Batılı zihninde Türk profili

Dergah Yayınları`nın yıl içerisinde altı kitap yayınladığı Batının Gözüyle Türkler serisi, Batı`dan, seyyah, misyoner, tacir, diplomat olarak Doğu toplumlarına ziyaretlerde bulunanların, özellikle 19. yüzyıldaki modernleşmeye dair gözlemlerini içeriyor. Yayınevinin bu seriyi yayınlamaktaki asıl amacı ise `Doğu`nun nasıl Doğu yapıldığının fotoğrafını ortaya koymak`. Serinin ilk kitabı `Robert Koleji`nin Kızları` Osmanlı`da yabancı okullar deneyimini, kadın modernleşmesinin çarpıcı unsurlarını ve tamamı ile toplumsal dönüşümü harekete geçirmek hedefiyle ilk kez kadınlar üzerinden yürütülen misyonerlik faaliyetlerini, bu okulu merkeze alarak gözler önüne seriyor. Kitap, Hester Donaldson Jenkins`in `vefakar bir eğitimci` olarak takdir edilen İstanbul Kız Koleji kurucusu Mary Mills Patrick`in serüvenini kağıda dökmesiyle okura ulaşıyor. Patrick`i bu noktada farklı kılan, American Board Misyonerlik Teşkilatı üyelerinin yapmak istediği gibi Müslümanlara Hristiyanlığın kapılarını açmaya zorlamak değil, kadınlarla başlayan bir eğitim seferberliğini başarılı bir şekilde yürütmek istemesi olduğu söyleniyor. Bu süreçte Jenkins, II. Abdulhamid`in Osmanlı topraklarında misyonerlik faaliyetlerine ne denli karşı olduğunu da anlatıyor. Kitap genel anlamda misyonerlik, feminizm ve yabancı okullar üzerinden hikaye edilse de burada Türklerin yerini unutmamak gerekiyor. Çünkü kitapta, 1908`den sonra kolejlere akın eden, yazarın `Cesaretli Türk Kızları` diye tabir ettiği kolejliler arasında romancı Halide Edip Adıvar da yer alıyor.

ABD`li misyoner Mary Mills Patrick, `Sultanlar`ın İstanbulu`nda` isimli kitapta ise yazar olarak karş?m?zda. Hat?rat?n başrollerini, Patrick`in 1871-1924 y?llar? aras?nda eğitim ve kültür misyoneri olarak bulunduğu Osmanl?`n?n son sultanlar? paylaşıyor.

Serinin bir diğer kitabı olan`Türkler Arasında`da, İngiliz denizci Verney Lovett Cameron, Osmanlı topraklarına seyahat ederken, başından geçen olayları anlatıyor. Fakat belirtmek gerekir ki, kitap kurmaca bir metin olmanın yanında, dönemin İngiliz kamuoyuna yazılan bir propaganda kitabı. Yazarın düşüncelerini, meydana gelen gerçek olaylar üzerinden değil de zihninde kurduğu `Türk` profili üzerinden aktarması pek tabii okuru bir perspektife sıkıştırıyor. Kitapta, ilden ile gezen Cameron, Türkler tarafından esir alınmasıyla başta öfke uyandıracak ifadelerde bulunsa da sonrasında bu düşüncelerini Türk ve Araplarla adeta özdeşleşmiş bir özellik olan misafirperverlik ruhundan bahsederek örtmeye çalışıyor. Yazarın Araplar ile ilgili kullandığı ifadeler oldukça dikkat çekici. Denizci Cameron, yolculuğunun sonuna yaklaştığında Bağdat şehrinde Türk, Ermeni, Arap, Hindu ve Batı Avrupalı tacirlerin kendi geleneksel kimlikleriyle oluşturdukları çeşitlilik karşında şaşkınlığını ifade ederken, bu çeşitliliği Konstantinopolis`te bile görmediğini söylüyor.

MEKTUPLARLA OSMANLI VE BATILILAÅžMA

`İstanbul`dan Mektuplar`da, ilk kitapta analiz edilen Osmanlı`nın batılılaşmaya başladığı dönemde II. Abdülhamit`in bu faaliyetler karşısında yürüttüğü yönetim politikası tekrar gündeme geliyor. Bu kez de tarih penceresini İngiliz Yazar Maurice Baring`in 1909-1912 yılları arasında `Times` ve `Morning Post` gazetelerine gönderdiği yazılarla aralıyoruz. Mektuplarda çoğunlukla din ve modernleşme arasında bocalayan bir toplumun fotoğrafı var. Yazar, bir yandan Osmanlı Devleti`nde Meşrutiyet`in ilan edilmesi ve bunda Jön Türklerin faaliyetlerinin etkisine değinirken, diğer yandan bu faaliyetlerin toplumsal dönüşümü sağlayamamasındaki kusuru, İslam`ın modernleşmesinin bir çırpıda sunulmak istenmesindeki yanlış politikada arıyor. Kitapta yer alan mektuplarda hem toplumsal hem de İslami anlamda bir reformun şart olduğunu savunmuş yazar. Önsözünde yer verdiği `Mektuplar coşku ile başlar, coşku tereddüte döner, tereddüt yerini kuşkuya bırakır` cümlesiyle olayların gidişhatı konusunda ipucu da vermiş.Bu yüzden yazarın coşkuyla kastettiği, Meşrutiyetin ilanını konu alan ilk mektup olsa gerek.

`İstanbul`da Gördüklerim` ile Lady Dorino Neave, hayatının 26 yılını geçirdiği İstanbul`u, Konstantinopolis`ten Sultan Abdülhamid dönemine kadar olan süreç içerisinde ele alıyor. Kitapta, dönemin siyasi ve toplumsal olaylarının yanı sıra Haremler, Mevlevi tarikatları, çeşitli merasimler ve bunlar üzerinden yapılmış toplumsal tahliller de yer alıyor. Yazar, daha çok İstanbul`u renkli bir pencereden yansıtsa da ana tema Sultan Abdülhamid`in uzun saltanat döneminin toplumsal hayat üzerindeki etkileri olarak özetlenebilir. İstanbul`u sarsan 1904 depremleri, karahumma salgını ve dönemin önemli olaylarını bu kitap ile tekrar hatırlıyoruz.

Serinin son kitabı ise bir papazın anılarından oluşuyor. İngiltere Kralı Majesteleri II. Charles`ın sefaret papazı Dr. John Covel`in, Osmanlı topraklarında bulunduğu süre içinde gördüğü her şeyi en ince ayrıntısına kadar kaydettiği günlüğü `Bir Papazın Osmanlı Günlüğü` ismini taşıyor.

http://www.yenisafak.com.tr

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile