| Bilim tarihine tashih gerek |
|
24 Ekim 1924`te Bitlis`te doğan Sezgin, İlkokulu Doğubayazıt`ta, Ortaokul ve Lise`yi Erzurum`da tamamladıktan sonra, 19 yaşındayken İstanbul Üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı bölümüne ( Şarkiyat Enstitüsü) girdi ve burada dünyanın en büyük oryantalistlerinden kabul edilen Alman Hellmut Ritter`in talebesi oldu. Ritter`in matematikle meşgul olmasını ve modern matematiğin temelinde İslam âlimlerinin bulunduğunu söylemesi üzerine Şarkiyat okumaya karar veren Sezgin, Ritter ile çalışmaya başladı. İslam bilim tarihi ve medeniyetine ait eline geçen her yazılı nesneyi büyük bir ihtimam ve dikkatle inceleyerek onu bugünün ölçülerinde tanıtan, tercüme eden ve dip notlarla izah ederek yayınlayan Fuat Sezgin Hoca`nın en önemli çalışması GAS şeklindeki kısaltılmış sembolüyle tanınan `Geschichte des Arabischen Schrifttums`dur. GAS İslam İlimler tarihinin vazgeçilmez en temel müracaat eseridir. Sezgin`in; Süleymaniye Kütüphanesinde ki binlerce el yazması arasından ilim dünyasına tanıttığı en değerli eserler arasında Ebu`l İz`el Cezeri`nin daha sonra Türkçe`ye çevrilen `Olağanüstü Mekanik Araçların Bilgisi Hakkında Kitap` isimli çalışması ise dünya teknoloji tarihinin en önemli kitaplarından biri. Fuat Sezgin, uzun yıllar uğraşarak İslam âlimlerinin kimi kaybolmuş, kimi sadece kitaplarda teorik olarak kalmış icatlarını âletleştirmeyi başararak bu konuda da bir ilke imza attı. Prof. Sezgin Suudi Arabistan Kral Faysal Vakfı`nın İslami bilimler ödülünü 1978 yılında ilk alan âlim. Bu ve başka desteklerle Sezgin, 1982 yılında J.W.Goethe Üniversitesi`ne bağlı Arap-İslam Bilimleri Tarihi Enstitüsü`nü ve 1983`de buranın müzesini kurdu, buranın halen direktörlüğünü yürütüyor. Müzedeki aletler arasında Halife Me`mun`un meşhur dünya haritasının yer aldığı yerküresi. Sufi`nin ünlü gökküresi, Osmanlı âlimi Takiyyüddin`in su pompası ve saatleri, dünyanın ilk tankı gibi eserler yer alıyor. Fuat Sezgin kitabı bu gibi buluşların detaylarının yer aldığı bir kitap aynı zamanda. Bilim tarihimizden, matematik, geometri, coğrafya, denizcilik ve astronomi sahasındaki gelişmeler ayrıntılandırılarak anlatılmış kitapta. AVRUPALILAR İNTİHALCİ Sezgin`in gençlik yılları, tahsil hikâyesi ve yaşamından detayların yanı sıra düşünce dünyası ve tavsiyeleri de önemli bir yer tutuyor çalışmada. Medeniyetlerin birbirine tesiri ve Avrupa Birliği hakkındaki düşünceleri bu minvalde dikkate değer. Büyük âlimin dünya bilimler tarihi konusunda söyledikleri de önemli. Fuat Sezgin dünya bilimler tarihinin tekrar yazılmasının gerekli olduğunu düşünen bir âlim: `Avrupalılar; Sicilya ve Endülüs`te tercüme edilen İslam bilginlerinin eserlerini kaynak göstermeden intihal etmişler. Bu yüzden bugün Batı uygarlık ve biliminin temeli arasındaki İslam bilimi atlanarak ondan önceki yüksek medeniyet olan Eski Yunan`a izafe ediliyor. Bugün bilinenin aksine çoğu modern bilim dalının kuruluşu bundan yüz, iki asır öncesine değil, 9 ile 16. yüzyıllarda yaşamış İslam bilginlerine dayanıyor.` Da Vinci`nin şifresi İslam biliminde saklı İşte kitapta yer alan bilim tarihimizin bazı önemli örnekleri: İbn`ül Heysem`den öğrendiğimiz çok enteresan bir pergel ile kubbelerin daire şeklindeki temellerini çizmek mümkün olmuştur. Leonardo da Vinci`nin resimlerini çizdiği aletler ve matematik hesapları, İslam alimlerinin buluşudur. Leonardo`nun İslam bilginlerinin buluş ve bilgilerini kullandığı kabul edilse, resimlerinin çözülemeyen sırları aydınlanmış olacaktır. Bîrûnî`nin, boylam derecelerini hesaplamak için bulduğu metodun hata derecesi, 6 ile 40 derece arasında değişmekte olup, ancak 20. yüzyılda düzeltilebildi. Bu metod, bugün de bilinen `Triangülasyon`dan başka bir şey değildir. Fakat maalesef, modern coğrafya tarihi triangülasyonun ilk tatbikinin Hollandalı alim Willebrord Sinellius`a dayandırır. Engin denizlerde koordinat hesaplamalarını Müslümanlar 15. asırda yapabiliyordu. Kuzey ve doğu ölçümlerini, kuzey ve güney ölçümlerini ve en zoru da Ekvator`a paralel ölçüleri yapabiliyorlardı. Avrupalılar Müslümanlardan ilk iki ölçümü öğrendi. Fakat trigonometri bilgileri yeterli olmadığından Ekvator`a paralel ölçümlerin nasıl yapıldığını anlayamadılar. 950 yılında Ebu Cafer el Hâzînî adlı matematikçi ve astronom, parabol konstrüksiyonu kullanmak suretiyle üçüncü dereceden bir denklemi çözdü. 11. asrın ilk yarısında optik hususundaki çalışmalarıyla tanınan İbn`ül Heysem, bir optik problemini dördüncü dereceden bir denklemle çözdü. Avrupalılar İbn`ül Heysem`in çözümünü ancak 19. yüzyılda kavrayabildi. 9. asırda güneşle dünyanın yıllık en uzak mesafesinin sabit olmayıp değişken olduğunu fark eden Müslümanlar, yörüngedeki ilerlemenin 12,09 saniye olduğunu tespit ettiler. Günümüzde bu değer 11,46 saniye olarak biliniyor. Avrupa`da Johannes Kepler, 17. asırda henüz Müslümanların kitaplarında gördüğü bu sonuca nasıl ulaştıklarını anlayabilmek için çağdaşı bilim adamlarıyla yazışıyordu. 08.07.2009 Yeni Şafak |


İslam bilim tarihi konusunda yaşayan en büyük âlim olan Prof.