Avusturyadaki Türkoloji Çalışmaları

Türk kültürüne ve diline büyük hizmetleri dokunan milletlerden birisi de şüphesiz Avusturyalılardır. Avusturya, l7.yüzyılın 2. yarısından sonra Türk dilini bilen tercümanlar yetiştirmek ihtiyacını duymuştur. 18.yüzyıl içerisinde Avusturya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında karşılıklı ilişkiler art­mış ve bu durum karşısında Avusturya, Türkler ve Türk devleti üzerinde bilgi sahibi uzman kişilere bir kat daha ihtiyaç duymuştur. Bu yolda 1752 yılında Avusturya`nın başkenti Viyana`da bir Doğu Akademisi (Kaiser Orientalische Akademia) l851`de Öffentliche Lehranstalt für Orientalische Sprachen adını almış ve okul bünyesinde Türkçe, Arapça ve Farsça öğretilmiştir.

Avusturyalı araştırmacılar içerisinde Josef Hammer-Purgstall(1774-1856) Osmanlı devleti tarihi hakkında yaptığı araştırmalarla önemli bir yer işgal eder. Onun Fransızcaya tercüme edilen ve daha sonra da Türkçeye çevrilen, Geschichte des Osmanischen Reiches(1827-1832) adlı eseri bizim için çok önemlidir. Bundan başka Josef Hammer-Purgstall`ın Geschichte der Osmanischen Dichtkunts (1836-1838), Geschichte der Goldenen Hordeim Kiptchok(1840), Geschicte der Hchane(1854) ve Geschicte der Chanc der Krim (1856) adlı birkaç eseri daha vardır.

1886 yılında, Viyana Üniversitesinde Doğu Enstitüsü (Orientalisches İnetitut der Universitat Wien) kurulmuştur. Bu enstitü, Avusturya`da özellikle Türkoloji`nin gelişmesini sağlamıştır. Enstitüde Herbert Duda ve Herbert Jansky gibi tanınmış bilgin ve uzmanlar görev yapmıştır.

Duda, Türkoloji, İslâmî ilimler ve İran Kültür Tarihi sahasında çalışmış önemli bir şarkiyatçıdır, fakat çalışmalarının yüzde doksanını Türkoloji sahasına hasretmiştir. Bu sahada, 8 telif, 5 tercüme, 4 metin neşri olmak üzere 17 müstakil eser; 20 tercüme, 160 ilmi, 40 tanıtma ve 10 tebliğ olmak üzere de,180`nin üzerinde makalesi bulunmaktadır.1

Türkoloji alanında, bilhassa, Yunus Emre, Yakup Kadri, Ahmet Haşim, Reşat Nuri, Ercümend Ekrem, Mükremin Halil, Ömer Seyfettin, Fuad Köprülü ve Mahmut Rağıp gibi şahsiyetlerin eserleri ve Türk nesri, Türk Halk Tiyatrosu, Türk Halk Edebiyatı, yeni Türk alfabesi, Türk dil reformu, Türk dil re­formunun sağlam temellere oturtulması gibi sahalarda yıllarca çalışarak eserler vermiştir.

Duda ilk olarak, Rus Türkologu Samoiloviç`in `Krafkaja Vcebnoya Grammatika Sovremennogo Osmansko-Turreckogo Jazyka: Çağdaş Osmanlı Türkçesi`nin Grameri-Ders Kitabı` üzerine 1925`de `İslamica`da yazdığı geniş bir tanıtma yazısıyla kendini gösterdi. 1928 yılında, Türkçeyi `tarihi ve len­güistik açıdan ele alan, Die neue Lateinschrift inder Türkei, I.Historisches: II. Linguistisches (Türki­ye`de Yeni Latin Alfabesi)` adlı iki makale neşretti.1930 yılında, Osmanlı imparatorluğunun kültür ta­rihine ait ehemmiyetli bilgiler verdiği Dei Sprache der Oyra Vezir-Erzahnungen (Kırk Vezir Hikâyelerinin Dili) adlı çalışmasıyla ün kazandı. 1942 yılında `Die Gesundung der Türkischen Sprachreform (Türk Dili Reformunun sağlam zemine oturtulması) adlı makalesi ile dikkatleri üzerine çekti. Vom Kalifat zur Republik Die Türkeı im 19.und 20 Jahrhundert(1948) adlı eserinde Türkiye Cumhuriye­tinin tarihini yazdı. Son olarak İbni Bîbînin Selçuklu tarihini Almancaya çevirdi. (Die Seltschuken-genshichte des İbn Bibi(1959).

Jansky ise, Türk kültürüne ve tarihine yaptığı hizmetlerden dolayı, 1973 yılında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından `Türk Kültürüne Hizmet Takdirnamesi`` ile ödüllendirilmiştir.

Türkçe, Arabça, Farsça, Rusça ve Yeni Yunanca dillerini mükemmel bir şekilde bilen Jansky, ilmi çalışmalarını Türkoloji ve İslamî ilimler sahasında teksif etmiştir. Yabancıların Türkçe öğrenme­leri için hazırladığı bu güne kadar birçok baskısı yapılan Fransızca ve İngilizceye de tercüme edilen Türk Dili`ni Okuma Anahtarı2, Almanca-Türkçe Lügat3 adlı kitapları ile Türkolojide Dil Eğitimi ve Dil Tarihi4 ve Yüksek Osmanlıca Acaba Modası Geçmiş Bir dil miydi?5 adlı makaleleri, onun Türk di­line yaptığı en büyük hizmetlerdendir.

Jansky, Orta Asya Türk Kültürü, Türk Halk Edebiyatının Ehemmiyeti, Türk Saz Şiiri, Tekke Şii­ri, Tasavvuf ve Tarikatlar, Türk Halk Hikâyeciliği, Türk Halk Sanatı, Türk Halk Müziği... vb. konular­da derinlemesine araştırmalar yapmıştır. Bilhassa Allah Aşkı Üzerine6, Bektaşi Tarikatı Üzerine Yeni Bibliyografya7 Rus Savaş Esirlerinden Türküler-Maniler-Söyleşiler: Kırım Tatar Türküleri8 milletle­rin psikolojilerini konu alan Mukayeseli Halk Şarkıları Bilgisi9 gibi neşrettiği makaleleri onun değe­rini ilim âlemine kabul ettirmiştir.

Jansky, Türk Halk Türküleri üzerinde yaptığı araştırmalarında metnin muhtevasına inerek, Türk halkının düşünce yapısını ve tasavvufi yönünü ortaya koymaya çalışmıştır. Anadolu`daki Kazan Türklerinin Mahalli Söyleyişlerinden Geride Kalan İzler,10 Bektaşî Şairi Edib Harabî11, Bektaşî Şairi Pir Sultan Abdal`ın Şiirlerindeki Tarihi Bölümler12 ve Türk Halk Şiiri bu sahada yaptığı çalışmaların­dan örneklerdir.

Türk Tarihi üzerinde çalışan Jansky`nin bu alanda yaptığı çalışmalardan bir kaçı şunlardır: Su­riye`nin I. Sultan Selim Tarafından Fethi13, İslam-Türk İnkılâbı ve Rusya`da İslamiyet14, Mısır Konu­sunda Osmanlı Tarihçiliği üzerine Düşünceler`15, Tuna Boylarında Türkler16 ve `Selçuklu Sultan­larından Birinci Alaaddin Keykubad`ın Emniyet Politikası`17.

