemez. Kal diki biz kendi memleketimiz olan Kaşgar`da bile bir kasabadan diğerine gitmek için Komünist Partiden vize almak zorundayız.

Örneğin Manhattan`dan Brooklyn`e vizesiz gidemeyiz. Vize alırsak ta, ne için gittiğimiz, kiminle görüşeceğimiz, kaç saat kalacağımız yazılıdır. Hamile kadınlarımıza kesinlikle bu şartlarda bile vize verilmez. Ve doğumdan sonra da kadınlar kısırlaştırılır.

Şimdi erkekleri de kısırlaştırmaya başlamışlar. Bu soyumuzu kırmak için yapılan bir uygulamadan başka bir şey değil.

Çin her sene Doğu Türkistan`a bir kaç milyon Çinliyi pamuk işçisi olarak getiriyor. Oradaki işsiz bekleyen Uygurları ise iş verme bahanesi ile Çine götürüyor. Ve iki sene de gelemezsin şartı koyuyor. İki seneden önce dönerse parasını alamıyor. Cenazemizi kaldıracak adam bulamıyoruz. Fabrika izin vermiyor. Ya da saatinden paranı kesiyor.

DOĞUDA BİR MÜSLÜMANIN BURNU KANASA

BATIDAKİ KARDEŞİ AĞLASIN!

Son olarak bizlere vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Çin`in amacı çok açık ve net olarak Doğu Türkistanlıları, ya asimile etmek ya da her yolu mubah sayarak yok etmektir. İnsan hakları meselesi olarak bu sesi dünyaya duyuralım. Türkiye bu konuda en çok güvendiğimiz ülke. İslam dünyasından da destek bekliyoruz. `Doğu da bir Müslüman`ın burnu kanasa, batıdaki Müslüman kardeşi ağlasın` diyor Peygamberimiz. Dolayısı ile Araplardan da bizim için bir damla yaş döksünler istiyoruz.

www.ihlassondakika.com

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile