İlk Osmanlı sefiri: 28 Mehmet Çelebi

Osmanlı`nın son iki asrında Avrupa denilince akla gelen ilk ülke Fransa idi. Paris`te ortaya çıkan düşünce, fikir, edebiyat ve sanat akımları Osmanlı aydınlarını derinden etkilemiştir. Osmanlı`da büyük değişim, dönüşüm ve yıkımlara sebep olan Tanzimat`ın itici gücü de Fransa olmuştur. 28 Mehmet Çelebi`nin `gavurların yalancı cenneti` diye bahsettiği Paris, Osmanlı aydınları tarafından büyüleyici bir dille, büyük bir hayranlık duyularak anlatılmış ve edebiyatımızda önemli bir yer tutmuştur. Dolayısıyla Batılılaşma serüveni ve bugün peşinden canhıraş koştuğumuz Avrupa Birliği macerası 290 yıl öncesine dayanır. 28 Mehmet Çelebi`nin Fransa`dan bir batı hayranı olarak döndüğü yıllar, batılılaşmanın da başladığı yıllardır. Aradan geçen onca zamana rağmen `fazla naz âşık usandırır` ama öyle olmamış, `gavur aşkımız` hâlâ devam ediyor.

 

Osmanlı batılılaşması içinde Lale Devri önemli bir yer tutar. 1718-1730 yılları arasında süren on iki yıllık döneme Lale Devri denir. Padişah Üçüncü Ahmet döneminin bu şaşalı yaşamında, saray ve çevresinin böyle bir hayat tarzı ortaya koyması, zevk-ü sefa içerisinde günlerini geçirmesi Osmanlı`da alışılagelmiş bir durum değildi. İstisnasız bütün padişahların savaş meydanlarında ömür tamamladığı bir zamanda Üçüncü Ahmet`in, Osmanlı`nın yaşadığı yıkım sürecini durduracak tedbirleri almak yerine, zevk-ü sefa içerisinde bir yaşama kapı aralaması, deve kuşunun başını kuma gömmesinden başka bir şey değildi. Lale Devri sürecinde önemli rol oynayan, Batı`nın kapıların aralayan ve belki de batılılaşma sürecini başlatan, Batı değerlerini Osmanlı toplumuna aktaran ilk kişi 28 Mehmet Çelebi`dir. Padişah Üçüncü Ahmet tarafından Paris büyükelçiliğine atanan 28 Mehmet Çelebi, Paris`te görev yaptığı on bir aylık süreç içerisinde gördüklerini, yaşadıklarını, Parislilerin yaşam tarzını bütün ayrıntılarıyla kaleme aldığı sefaretnameyle ortaya koymuştur. Zaten Lale Devri ile bir yöne girmiş olan Osmanlı üzerinde bu sefaretname önemli bir tesir uyandırdı ve bu manada Batı toplumunun yaşam tarzı ilk defa bir Osmanlı sefiri tarafından bire bir aktarılarak ortaya, Osmanlı toplumunca özenilecek, takip edilecek bir yol açılmış oldu. Bu manada Osmanlı batılılaşmasında 28 Mehmet Çelebi önemli bir yerde durmaktadır. Çelebi`nin Paris seyahatinin yansımalarını Lale Devri uygulamalarında da görüyoruz. Toplumun yabancısı olduğu bir yaşam tarzına alıştırılma gayreti, Batı kültürüne ait kavramların toplumun gündemine girmesi bunun açık göstergesidir.

 

Gençliğinde Yeniçeri Ocağı`nın 28. Ortasına(28. Tabur) yazıldığı için 28 lakabıyla alınan Mehmet Çelebi, Edirne`de doğdu (1660). Asker olan babasının izinden giderek yeniçeri oldu. Önce çorbacılığa, sonra muhzır ağalığına yükseldi. Ayrıca aldığı medrese eğitimi sayesinde hem yüksek düzeylerde görevler aldı, hem `çelebi` unvanını kazandı, hem de sefaretnamesine eşlik eden beyitleri yazacak düzeyde Farsça öğrendi. Tophane nazırı, darphane nazırı oldu. Ardından darphane genel müdürü, sonra da maliye bakanı ikinci yardımcısı oldu. Esas ününü, Paris sefiri olunca kazandı. 1720-1721 yılları arasında yaptığı görev süresinde kaleme aldığı sefaretname önemli yankılar uyandırdı. Padişah Üçüncü Ahmet tarafından Paris Büyükelçisi olarak atanan 28 Mehmet Çelebi, mahiyetindeki dört yüz kadar kişiyle Paris`e giderken Fransa Kralı 15. Louis devrinde Marsilya`dan Paris`e kadar, büyük bir kısmını nehirlerin üzerinden yaptığı seyahatte gördüklerini en ince teferruatına kadar anlattı. Bu sefaretnamede anlatılanlar ve elçinin Fransa`da gördüklerinin büyük çoğunluğu, o zamana kadar Osmanlı toplumunun yabancısı olduğu şeylerdi. Sefaretname, daha çok ilk defa Osmanlı topraklarından dışarıya çıkan bir Osmanlı`nın Fransızların o zamanki yaşantısını nasıl gördüğünü, öne çıkan yenilikleri nasıl karşıladığını hayret ve takdir ettiği tarafları öne çıkarmaktadır.

Çelebi, sefaretnamesinin bir bölümünde Paris`le ilgili görüşlerini şöyle açıklar: `Paris şehri, aslında İstanbul kadar yoktur. Lakin binaları üçer, dörder kat olup yedi kat yapılmış haneleri dahi çoktur. Her tabakasında bir kalabalık, çoluk çocuklarıyla otururlar. Sokaklarında halk ziyade çok görünür. Zira avretler (kadınlar) daima sokaklarda hane be hane gezmektedir. Asla evlerinde oturmazlar. Erkek ve kadın karışık olmakla şehrin içi ziyade kalabalık görünür. Dükkânlarda oturup alış veriş edenler hep kadınlardır. Sokakları geniş olup baştanbaşa dört köşe yontulmuş kaldırım taşıyla döşenmiştir. Hanelerin çoğu kargır (taştan veya tuğladan yapılmış) binadır. Sağlam yapılmış, hoş görünüşlüdürler. Şehrin ortasından Sen Nehri geçip üç ada hâsıl olmuştur. Şehrin ortasında kalıp köprüyle bir taraftan öbür tarafa geçilir.` Dolayısıyla 28 Mehmet Çelebi`nin Fransa seyahati, batılılaşmanın dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir. Gezip gördüğü şehirler, saraylar, parklar ve bahçeler hakkındaki izlenimleri, Osmanlı için model olduğu söylenebilir. Bunun örneklerini Lale Devri`nde görüyoruz.

 

28 Mehmet Çelebi, toplumun Batı kültürüyle tanışmasında öncülük yapmış kişilerin başında gelir. Çelebi`nin 290 yıl önce açtığı yol, Türk toplumunun önüne yürünecek tek yol olarak konuldu. Aradan geçen bunca zaman içerisinde hem içerden hem de dışarıdan toplumu değerlerinden uzaklaştırma çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. O gün Paris`in yalancı büyüsüne kapılanlara bugün, AB`yi kara sevdaya çevirenler eklendi. Bakalım bu işin sonu nereye varacak?

 

Milli Gazete

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile