| Bir takvime sahip olmak |
Fatih`in vezirlerinden ünlü ÅŸair Ahmet PaÅŸa bir gazelinde,Ey
kamer-tal`at kaşın kavsin görüp takvîmdeAy başında fitne var deyü
müneccimler yazarbuyurmuÅŸ.
AÅŸağı yukarı, `Ey yüzü dolunay gibi parlayan sevgili! Müneccimler, o dolunayın üzerinde senin kaşının kıvrımını görünce takvimlerine, `ay başında fitne var` diye bir açıklama yazdılar.` gibi bir anlam içeren bu beytin derinliÄŸini anlatmak bir hayli zor. Nedenine gelince: İnsanoÄŸlu güneÅŸin, ayın ve yıldızların hareketlerine bakarak en ilkel dönemlerden itibaren zamanı ölçmeye ve dilimlere ayırmaya çalışmış, bunları taÅŸ üzerine, aÄŸaç gövdelerine çentikler atarak zapt etmiÅŸ. Bilgilerimize göre Sümer`de takvim yoktu, Mısır ve Babil`de her saltanat döneminin yılları ayrı ayrı sayılırdı, eski Yunan`da kuÅŸak zaman (1 kuÅŸak ÅŸimdiki 27 yıl) kullanılmıştı ve ilk düzenli, bilimsel takvimi Romalılar hazırlamıştı. Roma`nın kuruluÅŸunu baÅŸlangıç kabul eden bu takvime göre Hz. İsa 753. senede doÄŸmuÅŸtur. İsa`nın doÄŸumundan 45 sene evvel Jullius Sezar bu takvimi İskenderiyeli Suzijen`e yeniden tedvin ettirdi ve Jullien takvimi adıyla kullanılmaya baÅŸlandı. Bu takvim hesabına göre 128 senede bir gün artıyordu ve 1582 yılında Papa 13. Gregovar bu hatayı düzeltecek yeni bir takvim hazırlattı: Gregoryen Takvimi. Hz. İsa`nın doÄŸumunu esas alan bu takvim bütün Hıristiyanlık âlemince kabul gören Miladî takvimdir. Tarih boyunca Kalde, İbranî, Mısır, Kıpt veya Çin takvimleri gibi Türklerin de bir takvimleri vardı: Oniki Hayvanlı Türk Takvimi. Buna göre sıçan (sıçgan), sığır (ud), tavÅŸan (tavışgan), ejder (lu), yılan (ılan), at (yunt), koyun (koy), maymun (biçin), domuz (tonguz), pars (bars), tavuk (tabuk) ve köpek (it) yılı birbirini takip eder ve her günde gece ve gündüz olmak üzere onikiÅŸer çaÄŸ (saat) bulunurdu. Osmanlı çağında atalarımız Rumi (Malî) ve efrencî (Miladî) takvimleri bilmekle birlikte resmi iÅŸlerde daima hicrî (kamerî) takvimi kullanmışlardı. Açık gök altında her yerden izlenebilen ayın hareketleri esasına dayalı olan bu takvim Hz. Ömer`in hilafeti zamanında kabul edilmiÅŸtir. Ashaptan bazıları ilk vahyi, bazıları Hz. Muhammed`in irtihalini yıl baÅŸlangıcı olarak teklif etmiÅŸlerse de Mekke`den Medine`ye hicretin milat olma görüÅŸü ağırlık kazanmış ve o yılın on yedinci hicret yılı olduÄŸu kabul edilmiÅŸti. Bu takvime göre yıl, her bir ay diliminde 28 veya 29 gün itibarıyla 354 küsur gün olarak hesaplanmıştır. Gök cisimlerinin nadiren görüldüÄŸü Batı toplumlarınca kullanılan ve ayların 30 ve 31 gün olduÄŸu miladi takvime göre hicri takvim, her yıl devlet lehine on günlük bir nispî kazanca imkân veriyordu. Åžimdi gelelim meselenin baÅŸka bir boyutuna: Bir milletin takvimi onun tarihi demektir. Takvim bize geriye doÄŸru düÅŸünme imkânı verir ve kodlarımızın derinliÄŸini, saÄŸlamlığını, kadimliÄŸini gösterir. Mesela Çin bizim on iki hayvanlı takvimimize benzer bir takvim kullanır ve bir Çinli bu geleneksel takvim sayesinde on beÅŸ bin yıl geriye doÄŸru kendi tarihinin sınır taÅŸlarını hatırlar, söz gelimi sekiz bininci yılda milletinin başına gelenleri hafızasında tutar. Bu ona kimlik verir. Yahudiler 29 veya 30 günlük ayları olan ve bir yılı on iki, bazen on üç ay süren bir kameri takvimi altı bin yıldır kullanırlar. Bu onların genlerinde geçmiÅŸe doÄŸru bir aidiyet hissini ayakta tutar ve tarihi unutturmaz. Japon takvimi Åžinto kaç bin yıldan beri hâlâ aynıdır ve bir Japon bununla gurur duyar. İmdi, bu takvimlerin Miladi takvime göre çok kullanışlı olduÄŸu söylenemez, ama hiçbir Yahudi veya Japon bunu deÄŸiÅŸtirmeyi düÅŸünmez. Üstelik deÄŸiÅŸtirmedikleri sürece dünya milletleri arasında geri kaldıkları, çaÄŸdaÅŸlıktan uzak düÅŸtükleri fikrine de kapılmazlar. Onlar bilirler ki takvim deÄŸiÅŸtirmek, hafızayı deÄŸiÅŸtirmektir. Sanki zamanı bir yerinden yırtıp asıl parçayı saklamak gibi... Takvimi deÄŸiÅŸtirdiÄŸiniz vakit kimliksiz, tarihsiz, hafızasız bir millet olma tehlikesi vardır. Çünkü o zaman size kimlik veren geçmiÅŸ olayları kendi medeniyet birikiminize göre deÄŸil, kabul ettiÄŸiniz yeni takvime göre anlamlandırmaya baÅŸlarsınız. Hatırladığınız tarih ve geçmiÅŸ, sizin yaptığınız tarih deÄŸildir artık. Siz orada etken konumdan edilgen hale düÅŸersiniz ve tarihsel baÅŸarılarınız, icatlarınız, keÅŸifleriniz, dünyaya yaptığınız katkılar hep yeni takvimin sayfalarına iÅŸlenir. Mesela Konstantinepol 857`de deÄŸil 1453`te fethedilmiÅŸ olur ve tabii `Belde-i Tayyibe` fikri aradan kalkıverir. Ayasofya algısı Eyüp Sultan algısından önde durur ve İstanbul`un Konstantinepol kimliÄŸini baskın kabul etmeye hazır hale gelirsiniz. En basit tanımıyla Hicret`ten koparılıp Noel`e baÄŸlanır, Noel kutlamaları için özel ve tüzel hazırlıkları arttırırsınız. İşin ilginç yanı bu deÄŸiÅŸikliÄŸi de laiklik adına yapmış, Hicri takvimden kaçıp Gregoryan takvime kapılanmışsınızdır. Hak Peygamber`den kaçıp Papa`ya sığınmak yani... Åžimdi gelin, bir de, kendi atalarınızdan yadigâr kalmış ÅŸu dizeleri anlayamıyoruz diye ÅŸikâyet edin!.. Ey kamer-tal`at kaşın kavsin görüp takvîmde Ay başında fitne var deyü müneccimler yazar Bu beyitte nelerin anlatıldığını merak ediyor musunuz?!.. Açın bir ansiklopediyi, bir tarih sözlüÄŸünü, bir bilimsel araÅŸtırmayı, eski takvime göre dolunayın evrelerini, kavis haline geliÅŸini, ay başında incelip hançere döndüÄŸünü, astrolojide yükselen burçları, fitne çıktığı vakit yapılacakları, müneccimlerin ne iÅŸlerle uÄŸraÅŸtıklarını ve müneccimbaşılık müessesesini, rasathaneleri vs. okuyun, okuyun, okuyun... Oniki hayvanlı Türk takvimini kullanıyormuÅŸ gibi Ötüken`e kadar, hicri takvimi kullanıyormuÅŸ gibi Hira`ya kadar okuyun. Ancak o vakit miladi takvim bizim için anlam kazanacak. BERCESTE Åžeb-i yeldayı müneccimle muvakkıt ne bilür Mübtelâ-yı gama sor kim geceler kaç saat En uzun gecenin hangisi olduÄŸunu ne zaman ayarcıları, ne takvim hazırlayanlar bilir!.. Gecelerin kaç saat olduÄŸunu sen asıl gam müptelasına sor (uzun gecenin ne demek olduÄŸunu ancak o bilir). Sâbit http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=789617&title=bir-takvime-sahip-olmak |


Fatih`in vezirlerinden ünlü ÅŸair Ahmet PaÅŸa bir gazelinde,Ey
kamer-tal`at kaşın kavsin görüp takvîmdeAy başında fitne var deyü
müneccimler yazarbuyurmuÅŸ.