4 AYDA DONANMA İNŞA EDEN DEVLET

http://img03.blogcu.com/images/t/a/r/tarih64/denizcilikpj2_1240764212.jpgMüverrih (yâni Hammer), Venedik Doclar Sarayı'nda Viçentino'nun levhasını, tersanede Sansovino yetiştirmelerinin oyma eserlerini, Akade-mi'de Veniero ve Barbarigo'nun  tunçtan heykellerim, Rozer Şapeli'nde Tintoretto'nun levhalanyle Vittoria'nın kabartmalarını, Padua*-daki Azîze Justin Kilisesi'nde asılı olan harb hâtıralarını, Kapitol'de Ko­lona heykelini, Roma'daki Aro in Caelis Kilisesi'nin altın yaldızlı kubbe­sini gördükten sonra, bu muharebenin neticelerinin —birçok müverrihin söyledikleri gibi— Mçten ibaret kaldığını derin bir hüzün duymaksızın düşünemez . Hakikaten,  müttefik  kumandanlarının  fikir  ayrılıkları ve ihmâlinden dolayı, Hıristiyan orduları için o kadar şerefli olan bu mu-zafferiyet, hiçbir mühim fayda sağlamadı. Öte yandan, Osmanlılardın fe­lâketli zamanında bile Sokollu Mehmed Paşa ile müftî Ebûssuûd Efendi'-nin sebatkâr faaliyetleri sayesinde, ne kadar servet ve ma'mûriyet için­de bulunduğunu meydana koymuştur.

Osmanlılardın Lepanto'da verdikle­ri zâyiât sür'atle tamir olunarak, birkaç ay sonra Kal'a-i Sultaniye (Ça­nakkale)  Boğazı'ndan, hemen hemen evvelkinin miktarında gemilerden mürekkep bir donanmanın çıktığı görüldü. Piyâle, muharebe mevkiinden 120 kadırga ve 13 nakliye gemisi  alıp getirmiş ve Ekim nihayetine doğru Uluç Alî  87 gemi ile İstanbul limanına girmişti. Lâkin Osmanlı do­nanmasının uğradığı zayiatın derecesini payitaht halkının nazarından giz­lemek için Uluç'un getirdiği bu gemilerin arasına, onun felâketten kur­tardığı kadırgalarla beraber Akdeniz'in muhtelif limanlarından getirtilen gemiler de konulmuştu .

Sultân Selim Uluç Alî'yi kapdân paşalığa yükseltti ve «Uluç» lakabı­nı «Kılıç» a çevirdi. Yeni kapdân paşa, donanmayı müdhiş bir kuvvete tekrar çıkarmak için, vezîr-i azamla teşrik-i mesaî etti. Türkler, Venedik­liler gibi tersanelerini heykellerle süslemek yerine, kubbeli sekiz kızak yapılabilmesi için gereken arazîyi hass bahçelerinden bir miktarım alarak tezgâhlarının kapasitesini genişletmekle meşgul oldular. îşte burada Le­panto muharebesini müteâkib sekiz ay zarfında 150 kadırga ve 8 kalyon ve büyük mauna, yâni Müttefik donanmalarının miktarından fazla gemi inşâ edilmiştir.

Kılıç Ali, sadrâzamla bir mülakatında, bir kış içinde 150 geminin ik­mâli kaabil olursa da, bu kadar kısa bir müddet zarfında 500 demir ile teçhizatın ve taifelere gerekli her türlü eşyanın tedârikinin belki müm­kün olamıyacağı düşüncesini ileri sürdü. Sadrâzam:

— «Paşa Hazretleri, dedi, Devletin servet ve kudreti o derece­dedir ki, gerekirse demirleri gümüşten, ipleri ipekten, yelken­leri atlastan yapılabilir; eğer gemilerinizin bir noksanı bulunur­sa geliniz, benden isteyiniz.»

Bu sözler üzerine Kılıç Alî, ellerinin arkası yere gelecek kadar eği­lerek, büyük bir şevk ve heyecanla:

— «Evet, donanmayı eski hâline getirmeğe muvaffak ola­cağınızı pek iyi bilirdim» cevâbını verdi .

Kıbrıs'ın fethine ve înebahtı bozgunluğuna rağmen, İstanbul'da ve memuriyetinde kalmış olan Venedik balyosu Barbaro sadrâzamın sulha mi, harbe mi mail olduğunu anlamak için bir gün huzuruna gelmesi üze­rine, Sokollu şu sözleri söyledi:

— «Son hâdiseden sonra, hasarlarımızın ne derecede bulundu­ğunu şübhesiz ki görüyorsun; lâkin sizin zayiatınızla bizim za­yiatımızın arasında büyük bir fark vardır: Sizden bir krallık yer almakla bir kolunuzu kesmiş olduk; siz ise donanmamızı mağlûb etmekle yalnız sakalımızı tıraş etmiş oldunuz. Kesilmiş bir kol yeniden bitmez; lâkin tıraş edilmiş sakal evvelkinden daha ziyâde kuvvetli çıkar.»

Bu cevap, beyhude bir tafra-furuşluk değil, hakikate tamâmiyle mu­vafık idi . Çünkü, Haziran başlarında 250 gemiden meydana gel­miş bir Osmanlı donanması denize çıktı. İspanya Krah'nın gösterdiği uzun tereddütlerden sonra kendini toplayabilmiş olan Hıristiyan donanması ise, Türkler'in donanmasına sayıca üstün ise de, kumandanlarının ihmâl ve fikir ayrılıkları yüzünden, sayı üstünlüklerinden ve taifesinin maharetin­den bir fayda sağlanamadı, iki hasım, iki defa Çerigo adasında ve Mata-ban burnu karşısında karşılaştılarsa da, kat'î bir cenk vukua gelmedi. Os­manlı donanması Modon'a ve Na varın'e çekildi. Hıristiyan donanması, Os­manlı donanmasının muhtelif kısımlarının birleşmesini Önlemek için Çe­rigo önünde kaldı; buna rağmen bu birleşme yapıldığı gibi, Parma dukası Modon'u muhasara için görevlendirildiyse de, buna cesaret edemedi. Kı­lıç Al! yalnız birkaç kadırga kaybettikten sonra donanmayı İstanbul'a ge­tirdi.

Hammer Tarihinden

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile