| Prof. İhsanoğlu`ndan ortak tarih tezi |
|
Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü ile Orta Doğu ve Afrika Araştırmacılar Derneği`nce düzenlenen ``Uluslararası Osmanlı Dönemi Arap Coğrafyası ve Türk-Arap İlişkileri Sempozyumu``nun açılışında konuşan İhsanoğlu, Osmanlı tarihi incelemeleri içinde en kapsamlı ve en yoğun dönemlerden birini, Osmanlı dönemi Arap coğrafyası ve Türk-Arap ilişkilerinin oluşturduğunu kaydetti. Bu coğrafyada gelişen ilişkilerin yüzyıllar boyu dünya siyasetine yön veren süreçleri etkilediğini dile getiren İhsanoğlu, şöyle devam etti: ``Türkler ve Araplar en eski dönemlerden başlayarak Osmanlı Devleti döneminde aynı devletin çatısı altında yaşamışlar. Osmanlı Devleti`nin tarih sahnesinden kaybolmasından itibaren de ayrı ve bağımsız devletler altında yaşamaktadırlar. Bütün tarih boyunca hep bağlantı içinde olmuşlardır. Türkler ve Araplar aynı devlet yönetimi altında birlikte olduklarında da olmadıklarında da ortak bir tarihi yaşamışlardır. Din, dil, kültür, entelektüel hayat, sosyal ve ekonomik ilişkiler, bu ortak zaman ve mekan kesitlerinde coğrafi yakınlıklar içinde gerçekleşmiş çok yönlü bir tecrübeyi miras bırakmıştır. İşte bu mirasın her yönüyle incelenmesi, anlaşılması, bundan dersler çıkarılması, bugünle gelecekteki ilişkilerimizin sağlam yoğrulması için önem taşıyor.`` İhsanoğlu, bu tarihi mirasın günümüzde geçerliliğini korumasına paralel bir diğer hususun da bu tarihi meydana getiren süreçlerden değil, bu tarih hakkında bugüne kadar yapılan yorumlardan, ortaya konulan yaklaşımlardan, bu tarihin yazılışından çıkarılacak dersler olduğunu söyledi. Tarih yazımında Osmanlı döneminin Türk-Arap ilişkileri açısından değişik yaklaşımlar ortaya çıkardığını, Arap coğrafyasının Osmanlı dönemini göz ardı edici, gölgeleyici yorumlarının yanında, bu dönemi özlenen bir geçmiş olarak yorumlayan görüşler de olduğuna işaret eden İhsanoğlu, şunları kaydetti: ``Bu yaklaşımlar ve görüşler arasındaki keskin ayrılıklar, Osmanlı tarih araştırmalarında gelişmelerle beraber büyük ölçüde törpülenmiş, gerçekçi yeni yaklaşımlar ışığında ayıklanmıştır. Şu bir hakikattir ki, bundan 30-40 yıl öncesine göre bugün Osmanlı dönemi araştırmaları daha objektif, ilmi metot kriterlerine uygun yaklaşımlarla yapılmaktadır. Buna birçok faktör yardımcı olmuştur. Bunlardan birisi çeşitli ilk elden kaynakların ve özellikle Osmanlı arşivlerinin artık tarihçiler tarafından yoğun olarak kullanılır olmasıdır. Bir diğeri de söz konusu coğrafyada bugün yer alan ülkelerin tarihçileri, hem kendi araştırmalarında, hem de yeni nesil tarihçilerini eğitirken artık tecrit edilmiş bir şekilde sırf kendi bölgelerinde yapılmış araştırmaları değil, bölgeleriyle, ülkeleriyle ilgili bütün dünyada yapılan araştırmaları takip etmiş olmalarıdır. Türk-Arap ilişkileri tarihi araştırmaları, bu geniş perspektif yaklaşımdan mutlaka yararlanacaktır.`` -``TÜRKİYE`DE YAPILAN ÖNCÜ ÇALIŞMALAR``- Türkiye`de son 40 yılda konuyla ilgili yapılan öncü çalışmalara işaret eden İhsanoğlu, Türkiye`de yapılan çalışmaları kaynaklar, araştırmalar ve sempozyumlar başlıkları altında anlattı. İhsanoğlu, kaynaklar kapsamında Osmanlı döneminde yayınlanan yıllıkların kataloğunu hazırladıklarını, 1831`den 1928`e kadar basılan Arap harfli periyotların toplu kataloğunu çıkardıklarını, Osmanlı vilayetlerinde basılan gazeteleri ortaya çıkardıklarını, Osmanlı Devleti`nin Resmi Gazetesi olan Takvim-i Vekayi`nin 1831`den 1923`e kadar 7 bin 30 sayısını DVD olarak kayıt altına alarak satışa sunduklarını, ancak tüm aramalara rağmen 17 sayının eksik kaldığını kaydetti. Osmanlı arşivini Arap tarihçilere açtıklarını, bu arşive ait 5 milyon belgenin internetten ulaşılabilir hale geldiğini anlatan İhsanoğlu, Kanuni Sultan Süleyman ve Yavuz Sultan Selim`in 60 yıllık dönemini içeren vesikalarının da deşifre edilerek bir dizi yayın haline getirildiğini belirtti. İhsanoğlu, Kahire`deki Arap Araştırmaları Merkezi ile İslam Tarih Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi`nin (IRCICA), Türk Arap ilişkilerini İslam öncesinden yakın döneme kadar 8 ayrı bölüm halinde inceleyen 2 ciltlik kitap çıkardığını, ayrıca ``Osmanlı Devleti ve Medeniyet Tarihi`` adlı 2 ciltlik başka bir kitabın da çıkarılan en önemli yayınlardan olduğunu vurguladı. Bu toplantıya katılan uzmanların bir araya gelerek, Osmanlı Devleti`ne ait Şam, Basra, Hicaz, Yemen, Körfez gibi spesifik bölgelere ilişkin çalışma yapmaları ve referans kitap hazırlamalarını öneren İhsanoğlu, bu çalışmalar olmadan daha derin konulara girmenin mümkün olmadığını söyledi. -PROF. DR. NECLA PUR- Marmara Üniversitesi(MÜ) Rektörü Prof. Dr. Necla Pur da MÜ`de Osmanlı tarihi, Orta Doğu ve Afrika tarihiyle ilgili çok sayıda yüksek lisans ve doktora çalışması yapıldığını belirtti. Türk ve Arap uluslarının köklerinin oldukça eskiye giden ilişkileri, ortak tarihleri ve geçmişleri bulunduğunu dile getiren Pur, bununla birlikte Osmanlı Devleti ile 16. yüzyıldan itibaren yoğunluk kazanan ve yaklaşık 6 asırdır farklı boyutlarla da olsa devam eden tarihi, kültürel ve siyasi ilişkilerin iki taraf için taşıdığı anlamın herkesin malumu olduğunu söyledi. Pur, geçmişte yaşanan birlikteliğin doğurduğu Osmanlı deneyiminin pek çok yönüyle günümüze de geleceğe de ışık tuttuğunu belirterek, ``Böyle bir durumda her iki tarafın medeniyet unsurlarını barındıran ortak mirasın anlaşılması ve daha da gelişmesi, Türk ve Arap toplumları için olduğu kadar, dünya barışı için de ayrı bir öneme sahiptir`` şeklinde konuştu. Ortak mirasın derinlemesine anlaşılması ve geliştirilmesinde üniversitelere ve bilim dünyasına önemli görevler düştüğünü, bu görevin layıkıyla yerine getirilmesinde bugün açılışı yapılan sempozyum ve etkinliklerin ayrı bir yeri ve önemi olduğunu dile getiren Pur, sempozyumun, yalnız Suriye, Irak, Fas, Tunus, Cezayir, Kuveyt, Lübnan ve Suudi Arabistan gibi farklı ülkelerden gelen katılımcıların bilimsel sunumlarıyla değil, aynı zamanda Türk ve Arap tarihçilerini bir araya getirmesi açısından da çok önemli olduğunu söyledi. Pur, benzer etkinliklerin daha sonra farklı ülkelerde de sürdürülmesini ve bu tip faaliyetlerin gelenek haline getirilmesini arzu ettiklerini, bunda her iki taraf açısından da büyük yararlar bulunduğunu kaydetti. MÜ Rektörlük binasında 3 gün sürecek sempozyumda 40`ı Arap dünyasından olmak üzere 60`dan fazla katılımcı yer alıyor. Sempozyumda, Osmanlı döneminde Arap vilayetlerinde Osmanlı idaresi, sosyal ve iktisadi yapı, Osmanlı idaresinin söz konusu coğrafyaya götürdüğü hizmetler, günümüze intikal eden Osmanlı mirası ve bu mirasın geleceği gibi konular ele alınacak. http://www.haber7.com |