1886 yılında Viyana Üniversitesinde kurulan Doğu Enstitüsünde, 1973`te Türk gramerinin ve Türk sözlüğünün tanınmış uzmanı Andreas Tietze(Doğ.l914) görev almıştır. İstanbul ve Los Engelas Üniversitelerinde çalışan Tietze, Die formalen Veronderungen an neueren evropaischen Lebwörtern im Tüikischen (`Oriens` V,1953), Griechische Lehwörtern im anotolischen Türkischen (`Oriens` VIII, 1955), Slavische Lehnwörter in der Türkischen Volkssprache (`Oriens` X,1957), Direkte arabische Entlehnungen im anotolischen Türkisch(Jean Deny Armağanı,1958), Einige weitere griechische Leh-wörter im anotolischen Türkischen (Nemeth armağanı, 1962 ve Persian Loanwords in Anatolian Tür-kisch(`Oriensâ€� XX, 1967 ve Gilbert Lazard ile birlikte) gibi yazılarıyla Türk Diliyle yabancı diller ara­sındaki karşılıklı ilişkiler sorunundaki yetkisini açık olarak ortaya koymuştur.18

Tietze, şarkiyatçılık ve Türkiyat çalışmalarıyla ilgili yazdığı bir makalede, yerli ve yabancı araştırmacıyı karşılaştırmış ortaya çıkan benzerlik ve farklılıkları maddeler halinde sıralamıştır:

`Meseleye karşılaştırma yoluyla yaklaşalım: yabancı bir ülkeden değil, yabancı bir daldan gelen akademisyen de benzer bir durum yaratmakla. Türkiyat çalışmaları tarihinde bunun birçok örneğine rastlıyoruz. Yakut dilbiliminin kurucusu Böhtling, Hindologdu. Orhun yazılarını çözen ve eski Türkçe araştırmalarının babası olan Thomsen bir Hint-Avrupa uzmanıydı. Orta Türkik Araştırmalarında büyük bir payı olan Brokelmann Semitist idi. Modern karşılaştırmalı Türkolojinin kurucusu Willi Bang-Kaup İngiliz dilbilimcisiydi. Osmanlı tarihi araştırmalarına, modern akademik standartlar getiren Wittek`in akademik eğitimi klasikler üzerindeydi. Aynı özellik, Osmanlı arşiv araştırmalarının öncüsü Fekete için de geçerlidir. Bütün bu kimseler (ki listeyi daha da uzatmak mümkün), Türkiyat araştırmalarında önemli rol oynadılar. Aslında konunun yabancısı olmaları ve başka dallara mensup bulunmaları, başlangıçta kendileri için bazı zorluklara sebep olduysa da, bu durum ne kendilerine Türkiyat araştırmaları için bir engel değildi. Aksine, bu özellikleri dolayısıyla, diğer alanların deney birikimini Türkiyat araştırmaları alanına getirip bu yeni alana uygulayarak görkemli sonuçlar elde ettiler. Deneysel olarak denilebilir ki, bu bilgi aktarımı Türkiyat araştırmalarının gelişiminde çok yararlı bir etken oldu.

Şurası muhakkak ki, karşılaştırmalar hiçbir zaman kesin bir sonuç vermez. Akademik dallar arasında deney ve metot aktarımı, coğrafi ve kültürel olarak yabancı olan bir araştırmacının katkısına eşitlenemez. Fakat yine de ikisi arasında önemli bir benzerlik vardır.

Şarkiyatçı yani yabancı bir akademisyenin yaklaşım ve uğraşı bir yerlininkinden farklıdır ve bu aynı zamanda onun rolünün tanımlayıcısıdır. Bu fark somut olarak nerededir? Bugün Türkiyat araştırmaları örneğinde bu kesin olarak nasıl belirlenebilir? Aşağıdaki hususlar bana en önemlileri gibi geliyor

1) Yabancı araştırmacı dil ve yerli kültür konularında yerli araştırmacıyla yarışamaz. Diğer taraftan yabancı olmak hasebiyle yerli bir araştırmacının dikkatinden kaçan belli gözlemleri yapabilir.

2) Yabancı bir araştırmacının, kendi ülkesi ya da ulusu veya genelde dünya açısından değişik bir kültürü yorumlamak yoluyla karşılıklı anlayış ve saygıyı geliştirme yükümlülüklerini yerine getirme konusunda daha çok fırsatı vardır, örneğin, çeviri, açıklama ve yanlış anlamaları düzeltme yollarıyla. Aslında bütün bunları yerli bir araştırmacı da yapabilir, fakat bir yabancının daha çok olanağı vardır ve çoğunlukla etkinliği de daha fazladır.

3) Bir ülkedeki akademik ortam her yönde araştırma yapmaya uygun olmayabilir. Belki önyargı ve eğilimler veya bazı noktalarda yasal, ahlaksal, siyasal vb. sınırlamalar engel oluşturabilir. Bu, araştırma evreni içinde ihmal edilmiş, geri bırakılmış alanlar oluşturabilir. Bu şartlar altında ve bu şartların devamı süresinde sözünü ettiğimiz alanlar yabancı araştırmacının uğraşı olacaktır.

4) Son olarak, diğerleri kadar önemli bir nokta da: (yabancı olsun olmasın) ülke dışındaki bir araştırmacının gerek kendi dalında, gerek yakın dallardaki akademik gelişmeyi izlemek açısından daha fazla imkânı olmasıdır. Yeni yayınları izleme, kendisine gerekli olan malzemeyi edinme olanağı ülke içinden daha fazladır. Aynı zamanda rahat yer değiştirme

imkânına sahip olduğundan, ilgilendiği yerlere gidebilir, meslektaşları ile kongreler ve akademik toplantılar yoluyla sürekli ilişki sağlayabilir.`19

Andreas Tietze, engin dil bilgisinden başka iktisat tarihinde sanat tarihine kadar birçok alanda kendini iyi yetiştirmiş bir uzmandı. İyi bir Türkolog olduğu gibi, Romanist, Germanist, Slavist ve Bizantinist olma niteliklerine de sahipti.

Tietze, Türkoloji araştırmalarının en zengin güncel bibliyografyası sayılan Turkologische Anzeiger`i Viyana`da çıkarmıştır. O, Türkiye`nin bütün tarihi, kültürel geçmişini değerlendirebilecek filolojik ve tarihi bilgiye sahipti. Yunan-Roma kitabelerinden, Bizans eserlerine ve Arapça-Farsça metinlere kadar her türlü malzemeyi kullanabilmekteydi. Türk dillerinin hemen hepsini kullanırdı. Bu yüzden, mukayeseli gramer, sözlük çalışmaları, metin neşri alanında önemli katkıları olmuştur.

Tietze`nin, Henry ve Renee Kahane ile birlikte yazdığı The Lingua Franca in the Levant Turkish Nautical Terms of İtalian and Greek Origin(Urbana, 1958) adlı çalışmaları mühim bir eserdir. Ayrıca, Tietze`nin şu çalışmalarıda önemlidir: Die Abdal(Aynur) in Xinjiang/ otto Ladstatter, Corpus of Turkish Riddles (London, 1973), Eremya Chelebi Kömürjian`s Armeno Turkish Poem, Mustafa Ali`s Counsel for sultans of 1851, Mustafa Ali`s Descrition of Cairo of 1599, Thoughts Arround the table.

Tietze`nin önemli makalelerinden birkaçı şunlardır. `Aziz Efendi`s Muhayyelat`20, `Çok Cevaplı Bir Türk Bilmecesinin Tahlili`21, Erlebde Rede im Türkishen`22, `16. Asır Türk Şiirinde Gemici Dili`23, `Persian Loanvvords in Anatolian Turkish`24, `Yunus Emre ve Çağdaşları`,25, `Der erstc modeme Roma in Turkisher Sprache`.26 Bunların yanında A. Tietze, Codex Cumanicus`taki eski bilmeceleri üzerinde de çalışmıştır. The Koman Riddles and Turkic Folklore(1966).

Modern Slavistiğinin kurucusu olarak tanınmış olan Franz Von Miklosich (1813-1891)`in Türkoloji alanına giren yayınları da önemlidir. Onun Die Türkischen Elemente in den Sütast-und Osteurop Aischen Sprachen çalışması, Türk dilinden Güneydoğu ve Doğu Avrupa dillerine geçen alıntılar için önemli bir kaynaktır.

Friedrich Kraelitz von Greifenhourst (1876-1932) da, tanınmış bir Türkologtur. Poul Wittwk ile birlikte `Mitteilungen zur Osmanischen Geschishte` dergisini kurdular. Greifenhorst, Osmanlı belgeleri üzerine mühim araştırmalar yapmış ve eski ve yeni Türk diyalektleriyle ilgili yazılar yazmıştır. Studien zum Armenisch-Türkischen (`Sitzungsberichte der Akademie der VVissenschaften` 168 Band, 1912), Studien zur Lautlehre der Kasan-Tatarischen (Archiv Orientalni` I, II, 1932).

KAYNAKÇA

1.Duda`nın hayatı ve eserleri hakkında geniş bilgi için bkz, Abdurrahman Güzel, `Ord. Prof. Herbert Duda`, Türk Kültürü Araştırmaları. XV/2. (Ankara, 1976), s. 227-252

2.Lehrbuch der Türkischen Sprahe, 6. Avfl. Wiesbaden 1966.

3.Deutsch-Türkisches VVörterbuch, Wiesbaden 1961.

4.Sprachunterrich und Sprachgeschichte in der Türkologie, WZKM, 53 (1956), s. 97 ff.

5.War das Hochosmanische eine archaislerede Sprache? WZKM 58(1962)s. 1347 ff.

6.Jansky, Über die Liebe zu Gott, Jasin, (Muslimanska Biblioteka, hrg. von Dr. İsmail Baliç, Knjika 3. Wien 1955, s. 32 ff.

7.Jansky, Nevere Literatür über den BektaschiordenK OL2.29(1929), s.553 ff.

8.Gesönge Russicher Kriengsgefangener Krimtatarische Gesange.Sitzungsberichte der phil-hist Klase der Akademie der Wissenschaften in Wien, Bd. 211,3.Abhandlung Wien und Leipzig 1930.

9.Jansky, Vergieichende Volksliederkunde als Hilfsmittel der Völkerpsychologie, Aetesdu İve Cogres International des Sciences Antropologie et Ethnologigues Tome 2, Viene 1982, s. 79 ff.

10.Jansky, Spuren einnes Kazaner Lokalausdruckes in Anatolien in: Jean Deny Armağanı İstanbul 1958, s. 95 ff.

11.Der Bektaşçhi-Dichter Edip Harabi, WZKM 56(1960)s. 867 ff.

12.Jansky, Zeitgeschichtliches in den Liederu des Bektashi-Dichters Pir Sultan Abdal, W2KM 58(1962), s. 134 ff.

13.Jansky, Die Ercberung Syriens durch Sultan Selim I. 2 (1923-26),158 ff.

14.Jansky, Die Türkische Revolution und der Russ. İslam. Der İslam 18 (1929)

15.Jansky, Beitrage Zur Osmanischen Geschichtsschereibung über Aegypten, Der İslam, 21 (1933).

16.Jansky, Die Türken in Donauraum, Wissenschaftliche Donaufuhrer,Wien 1939.

17.Jansky, Selçuklu Sultanlarından I. Alaaddin Keykubad`ın Emniyet Politikası, in:60. Doğum` Yılı Münasebetiyle Zeki Velidi Togan Armağanı, İst. 1955.

18.Oriens I. (1948). s. 248-329

19.Orientalism and Turkish Studies, Boğaziçi Üniversitesi Dergisi-Beşeri Bilimler, Cilt 8-9 (1980-81), s. 293-296.

20.Oriens I. (1948). s. 248-329.

21.Türk Folkloru Araştırmaları, 1981, s. 75-91.

22.Oriens 20, (1967) s.125-168.

23.Türkiyat Mecmuası I (1967) s. 113-138.

24.Oriens 20. (1967) s. 125-168

25.Uluslararası Yunus Emre Bildirimleri: İstanbul 1971. s. 259-287.

26.Journal of Turkish Studies 15, (1991) s. 345-353.

Mehmet Nuri PARMAKSIZ

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


Bu habere benzer haberler:

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile