Antep Müdafaası
Bir şehrin işgale karşı kahramanca direnişi ve kanla yazılan Tarihi destanın hikayesi

Sekan Bilge`nin yazısı

Modern bir Avrupa devletinin düzenli ordusuna, uçaklarına, tanklarına, makineli tüfek ve mavzerlerine karşı, fakirliÄŸin ve açlığın belini büktüÄŸü Antep halkının; av tüfeÄŸiyle, kılıçla, kamayla, et satırıyla 10 ay 8 gün ÅŸehre düÅŸmanı sokmayıp, bileÄŸini büktürtmediÄŸi koskoca bir destandır.

15 Ocak 1919 Antep`in İşgali

ANTEP MÜCAHİTLERİNİN GAZİLİK DESTANI:

ANTEP MÜDAFAASI

Burası Antep!

Fransızlar

Bütün dünya

Durun!

Burası Kilis yolu Kızılburun

Antep Çetelerinin yattığı yer!

Burası Çınarlı

Bir avuç Antepli

GöÄŸüsler siper

Taşlar, tırnaklar silah

Bir nâra duyulur her sabah

Çınarlı harabesinden:

`Allah! Allah!..`

Selam dur tarih!

Burası Åžehreküstü

Çeteler insan deÄŸil

İnsan üstü!..

Dur dünya!

Selam dur

Burası Antep!

İstiklâli için ayaÄŸa kalkan

Madalya, mükâfat istemeyen

Åžehitlerin, gazilerin ÅŸehri!

Bu topraklarda kahraman bereketi

Burası Karayılan`ın

Burası Kâmil`in

Burası Şahin Bey`in

memleketi!..

Duy ey dünya!

Hem de iyi duy

O şehitlerin kanları

Dalgalanır sancakta!

Bir gün yine Antep düÅŸerse

dara

O şehitlerin torunları

Vatan için, namus için

Yine burada

Dimdik ayakta!..

I. Dünya Savaşı`nın sona ermesi ve 30 Ekim 1918`de Mondros AteÅŸkes AntlaÅŸması`nın imzalanmış olmasına raÄŸmen İtilaf Kuvvetleri Anadolu`yu iÅŸgale devam ederler. 15 Ocak 1919`da Antep`e önce İngilizler gelir. Fransızların`GüneydoÄŸu Anadolu topraklarının kendilerine bırakılması gerektiÄŸi` ısrarı neticesinde, iÅŸgal devletleri arasında ihtilaf baÅŸlar. Bir süre sonra anlaÅŸmazlık çözülür ve İngilizler tamamen GüneydoÄŸu Anadolu`dan çekilirken, iÅŸgal ettikleri toprakları da Fransızlara bırakırlar. Böylece Fransızlar, 29 Ekim 1919`da Kilis`i, 5 Kasım`da da Kolejtepe Amerikan Hastanesi`ne yerleÅŸerek Antep`i iÅŸgal ederler.

Bu tarihten sonra Antep`in ileri gelenleri Mustafa Kemal PaÅŸa`nın isteÄŸi üzerine 23 Kasım 1919`da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti`ni kurarlar. Antep halkı gizli toplantılarda yemin ederek, akın akın bu cemiyete üye olmaya baÅŸlar. Cemiyet çığ gibi büyümeye baÅŸlar ve bir süre sonra da tek yetkili olarak, Heyet-i Merkezî`yi seçerler. Heyet`i Merkezî, harbin sonuna kadar ayakta kalır ve direniÅŸi örgütleyip Antep Müdafaası`nı idare eder.

30 Aralık 1919 Büyük Miting 

30 Aralık 1919 tarihinde belediye önünde büyük bir kalabalık toplanır. Tekkelerin sancakları açılır ve binlerce kiÅŸi hep bir ağızdan haykırmaya baÅŸlar: `La İlahe İllallah!.. Fransızlar, Antep`ten çekip gitsin!..` Åžehri 27 semte ayırırlar. Halktan toplanan para ile Suriye`den silah ve cephane getirmeye, civar köylerden de erzak toplamaya baÅŸlarlar. Fransızlar bütün bu geliÅŸmelerden tedirgin olur ve Katma`daki tümenlerinden acil yardım isterler. Heyet-i Merkezî de Kilis yolunu tutmak için TeÄŸmen Mehmed Said(Åžahin Bey)`i görevlendirir.

21 Ocak 1920 Küçük Kâmil Åžehit Edilir

MaraÅŸlı Sütçü İmam`ın taşıdığı asil kan, Anteplinin de ar damarında dolaÅŸmaktadır; hem de çocuklarına kadar…

14 yaşındaki Kâmil, annesiyle birlikte Fransız askeri fırınının önünden geçerken sarhoÅŸ 3 Fransız askeri, Kâmil`in annesi Hacer`in peçesini açmak ister. Kâmil, Fransız askerlerine karşı koyar ve saldırır. Fransızlar Kâmil`i süngüleyerek orada ÅŸehit ederler. Antep`te kıyamet kopar. Halk baltayla, kazmayla, sopayla fırına koÅŸar. Kapıyı kırıp içeri girmek isterler. Jandarma Komutanı Çopur Kemal ile Komiser Hakkı yetiÅŸir: `Kapıyı kırmayın. Zamanı gelince hep birlikte ayaÄŸa kalkacağız. Biraz sabredin.` diyerek halkı teskin eder.

Fransız Komutanı Albay Saint Marie, harbin baÅŸlayacağından korkarak Kâmil`in babası ÖkkeÅŸ Efendi`ye 200 altın vermek ister. ÖkkeÅŸ Efendi, `Benim çocuÄŸumun intikamını milletim alacaktır!` diyerek, bu teklifi sert bir ÅŸekilde geri çevirir.

28 Mart 1920 Åžehit Åžahin Bey

Asıl adı Mehmed Said olan Åžahin Bey, Yemen Cephesi`nde savaÅŸmış, kahramanlığı dillere destan olmuÅŸ, er iken subaylığa terfi ettirilmiÅŸ bir yiÄŸittir. Topladığı çetelerle Kilis yolunu tutan Åžahin Bey, Fransız konvoylarını iki kez yenip, geri püskürtür. 25 Mart günü, 400 nakliye arabalı modern silahlı Fransız Alayı`nı, 3 gün durdurur. 28 Mart günü tek tüfekli çeteler çokça ÅŸehit vererek dağılırlar. Åžahin Bey, Elmalı Köprüsü`nde son fiÅŸeÄŸini de Fransız`a sıktıktan sonra ellerini göÄŸe kaldırıp: `Ya Rab! Vatanımızı kurtar! Toprağımızı kâfirlere çiÄŸnetme!` diye haykırır. Bir süre sonra Fransız askerleri Åžahin Bey`i yakalar ve süngüleyerek ÅŸehit ederler.

Åžahin Bey`in ÅŸahadetinden önce 21 Åžubat`ta Fransız Garnizon Komutanlığına yazdığı mektup, tarihimizin ÅŸeref vesikalarından biridir: `Kirli ayaklarınızın bastığı topraklarımızın her zerresinde bir damla Türk kanı vardır. Her bucağında bir gazinin mezarı vardır. Adı belli olmayan zamanlardan beri Türkler bu topraklarda yaÅŸamaktadır. Türk bu topraklara, bu topraklar da Türk`e ısındı, kaynadı. Sade siz deÄŸil, bütün dünya bir araya gelse bizi bu topraklardan ayıramaz. Sonra siz hiç ömrünüzde `Türk esir yaÅŸamaz!` diye duymadınız mı? Namus ve hürriyet için ölüme atılmak, aÄŸustos sıcağında soÄŸuk su içmekten, bize daha tatlı gelir. Sizler canı kıymetli insanlarsınız. Çatmayın bize. Bir an evvel topraklarımızdan savuÅŸup gidin. Yoksa kıyarız canınıza.`

28 Mart 1920`de ÅŸehitlik mertebesine yükselen Åžahin Bey`in ölümü, Fransızları büyük bir sevince boÄŸsa da, o tarihten sonra Anadolu`nun her toprağı Antep, her yiÄŸidi de `Åžahin` olur.

Dokurcum DeÄŸirmeni`nde 14 Åžehit

Åžahin Bey`in ÅŸehit olmasından hemen sonra bir Fransız birliÄŸi sabah saatlerinde Dokurcum DeÄŸirmeni`ne gelir. Kapıyı kırıp içeri girerler. İçeride 16 yaÅŸlarında 14 çocuk bulunmaktadır. Bu çocuklar, Åžahin Bey`in Kilis yolundaki savaşı devam ederken, cepheye fiÅŸek ve yiyecek getiren çocuklardır. Bir önceki gece deÄŸirmende kalmışlar ve gün aydınlanınca da yola çıkacaklardır. Fakat Fransızlar deÄŸirmende önlerini keserler. Bu gencecik çocukları kayaların önüne dizip, sorgu sual bile etmeden önce kurÅŸunlarlar sonra da süngüden geçirirler.

Nisan 1920 Åžehirde SavaÅŸ BaÅŸlar

Kilis yolunun düÅŸmesiyle Nisan`da ÅŸehirde savaÅŸ baÅŸlar. Antep`te 400`er kiÅŸilik Yıldırım ve ÅžimÅŸek Taburları oluÅŸturulur ve baÅŸlarına da Antepli yedek subaylar getirilir. Åžehir çember altındadır.

26 Nisan`da Ermeni Albayı Norman kumandasında takviyeli 4 tabur ve 2 tank daha gelir. Åžehir ÅŸiddetle bombalanmaktadır. Norman; 400 piyade, 2 tank ve süvarileriyle MaÄŸarabaşı Mevkii`ne saldırır. Taarruz 2 saat sürer, Antep Çeteleri düÅŸmanı püskürtmeyi baÅŸarır.  

24 Mayıs 1920 Karayılan`ın Şahadeti

Karayılan`ın asıl adı Molla Mehmed`dir. Kürt kökenli Kabalar AÅŸireti`ne mensuptur. Erzurum Cephesi`nde savaşır ve yara alır. Antep`e düÅŸman gelince, hiçbir davet beklemeden çetesini alıp Fransızların yolunu tutar ve MaraÅŸ`a gitmekte olan 40 arabalı nakliye kolunu vurup, cephanelerini zapt eder. Antep Müdafaası esnasında kahramanca dövüÅŸüp, Fransızlara ciddi zayiatlar verdirir.

Sarmısak Tepe`nin gerisinde düÅŸmanın birkaç nakliye arabasının bulunduÄŸu haberi ulaşınca, Karayılan ve Boyno oÄŸlu Memik AÄŸa Çeteleri, tepeyi almaya memur edilir. 24 Mayıs 1920`de gece karanlığından yararlanarak mezarlar arasından hücuma kalkarlar. Fransızlar aydınlatma fiÅŸeÄŸi kullanır. Toplar ve makineli tüfekler ortalığı cehenneme çevirir. Sarmısak Tepe Taarruzu`nda en önde olan Karayılan, 32 yaşında ÅŸehit olur.  

Åžahadetinden sonra ise geriye; bir gümüÅŸ saplı kamçı, bir küçük Kuran-ı Kerim, 4 gümüÅŸ mecidiye ve halkın yaktığı türküler kalır:

`Karayılan der ki harbe oturak,

Kilis yollarından kelle getirek,

Nerde düÅŸman varsa orda bitirek,

Vurun Kürt UÅŸakları namus günüdür!

Vurun Antepliler namus günüdür!..`

11 Ağustos 1920 Antep`e Bombalar Yağıyor

Tarih 11 AÄŸustos 1920`yi gösterdiÄŸinde, 29 Mayıs`ta imzalanan ateÅŸkes bozulur ve Antep amansız bir ÅŸekilde tekrar bombalanmaya baÅŸlar. Bombardıman ayakta kalan binaları da iyice harabeye çevirirken, Fransızlar ÅŸehrin teslim olmasını ve kaleye beyaz bayrak çekilmesini isterler. Heyet-i Merkezî adına Cepheler Komutanı Özdemir Bey, Karatarla Camii avlusunda, halkın reyine baÅŸvurmaya karar verir.

15 AÄŸustos`ta Antep halkı Karatarla Camii avlusunda toplanır. Aralarında `Åžehrimizi daha fazla harap ettirmeyelim, verdiÄŸimiz ÅŸehitler yeter.` diyenler olsa da halkın büyük bir çoÄŸunluÄŸu, `Biz bir kere kefenimizi boynumuza asmışız! Tek kiÅŸi saÄŸ kaldıkça Fransız Antep`e giremeyecektir!` nâraları duyulur. Son noktayı ise Özdemir Bey koyar: `Bizim topumuz, tankımız, cephanemiz yok ama ölmek için yeminimiz var! Antep düÅŸer, vatan yaÅŸar!`

Bülbülzâde Hacı Abdullah Hoca ellerini Allah`a kaldırmış aÄŸlıyordur: `Yarabbi! Dinimizi, vatanımızı, yavrularımızı sen esirge!..` Antepliler, kadınların zılgıtları, çetelerin haykırışları arasında Antep kalesine çıkarak, kalenin en yüksek burcuna büyük bir al sancak çekerler.

31 AÄŸustos 1920 Hiçbir Yerden Yardım Gelmiyor

Mustafa Kemal PaÅŸa`ya ve TBMM`ye telgraf çekilir: `DüÅŸman bombardımanı gece gündüz devam ediyor. Åžehir harabe haline geldi. Åžehitlerimizi kanlı elbiseleriyle üst üste, koyun koyuna gömüyoruz. Antep`i kurtarmaya gelmeyecekseniz, biz de ÅŸehri yakalım ve çıkalım. AÄŸlayarak makine başında cevabınızı bekliyoruz.`

Telgrafa Ankara`dan ÅŸu cevap gelir: `Türk vatanının mukadderatı ÅŸu anda Türk Yunan harbinin sonuna baÄŸlıdır. Bu nedenle Antep`e yardım edilmesine imkân yoktur.`

Ankara`dan gelen bu cevaptan sonra Antepliler bütün dünya milletlerine telgraf çekerler: `Bütün bu cinayetler insanlığın gözleri önünde iÅŸlendiÄŸi halde, hiçbir yerden insanlığın sesinin yükseldiÄŸini iÅŸitmiyoruz. EÄŸer insaniyet âlemi bu haksızlıklara susacaksa, biz de bu medeniyete lanetler okuyarak, kefenlerimizi boyunlarımıza asıp, ölümü selamlamaya koÅŸacağız!` Hiçbir yerden cevap gelmez. İnsanlık susmuÅŸtur…

Åžeyh Camii Hastanesi

Belediye Hastanesi Fransız toplarıyla yıkılınca, Antep Müdafaası süresince Åžeyh Camii hastane olarak kullanılır. Doktorlar bir araya gelip, evlerinden kendi alet ve ilaçlarını getirirler. Bir süre sonra hastanede yokluk baÅŸlar. Gazlı bez biter; hoca efendilerin baÅŸlarından çıkardıkları sarıklar, gazlı bez olarak kullanılır. Pamuk biter; halk yataklarındaki pamuÄŸu çıkartıp getirir. Ameliyat olacaklar için kloroform ve eter biter; gelen yaralıları demir karyolalara iplerle baÄŸlayıp, bayıltmadan kol bacak kesilir. Yaralılar bağırır, doktorlar aÄŸlar, Antep`in feryadı göklere çıkar.

20 Kasım 1920 General Gobo Tümeni Geliyor

5 Ekim tarihinde Fransızlar Çınarlı Camii cephesini önce 400 obüs mermisiyle döver, sonrasında ise özel olarak hazırladıkları birlikle Kendirli Kilisesi`nden hücuma kalkarlar. Tamamen harap olmuÅŸ caminin bahçesine girdiklerinde, enkaz yığınlarının arasından 8 Antepli kahraman çıkar ve biri subay olmak üzere 20 Fransız askerini öldürür. Aradan bir hafta geçtikten sonra Fransızlar 12 Ekim`de bir daha taarruz ederler fakat Antepliler bir kez daha zafer kazanır ve düÅŸmanı püskürtür.

Ardı ardına gelen baÅŸarısızlıklardan sonra Fransızların baÅŸkenti Paris karışır, kıyamet kopar. Bu kez Antep`in üzerine General Gobo komutasındaki 4. Fransız Tümeni`ni gönderirler. Antep`teki düÅŸman sayısı artık 20 bini geçmiÅŸtir. 13 piyade taburu, 1 alay süvari, 6 uçak, 4 tank, ağır toplar, 300 makineli tüfek ve 1500`de Ermeni Gönüllü Alayı vardır. Antep`in bütün kuvveti ise vatanı ve namusu için ölümü göze almış 2070 silahlı, 850 silahsız toplam 2920 mücahittir!

Fransız askerleri bütün tepeleri tutarak Antep`i çelik bir çember içine alır. Tepeler boyunca her 20 metrede bir tane asker vardır. İçeriden dışarıya kuÅŸ bile uçurtulmaz. Niyetleri bu çelik çember içinde Antep`i aç ve susuz bırakmaktır.

Özdemir Bey, 2. Kolordu Tümen Komutanı Albay Hayri Bey`den yardım ister ama cevap yine olumsuzdur.

Tarih 6 Åžubat 1921`i gösterdiÄŸinde artık 10 aylık mücadelenin sonuna yaklaşılmıştır. Antep`te yiyecek bitmiÅŸ, cephane tükenmiÅŸ, eli silah tutanların çoÄŸu da düÅŸman çemberini yarıp hârice çıkmıştır. İşte tam bu sırada ÅŸehirde kalanlar, `Açlıktan öleceÄŸimize, düÅŸmanın kurÅŸunuyla ölelim.` diyerek huruca (düÅŸmanı yarıp çıkma) karar verirler. 6 Åžubat`ı, 7 Åžubat`a baÄŸlayan gece son huruç yapılır; düÅŸman çemberi yarılır ve 800 muharip dışarı çıkar. Yine birçok ÅŸehit verilir ve Fransız çemberi yine kapanır. 8 Åžubat sabahı her ÅŸey biter, Antep teslim olur. Antep`in asıl teslimiyeti ise düÅŸmana deÄŸil, açlık ve yokluÄŸadır.

Kefen Bayraklı Kale

Teslim teklifini Fransız Komutanı Albay Andria`ya Hoca Tevfik ile Halit Bey götürür. Albay baÅŸlangıçta teklife inanamasa da sonradan büyük bir memnuniyet duyar: `Teklifiniz doÄŸruysa kaledeki Türk Bayrağı`nı indirin, beyaz teslim bayrağı çekin. Sonra gelin ÅŸartları görüÅŸelim.` der. Albay Andria`nın bu sözleri üzerine Halit Bey, `Türk Bayrağı`nı indirmeye kadınlarla çocuklar bile razı olmaz. İsterseniz Antep`i bir daha yıkın!` Aylardır bu anı bekleyen Albay, `Peki, o halde bayrağınızın yanına beyaz bir bayrak asınız.` der.

Kaledeki Türk Bayrağı`nın yanına, Åžeyh Camii Hastanesi`nden alınan kefenlik bezin çekilmesiyle bombardıman artık durur.

25 Aralık 1921 Antep`in Kurtuluşu

Antep; Fransız Ordusu`nun tanklarına, toplarına, uçaklarına karşı kendi evlatlarıyla 10 ay 8 gün dayanır ve 6317 ÅŸehit verir. 20 Ekim 1921`de Türkiye ile Fransa`nın Ankara AntlaÅŸması sonunda istiklâline kavuÅŸur. 59. Türk Alayı sevinç ve gözyaÅŸları içinde 25 Aralık 1921`de GAZİ Antep`e girer.

ANTEP MÜDAFAASI`NDAN LEVHALAR

`Ben Antepliyim

Åžahinim aÄŸam!

Mavzer omzuma yük

Ben yumruklarımla

dövüÅŸeceÄŸim!

Yumruklarım memleket kadar büyük.

Bu dağlarda biz yaşarız

Bu dağlar bizim dağımız

Namusumuz temiz,

bayrağımız hür!

Anamız, karımız, kızımız

Burada erkekçe dövüÅŸür!

Bu kaçıncı kurÅŸundur?

Bu kaçıncı Bismillah?

Bu kaçıncı ölüdür?

Bir türkü söylenir siperlerde her sabah

Vurun Antepliler namus günüdür!

Sözün Özü

Antep Müdafaası`nda yer alan ÖÄŸretmen Tevfik Üner`den

`Aydınbaba Cephesi`nde 11 yaşındaki Tilki Mehmed`in oÄŸlu Åžerif, babasına ekmek getirmiÅŸti. DüÅŸman bombardımanında cepheler arasındaki telefon telleri kopmuÅŸtu. Tamir için baÅŸka tel de yoktu. Küçük Åžerif; `Bana tel kesecek bir alet verin, size tel getireyim.` dedi. İnanmamıştık ama gene de ÖkkeÅŸ Bahri Bey çocuÄŸa bir keski verdi. 11 yaşındaki Åžerif, keskiyi almış, direÄŸe tırmanmış, düÅŸmanın telini kesip, bize getirmiÅŸti. Bu çocuk daha sonra cepheye mermi götürürken ÅŸehit oldu.`

Antep Müdafaası`nda Yıldırım Tabur Komutanı olan Kâmil Bey`den;

`Yazıcık mıntıkasına gitmiÅŸtim. Siperde muharipler ateÅŸ ederken 10-12 yaÅŸlarındaki çocukların, ziyan olmasın diye boÅŸ kovanları siperde, ateÅŸ altında topladıklarını görerek hüngür hüngür aÄŸlamıştım…`

Mavzer İçin Kızını Evlatlık Veren Antepli

Asrın modern silahları ile donanmış düÅŸman karşısında Anteplinin silahı azdı, kırık döküktü, eskiydi. Öyleyse neyle, nasıl karşı koyacaktı düÅŸmana?..

MeÅŸhur Yusuf Usta`nın oÄŸlu Mustafa Yıldırımdemir anlatırken aÄŸlıyordu: Ben 12 yaşımda iken babamın dükkânında çıraktım. Bir adamcağız gelirdi yanına. Büyük bir hürmetle babam ayaÄŸa kalkar, yemeÄŸini yedirir, harçlığını verir, yolcu ederdi. Bir gün `Baba, bu adam kim ki?` diye sordum.

`Sen onun Antep Harbi`nde ne yaptığını bir bilsen, yanında hiç oturmazdın.` dedi ve anlatmaya devam etti; `Harp içinde bir gün bu adam bana geldi. `AÄŸa` dedi. `Ben de dövüÅŸeceÄŸim ama tüfeÄŸim yok. Satacak bir ÅŸeyimde kalmadı. Ne olur bana bir tüfek ver.` Bende de yok ki vereyim. Ne yapmış bilirsen? 8 yaşında bir kızı varmış. Onu giydirmiÅŸ, anasının elini öptürmüÅŸ, alıp Halep`e götürmüÅŸ. Onu, çocuÄŸu olmayan bir Arap aileye 5 altın lira karşılığında evlatlık vermiÅŸ. Almış oradan da bir mavzer geldi buraya. Katıldı savaÅŸa, ÅŸehit de olmadı, harbin sonuna kadar da dövüÅŸtü. İşte bu adam, o adam!` 

Neden Madalya Alamadılar?

Antep gazi oldu ama ona ÅŸerefi kazandıran mücahitlerin çoÄŸu İstiklâl Madalyası alamadılar. Madalya, yasaya göre 15 Mayıs 1919 ile 9 Eylül 1922 tarihleri arasında, Türkiye Askerlik Åžubesi`nden birinde kaydı bulunanlara veriliyordu. Oysa Antep kahramanlarının bir kısmı daha askerliÄŸi gelmemiÅŸ gençler, bir kısmı da askerlik çağı geçmiÅŸ yaÅŸlılardı. Geri kalanlarda nizami asker deÄŸil; silahını eline almış, fiÅŸeÄŸini cebine koymuÅŸ, ekmeÄŸini çıkınlayıp beline baÄŸlamış gönüllü mücahitlerdi. Pek azının Heyet-i Merkeziye`de kaydı vardı. ÇoÄŸunun kayıtları da düÅŸman eline geçip harp esiri sayılmasınlar diye, huruçtan önce çuvallara doldurulup yakılmıştı. Bu nedenle birçoÄŸu madalya alamadılar. Daha sonra dövüÅŸtüÄŸü cepheden iki ÅŸahit getirip, mahkeme kararı ile alanlar da oldu.

Antep`in KurtuluÅŸu`ndan sonra Ankara`dan bir heyet gelir. `Harpte savaÅŸanlara madalya vereceÄŸiz. Üçer altın verin, kanun hükmü.` derler. Anteplilerin bu teklife cevabı sert olur: `Bey! Bey! Biz madalya için dövüÅŸmedik. Allah için, namusumuz ve vatanımız için dövüÅŸtük! Biz bir tüfek, üç beÅŸ fiÅŸek almak için yatağımızı, yorganımız sattık. Ne parası istiyorsun?! Madalya sizin olsun!`

Serkan BİLGE – Aralık 2008

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

* 20 bin kiÅŸilik modern silah ve teçhizatlarına sahip Fransız Ordusu ve Ermeni Taburları`na karşı, toplam 2920 kiÅŸilik Antep Mücahitleri`yle, 10 ay 8 gün savaşılır.

* Fransız Ordusu`nun çeÅŸitli çapta toplarına karşı Ramazan topu ile karşı durulur.

* Mavzere karşı, av tüfeÄŸiyle dövüÅŸülür.

* Tüm silahların can damarı barut bittiÄŸinde; söÄŸüt aÄŸacı kömürü, kükürt, güherçile, kara taÅŸ havanlarda dövülerek barut yapılır.

* Yemek yenen 2 bakır sahandan, sahan bombası yapılır.

* ÖlmüÅŸ hayvan eti, sebze kökü, ot yiyerek, 10 ay 8 gün dayanılır.

* Tahtadan yapılan `tak-takı`nın makineli tüfek sesi ile düÅŸmana taarruz edilir.

Antep`in kurtuluÅŸunun 87. yılı vesilesiyle son sözü Yavuz Bülent Bakiler`in mısralarına bırakır; GAZİ Antep Mücahitlerini, dünyevi bütün sahte makam ve ÅŸereflerden münezzeh sayarak, Allah`ın kullarına bahÅŸettiÄŸi en büyük mertebelerden olan `gazilik` ve `mücahitlik` vasıflarıyla selamlar, Yüce Mevla`dan rahmet dilerim.

İngiliz Levis, `Yıldırım Yusuf` Oluyor

Antep Müdafaası olmazı olur kılan insanların gerçek hikâyeleriyle doludur. Fransızların Antep`e çevrilmiÅŸ 300 makineli tüfeÄŸine karşı Anteplilerin ise sadece mavzerleri vardır.

Tüfekçi Yusuf Usta, Antep Harbi`nden önce Çanakkale`de Zeytinburnu Silah Fabrikası`nda çalışmıştır. Bundan dolayı da Antep`in İmalat-ı Harbiye Fabrikası`nın, silah bölümünde görev alır. Harp esnasında İngilizlerden kalma 4 adet Levis marka makineli tüfek vardır. Fakat uygun mermi olmadığı için bu tüfekler kullanılamamaktadır. Yusuf Usta, Heyet-i Merkezî`ye `Bana verin bu tüfekleri, Osmanlı mermisi kullanır duruma getireyim.` der. Kendisine inanmazlar ve `devlet malı` diyerek, Yusuf Usta`yı geri çevirirler.

Yusuf Usta`nın bir arkadaşı makineli tüfek çavuÅŸu olarak Gazze Cephesi`nde bulunmuÅŸtur. Antep Müdafaası esnasında da silah deposunun sorumlusudur. Levis`lerden birini kapıp, Yusuf Usta`ya getirir: `Yahu usta!.. Makineliye ÅŸiddetle ihtiyaç var. Hallet ÅŸu tüfeÄŸi.` der.

Yusuf Usta, eski bir muaddel tüfeÄŸin namlusunu Levis`e takıp, kaynak eder. Yusuf Usta`nın imal ettiÄŸi İngiliz Levis, baÅŸlar Osmanlı mermisi yakmaya. BaÅŸarıyı haber alan Heyet-i Merkezî bu sefer Yusuf

Antep Müdafaası`nda yer alan Veysel Sertkaya`dan

`Kadınları maÄŸaralara, geniÅŸ kuyulara saklıyorduk. Her 10 kadının yanına da bıçağına kuvvetli bir ihtiyar koyduk. Fransızlar gelirse bu kadınları öldürecek, onlara vermeyecekti.`

Antep Müdafaası`nda yer alan ÖkkeÅŸ HacerlioÄŸlu`ndan

`Allah o günleri geri getirmesin. Çok acı çektik. Aç kaldık, çıplak kaldık. Bir gün bizim KöroÄŸlu Bostancı`nın beygiri ölmüÅŸtü. Açlıktan bu beygirin etini parça parça bölüÅŸtük. Beygirin karnından bir de yavrusu çıktı. Onu da paylaÅŸtık. Aç kalan insan, ayakta kalmak için neler yapmazmış…` 

 Usta`ya kendi ayaklarıyla giderek, diÄŸer 3 adet Levis`i de emanet bırakır. İngilizlerin 4 adet Levis markalı makineli tüfeÄŸi, Antep Müdafaası`nın sonuna kadar Fransızlara ölüm kusar, bu tüfeklere de `Yıldırım Yusuf` adı verilir.

http://www.haber7.com

 

Yorumlar 

 
0 # fatma 2011-01-15 20:17 savaşan benim dedem idi Cevap | Alıntı | Alıntı
 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile