|
Müverrih (yâni Hammer), Venedik Doclar Sarayı'nda Viçentino'nun levhasını, tersanede Sansovino yetiÅŸtirmelerinin oyma eserlerini, Akade-mi'de Veniero ve Barbarigo'nun tunçtan heykellerim, Rozer Åžapeli'nde Tintoretto'nun levhalanyle Vittoria'nın kabartmalarını, Padua*-daki Azîze Justin Kilisesi'nde asılı olan harb hâtıralarını, Kapitol'de KoÂlona heykelini, Roma'daki Aro in Caelis Kilisesi'nin altın yaldızlı kubbeÂsini gördükten sonra, bu muharebenin neticelerinin —birçok müverrihin söyledikleri gibi— Mçten ibaret kaldığını derin bir hüzün duymaksızın düşünemez . Hakikaten, müttefik kumandanlarının fikir ayrılıkları ve ihmâlinden dolayı, Hıristiyan orduları için o kadar ÅŸerefli olan bu mu-zafferiyet, hiçbir mühim fayda saÄŸlamadı. Öte yandan, Osmanlılardın feÂlâketli zamanında bile Sokollu Mehmed PaÅŸa ile müftî Ebûssuûd Efendi'-nin sebatkâr faaliyetleri sayesinde, ne kadar servet ve ma'mûriyet içinÂde bulunduÄŸunu meydana koymuÅŸtur.
Osmanlılardın Lepanto'da verdikleÂri zâyiât sür'atle tamir olunarak, birkaç ay sonra Kal'a-i Sultaniye (ÇaÂnakkale) BoÄŸazı'ndan, hemen hemen evvelkinin miktarında gemilerden mürekkep bir donanmanın çıktığı görüldü. Piyâle, muharebe mevkiinden 120 kadırga ve 13 nakliye gemisi alıp getirmiÅŸ ve Ekim nihayetine doÄŸru Uluç Alî  87 gemi ile İstanbul limanına girmiÅŸti. Lâkin Osmanlı doÂnanmasının uÄŸradığı zayiatın derecesini payitaht halkının nazarından gizÂlemek için Uluç'un getirdiÄŸi bu gemilerin arasına, onun felâketten kurÂtardığı kadırgalarla beraber Akdeniz'in muhtelif limanlarından getirtilen gemiler de konulmuÅŸtu . Sultân Selim Uluç Alî'yi kapdân paÅŸalığa yükseltti ve «Uluç» lakabıÂnı «Kılıç» a çevirdi. Yeni kapdân paÅŸa, donanmayı müdhiÅŸ bir kuvvete tekrar çıkarmak için, vezîr-i azamla teÅŸrik-i mesaî etti. Türkler, VenedikÂliler gibi tersanelerini heykellerle süslemek yerine, kubbeli sekiz kızak yapılabilmesi için gereken arazîyi hass bahçelerinden bir miktarım alarak tezgâhlarının kapasitesini geniÅŸletmekle meÅŸgul oldular. îşte burada LeÂpanto muharebesini müteâkib sekiz ay zarfında 150 kadırga ve 8 kalyon ve büyük mauna, yâni Müttefik donanmalarının miktarından fazla gemi inşâ edilmiÅŸtir. Kılıç Ali, sadrâzamla bir mülakatında, bir kış içinde 150 geminin ikÂmâli kaabil olursa da, bu kadar kısa bir müddet zarfında 500 demir ile teçhizatın ve taifelere gerekli her türlü eÅŸyanın tedârikinin belki mümÂkün olamıyacağı düşüncesini ileri sürdü. Sadrâzam: — «PaÅŸa Hazretleri, dedi, Devletin servet ve kudreti o dereceÂdedir ki, gerekirse demirleri gümüşten, ipleri ipekten, yelkenÂleri atlastan yapılabilir; eÄŸer gemilerinizin bir noksanı bulunurÂsa geliniz, benden isteyiniz.» Bu sözler üzerine Kılıç Alî, ellerinin arkası yere gelecek kadar eÄŸiÂlerek, büyük bir ÅŸevk ve heyecanla: — «Evet, donanmayı eski hâline getirmeÄŸe muvaffak olaÂcağınızı pek iyi bilirdim» cevâbını verdi . Kıbrıs'ın fethine ve înebahtı bozgunluÄŸuna raÄŸmen, İstanbul'da ve memuriyetinde kalmış olan Venedik balyosu Barbaro sadrâzamın sulha mi, harbe mi mail olduÄŸunu anlamak için bir gün huzuruna gelmesi üzeÂrine, Sokollu ÅŸu sözleri söyledi: — «Son hâdiseden sonra, hasarlarımızın ne derecede bulunduÂÄŸunu şübhesiz ki görüyorsun; lâkin sizin zayiatınızla bizim zaÂyiatımızın arasında büyük bir fark vardır: Sizden bir krallık yer almakla bir kolunuzu kesmiÅŸ olduk; siz ise donanmamızı maÄŸlûb etmekle yalnız sakalımızı tıraÅŸ etmiÅŸ oldunuz. KesilmiÅŸ bir kol yeniden bitmez; lâkin tıraÅŸ edilmiÅŸ sakal evvelkinden daha ziyâde kuvvetli çıkar.» Bu cevap, beyhude bir tafra-furuÅŸluk deÄŸil, hakikate tamâmiyle muÂvafık idi . Çünkü, Haziran baÅŸlarında 250 gemiden meydana gelÂmiÅŸ bir Osmanlı donanması denize çıktı. İspanya Krah'nın gösterdiÄŸi uzun tereddütlerden sonra kendini toplayabilmiÅŸ olan Hıristiyan donanması ise, Türkler'in donanmasına sayıca üstün ise de, kumandanlarının ihmâl ve fikir ayrılıkları yüzünden, sayı üstünlüklerinden ve taifesinin maharetinÂden bir fayda saÄŸlanamadı, iki hasım, iki defa Çerigo adasında ve Mata-ban burnu karşısında karşılaÅŸtılarsa da, kat'î bir cenk vukua gelmedi. OsÂmanlı donanması Modon'a ve Na varın'e çekildi. Hıristiyan donanması, OsÂmanlı donanmasının muhtelif kısımlarının birleÅŸmesini Önlemek için ÇeÂrigo önünde kaldı; buna raÄŸmen bu birleÅŸme yapıldığı gibi, Parma dukası Modon'u muhasara için görevlendirildiyse de, buna cesaret edemedi. KıÂlıç Al! yalnız birkaç kadırga kaybettikten sonra donanmayı İstanbul'a geÂtirdi. Hammer Tarihinden
|