| Coğrafi Keşifler |
Sayfa 1 > 3
Coğrafî keşifler, 15. yüzyıl ve 16. yüzyıllarda Avrupalılar tarafından yeni ticaret yollarının bulunması amacıyla başlattıkları ve yeni okyanusların ve kıtaların bulunmasıyla gerçekleşmiş olan keşifleri ifade eder. Bilimsel bir merak ve yeni ufukların keşfedilmesi duygusu söz konusu olmakla birlikte temelde bu keşifler özellikle 15.yüzyıldan itibaren açık bir şekilde ekonomik nedenlerden kaynaklanmıştır. İlk keşif denemeleri, Atlantik Okyanusu ve Afrika kıyılarına doğru, 14. yüzyılın başlarında Fransız ve Cenevizli gemiciler tarafından yapılmıştır. Kanarya Adaları ve Azor Adaları keşfedilmesi, bu girişimlerin sonucudur.[2] Orta Çağın sonuna kadar Avrupalılar, dünyanın pek az yerini tanıyorlardı. Coğrafya bilgisinin artması ve gemicilikteki gelişmeler sonucu açık denizlere çıkan Avrupalılar, yeni kıtalar ve ülkeler keşfetmeye başladılar. İşte Avrupalıların 15.yüzyılın sonunda başlatıp 16.yüzyıl boyunca da devam ettirdikleri yeni yerler bulma girişimlerine Cogrâfî Keşifler denir. Keşiflerin nedenleri arasında, Doğu ülkeleriyle doğrudan ticaret yapmak için yeni yolların aranması başta gelir. Orta Çağ'da Doğudan gelen ipek, baharat, altın, elmas, inci gibi değerli mallar, Avrupa'ya iki önemli yoldan ulaşıyordu. Bu yollardan birincisi, Çin'den başlayıp Karadeniz kıyılarına ulaşan İpek Yoluydu. Bu yol, Türklerin elindeydi. İkinci yol olan Baharat Yolu ise Hindistan'dan başlıyor, bir kolu Basra Körfezi'ne ulaşıyor, diğer kolu ise Mısır ve Suriye limanlarında sona eriyordu. Türk ve Müslüman tüccârların bu yolları izleyerek Hindistan ve Çin'den getirdiği mallar, Venedik ve Cenevizliler tarafından Avrupa'ya ulaştırıyorlardı. Bu ticaret sayesinde Doğu ülkeleri oldukça zenginleşmişti. Ancak bu mallar, birkaç el değiştirdiği için Avrupa'da çok pahalıya satılıyordu. Avrupalılar, Doğu ülkelerinin içinde bulunduğu zenginlik ve bolluk hakkında abartılı bilgiler edinmiştir. Özellikle, Venedikli gezgin Marko Polo'nun eserinde okudukları hikâyeler, Avrupalılarda Doğu ülkelerine karşı büyük ilgi ve merak uyandırmıştır. Orta Çağ'da Avrupalıların dünya hakkındaki bilgileri çok azdı. Avrupalılar, Haçlı seferleri sırasında Müslümanların coğrafya bilgisinden yararlandılar ve Dünya'nın yuvarlak olduğunu öğrendiler. Bunun sonucunda var olan haritaları geliştirip daha doğru haritalar yaptılar. Pusula kullanımının yaygınlaşması , gemicilerin deniz ve okyanuslara güvenle açılmalarını sağladı. Gemicilik tekniğinin ilerlemesi ile 15. yüzyıldan itibaren açık denizlere dayanıklı ve büyük gemiler yapıldı. Bu da keşiflerin başlamasında önemli bir etken oldu. Coğrafi keşiflerin dünya tarihinde çok önemi, sosyal , siyâsî ve ekonomik sonuçları oldu. Bulunan yeni ticaret yolları nedeniyle Akdeniz limanları, İpek ve Baharat yolları eski önemini kaybetti.Atlas Okyanusu kıyısındaki bazı limanlar hızla gelişti ve büyük birer ticaret merkezi haline geldi. Coğrafi keşifler sonucu, Amerika'da bir çok eski uygarlığın olduğu öğrenildi. Keşfedilen yerlerden bol miktarda altın ve gümüş gibi değerli madenler ile çeşitli ham maddeler Avrupa'ya taşındı. Ticaretle uğraşan burjuva sınıfı zenginleşti ve güç kazandı. Burjuvalar , soyluların topraklarını satın almaya başladılar. Böylece, soylular eski güçlerini ve ayrıcalıklarını kaybettiler. Avrupalı devletler keşfettikleri yerleri egemenliklerine alarak sömürge imparatorluklarını kurdular. Keşif seferleri düzenlenen ülkelerin kaynaklarından yararlanan Avrupa'nın denizci ülkeleri kısa sürede zenginleşti. Zenginleşen ailelerin , kültür ve sanat hareketlerini desteklemeleri Rönesans'ın başlamasında etkili oldu. Yeni dünyaya özgü bazı ürünler (tütün ,patates, domates, şeker kamışı, vanilya, kakao vb.) Avrupa'ya ve oradan da dünyanın diğer bölgelerine yayıldı. Keşfedilen ülkelerde Hıristiyanlık dini yayıldı. Ancak Avrupa'da da kiliseye ve din adamlarına olan güven azaldı. Çünkü kilise ve din adamları, dünyanın düz olduğu vb. birçok yanlış bilgiyi savunmuşlardı. Başta Amerika'ya olmak üzere, keşfedilen yerlere Avrupa'dan yoğun göçler oldu. Bu göçler sonuçunda Avrupa kültür ve uygarlığı daha geniş bir alana yayıldı. Avrupa'da keşiflere Portekiz Prensi Henry'nin 1415 senesinde teşvikleriyle başlandı. Christopher Columbus gemilerle Amerika'yı, Vasco da Gama Hindistan'ı ve Ferdinand Magellan dünyâyı dönerek dolaşmak sûretiyle önemli keşiflerde bulunmuş oldular. Marko Polo ve Müslüman kâşif İbn-i Battûtâ'nın keşiflerle ilgili coğrafî kayıtları, haritaları çok mühimdir. İbn-i Battûtâ, 1325-1354 seneleri arasında Asya kıtalarında çok uzun süren incelemeler yapmıştır. Mîlâttan önce 600 senelerinde Mısırdan başlayan bir seferle Afrika kıtası ile ilgili ilk keşif, Kızıldeniz'den geçilmek suretiyle güneydeki burun dönülüp, Cebelitârık Boğazından geçilerek, tekrar Mısıra dönüldü. Bunu tarihçi Heredot kaydetmektedir. 1497 senesinde ise bu tür bir seyahate Vasco da Gama Lizbon'dan başlamış, önce Arjantin kıyılarına oradan Ümit Burnunu dolaşarak Müslümanların elinde bulunan Doğu Afrika kıyılarını geçtikten sonra Kalküta'ya kadar uzanmıştır. Bu seferi sırasında Vasco da Gamaya Müslüman coğrafyacı ve denizci İbn-i Mâcit rehberlik etmiştir. 1499 Christopher Columbus'un Hind Adalarına ulaşmak için yaptığı seyahatlerinde Bahama, Küba ve Amerikanın güney kıyıları keşfedildi. Fakat Müslüman coğrafyacı İdrisînin (ölm. 1165), Atlantik haritasında Antilla Adalarını Pîrî Reisin haritasında Amerika Kıtasını göstermesinden anlaşıldığına göre Müslümanlar Kolomb'dan önce bölgeden haberdar idiler. Daha sonra târihçi Fazlullah Ömerî (ölm. 1349), Batı Afrikalı Mense Kanka Mûsâ ve Sene, Gambiya kıyısından başlayan ikinci sefere başkanlık yapan İkinci Ebûbekrin saltanatı zamanında Maliden bölgeye keşif heyetleri gönderdiğini yazmaktadır. 1492 senesinde yapılan bu seferlerde Columbus daima Hind Adalarına gittiğini zannetmiş ve 1506 senesinde ölmüştür. Americus Vespucius 1501 senesinde Amerika kıtası kıyılarına sefer yaparak buranın yeni bir kıta olduğunu söyledi. Ferdinand Magellan Columbus'un keşfettiği adalara giderken fırtınaya yakalanmış ve Güney Amerika kıyılarından Pasifik Okyanusuna (Büyük Okyanus) ulaşarak burayı keşfetmiştir. Pasifik Okyanusunda sefere devam eden Magellan, nihayet Filipin Adalarına ulaşarak Colombus'un asıl bulmak istediği noktaya tesadüfen varmıştır. Magellan, Filipinlerde yapılan bir çatışmada öldüğünden kaptanı olduğu Victoria isimli gemi, 1522de tekrar İspanyaya dönmüştür. Bu seyâhat dünyâ etrafında yapılan ilk seyâhat olması bakımından da önemli bir yer tutmuştur. O devirde Hıristiyan âlemi dünyanın tepsi gibi düz olduğuna inanıyorlardı. Müslümanların dünyâ coğrafyası üzerine verdikleri bilgileri güzel değerlendiren ve bunları kendine mâl eden Vasco da Gama, Colombus ve Magellan gibi denizciler böylece meşhur oldular. Colombus-Magellan döneminden sonra en mühim keşif seyâhatleri Kaptan James Cook tarafından 1768 ile 1779 seneleri arasında yapılmış; Güney Atlantik ve Güney Pasifik okyanuslarındaki adaları, Antarktika Kıtası dünyâ haritasındaki yerine konulmuştur. Kuzey Kutbuna 1909 senesinde ilk ulaşan Amerikan Bahriye Subayı Robert E.Reary'dir. 1959da Amerikan nükleer denizaltısı Skate, buzlar altında giderek kuzey kutbunda su üstüne çıktı. Güney kutbuna ise 1911 senesinde ilk ulaşan Amundsen'dir. Güney Kutbuna, köpeklerin çektiği kızak arabayla gidilmiştir.[1] Sebepleri
a. Ticaret yollarının Müslümanların eline geçmesi: Çin'den başlayan İpek Yolu, Hazar Denizi'nde iki kola ayrılıyor, kuzey kolu Kırım limanlarında son bulurken güney kolu Karadeniz kıyılarından İstanbul'a ulaşıyordu. Keşiflerİpek YoluÇin'den başlayarak Orta Asya üzerinden, Hazar Denizi'nin güneyinden ve kuzeyinden geçerek Trabzon ve Kırım Limanlarına gelen malların buralardan Avrupa'ya ulaştığı yoldur.[4] Doğunun ipeği ile baharatının kervanlarla batıya taşınması, Çin'den Avrupa'ya ulaşan ticaret yollarını oluşturmuştur. Yoğun bir şekilde ipek, porselen, kâğıt, baharat ve değerli taşların taşınmasının yanı sıra kıtalar arasındaki kültür alışverişine de imkân sağlayan binlerce kilometre uzunluğundaki bu yol zaman içinde "İpek Yolu" olarak adlandırılmıştır.[5] Baharat YoluAvrupa'nın kendi ürünlerini zamanla geliştirmesiyle ipek ticaretinin önemi azaldı. Ancak Asya'daki baharatın yerine Avrupa'nın koyabileceği bir baharatı yoktu. İlk zamanlarda baharat, Batı Asya'dan Karadeniz'e ve Yakın Doğu ülkelerine kara yoluyla iletiliyordu. Moğol İmparatorluğu'nun dağılmasıyla bu yol çok tehlikeli bir hale geldi. Bunun üzerine 1400'lü yıllara kadar Arap ve Hintli tüccarlar, baharatı deniz yoluyla Kızıldeniz'deki limanlara taşıdılar. Buraya gelen baharat, karadan Mısır ve Suriye'nin Akdeniz'deki limanlarına taşınıyor buradan da Avrupa'ya gönderiliyordu.[5] Hindistan'dan başlayarak İran Körfezi ve Irak üzerinden Suriye Limanlarına veya Kızıldeniz yoluyla Süveyş ve Akabe'ye, oradan da kara yoluyla İskenderiye'ye ulaşan yoldur. Uzak Doğu ile yapılan ticaret, Venedik ve Mısırlıların elinde bulunuyordu. Bu devletler, diğer devletlerin Baharat Yolu'ndan faydalanmasını engellemeye çalışmışlardır. İlk keşif seyahatleri, Atlantik Okyanusu ve Afrika Sahillerinde 14. yüzyılın başlarında Fransız ve Cenevizli gemiciler tarafından yapılmıştır. Bu seyahatler sonucunda Kanarya ve Azor Adaları keşfedildi. Kristof Kolomb, 1492'de Amerika Kıtası'na ulaştı. Portekizli gemici Bartelmi Diyaz'ın Ümit Burnu'nu bulmasından sonra Vasko dö Gama, Ümit Burnu'nu dolaşarak Hint Okyanusu ve Hindistan'a ulaştı. Portekizli Macellan ve Del Kano, dünyayı dolaşarak yuvarlaklığını kanıtlamışlardır.[4] |


Alm. Entdeckungen (f.pl.), Fr. Explorations, decouvertes (f.pl.), İng. Explorations. Yer küresinin ilmî, ticârî veya askerî gâyelerle araştırılması. Keşifler, dünya kara ve denizlerin tanınması şeklinde 3000 senelik tahminî bir mâziye sâhiptir. Dünyânın derinliklerine, okyanus diplerine ve uzaya doğru yapılan incelemeler de bir yandan devam etmektedir.[1]
Yorumlar