| AMERİKA'YI KİM KEŞFETTİ? |
İbn Fadlallah el-Umerî (ö.1348), Batı Afrika'dan bahsederken, Amerika'ya ulaÅŸmaya dair bir teÅŸebbüsten bahseden bir rivayet bırakmıştır. Onun Mesâlikû'l-Ebsâr adlı hacimli ansiklopedisinin ancak bir kısmı neÅŸredilmiÅŸtir. Bu eserin dördüncü cildinden ÅŸunları okuyoruz:"Mali ülkesinin kuzeyinde, beyaz Berber kabileleri bu Sultanın egemenliÄŸi altında yaÅŸamaktadırlar. Bunlar, Antasar'lar, Yantar'arâ'lar, Meddusâ'lar ve Lemtuna'lardır... Ben Sultan Musa'ya, yani İbn 'Amir Hâcib'e, iktidarın nasıl kendi eline geçtiÄŸini sordum. O bana şöyle dedi: "Biz, iktidarın babadan oÄŸula tevarüs ettiÄŸi bir ailedeniz. Benden önceki Sultan, bizi çevreleyen denizin öbür ucuna varmanın mümkün olmadığına inanmıyordu; oraya varmak istediÄŸi için de, bu tasarısına dört elle sarıldı. Bu gayeyle, iki yüz gemiyi adamlarla donatıp, senelerce kendiÂlerine yetecek derecede altın, su ve yiyecek verdikten sonra, gemi kaptanÂlarına ÅŸu emri verdi: Okyanusun sonuna varıncaya veya yiyecek-içeceÄŸiniz bitinceye kadar geri dönmeyiniz- Onlar da denize açıldılar. Uzun zaman, hiç biri geri dönmedi. Nihayet gemilerden bir tanesi geri geldi. Kaptana, Maceralarını anlatmasını söyledik. O şöyle dedi: Ey Prens! Biz uzun zaman denizde yol aldık; tâ ki, denizin ortasında ÅŸiddetle akan nehir gibi bir ÅŸeye rastlayıncaya kadar... Benim gemim en sonda seyrediyordu. DiÄŸer gemiler önde ilerliyorlardı; fakat içlerinden hangisi o akıntıya vardıysa, bir daha görünmemek üzere kayboluyordu. Ben hemen dümeni geriye çevirip, akıntının içine girmedim!.. Fakat Sultan, kaptanın bu sözlerine inanmak istemedi. Bunun için bin tanesi kendisi ve onu refakat edecek adamları, bin tanesi de, su ve yiyecekler için olmak üzere, iki bin gemi hazırlattı. YokluÄŸunda Devleti idare etmem için, bana da iktidarı tevdi ederek, arkadaÅŸlarıyla beraber Okyanusu açıldı. Bu, onu son görmemiz oldu. Ne o, ne de arkadaÅŸlarından hiç biri geri gelmedi ve ben imparatorluÄŸun tek hâkimi oldum." Murada bazı müşahedeler dikkati çekmektedir: Denizin ortasındaki büyük nehir: Bu nehrin, Brezilya'daki Amazon olması lâzım; yani denizde devam eden akıntısı. Bu rivayetin doÄŸruluÄŸunu ortaya koymak için, Amazon delÂtasında, araÅŸtırmalar ve kazılar yapılması temenni edilir. Brezilya, Afrika ve müslüman devletlerini müştereken ilgilendiren bu meseleyle UNESCO ilgilenebilir. Zenciler: Yukarıdaki temas ettiÄŸimiz hadisede, son giden iki bin gemiden, ikinci filonun gemilerine binenlerin hepsi, -ve muhtemelen birinci filoda bulunanlardan bir kısmı-boÄŸulmadılar. Bizzat ikinci filodan bir kimsenin dönmeme hususu, -tıpkı birinci teÅŸebbüste, tehlikeyi sezip geri dönen bir geminin kaptanı gibi-, bu ikinci teÅŸebbüste de, filonun bir yerlerde karaya çıkmış olabileceÄŸi ve orada misafirperver, verimli bir toprak bulunca da, Afrika'ya geri dönme zaruretine, özlem bakımından gerek duymadığı düşüncesi ortaya çıkmaktadır. Hatta söz konusu metinde bütün filonun kaybolmasına raÄŸmen, kralın denize açılmaya karar verdiÄŸini okumak dehÅŸet vericidir. Acaba kralı bu kararı almaya iten sebep, bu nehrin varlığı çevrede mutlak olan meçhul kara parçasının bir iÅŸareti olduÄŸundan mıydı? Yoksa o devrin gelenekleri, -gelirleri tekeline almak için-buna benzer keÅŸiflere ait haberleri yok etmek veya bu konuları konuÅŸmamayı, bilakis olması muhtemel rakipleri saptırmak için yanlış haberleri yaymayı mı gerektiriyordu? Brezilya kelimesi: Brezilya imlâsına göre Brezil, İngilizce imlâsına göre de Brazil olan "Brezü" kelimesi, ne Avrupa ve ne de Brezilya (Amerika) kökenlidir. Bu kelimenin etimolojik yapısı, hala izah edilememiÅŸtir. Fakat Afrika ile ilgili olarak, yukarıda verdiÄŸimiz bilgiler, bunu kolayca açıklamaktadır, şöyle ki: Yukarıda naklettiÄŸimiz metnin baÅŸlangıcı, Mali deltasında yaÅŸayan beyaz Berberler'den bahsetmektedir. Berberler arasında çok meÅŸhur bir kabile vardır ki, adı Birzala'dır. Bu kabilenin fertlerinden oluÅŸan topluluk da, kendisine "Brâzîl" demektedir. Çok ilginçtir ki, bu Brâzil BerberleÂrine, sadece Müslüman İspanya'da deÄŸil, Suriye'ye kadar olan yerlerde de rastlanmaktadır. Biyografik lügatler, önemli bir miktarda "Birzâlî"lerden bahsetmektedirler. Bu kabilenin ÅŸeceresi hakkında, Endülüslü meÅŸhur âlim İbn Hazm'dan ÅŸunları okuyoruz: ''Berberlerin ÅŸeceresi: Zanâta'lar'a gelince, bunların, Benû Birzât, Benû Dammir, MaÄŸrava, Benû SaÄŸmar v.s. gibi büyük kolları vardır. Bir zahid olup, bu kabilenin (yâni kendi kabilesinin) ÅŸeceresini çok iyi bilen Ebû Muhammedi Buvaikini el-Birzâlî el- İbâdı bana aÅŸağıdaki ÅŸu bilgileri verdi: Benû Birzâl ve Benû Wassin dışında zikrettiÄŸimiz. Berber kabileleÂrinin tamamı Mu'tezilî'dirler; Benû MaÄŸrava ve Benû Yafrân'a gelince,' bunların ekseriyeti Sünnîdirler. Bunları bana anlatan râvi, Berber ÅŸecerelerine göre. Sadrata, Mazâta ve Lavâta'ların kıptî kökenli olduklarını ilâve etti. " O halde, Brezilya'ya ilk ulaÅŸanlar, Benû Birzâl Berberleri olabilir ki, yeni vatanlarına kendi adlarını verdiler. Brezilya'daki Berberlere ait -varsa-, baÅŸka kuÅŸakların keÅŸfi için, lügâvî, sosyolojik ve arkeolojik yeni bir araÅŸtırmanın yapılması lâzımdır. Mamafih, buna benzer baÅŸka hususlar bu görüşü doÄŸrulamaktadır. Filhakika, bügün Kanarya adaları içinde bulunan Palma adası, eskiden çok meÅŸhur olan Berber kabilesi Huwâra'ya atfen Bene Hoare diye adlandırılmaktaydı. 14. yüzyılda, Benemarin (Bani Marin) ve Lekman (Lukmân?) adlarında iki ada daha vardı ki, bugün bunların her ikisinin de isimleri deÄŸiÅŸmiÅŸtir. İleride bu konuya tekrar geleceÄŸiz. Afrika'dan giden muhacirlerin hepsi Berber olmayıp, Zenci olanları da vardı. Daha ziyade bunların izleri bulunmuÅŸtur. Filhakika Kristof Kolomb'un, Avrupalılardan olan ilk arkadaÅŸları, Amerika'da sadece ZenÂcilerle karşılaÅŸtıklarını deÄŸil, aynı zamanda bu Zencilerin devamlı olarak Amerika yerlileri olan kızıl derililerle savaÅŸ halinde olduklarını belirtmekÂtedirler. Bu konuda Schannesburg'lu büyük âlim Prof..Jeffreys'den bir takım alıntılar yapacağız ki bu suretle diÄŸer bazı hususlar arasında, BreÂzilya adının, Antilles adalarından birinin adı olduÄŸu müşahede edilecektir: "Kristof Kolomb'un oÄŸlu Ferdinand Colomb, kanaatine göre babasının özellikle İspanya ile Asya arasındaki darlıkla ilgili Arap astroÂnomu el-Ferğânî veya Alpagan'ın görüşlerinin tesiri altında kaldığını belirtmektedir. Sir Clements Marham, 14. yüzyılın ortalarında, bir Franciscain keÅŸiÅŸi tarafından, Dünya Tanımının Kitabı adlı tercümesinde ÅŸunları yazmaktadır: "Afrika'nın Atlantik üzerindeki kıyıları boyunca, plajlardan geçerek çok uzun bir mesafe kat ettim... Bir kaç MaÄŸribli'yle beraber bir leno'ya (lignum, her türlü deniz taşıtına verilen isim) binerek. Gresa diye adlandırıÂlan ilk adaya vardık. Daha sonra, yerlilerin bu ismi taşıyan bir Cenovalıyı öldürmelerinden dolayı Lansarot (Lançarote) adı verilen bir adaya vardık. Oradan, Bezimurin adındaki baÅŸka bir adaya, sonra da Rakan (Rackan) adasına geçtim. Aynı ÅŸekilde, Alegraça, Vegimar, Forte Ventura ve Kanarya adaları da var. Müteakiben Tenerife denen bir adaya, oradan Isla de Inferno adındaki baÅŸka birine, oradan Cumara adındaki baÅŸka birine, oradan Ferro adındaki baÅŸka birine, oradan Aragania adındaki baÅŸka birine, oradan Salvaje adındaki baÅŸka birine, oradan Disierta adındaki baÅŸka birine, oradan Lecmane adındaki baÅŸka birine, oradan Puerto Santo adındaki baÅŸka birine, oradan Lobo adındaki baÅŸka birine, oradan Cabras adındaki baÅŸka birine, oradan Brazil adındaki baÅŸka birine, oradan Columbaria adındaki baÅŸka birine, oradan Ventura adındaki baÅŸka birine, oradan Conejos adındaki baÅŸka birine, oradan Cuervo-Marines adında ha$ka birine, böylece toplam 25 adaya gittim. " Åžu halde, daha 1350 yılında bu adalar hakkında açık bilgilere rahibiz... Bu isimlerden bazıları Asor adaları içinde yer alan adalara ait olup, zikredilen Brazil ismi de tamamen Arapça ses uyumundan kaynakÂlanmaktadır. Bu adalara ait aslî bir bilgi daha vardır ki, bu açık belirtiye göre, söz konusu adalar arasında, tesadüfi deÄŸil, muntazam bir ticaret vardı; ve o zamanlar mevcut olan tek deniz gücü Araplardı... Brazil adı... Muhtemelen bugünkü Brezilyadan ziyâde, Küçük Antil adalarından, meselâ Barbad'la ilgili olmalıdır... Araplar ve Amerikalılar tarafından bilinen Atlantik adaları arasında, Ekvatora yakın olan bölge de vardı. Her ne kadar bu yörelerde yelkenli gemicilik yapamama üzüntüsü var idiyse de; kürekli gemiler çok yaygın olup, sürekli yaÄŸmurlar da, içme suyunu garanti ediyordu. Kristof Kolomb, ticaret mallarıyla yüklü oyma kayıkların, Gine kıyılarından hareket edip Batı'ya doÄŸru yola çıktıkları iddiasını nakletÂmektedir. Yine Kristof Kolomb, aynı ÅŸekildeki kayıkların Amerika'ya da geldiklerini de zikretmektedir. Kristof Kolomb'un hatıralarını tercüme den Jane, onun üçüncü seyahati ile ilgili ÅŸunları yazmaktadır: "... o ÅŸekilde ki o İspanyol'a (Haiti) Kızılderililerinin, güneyden ve güney-doÄŸu siyah halkÂları yönünden adalarına gelip, ganin diye adlandırdıkları bir metalden yapılmış sivri mızrakları olan insanlara ait rivayetin doÄŸruluÄŸunu ispat etmeyi düşünüyordu..." Kristof Kolomb'dan önce Amerika'da Zenciler: Weiner şöyle demektedir: "1513 ten önce, yani hiç bir beyaz adam gelip sürekli bir toplum oluÅŸturmadan evvel Darien'de Zenciler yaşıyordu. " Peter Martyr de şöyle diyor: "İspanyollar bu ülkede Zenci köleler buldular. Onlar Quarequa'ya bir konak uzaklıktaki bölgelerde yaÅŸamakta olup, çok acımasız ve vahÅŸidirler. Quarequa yerlileri, sürekli olarak bu Zencilerle savaÅŸ halindedirler. Bu iki halkın geleceÄŸi, ya katliam veya köleliktir. " Gormara, buna benzer bir ÅŸekilde şöyle demektedir: ' Balboa, Reis 'in köleleri olan Zencileri buldu ve onlara, buraya nereden geldiklerini sordu. Fakat bunun cevabını veremedikleri gibi, civarda renkli insanların yaÅŸadığı ve bunlarla sürekli olarak savaÅŸ halinde olduklarından baÅŸka bir ÅŸey bilmiyorlardı..." Quatrefages, Donelly den ÅŸunu nakletÂmektedir: "Amerika'da, birbirinden çok farklı insan toplulukları arasında, kenarda kalmış aÅŸiretler ÅŸeklinde, küçük sayıda küçük Zenci grupları bulunmuÅŸtur. Brezilya'daki Åžarua'lar (charuas), Meksika Körfezindeki Saint-Vincent'da bulunan Caribe Zencileri, Florida'daki Jamassi'ler bu kabildendir... Batboa'nın, 1513 yılında Itsthe de Dorien'den geçerken, temsilcilerini gördüğü kabile de bunlardandır. " Wright ÅŸunları kaydetmektedir: "Eski Amerika çömlekleri üzerinde bulunan figürlerde, Afrika belirtileri açıkça görülmektedir... " Prof..Hooton, Texas ve Yeni-Meksika'dan akıp geçtikten sonra Meksika Körfezine dökülen Pecos River vadisinde, Kristof Kolomb önceÂsine ait mezarlar bulunduÄŸunu kaydetmektedir: "Genel olarak Zencilerin, Beyaz kanlıların, yâni Berberlerin açıkça tesiri altında oldukları, Afrika'nın bu bölgelerinden gelen toplulukların kafatasları... Bununla beraber vurgu ve dil yapısı bakımından, Pecos'un ilk Zenci tipleri, çaÄŸdaÅŸ Pecos tiplerinden çok, Afrika Zenci tiplerine benzemektedirler." Kristof Kolomb öncesi Zencilere ait bir baÅŸka delil:... Fackson ÅŸunları yazmaktadır:"Eskiden Kuzey Amerika'da deniz kabuklarının para olarak kullanıldıklarına dair ilginç bir delil, C.B.Moore'un ayrıntılı açıklamalarında yer almaktadır. Roden, Mounds, Marshlll County, ve Alabama'ya ait izahlarında yazar, 44 nolu kafatasında ve aynı ÅŸekilde A höyüğü gövdesinde, iki çenetli büyük bir deniz kabuÄŸu kalıntısının parçalarının ve beÅŸ kabuÄŸun olduÄŸunu, bir kısmı çok yıpranmış olan bu kabukların, tesbih taneleri gibi dizilmek üzere delindiklerini haber verÂmektedir. .." "Kristof Kolomb'un, ilk seyahatindi Küba kıyılarına çıktığında, ilk defa havlamayan köpeklere rastlaması acayiplik olup, bu hadise ona büyük bir tesir yapmıştır. İnsan tabii o/arak kendi kendine ÅŸu suali soruyor: HavÂlamayan bu fino/ar nereden geliyorlardı? Acaba Afrika Zencilerinin köpeklerinin havlamaması da bir tesadüf mü?". Kristof Kolomb öncesi Amerika sanatında da, aynı ÅŸekilde kalın dudaklı Zenci heykelleri bulunmuÅŸtur. Jeffrevs'den naklettiÄŸimiz bu alınÂtıları, tamamıyla kabul edilebilir ÅŸu hususla bitirelim ki, Amerika menÅŸeli besin maddeleri Kristof Kolomb öncesi Afrika'sında çok yaygındı: Bonafus şöyle demektedir: "... ve Santa Rosa de Viterbo, mısır bitkisinin 13. yüzyılda Araplar tarafından İspanya'ya getirilmiÅŸ olabileceÄŸini söylemektedir." Bu habere dayanarak söylememiz gerekir ki, bu tahıl için Avrupa dillerinde, grano turco (İtalya'da), sarazin corn (İngiltere'de. 162I),Triticum Turcicum(Hollanda'da 1552),Trigode Turkina (İspanva'da), Turkish heude (İsveç'de), Turkic Cornes (İngiltere,1597), Türkishes Korn (Almanya'da) ÅŸeklinde kullanılan ilk kelimeler, Araplarla iliÅŸkilidir. Åžunu da kaydedelim ki, çoÄŸu kimsenin, Kristof Kolomb'u eski dünyaya mısırı getiren ilk insan olarak kabul ettikleri İspanya'da bile, mısıra Trigo des Turkina denmektedir. Araplara iÅŸaret olan bu tahılın adı hakkındaki mantıkî silsile, onun Avrupa'ya nereden geldiÄŸine bir delildir. Netice: Artık ÅŸunu söyleyebilirim ki, Kristof Kolomb'dan çok önce müslüman denizcilerin ve Arap köle kaçakçılarının defalarca Amerika ile iliÅŸkileri olmuÅŸtur. Atlantik adalarında Arap tercümanlarının varlığı, bu adaÂların durumu hakkındaki bilgi ve Brazil diye bir yerin oluÅŸu, bu iddiamızı desteklemektedir. Bu adaların, meselâ Pic de Teneriffe adaÂlarının Arapça isimleri, Arapların azılı düşmanları olan Portekiz ve İspanyolların o adaları hâkimiyetleri altına almalarından çok önce bilindiklerine dair birer iÅŸarettir. Bu denizcilerin, Amerika'dan Afrika'ya geri dönmek için, denize açılmadan önce yaptıkları Amerika'ya ait zahireden en iyi korunanı, mısır ve manyok'tur. Böylece, Kristof Kolomb'un AmeÂrika'ya gitmesinden çok öncesine ait, Afrika'da bulunan Amerika menÅŸeli bu iki gıda maddesinin ziraatına dair bir izah bulmuÅŸ oluyoruz ki bu, aynı zamanda Lady Lugard tarafından zikredilen ve 1324 yılında Touat (İn Salâh)'da, Mansa Musa'ya ait kervanın büyük bir bölümüne zarar veren hastalığı da izah getirmiÅŸ oluyor. İşte bu hastalıktır ki, tropikal Amerika'da rastlanan bitki hastalığının sebep olduÄŸu pulex penetrans hastalığını yapıyor. Aynı denizciler, Afrika'dan olan hareketlerinde, yerli ve en iyi korunabilen gıda maddelerini zahire olarak almaları gerekiyordu ki, bunlar Kristof Kolomb'un Amerika'ya varınca ziraatının yapıldığını gördüğü Afrika patatesi (igname) ve kök niÅŸastası bol olan Afrika bitkisi (colocase)'dir. Böylece bu ülkede Zencilerin bulunuÅŸu ve Zencileri temsil eden yuvarlak taÅŸlardan yapılmış kafa heykelleri ve üzerinde Zenci fizyonomilerinin iÅŸlendiÄŸi çömlek vazoların bulunuÅŸu, vuzuha kavuÅŸmuÅŸ oluyor"(Jeffreys'den yapılan naklin sonu). Dil yönünden olan kanıtlar: Mevzuumuzu, Prof. Ch. Pellat'nın, üzerine dikkatimizi çektiÄŸi, Kumandan G.Cauvet'nin eserinden bazı alıntılar yaparak bitirelim: "Jules Cesar'ın, Alpler ötesi Gaule bölgesini iÅŸgalden bir kaç sene önce, Cis-alpine mevkiini idare eden yargıç Ouintus Coerilus Metellus Celer'e bir cermen ÅŸefinin hediye olarak, ırkı bilinmeyen ve Germania kıyılarında denizin karaya attığı siyah adamlar hediye ettiÄŸi söylenmekÂledir. (Pline bunları Kızılderililer olarak kabul etmektedir)... Filhakika, bunlar Amerika Kızılderilileri idi. Kristof Kolomb'un Amerika'yı keÅŸfinden önce, buna benzer ve gerçek olan en az dört ayrı vak'a daha bilinmektedir ki, Beuchat bunları kendi Manuel d'areheologie ancienne adlı eserinde (s.40) kaydetmiÅŸtir" . "Tuareg'lerin menÅŸeini ararken, Berber milletine ait bazı isimlerin, Amerika Kızılderilileri kabileleri tarafından alındığını müşahede ettim." "Bir Almamy kabilesi Honduras'da yaÅŸamaktaydı ki, onların buraya geliÅŸi, Kristof Kolomb'un geliÅŸinden az öncesine rastlamaktadır... Almamy Kelimesi, Arapça el-İmâm kelimesinin bozulmuÅŸ ÅŸeklidir... ki daha sonra Futu Djalon yerlileri bu kelimeyi alıp, kendilerini idare eden Prens'e isim otulak vermiÅŸlerdir." Güney Amerika'nın deÄŸiÅŸik kabilelerinde, Kuzey Berberlerine ait dalgalı Gandura elbiselerine rastlanmaktadır. ". Bazı Amerika vazoları, sanki Kabil çömleklerinden ilham almışa benziyor." Huare'ler, Meksika'ya yerleÅŸmiÅŸ olan Nikaragua Kızılderilileridir. (Huare'ler. Bene Hoare diye adlandırılan Palma adasına kendi isimlerini vermiÅŸlerdir. "Bölüm IV. Berberiler ve Amerika'da müşterek olan isimler endexi" Biz bu arada ÅŸunu kaydedelim ki, Cauvet, bu müşterek isimlerin sayısını 77 ye çıkarmaktadır ki, bazısı şüpheli görünmektedir. Bazı müteferrik hadiseler: Süleyman Nedvi, "Arab awr Amerika"adlı büyük eserinde, İbn Haldun'un, Mukaddimesinde (s.45), Hicri 8. yüzyıl -miladi 14. yüzyıl ortalarında, bazı Avrupalı korsanların tesadüfen Atlantik'te bir adaya vardıklarını ve orada esir ettikleri bazı insanları Fas kıyılarında sattıklarını zikretmektedir. Bu esirler yeteri derecede Arapça öğrenince, Sultan'a, kendi ülkelerinde demirin bilinmediÄŸini; toprağı boynuzlarla sürdüklerini, savaÅŸlarda taÅŸların kullanıldığını ve güneÅŸe taptıklarını v.s. anlattılar. İbn Haldun, bu adaya karar verilerek deÄŸil, tesadüfen varıldığını ilave etmektedir. Süleyman Nedvi, daha sonra Leo Weienr'in araÅŸtırmalarından bahis ederek, kızılderili Amerikalıların dillerinde 13. yüzyıla ait Arapça kelimelerin bulunduÄŸunu ve Kristof Kolomb'un, Amerika'da, Batı Afrika'dan getirilmiÅŸ altın paralar bulduÄŸunu, aynı zamanda, o devrin gemicilerinin deniz haritalarını sakladıklarını zikretmektedir. Hatırlanacağı gibi, 1930 Aralığında Meksika'da, daha önce Avrupalıların hiç; gitmedikleri bir bölgede, tamamının müslüman olduÄŸu bir halk keÅŸfedildi ki, bunlar hala Arapça konuÅŸup, buralara çok uzun asırlardan beri geldiklerini söylüyorlardı. Daha sonra Meksika'da yapılan kazılarda da, Arap paralan bulundu. Unutulması mümkün olmayan bir husus da ÅŸudur ki. Kristof Kolomb'un ilk seyahati, Müslümanların İspanya'da, Gırnata'yı boÅŸaltmak mecburiyetinde bırakıldıkları senede yapılmıştır. Evet, bu devir Müslümanların yenilgileriyle sonuçlanan savaÅŸların yapıldığı yıllardı; fakat buna raÄŸmen düşmanlarına ağır kayıplar verdiriyorlardı. İşte Avrupalılara karşı kendi meÅŸru haklarını savunan müslüman gemilerini hedef alan ve Avrupa'da kaleme alınıp, Beynelmilel Hukuk kitaplarına geçen korsanlık adet ve geleneklerinin arka planında, Avrupa'nın bu düşmanlığı yatıyordu. Netice: Muhtemelen, bu dağınık bir kaç veri, insanlık tarihinin, sadece devamlı bir zincirden ibaret olmayıp, karşılıklı bağımlılık oldu|unu gösterecektir. Hiç bir ırk, hiç bir devir, icad ve keÅŸiflerin inhisarının kendisine ait olduÄŸunu iddia edemez: Bütün bunlar, ne kadar ibtidai bile olsa, daha önceki veriler ve hadiselerden gelmektedirler. Bu konuda Mill'e müracaat etmek bile yeterlidir; bir yerinde şöyle denmektedir: "Onlar (yani aslı Fenikeli olan Tyr ve Sidon'un gözü pek tüccarları) Asor adalarına kadar vardılar; Çünkü Corvo adasında (Asor adalarının en batıda olanıdır) M.Ö, 4. yüzyıla ait Kartaca madeni paraları bulunmuÅŸtur. " Batı Avrupa'nın çeÅŸitli milletlerindeki kültür geliÅŸmesinden çok önce, Fenike, Kartaca ve ispanya'ya yerleÅŸenler Müslümanlardır. (İlim ve Sanat) Prof.Dr. Muhammed HAMİDULLAH ( Çev. Doç. Dr. Süreyya Sırma) |


İbn Fadlallah el-Umerî (ö.1348), Batı Afrika'dan bahsederken, Amerika'ya ulaşmaya dair bir teşebbüsten bahseden bir rivayet bırakmıştır. Onun Mesâlikû'l-Ebsâr adlı hacimli ansiklopedisinin ancak bir kısmı neşredilmiştir. Bu eserin dördüncü cildinden şunları okuyoruz: