GİRİT MESELESİ

http://lh3.ggpht.com/_2JMbPaqbVFs/S-hfpUatD_I/AAAAAAAAAEw/G4_5QsTxnec/sozlu-girit.jpg(1897)

II. Wilhelm’in dünya siyasetinde Almanya’nın ağırlığını hissettirmek için müdahalede bulunduğu olaylardan biri de Girit meselesidir. 1897 yılında Girit meselesinden dolayı Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasında problem çıktığında, Almanya Yunan aleyhtarı bir tavır takınmıştır. Çünkü Alman Dışişleri, her ne kadar bölgede Almanya’yı doğrudan ilgilendiren bir mesele olmadığı kanaatinde olsa da, bu problemde Yunanistan taraftarı olmanın Rus çıkarlarına hizmet edeceği gerekçesiyle Yunanistan’ın Girit siyasetine prim vermemiştir. Hatta, bu problem sırasında, kız kardeşi Yunan veliahdı Konstantin ile evli olan II. Wilhelm de, bu akrabalık ilişkisinin Yunanlılar tarafından bir yumuşama vesilesi olarak kullanılmaması için azamî dikkat göstermiştir.

II. Wilhelm, bu meselede kıta devletlerinin birlikte hareket etmesini sağlamak için çaba sarf etmiş, böylece hem büyük devletler arasında savaş çıkmamasını sağlamaya, hem de Osmanlı Devleti’nin bölüşülmesini engellemeye çalışmıştır. Şansölye Bülow, Reichstag’da yaptığı bir konuşmada, Girit meselesindeki tek amaçlarının bu problemin genel bir savaşa sebebiyet vermesini engellemek ve adada huzurun sağlanması olduğunu söylemiştir. Adadaki huzurun da ancak Müslümanların can ve mallarının teminat altına alınmasıyla gerçekleşebileceğini, bunu söylemekteki amacının da Müslümanları korumaktan ziyade barışı sağlamak olduğunu belirtmiştir. Çünkü, her iki taraf uğruna da Alman askerlerinin hayatını tehlikeye atmak taraftarı olmadığını vurgulamıştır. Fakat buna rağmen, Osmanlı Devleti’ne karşı yapılacak hiçbir baskı hareketine de katılmayacaklarını ifade etmiştir.

İngiltere ise, Osmanlı Devleti’nin azınlıklarla ilgili politikası nedeniyle49 Osmanlı Devleti lehinde bir müdahalede bulunma taraftarı değildi. II. Wilhelm’in Osmanlı Devleti ve Yunanistan arasında savaş çıkmasını engellemek için Yunan limanlarını bloke etme fikri İngiltere’nin tereddütleri dolayısıyla neticesiz kalmıştır. İngiltere ve Almanya arasındaki bu görüş ayrılığı, II. Wilhelm ile anneannesi İngiliz Kraliçesi Victoria arasında gerginliğe neden olmuştur. Hatta Victoria, Wilhelm’in, kız kardeşinin prensesi olduğu bir ülke hakkında bu kadar aleyhte olmasının kendisini hayrete düşürdüğünü belirtmiş  ve Berlin büyükelçiliği aracılığıyla Wilhelm’in bu tavrını resmen protesto etmiştir.

Girit isyanı sırasında adaya asker çıkaran Yunanistan, büyük devletlerin baskısıyla askerlerini geri çekmek zorunda kalınca Yunan kamuoyu bundan çok rahatsız olmuştu. Yunanistan bu rahatsızlığı gidermek ve kamuoyunu da tatmin etmek amacıyla Osmanlı Devleti ile bir savaş planlamaya başlamıştır. Nitekim Nisan 1897’de Yunan ordusu Osmanlı sınırlarını ihlâl edince,Osmanlı-Yunan Savaşı başlamış oldu. Osmanlı ordusu Dömeke Meydan Savaşı’nda Yunan ordusunu yenince Atina yolu açılmış oldu, fakat büyük devletler Osmanlı ordusunu daha fazla ilerlememeleri konusunda uyarınca, Mayıs ayında ateşkes, Aralık ayında da anlaşma yapılmıştır. Bu anlaşmayla Osmanlı Devleti savaş tazminatı ve bir miktar da toprak kazanmıştır.

Yunanistan’ın yenilgisiyle, Girit Rumları adada tekrar çatışma çıkarmıştır. Rumlar sadece Müslümanlara değil, İngiliz askerlerine de saldırınca başta İngiltere olmak üzere Fransa, Rusya ve İtalya adaya müdahale ederek kontrolü sağlamışlardır. Bundan sonra adaya bir Yunan prensi vali olarak tayin edilmiş ve böylece Osmanlı Devleti’nin adadaki fiilî hâkimiyeti sona ermiştir.55 Bu meselede özellikle İngiltere’nin belirleyici rol oynayarak durumu kendi lehinde ve kontrolünde halletmesi, Almanya’yı çok rahatsız etmiştir. II. Wilhelm, Almanya’nın büyük bir donanmaya ihtiyacı olduğunun bu olayla bir daha kendini belli ettiğini şöyle ifade etmiştir:

“Almanya’nın Avrupa güçleri arasında kendisini hissettirebilmesi için güçlü bir donanmaya olan ihtiyacı kendini bir daha göstermiştir. Girit’te, birkaç geminin yerine zırhlılardan oluşan bir birliğimiz olsaydı, Almanya Şubat’ta derhal tek başına kendi gücüyle Atina’yı bloke edebilirdi ve diğer güçler ister istemez bize katılırdı. Bu durumda hiç bir şey yapılamadı ve bütün planları geçersiz kılan, bütün güçleri mefluç eden, dolayısıyla itibar kazanan İngiltere oldu! Niye? Çünkü en güçlü donanmaya sahip olduğundan! Bu konuda bizim 1.000.000 askerimizin ise bir faydası olmadı!”

Meşrutiyet’in tekrar ilânından sonra, Bosna-Hersek ve Bulgaristan örneğini takip eden Girit meclisi, 5 Ekim 1908’de Yunanistan’a bağlandıklarını ilân etmiş, fakat gerek Osmanlı Devleti’nin baskısı, gerekse büyük devletlerin böyle bir kararın getireceği riskleri göze alamamaları neticesinde bu mesele 1912 yılına kadar sürüncemede kalmıştır.

II. Wılhelm, Weltpolitik ve II. Abdülhamid / H. Bayram Soy 

 

Yorumlar 

 
0 # aslan 2011-06-30 22:28 Meşrutiyet’in tekrar ilânından sonra, Bosna-Hersek ve Bulgaristan örneğini takip eden Girit meclisi, 5 Ekim 1908’de Yunanistan’a bağlandıklarını ilân etmiş..! Cevap | Alıntı | Alıntı
 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile