| BEZMİALEM VALİDE SULTAN |
|
Hayatına dair çok az bilgi vardır. DoÄŸum yeri ve tarihi kesin olarak bilinmemekte, hakkındaki bazı kayıtlardan, küçük yaÅŸta esirciler eliyle saraya câriye olarak teslim edilen bir Gürcü kızı olduÄŸu anlaşılmaktadır. Sarayda yetiÅŸtirilip eÄŸitildikten sonra Sultan II. Mahmud'un hanımı oldu; daha sonra ondan bir ÅŸehzade (Abdülmecid) dünyaya getirince "ikinci kadın"lığa yükseldi. Sultan Mahmud'un vefatından sonra, on altı yaşını henüz bitirmiÅŸ olan oÄŸlu Abdülmecid tahta geçince Bezmiâlem de Valide Sultan ve Mehd-i Ulyâ-yı Saltanat unvanını kazandı. DaÂha çok Bezmiâlem Vâlide Sultan adıyla tanındı. Tahta çıktığında Sultan Abdülmecid'in henüz çocuk denecek bir yaÅŸta bulunması ve devlet iÅŸlerinde tecrübesiz oluÅŸu, annesinin devlet ve hükümet iÅŸlerinde bizzat yol gösterici ve müessir rol oynamasına yol açtı. Valide Sultan hemen bütün hayatı boyunca bu rolünü basan ile yerine getirdi. PadiÅŸahın memleket içindeki seyahatleri sırasında saray ve devlet iÅŸleriyle ilgilendi, gerektiÄŸinde devlet ve hükümet erkânına emirier verdi, hatta resmikabul ve ziyafetler de düzenledi. Valide Sultan yakalanmış olduÄŸu amansız bir hastalık sonucunda 3 Mayıs 1853 günü BeÅŸiktaÅŸ Sarayı'nda vefat etti ve aynı gün Sultan II. Mahmud Türbesi'ne defnedildi. Bezmiâlem Valide Sultan akıllı, tedbirli, ÅŸefkatli ve cömert bir kadın, dünyevi hırs ve gösteriÅŸlerden kendini alıkoymaya muvaffak olmuÅŸ seçkin bir kimse idi. Bu özellikleriyle, Osmanlı tarihinde birtakım entrika ve desiseler yüzünden birçok fecaate sebep olan bazı kadınlardan tamamen ayrı bir ÅŸahsiyete sahipti. OÄŸlu Abdülmecid'in israf ve gösteriÅŸ iptilâsına bir ölçüde engel olabilmiÅŸ, gerektiÄŸinde devlet iÅŸlerinde kendisine yardımcı olmuÅŸ, fakat mevkiini hiçbir zaman kötüye kullanmamıştır. OÄŸlunun padiÅŸahlığı sırasında devletin kendisine tahsis etmiÅŸ olduÄŸu maaÅŸ ve diÄŸer gelirlerini fakirleri doyurmak, ihtiyaçlarını gidermek, rahmet ve şükranla anılmasına vesile olacak pek çok hayır eseri yaptırmak yolunda sarf etmiÅŸtir. Bu arada tarikat erbabını gözetmeyi, tekke ve dergâhlara büyük ölçüde bağışlarda bulunmayı da ihmal etmemiÅŸÂtir. Bizzat mahalle aralarında dolaÅŸarak fakir ve muhtaçlara yardım elini uzatÂması, yetim ve kimsesiz kızları evlendirmesi, borcunu ödemeye gücü yetmeyenÂlere ve hapse düşmüş kimselere çeÅŸitli malî ve nakdî yardımlarda bulunması, ince ruhlu, ÅŸefkat ve merhamet sahibi bir insan olduÄŸunu gösterir. Vakıfları ve Hayır Eserleri. Bezmiâlem Valide Sultan ülkenin çeÅŸitli yerlerinde pek çok hayır eseri ve vakıf meydana getirmiÅŸ, bunların devamlılığını saÄŸlamak maksadıyla da gelir getiren çok sayıda emlâk ve "nüküd-i mevküfe" bırakmıştır. KurmuÅŸ olduÄŸu vakıfların bir kısmı ile bunların akarları, 1256-1267 (1840-1851) yılları arasında tanzim edilen ve on dört vakfiyeyi ihtiva eden 400 sayfalık bir vakıfnamede tesbit ve tescil edilmiÅŸtir (vakıfnamenin aslı ile bir sureti AnÂkara'da Vakıflar Genel Müdürlüğü ArÅŸivi'ndedir). Bu vakıfnamede belirtilenlerin dışında Valide Sultan'ın daha birçok hayratı vardır. Ayrıca harap olmuÅŸ veya tamamen ortadan kalkmış pek çok eseri de tamir ve ihya ettirmiÅŸtir. Hayır eserlerinden önemli olan bazıları ÅŸunlardır: a-   Hastahaneler. b-   1- Gurebâyi Müslimîn Hastahanesi. İstanbul'da Åžehremini semtindeki Yenibahçe mevkiinde bugün de faaliyetini sürdüren bu hastahane, zamanına göre modern bir ÅŸekilde inÅŸa ve teçhiz edilmiÅŸtir. "Hastahane" tabiri ilk defa bu müessesede kullanılmaya baÅŸlanmıştır. Adından da anlaşılacağı gibi burada müslüman ve erkek olmak kaydıyla sadece muhtaç ve kimsesiz "garipler"in parasız tedavi göreceÄŸi hususu vakfiye ve nizâmnâmesinde ÅŸart koÅŸulmaktadır. Valide Sultan, hastahanenin varlığının korunması ve hizmetin en iyi ÅŸekilde yürütülmesi için buraya zengin gelirli birçok vakıf bağışlamıştır. 2- Mekke'deki Gurebâ-yi Müslimîn Hastahanesi. İnÅŸasına Valide Sultan'ın saÄŸlığında baÅŸlanan, ancak vefatından sonra yarıda kalan bu eser SulÂtan II. Abdülhamid tarafından tamamlanmıştır. b- Mektepler. 1- Dârülmaârif (Valide MekÂtebi). Osmanlı Devleti'nde planı mektep olarak çizilip inÅŸa edilen ilk büyük binaÂdır. Rüşdiyeden daha üst seviyede üç yılÂlık tahsil veren ve deÄŸiÅŸik programla 20 Nisan 18S0'de hizmete açılan bu mektep, hem devlet dairelerine memur kadrosu hazırlayan, hem de Dârülfünun'a "mukaddime ve mahreç" olmak üzere talebe yetiÅŸtiren bir müessese idi. ValiÂde Sultan ayrıca bu mektep içinde bir liÂtografya matbaası kurdurmuÅŸ ve küÂtüphanesine de 546 cilt deÄŸerli yazma kitap bağışlamıştır. İstanbul'da Sultan II. Mahmud Türbesi yanında (CaÄŸaloÄŸlu) bulunan ve günümüzde hâlâ ayakta olan bu mektepte 1933'ten bu yana İstanbul Kız Lisesi adı altında Öğrenime devam edilmektedir. 2- Bezmiâlem Valide Mektebi. Beykoz Çubuklu'da yaptırılan bu mektep hakkında. Evkaf İdaresi tarafından kiraya verileceÄŸine dair 15 Åžubat 1332[81] tarihli Takvîm-i Vekâ-yf de yer alan resmî ilân kaydından baÅŸÂka bilgiye rastlanmamıştır. 3- Bezmiâlem Sıbyan Mektebi. İstanbul'da Edir-nekapı Molla AÅŸkî mahallesinde 1844'te üstü ahÅŸap ve bir dershane ile bir hoca odasından müteÅŸekkil olarak inÅŸa edilmiÅŸtir. 4- Bezmiâlem Sıbyan Mektebi (YeÅŸii Mektep). Dârülmaârif Mektebi'nin yanında ve onunla birlikte 20 Nisan 1850'de açılmıştır. Dârülmaârif idâdîsi olarak kurulan bu mektebin asıl adı YeÅŸil Mektep'tir. c- Camiler. 1- Dolmabahçe Camii (1853). İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nın yanında empire tarzında inÅŸa edilen bu cami, Bezmiâlem Valide Sultan'ın vefatından sonra oÄŸlu Sultan Abdülmecid tarafından tamamlanmıştır. 2- Gureba Has-tahanesi Camii (1845). Gurebâ-yi Müslimîn Hastahanesi'nin hemen yanında ve ahÅŸap çatılı olarak inÅŸa edilen bu cami, 1845'te adı geçen hastahane ile birlikte aynı günde ibadete açılmıştır. d- Köprüler. Galata Köprüsü (Cisri Cedîd veya Valide Köprüsü). Eminönü ile Karaköy'ü birbirine baÄŸlayan bugünkü Galata Köprüsü'nün ilk kurucusu da Valide Sultan'dır. Köprü 1844'te ahÅŸap dubalar üzerinde "sabin" (yüzer) olarak yapÂtırılmış ve on sekiz yıl hizmet gördükten sonra günümüze kadar çeÅŸitli tarihlerÂde yenilenmiÅŸtir. e- ÇeÅŸmeler. Bezmiâiem Valide Sultan'ın yaptırdığı veya tamir ettirdiÄŸi çeÅŸme ve sebiller, geç devir Osmanlı hayır eserleri arasında önemli bir yer tutar. Bunlardan tesbit edilebilen on iki çeÅŸme İstanbul'da, üç sebilin de ikisi Medine'de, biÂrisi Kerbelâ'dadır. 1- BeÅŸiktaÅŸ-Maçka'da Valide ÇeÅŸmesi: (1255/1839). XIX. yüzyıl çeÅŸme mimarisinin en güzel örneklerinden biri olarak halen ayaktadır. Meydan çeÅŸmeleri sınıfına giren bu âbidevî esere izafeten buÂlunduÄŸu mahalleye de VâlideçeÅŸme de-nilegelmiÅŸtir. Suyu Sultan II. Mahmud Bendi'nden iki masura (sonra dört masura olmuÅŸtur) alınarak baÄŸlanmış[82], daha sonra çeÅŸmeye Kadîm Taksim suyu, bu da kesilince Hamidiye suyu verilmiÅŸtir. Vâlide Sultan, her türlü bakım ve onarımın saÄŸlanması için gereken masraflarla görevlilere ödeneÂcek maaÅŸları karşılamak üzere birçok yerden emlâk satın almış ve bunları çeÅŸmeye vakfetmiÅŸtir. Kare bir plan üzerinde kurulan ve dört cephesinde dışbükey birer tekne taşı ve lüle bulunan çeÅŸme tamamen mermer kaplama olup empire üslûbunda inÅŸa edilmiÅŸtir. En üst tarafında dört cepheyi dolanan bir mermer silme ile bunun altında Sultan Abdülmecid'in tuÄŸraları, yanlarda ise kıvrık dal motifleri ve defne yaprağı ÅŸeklinde çelenkler görülmektedir. Köşelerde mermer kaplamalardan yapılmış düz baÅŸlıklı payeler yer alır. Ayna taşı, çelenk ÅŸeklinde kabartma çiçekÂler ve bunun altında çapraz iki meÅŸale ile rokoko tarzında süslenmiÅŸ olup üzeÂrinde mermer kitabe bulunmaktadır. Çe-lengin iç kısmındaki kıvrılmış yapraklar, aynı ÅŸekilde lüle deliÄŸinin iki yanında da yatay olarak devam eder. Tekne taÅŸlarıÂnın yanlarında yine tekne taşı ÅŸeklinde ikiÅŸer seki mevcuttur. Ana yola bakan kitabesinde ÅŸair Şükrinin ta'lik hatla yazılmış beÅŸ beyitlik manzumesi yer alır. Tarih beyti şöyledir: "Şükriyâ târihini al gel sadâ-yı âbdan / Lüleden bu kevser âbı geldi cûyân eyledi". Kitabenin bulunduÄŸu cepheye göre sol yüzünde bir tuÄŸra ve bunun altında yine ta'lik hatla yazılmış Zîver PaÅŸa'ya ait beÅŸ beyitlik diÄŸer bir tarih kitabesi bulunmaktadır. Bu kitabenin son beytinin her iki mısraında da tarih düşürülmüşÂtür: "Revân kılsın ÅŸeh-i âfâka cûy-i nus-retin sübhân / Bu semti Valide Sultân kıldı âb ile dil-şâd". 2- Silivrikapı Uzunyusuf Mahallesinde Bezmiâlem ÇeÅŸmesi (1257/1841). Eski Lâlezar Camii sokağındadır. KırkçeÅŸme'den gelen suyu daha sonra kesilmiÅŸtir. Klasik üslûpta inÅŸa edilen çeÅŸmenin cephesi kesme taÅŸtandır. Bu haliyle XVI-XVII. yüzyıla ait olduÄŸu anlaşılan eseri Valide Sultan sadece ihya ettirmiÅŸtir. Kemerin hemen üstünde yer alan mermer kitaÂbenin ortasındaki oval bir çerçeve içinde Sultan Abdülmecid'in tuÄŸrası bulunmaktadır. Ayna taşı sade, seki taÅŸları kalındır. ÇeÅŸmenin altı beyitlik tarih kitabesi Zîver PaÅŸa'ya aittir ve ortada yer alan tuÄŸranın iki yanına ta'lîk hatla altışar mısra halinde yazılmıştır. Tarih beyÂti şöyledir: "N'ola Zîver kulu târîh-i tâm-mın eylese iÅŸrâb / Getirdi âb-ı dil-cû çeÅŸÂme yapdı Valide Sultân". 3- Sultanahmet'te Üçler ÇeÅŸmesi (1259/ 1843}. Üçler mahallesine adını veren ve bugün yerinde olmayan Üçler ÇeÅŸmesi'nin de banisi Valide Sultan'dır. Kitabesinden anlaşıldığına göre Bezmiâlem Valide Sultan, Abdülmecid'den önce dünyaya gelip küçük yaÅŸlarda ölen Ahmed ve Mehmed adlarındaki iki oÄŸlu ile on üç yaşında vefat eden Abdülhamid adınÂdaki üçüncü oÄŸlunun ruhlarının şâd olması için bu çeÅŸmeyi yaptırmış ve adını da bu sebeple Üçler ÇeÅŸmesi koymuÅŸtur. ÇeÅŸmenin niçin yapıldığını anlatan Zîver PaÅŸa'ya ait on beyitlik kitabenin son üç beyti şöyledir: "Bu aynı yaptı nâmın kıldı Üçler ÇeÅŸmesi zîrâ / Zülâl-i cû-dun üç taksim edip evlâda ol Sultân // O üç ÅŸehzadeye ey teÅŸneleb bu ayn-ı vâ-lâdan / İçip su oku üç İhlâs'la bir Fatiha ol ân // Dedi Zîver kulu bu hayr-ı carîyi görüp târih / Bu zîbâ çeÅŸmeden âb etti icra Valide Sultân".  4- Topkapı'da Bezmiâlem ÇeÅŸmesi (1259/ 1843). Sultan II. Mahmud'un "ruhunu ihya" için yaptırılmıştır. İlk yapıldığında BeÅŸiktaÅŸ'ta Yıldız Saat Kulesi'nin karşısınÂda, Yıldız Sarayı'nın duvarına yaslanmış durumda ve Taksim suyuna baÄŸlı iken 1943-1945 yıllarında yerinden sökülerek o sırada Topkapı surları dışında yıÂkılmış halde bulunan Hüseyin Bey ÇeÅŸmesi'nin yerine monte edilmiÅŸ ve suya kavuÅŸturulmuÅŸtu. Ancak 1957-1958 yıllarında meydanın tanzimi sırasında buÂradan da kaldırılarak 100 m. kadar ileÂride ve sur dışında, Edirnekapı'dan gelerek Maltepe'ye dönen yolun üzerindeki mezarlığın duvarı üstüne nakledilmiÅŸ, günümüzde yoldan 2-3 m. kadar yüksekte ve susuz kalmıştır. ÇeÅŸme empire üslûbunda inÅŸa edilmiÅŸ olup cephesi tamamen mermerdendir. Cephesinin yukarısında hiçbir üslûba uyÂmayan garip bir tepelik bulunmaktadır. İki yanında ikiÅŸer buçuk metre kadar yükseklikleri olan birer mermer sütun (paye) vardır. Tekne taşı bu sütunların kaideleri arasındaki boÅŸlukta yer alır. Teknenin gerisindeki ayna taşı ise yükÂsek bir kemerle çevrilmiÅŸ, ortası alçak kabartma oluklu bir sütun üzerine koÂnulmuÅŸ büyük bir küre kabartması ve bu küreyi çevreleyen ışık huzmeleriyle süslenmiÅŸtir. Kitabenin üzerindeki Sultan Abdülmecid'in kabartma tuÄŸrası Cumhuriyetin ilk yıllarında pek çok eserde olduÄŸu gibi kazınarak silinmiÅŸtir. Ta'lik hatla yazılmış on beyitlik kitabe Zîver PaÅŸa'ya aittir; tarih beyti şöyledir: "GevÂherin târihini Zîver dedim içip suyun / Kevser olsun ruhuna Mahmûd Hân'ın bu zülâl". 5- Gurebâ-yi Müsiimîn Hastahanesi ÇeÅŸÂmesi (1261/1845). Bu çeÅŸme, yine Bez-miâlem Valide Sultan'ın hayır eserlerinÂden olan Yenibahçe'deki Gurebâ-yi MüsÂiimîn Hastahanesi ile yanındaki cami için yaptırılmış ve bunlarla birlikte hizmete açılmıştır. Önceleri KırkçeÅŸme suyunun geçtiÄŸi Åžehremini-Tatlıkuyu semtinden gelen suyu uzun zamandan beri kesilmiÅŸ durumdadır. Empire üslûbunda inÅŸa edilen çeÅŸme tamamen mermer kaplamadır. Ayna taşı kabartma iki sütun arasına alınmış ve ortasına meÅŸale ÅŸeklinde büyük yaprakÂlı bir bitki motifi yüksek kabartma olarak iÅŸlenmiÅŸtir. Tavus kuyruÄŸunu da andıran bu motifin kökü lüle kısmına rastlamaktadır. Tekne taşı ile iki yanındaki mermer sekili kısımların dış yüzlerinde papatyaya benzeyen çok yapraklı birer çiçek motifi bulunur. Kitabenin üst kısmında görülen üçgen ÅŸeklindeki dekorlu bir kısmın içine Sultan Abdülmecid'in etrafı güneÅŸ huzmeleriyle çevrilmiÅŸ oval çerçeveli kabartma tuÄŸrası yerleÅŸtirilÂmiÅŸtir. Bunun altında mermer bir silme, onun da altında kitabe taşı yer alır. Kitabe taşının alt kısmında ise ikinci bir mermer silme bulunmakta ve bunu ayÂna taşını çevreleyen iki yivli paye taşımaktadır. Ta'lik hatla yazılmış Zîver PaÅŸa'ya ait beÅŸ beyitlik kitabenin tarih beyti şöyledir: "Zîver etsin def-i illet nazm-dan tarîh-i tâm /Yaptı dil-cû mâder-i şâh-ı zaman aynü'ÅŸ-ÅŸifâ". 6- BeÅŸiktaÅŸ Cihannümâ Mahallesinde Bez-miâlem ÇeÅŸmesi (1262/1846). Serencebey caddesini takip eden Serencebey YokuÅŸu'nda. Anber AÄŸa Camii'nin yanında duvara yaslanmış olduÄŸu ve bir haznesi ile kitabesinin bulunduÄŸu kaydedilen çeÅŸme bugün yerinde mevÂcut deÄŸildir. Suyunun Taksim makseminden iki lüle olarak verildiÄŸine dair bazı kayıtlar mevcuttur[85]. Eldeki bilgilerden 1957 yılına kadar yerinde durduÄŸu ve suyunun da akmakta olduÄŸu öğrenildiÄŸine göre çeÅŸmenin daha sonra yol açma veya diÄŸer inÅŸa faaliyetleri sırasında ortadan kaldırılmış olÂması muhtemeldir. Sair Şükrî'ye ait on dört beyitlik kitabesinin tarih beyti şöyledir: "Vâdî-i hayretde herkes su ararken Şükriyâ / Nehr-i Kevser bunda carî söyledim târîh-i tâm". Yine Anber AÄŸa Camii yanındaki Anber AÄŸa ÇeÅŸmesi'nin yaslanmış olduÄŸu duvarda sonradan monte edildiÄŸi anlaşılan 1255 (1839) tarihli baÅŸka bir kitabe daha bulunmakta ve üzerinde ta'lik hatla, "Åževketlü, mehâbetlü Sultan Abdülmecid Han efendimizin valideleri, ismetlü Bezmiâlem Valide ... [Sultan] hazÂretlerinin hayratıdır. Sene 1255" ibareÂsinin yazılı olduÄŸu görülmektedir. EÄŸer "'hayrat" kelimesinden kastedilenin çeÅŸme olduÄŸu kabul edilirse Serencebey YokuÅŸu'nda Valide Sultan'ın iki çeÅŸmesi bulunduÄŸu ve bu sonuncu çeÅŸmenin de birincisi ile aynı akıbete uÄŸramış olduÄŸu düşünülebilir; eldeki kayıtlar da buÂnu teyit etmektedir. 7- Tarabya'da Bezmiâlem ÇeÅŸmesi (1269/ 1852-53). Hayat ÇeÅŸmesi olarak da bilinen çeÅŸmenin suyu SoÄŸuksu menbaından gelmektedir. Mimari yönden önemli bir özelliÄŸi yoktur. GeniÅŸ ve yüksek cepÂhesi kesme taÅŸtan yapılmıştır. Teknesinin iki tarafında uzun yalaklar vardır. Mermerden olan ayna taşının üzerinde ve tamir kitabesinin her iki tarafında kabartma motifler bulunmaktadır. ÇeÅŸme duvarının üzerindeki Sultan Abdülmecid'e ait tuÄŸranın hemen altında inÅŸa edildiÄŸi yılı gösteren "1269" yazılıdır. Bunun altında yer alan Lutfî imzalı iki mısralık kitabeden de Sultan II. Abdülha-mid tarafından 1319 (1901-1902) yılında tamir ettirildiÄŸi anlaşılmaktadır: "Sâye-i Sultân Hamîd Hân'da / Oldu ma'mûr Bezmiâlem ÇeÅŸmesi". 8- Alibeyköyü'nde Bezmiâlem ÇeÅŸmesi: Valide Sultan'ın eÅŸi II. Mahmud'un "ruhunu ihya" için yaptırdığı bugün mevcut olmayan çeÅŸmenin bir duvara monÂte edilmiÅŸ halde bulunan kitabesinden inÅŸa tarihini tesbit etmek mümkün deÄŸildir. Çünkü iki beyitlik kitabe ortasından kırılmış ve yazıları yer yer tahrip olmuÅŸ durumdadır. 9- Silivrikapı'da Abdullah AÄŸa-Bezmiâlem ÇeÅŸmesi (1257/1841). Bâlâ Tekkesi civarında, YeldeÄŸirmeni sokağı ile Silivrikapı YaÄŸhanesi sokaklarının kesiÅŸtiÄŸi köşede yer almakta ve üzerinde daha sonra yapılmış olan ahÅŸap bir ev bulunÂmaktadır. İlk banisi, Bâbüssaâde AÄŸası Abdullah AÄŸa'dır. Zamanla harap olan çeÅŸme Bezmiâiem Valide Sultan tarafından 1257 yılında esas üslûbu deÄŸiÅŸtirilmeden tamir ettirilmiÅŸtir. Valide SulÂtan'ın on dördüncü vakfiyesinden, suyuÂnun devamlı akması için 20 kuruÅŸ maaÅŸla bir suyolcu tayin edilmesinin ÅŸart koÅŸulduÄŸu öğrenilmektedir. Zîver PaÅŸa'ya ait olan yedi beyitlik tamir kitabesinin tarih beyti şöyledir: "Güher-senc oldu Zîver feyz-i hâmemle bu târihim / Bu ayn-i pâki carî etti vâ-lâ mâder-i Hâkân". ÇeÅŸmenin daha sonra yeniden tamire muhtaç hale gelerek 1325 (1907) yılında II. Abdülhamid devrinde Saraylı Serfürû Hanım'a "rahmet vesilesi" olmak üzere tamir edildiÄŸi, cephenin sağındaki tarih kitabesinden anlaşılmaktadır: "Merhume Saraylı Serfürû Hanım'a vesîle-i rahmet olmak için ihya edildi / Fî Zilkade 1325". Cephesi kesme taÅŸtan yapılan ve çeÅŸme-ev mimarisinin nâdir örneklerinden birini teÅŸkil eden eser, klasik Türk çeÅŸÂme mimarisindeki özgün biçimini günümüzde de korumuÅŸtur. Dikdörtgen bir niÅŸ ÅŸeridi ile çerçevelenmiÅŸ olan cephenin en üstünde ve niÅŸin hemen altında. ortasında Sultan Abdülmecid'in tuÄŸrası bulunan birinci tamir kitabesi, onun saÄŸ altında da ikinci tamir kitabesi yer alır. Ortada sivri Türk kemeri ve bunun içinde mermer ayna taşı bulunmaktadır. AyÂna taşı iki kısma ayrılmış olup üstteki kısımda su tası konulacak bir oyuk varÂdır; alttaki kısımda ise musluk takılmış vaziyettedir. Tekne taşının her iki yanında seki kısmı yer alır. ÇeÅŸme önceleri KırkçeÅŸme sularına baÄŸlı iken bugün musluÄŸundan ÅŸehir ÅŸebeke suyu akmaktadır. 10- KasımpaÅŸa'da Bezmiâlem ÇeÅŸmesi (1257/1841). Hacıhüsrev mahallesinin doÄŸu sınırını teÅŸkil eden İplikçi sokağı üzerinde ve Sahaf Muhyiddin Camii'nin (Kara İmam Camii) önündedir. Kitabesinden Valide Sultan tarafından tamir ettirilmiÅŸ olduÄŸu anlaşılan çeÅŸmenin ilk banisi hakÂkında herhangi bir bilgiye rastlanmamakta, Sahaf Muhyiddin Camii'ne minber koyan ve yanında da bir sıbyan mektebi yaptıran Lâle Devri'nin meÅŸhur kaptanpaÅŸası Kaymak Mustafa PaÅŸa'nın bir hayır eseri olduÄŸu sanılmaktadır. ÇeÅŸme barok üslûpta ve kesme taÅŸÂtan yapılmıştır. Üst kısmında demir desÂteklerin taşıdığı kavisli bir mermer saçak bulunmaktadır. Asıl çeÅŸme cephesi dikdörtgen bir niÅŸ içine alınmış olup niÅŸin kenarları bükülmüş ip ÅŸeklinde iÅŸlenmiÅŸtir. En üstte kitabe taşı yer almaktadır. Kitabe taşının ortasında oval bir çerçeve içinde Cumhuriyetin ilk yıllarında kazınarak silinen Sultan Abdülmecid'in bir tuÄŸrası vardı. TuÄŸra madalyonunun üstünde bir perde saçak, altında ise çapÂraz iki zeytin dalı kabartması bulunmaktadır. Ta'lik hatla tuÄŸranın iki tarafına dörder mısra halinde yazılmış olan Zîver PaÅŸa'ya ait dört beyitlik kitabesinin tarih beyti şöyledir: "Dedi târih-i tâm-mın çâker-i dîrinesi Zîver / Akıttı BezÂmiâlem Sultân mâ-İ aynü'l-Hak".  Kitabenin altında ise kenarları dantel ÅŸeklinde derinliÄŸi az bir kemer ve kemerin köşe dolguları olarak da karşılıklı birer ayyıldız motifi görülür. Kemerin altında gayet uzun dikdörtgen ÅŸeklinde mermer bir ayna taşı vardır ve uçları mızrak, ortalan kemer ÅŸeklinde kıvrılmış barok üslûbunda kabartma yaprak motifleriyle süslüdür. Asıl tekne taşı yok olmuÅŸtur. Önceleri Taksim suyundan beslenen çeÅŸmeye daha sonra ÅŸehir ÅŸebeÂke suyu baÄŸlanmış, ancak 1982 yılında tekrar kesilmiÅŸtir.  11- Topkapı'da Fâtih Sultan Mehmed'in yaptırdığı Çukur ÇeÅŸme. Fâtih Sultan Mehmed İstanbul'u fethettiÄŸi gün Topkapı surlarından ÅŸehre girdikten sonra kapıya yakın bir yerde, bir çeÅŸme yapılmasıÂnı emretmiÅŸti. Sonradan Çukur ÇeÅŸme ve Çarşı ÇeÅŸmesi diye şöhret bulan bu hayrat zamanla harap olmuÅŸ ve Turunçluk menbaından gelen suyu kesilmiÅŸti. Bezmiâlem Valide Sultan, kethüdası Mîr Hasan'ı bu çeÅŸmeyi tamir ettirmekle göÂrevlendirmiÅŸ ve çeÅŸme 1851 yılında yeniden hizmete açılmıştır. Bugün ortadan kalkan çeÅŸmeler arasında bulunan eserin tamir kitabesi altı beyit olup Zîver PaÅŸa'ya aittir. 12- Galata Kulesi Yanında Bereketzâde ÇeÅŸmesi. Sebiller. 1- Medine'de Bezmiâlem Sebili.Bezmiâlem Valide Sultan'ın Medine'de Hz. Hamza Türbesi'ne giden yol üzerinde satın aldığı küçük bir arsaya. Özellikle hacılar için on adet bakır maÅŸrapası bulunan bir sebil yaptırmış olduÄŸu vakÂfiyesinde kayıtlıdır. 2- Medine'de Bezmiâlem Sebili (1267/1851). Bezmiâlem Valide Sultan'ın yuÂkarıda zikredilen sebil yakınında ve Åžam Kapısı'nın dışında Sebil Bahçesi diye biÂlinen bostan civarında, daha önce Veh-hâbî istilâsı sırasında tamamen yıkılmış olan baÅŸka bir sebilin yerine "tarz-ı nev üzre" daha büyük bir sebii yaptırdığı [8 x 65 zira) yine vakfiyesinden öğreÂnilmektedir. Zîver PaÂÅŸa'ya ait iki beyitlik kitabesinin tarih beyti şöyledir: "Eylesin huccâc târihim göÂrüp Zîver du'a / Mâder-i Abdülmecîd Hân yaptı zîbende sebil". 3- Kerbelâ'da Bezmiâlem Sebili (1263/ 1847). Valide Sultan'ın Kerbelâ'daki Hz. Hüseyin'in türbesi avlusunda çok güzel bir sebil yaptırmış olduÄŸu, Zîver PaÅŸa'Ânın son beyti aÅŸağıda verilen on iki beyitlik tarih manzumesinden öğrenilmektedir: Bunlardan baÅŸka Bezmiâlem Valide Sultan'ın İstanbul'da ve ülkenin çeÅŸitli yerlerinde tamir ve vakfetmiÅŸ olduÄŸu pek çok hayratı mevcuttur. Bunlar araÂsında Terkos gölü ve civarı, yüzlerce dönüm tarla ve arazi, çiftlikler ve köyler, dükkânlar, hanlar, deÄŸirmenler, evler vb. zengin gelirli emlâk ile muhtelif vakıflaÂra ve hizmetlere sarfedilmek üzere tahÂsis etmiÅŸ olduÄŸu büyük meblâğda "nü-kûd-i mevküfe" sayılabilir. Valide Sultan, Kâbe-i Muazzama ve Ravza-i Mutahhara (Türbe-i Nebevî) ile İstanbul'daki Ebû Eyyûb el-Ensârî Vakfı'na da çeÅŸitli hizmetler (cüzhanlık, ferrâşlık. bevvâblık vb.) götürmüş ve deÄŸerli bağışlarda bulunmuÅŸtur. Sık sık kullanmış olduÄŸu mühründe kazınmış olan aÅŸağıdaki ibare, onun manevî ÅŸahsiyetini ele ortaya koyan güzel bir örnektir: "Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl / Muhammed'siz muhabbetten ne hâsıl / Zuhurundan Bezmiâlem oldu vâsıl".  Kaynak:Diyanet İslam Ans    |


