Cehennem Adası:Nargin

Tam 92 yıl sonra, Sarıkamış Dayanışma Grubu’nun uzun çalışmalarıyla ortaya çıkan kayıtlarda, 1914-1915 yıllarında, Sarıkamış Harekatı’nda Anadolu köylerinden esir alınan sivil ve askerlerin görüntüleri yer alıyor. Tarihi kaynaklarda, Türk esirlerin çoğunun, susuzluktan, yılanların zehirlemesi ve Rusların kurşuna dizmesiyle şehit olduğu yazıyor.

ÇOCUKLAR VE YAŞLILAR DA KAMPTA ÖLDÜ

KGB tarafından propaganda amaçlı çekilen kayıtlarda, 10-15 kişilik gruplar halinde ortada bulunan bir tencereden yemeklerini yiyen, açlık ve ağır kış şartlarına dayanamadıkları için hafızalarını ve sağlıklarını kaybettiği anlaşılan ve sağa sola sallanarak yürüyen esirlerin görüntüleri var.

 
Ramazanda İstibdad bile yumuşarmış

Sultan II. Abdülhamid`in itimat ettiği adamlarından İzzet Holo Paşa`nın damadı olan Ahmet Semih Mümtaz,  1908 Meşrutiyeti sonrasında, İttihatçıların tehditlerinden çekinip, kayınpederi eşi ve çocukları ile Fransa`ya kaçmış.  

Babası; Takvim-i Vekayi Nâzırlığı, Beyrut, Bursa vali-likleri, İstanbul şehreminliği görevlerinin yanı sıra Damad Ferid`in sadrazamlığı döneminde kısa bir süre Dahiliye Nâzırlığı da yapmış olan Reşid Mümtaz Paşa(1856-1924); annesi Çerkez asıllı Şadıfeza Hanım olan  Ahmet Semih Mümtaz, yazılarında `Semih Mümtaz S.` imzasını kullanmış.

 
Abdulaziz`in Doğu Türkistan`a Gönderdiği Savaş Timi

Sultan Abdülaziz zamanında Doğu Türkistan`a yapılan savaş yardımının gerçek hikâyesidir.

Doğu Türkistan`dan gelen Yakup Han`ın elçisi, namesini Sultan`a sundu ve Çin zulmü altındaki halkının içler acısı durumunu anlatarak Padişah`ın engin kanatları altına sığınma dileğini dile getirdi

Elçi tarafından örneklerle sunulan Doğu Türkistan halkının vahim durumu, Abdülaziz`in ince ruhunda derin akislerle yankılandı. Her ne kadar sıkıntılar içinde de olsa, dünyada nerede bir mazlum varsa Osmanlı`nın eli oradaydı. Osmanlı`nın, Afrika`daki Batı sömürgelerine uzanan yardım eli, kendi dindaşlarına uzanmazsa olur muydu hiç?

 
Padişah, Peygamber'in ruhuna Medine'ye mektup göndermişti
Abdülaziz (Osmanlı Türkçesi: عبد العزيز)(d. 8 Şubat 1830 – ö. 4 Haziran 1876). 32. Osmanlı padişahıdır.
II. Mahmud ve Pertevniyal Sultan'ın çocuğu, Abdülmecid'in kardeşidir.
Sultan Abdülaziz 25 Haziran 1861 tarihinde kardeşinin ölümü üzerine, 31 yaşında iken tahta geçmiştir.
4 Haziran 1876'da bilekleri kesili bir vaziyette, ölü olarak bulunmuştur.
Doktorlar tarafından intihar ettiğine karar verilmişse de, öldürüldüğü yönündeki belgeler apaçık ortadadır.

Osmanlı hükümdarı Sultan Abdülâziz, Hazreti Muhammed'in hatırasına son derece hürmetkardı. Medine'den ne zaman bir mektup gelse abdest tazeler, "Bunlarda Medine-i Münevvere'nin tozu var" diyerek öpüp alnına koyar ve daha sonra okuturdu. 1861 'de tahta geçmesinden sonra Hazreti Peygamber'in ruhaniyetine hitaben bir mektup kaleme almış ve peygamberin Medine'deki türbesine göndermişti. Hükümdar mektubunda samimi hislerini yazıyor ve Hazreti Muhammed'den kendisine din ve dünya işlerinde yardımcı olması ricasında bulunuyordu.

 
Padişahın kalbinde taht kuran HURREM SULTAN

Hurrem Sultan, Osmanlı tarihinin en meşhur hanımlarından birisidir şüphesiz. Romanlara, tiyatrolara, filmlere mevzu olmuştur. Hepsinde kocasını avucunun içine alıp ona her istediğini yaptıran muhteris bir kadın olarak tasvir edilir. Gerçek böyle midir?

Kanuni Sultan Süleyman ve Hurrem Sultan`ın temsili portreleri..

Hurrem Sultan`ın memleketi Rutenya, Ukrayna`nın Polonya hâkimiyetindeki batı kısmıdır. Bu sebeple Rossolan diye meşhur oldu. Rutenyalı Bâkire demektir. Hakkında hayalî romanlar yazanlar bile bunu gerçek adı zannederler. Esas adı Aleksandra Lisowska idi. Babası köy papazıdır. Küçük yaşta Kırım süvarilerince esir alınıp Topkapı Sarayı`na gönderildi. Burada terbiye edildi. Güler yüzü sebebiyle Hurrem adı verildi.

 
Farklı bir Timur-Yıldırım Mücadelesi

Nisan ayında “Osmanlı İmparatorluğu hakkında farklı bir görüş bakış açısıyla yurt dışında hazırlanmış en önemli eserlerden biri olduğunu” iddia eden Osmanlı İmparatorluğu Tarihi adlı bir ilmi kitap yayınlanmıştır. Bu kitap Fransa’da Historia Üniversitesi Tarih Kurumu tarafından kaleme alınmış ve 1783 yılında Paris’te Fransa Kıralının onayı ile yayınlanmıştır. Kitap “Osmanlı İmparatorluğu bir sınır beyliğinden İslam Dünyasının en güçlü devleti haline gelen ve uzun bir süre İslam Dünyasını elinde tutma çabası veren bir dünya devletidir. İşte bu noktadan hareketle bir yazı kurulu tarafından İngilizce olarak kaleme alınan Dünya Tarihi adlı çalışmanın oldukça geniş bir bölümü Osmanlı İmparatorluğu tarihine ayrılmıştır. Bu kitap söz konusu çalışmanın Osmanlı tarihini içeren 19. cildinin dilimize çevrilerek kazandırılmış şeklidir.” Kitap değerli edebiyaçtı Şiar Yalçın tarafından çevrilmiştir ve Kar Yayınları tarafından yayınlanmıştır.

 
Osmanlida Zaman Ölçümü

Zamanın nasıl belirleneceği sorunu insan zekasını çok eski çağlardan beri sürekli meşgul etmiş bir sorundur.

Bu önemli kuramsal bilgi Batlamyus'tan sonra da kullanılmıştır. Yöntem 9. yüzyılda İslam ülkelerinde benimsenerek özellikle namaz vakitlerinin belirlenmesi, karada ve denizde yön tayini, arazi ölçümlerinin yapılması, yüksekliklerin ve derinliklerin belirlenmesi gibi değişik konularda yaygın uygulama alanı bulmuştur. Bu sorunlarla uğraşırken küresel geometri ve gök cisimlerinin hareketi ile ilgili konularda önemli ilerlemeler kaydedilmiştir.

 
Kont Drakula ve Osmanlı
Bu yazıda, gerçeklerle efsanelerin birbirine iyice karıştığı karanlık bir çağda, yakından tanıdığımız iki ünlü tarihsel simânın kan kardeşliğiyle başlayıp ölümcül bir düşmanlıkla noktalanan sıradışı öyküsüne konuk olacağız. Bir cephesinde "Cihan Fatihi" nâmlı Sultan Mehmet, diğer cephesinde ise "Kazıklı Voyvoda" nâmlı Romen Prensi Vlad Tepeş'in yer aldığı son derece trajik bir öykü bu... Öyle her yerde okuyamazsınız, o yüzden tadını çıkartın!
Geçtiğimiz haftanın ortalarında bazı gazetelerimizde Romanya mahreçli ilginç bir haber yayımlandı. Habere göre, Romen Turizm Bakanlığı, başkent Bükreş yakınlarında "Dracula Parkı" adını taşıyacak bir eğlence merkezi açmayı planlıyormuş. Hani şu "Disneyland" türü yerlerden biri...

 
Gazi Evrenos Bey veya Hacı Evrenos
Gazi Evrenos Bey veya Hacı Evrenos (1288-1417)
 
Evrenos Ailesinin kökeni

Boz Oklu Han, Evrenosoğulları'nın bilinen en eski atasıdır. Gazi Evrenos, Boz Oklu Han'ın Vırsk Han, Kasun Han, Yoregür Han, Pranko İsa Bey, Koç Demir Han, Ozar Han ve Gündüz Alp Han adlı 7 oğlundan Pranko İsa Bey'in tek oğludur. Günümüz Evrenosoğulları Gazi Evrenos'un soyundan gelmektedirler.

1302 ve 1361 yılları arasında Karesioğulları Beyliği'ne hizmet etmiş olan bu Türkmen ailesi, Orhan Gazi'nin Karesi Beyliği'ni ilhak etmesi üzerine Gazi Evrenos Bey'in Pranko İsa Bey önderliğinde Osmanlı Devleti'nin hizmetine girmişlerdir.

 
Osmanlı Devleti’ni Kuran Hanedanın Soyu

Osmanlı Devleti’nin kuruluşu hakkında yapılan çalışmalar, romantik milliyetçiliğin tesirleri ile 20. yüzyılın ikinci yarısında büyük bir ivme kazandı. P. Wittek, H. A. Gibbons, J. Marquadrt, F. Köprülü, Z. V. Togan, H. İnalcık gibi tarihçilerin kaleme aldığı ve kuruluş ile ilgili ileri sürdükleri nazariyeler uzun süre tarihçileri meşgul etti. Bugün dahi Osmanlı Devleti’nin kuruluşu ile ilgili öne sürülen yeni görüşler bu nazariyelerden etkilenmiştir. Söz konusu görüşler arasında bilhassa “Osmanlıların menşeinin Kayılara dayandığı” yönündeki nazariye genel kabul görmüş gibidir.
   Osmanlı Devleti’ni Kuran Hanedanın Soyu

 
Osmanlı Korku Filmi

OSMANLI devrinde, bugün Bulgaristan sınırları içinde kalan Tırnova`da, 1833 yılında `cadı ya da Yeniçeri zombisi` avı yapıldı. Bu olay, o devrin resmi gazetesinde de yer aldı. Toplumsal Tarih dergisi de, bu ayki sayısında, kahramanları `kötü ruhlu Yeniçeriler` olan cadı avına yer verdi. Tırnova`daki Hollywood yapımı korku filmlerini aratmayan sahneler anlatılırken, yabancı kaynakların bu olaya bakışı da irdelendi. O tarihte bu olayları yorumlayan yabancı kaynaklar, Yeniçeri Ocağı`nın 1826`da kaldırıldığına dikkat çekerek sonrasında yaşanan bu olayları ve yazılanları `Yeniçerileri halkın gözünde lanetli olarak gösterilmesi` propagandası olarak yorumlamıştı...

ÜZERİMİZE MANDA ÇÖKTÜ!

 
Osmanlılar Kayı`dan değil

Son günlerde Osmanlı`nın Yalova`da kurulduğuna dair tarihi tespitiniz çok tartışıldı. Karşı çıkanlar oldu. Bu tartışmalarla ilgili düşüneniz ne? Eski tarihçilerimiz birisinin naklettiği rivayeti aynen alır kitabına koyar. Bu sahte bir rivayet midir, yanlışlıklar var mı, sorgulamadan aynen kaynağının söylediği gibi alır. Bunun asıl bir sebebi `Müslüman yalan söylemez` inancı olabilir. Halbuki bir tarihi olay ve kişi hakkında söylenen rivâyeti tarihçi kullanırken, bunu süzgeçten geçirmek zorundadır. Buna `textkritik` metodu denir. Bir misal vereyim. Sözde Osman`a rüyasında dünya hâkimiyeti müjdelenmiş. Bunu Şeyh Edebali yorumlamış. Bunu modern bir tarihçi kabul edebilir mi? 15. yüzyılda Aşıkpaşazâde`de, Neşri bunu gerçek gibi kayd ederler. Kaynaklarımız bunun gibi hurafeler içerir.

 
Sultan Hamid`in tahtına mal olan FİLİSTİN

Osmanlılar devrinde Mescid-i Aksa

XIX. asır sonlarında bir grup kavmiyetçi Yahudînin kurduğu Siyonist teşkilâtı, Sultan Abdülhamid`e müracaat ederek Tevrat`ta kendilerine va`d edilmiş toprak olan Filistin`de bir Yahudi Devleti kurulması karşılığında, Osmanlı borçlarının tamamını ödemeyi ve amme efkârında lehte propaganda yapmayı teklif etmişti. Padişah, kabul etmediği gibi, bu projeye engel olmak için Filistin`de arâzi satın alarak hazine-i hassa denilen hususî servetine katmıştı.

SİYONİST ZAFERİ

 
İnalcık Hoca Osmanlı Yalova`da kuruldu` demiyor!

Allah uzun ve sağlıklı ömürler versin, Halil İnalcık`ın 93. yaşını eskitirken hafızalarımız üzerinde estirdiği sabâ rüzgârı dinmek bilmiyor.

Haberlere göre hoca, 27 Temmuz 2009 günü Yalova`da yaptığı konuşmada asırlık yanılgıları düzeltmiş: 1) Osmanlı Devleti yaygın olarak bilinenin tersine 1299`da değil, 1302`de, 2) Söğüt`te değil, Yalova`da kurulmuştur.

Ne var ki, Halil İnalcık`ın söylem ve yöntemine aşina olanlar için ikincisini söylemeyeceği açıktır. Aslında Hoca, kesinlikle `Osmanlı Devleti Yalova`da kurulmuştur` demiyor. Ya ne diyor? Şunu:

 
Abdülhamid`e göre Osmanlı`nın kuruluş tarihi

`Osmanlı ne zaman kuruldu?` tartışmalarına ışık tutacak bilgiler içeriyor.

Yeni nesil tarihçilerin önde gelen isimlerinden biri olan Prof. Akgündüz halen Rotterdam İslam Üniversitesi`nin rektörü olarak görev yapıyor.

Sultan Abdülhamid döneminde `Eğitim Bakanlığı`, Osmanlı`nın tam kuruluş tarihini tespit için Tarih-i Osmani Encümeni`ne başvuruyor.

Onlar da tarihçi Efdalüddin`i görevlendiriyor.

Efdalüddin, kaynakçası bulunmayan 1847 tarihli Salname`ye dayanarak resmi kuruluş tarihini 27 Ocak 1300 olarak belirliyor.

 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 9 > 17