ERMENİDEN NANKÖRÜ YOKTUR

Not: Bu satırlar Ermeni meselesinin yaşandığı devirlerde Van milletvekili olan İbrahim Arvas Bey’in hatıralarından sadeleştirilerek alınmıştır.

Ermeni siyasi partileri iki tane idi. Birisi Taşnak, diğeri Hınçak idi. En taşkını Taşnak Partisi’ydi. Ermeni tüccarlarından birisinin öldürülmesi icap ederse hemen karar alırlar ve tatbike geçerlerdi. Kur’ayı çeken mahkumun babası ise derhal babasını vurmak zorunda kalırdı. Aksi takdirde kendisini derhal vururlardı. Bunların başı Avram Paşa idi….

 
OSMANLI ORDUSUNDA ÇİNGENELER

http://img51.imageshack.us/img51/417/acemioca.jpgOsmanlı Devleti’nde Çingene Sancağı Rumeli Beylerbeyliği’nde kuruldu. Anadolu’da böyle bir yapılanma yoktu. Bunun nedeni Çingenelerin nüfus olarak Rumeli’de daha yoğun olmalarıydı. Rumeli  beylerbeyliği’nde Çingene Sancağı, bir bölgenin fethinden sonra oluşturulmuş sancak değildi. Çingene Sancağı, Rumeli Eyalet Teşkilatı kurulurken bu teşkilatın bir parçası olarak ortaya çıktı. Bu sancak, sosyal ve coğrafi yapıda zorlayıcı bir değişikliğe gidilmeden idari bir değişiklik yapılarak kuruldu.

Çingene Sancağı, Rumeli’nin sadece bir bölgesini veya bir bölümünü kapsamamakta İstanbul dâhil olmak üzere Rumeli’deki tüm Çingeneleri içermekteydi.Çingene Sancağı’nın kesin kuruluş tarihi hakkında bir veri bulunmamaktadır.Çingene Sancağı’nın varlığını gösteren ilk kayıt II. Bayezid (1481-1512) dönemine aittir.

 
KANUNİ İÇKİ İÇMEZDİ

http://3.bp.blogspot.com/_sRgrMqHPEf0/TUUZpthYkSI/AAAAAAAABMM/3_kIN1WmqTo/s1600/a-7.jpgAraştırmacı-yazar Talha Uğurluel, Kanuni`nin 40 farklı baharattan hazırlanan Demir Hindi şerbeti içtiğini, padişah eşlerinin ise dizilerde gösterildiği gibi taç takmadığını söyledi.

Son yıllarda tartışma konusu haline gelen ve birçok kesim tarafından eleştirilen Osmanlı dönemi dizilerinde resmedilen padişahların yaşantısının tarihi gerçeklerden uzak olduğu belirtildi. Akdeniz Üniversitesi Bilinçli Gençler Topluluğu`nun düzenlediği konferansta konuşan araştırmacı-yazar Talha Uğurluel, `Bilimeyen Yönleriyle Kanuni Sultan Süleyman` adlı bir sunum yaptı. Atatürk Konferans Salonu`ndaki konferansa üniversitede okuyan öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.

 
VAHDETTİN ASILABİLİRDİ

http://images.habervitrini.com/haber_resim/bulent%20ecevit-vahdettin.jpgOsmanlı Devleti`nin 36. ve son padişahı, 115. İslam halifesi Sultan Vahdettin`in Türkiye`den çıkmak zorunda kaldığı 1922`den günümüze kadar 89 yıldır sürgünde olduğunu söyleyen tarihçi Mustafa Armağan, sultanın hâlâ getirilmesi yasak olan kabrinin en kısa zamanda ülkeye getirilmesi gerektiğini söyledi. 1 Kasım 1922`de Türkiye Büyük Millet Meclisi`nin çıkardığı iki maddelik bir kanunla saltanatı kaldırılan Vahdettin`in, oğluyla birlikte ilk sürgününü Malta`ya giderek yaşadığını söyleyen Armağan, `Gitmeseydi asacaklardı. 1922`de Türkiye`den ayrılarak Malta`ya gitti. 1926`da ise San Remo`da 65 yaşındayken yaşamını yitirdi. Ülkeden çıkışının 89. yılında hâlâ sürgünde, hâlâ yasaklıdır` diyor.

 
PADİŞAH'IN KURBANI

http://filozof.net/Turkce/images/stories/astroloji-2/padisah-elci-kabul.jpgOsmanlıda bayram hazırlıkları, bayramdan 10-15 gün önce başlardı. Arefe gününde ise her şeyiyle bayrama hazırlanmış olan pâyitaht İstanbul, oldukça renkli sahnelerle karşılardı kurban bayramını.

Bayram öncesi saraydan halka duyurulan Padişah Tembihnamesi ile `Bayram öncesi temizliğin emredilir ve kurbanlık tercihi ile kesiminde dikkat edilmesi gereken hususlar` halka duyurulur. Bayram öncesi bu tembihnamenin îlânı ile her yer pırıl pırıl hâle getirilirdi. Sokaklarda kurban kesmek tâa o dönemlerde yasaktı. Kesim için bir dönem Yedikule Hisarı`nın tâyin edilmesi de gösteriyor ki, açık alanlarda alenen kesimler yapılmıyordu.

 
OSMANLI TAPULARI

http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/2009/33945.jpgTAPU Kadastro Genel Müdürlüğü`nün Osmanlı Devleti`nden kalan yaklaşık 2.5 milyon tapuyu önce günümüz Türkçe`sine çevirmesi, ardından elektronik ortama aktarması ile oluşturduğu Tapu Arşiv Bilgi Sistemi`nden (TARBİS) yararlanmak için 23 ülke sıraya girdi. Osmanlı Devleti sınırları içinde yer alan ve bağımsızlıklarını kazanan 23 ülkenin tapu arşivleri Tapu Arşiv Daire Başkanlığı`nın Ankara`daki binasında bulunuyor. TARBİS sistemi ile tarihi tapu bilgilerine anında ulaşım imkanı sağlanırken, geçmişten kalan tüm tapu ihtilaflarının çözümü bu sistemden geçiyor.

 
OSMANLI NIN DEPREM ÇÖZÜMÜ

http://www.adanamedya.com/images/news/60784.jpgOsmanlı İmparatorluğu tarihinde ilk kez 2. Beyazıd`ın hükümdarlığı döneminde 1509`da depremle sarsılan İstanbul, 1556, 1766 ve 1894 depremlerinde de büyük hasar gördü.

Araştırmacı-yazar Talha Uğurluel, 2. Beyazıd`ın, depreme karşı önlem olarak, yerin altında biriken gazı yerin üstüne vermek amacıyla, şehrin muhtelif yerlerine 2 bin deprem kuyusu açtırdığını belirterek, ``Osmanlı`da ahşap ev, fay hattı üzerinde bulunan İstanbul için bilerek tercih edilmiş. Osmanlı`nın ahşap eve yönelmesi gelenek ve görenekten değil, depremdendir`` dedi.

 
OSMANLI DA COĞRAFYA ETKİSİ

http://resimler.ofpuf.org/data/media/223/Venice_by_Piri_Reis.jpgOSMANLI DEVLETİ’NİN DOĞUŞU, YÜKSELMESİ VE GERİLEMESİNDE COĞRAFYANIN ÖNEMİ

Prof. Dr. Ramazan ÖZEY

Osmanlı Beyliği’nin Coğrafyası

Bir devletin genişlemesi ve büyümesinde, kuruluş yerinin coğrafyası büyük önem taşır. Dünya tarihinde yer almış olan bütün devletlerin kuruluş yerinin coğrafi özellikleri incelendiğinde, bu önem daha iyi bir şekilde anlaşılır. Tarihte çok sayıda devlet, kuruluş yerinin müsait olmayışından ötürü, ya kurulduktan az bir zaman sonra yıkılmış ya da pek gelişemeden varlığını sürdürebilmişlerdir. Öte yandan bazı devletler de, müsait bir coğrafyada kurulmanın avantajını kullanarak, kısa sürede genişleyerek büyük devlet olmuşlar ve uzun yıllar varlıklarını korumuşlardır. Böyle bir avantajı kullanan devletlerin başında, Osmanlı Devleti gelmektedir.

 
OSMANLI KORSANLIK

http://ottomannavy.com/index_dosyalar/OTTOMAN_NAVIGATION_85.jpgOsmanlı deniz akıncılarının ismi. Karadaki akıncının denizdeki karşılığıdır. On dokuzuncu asırda bu kelime deniz haydudu mânâsında kullanılmışsa da, daha önceki devirlerde bu mânâ yoktur. Osmanlı metinlerinde, en büyük amiraller, faydalı mahir ve büyük korsandır gibi tâbirlerle öğülür. Korsanlıktan yetişmemiş bir denizci gerçek denizci sayılmaz. Korsan levendler tam denizcidirler.

Osmanlı deniz korsanları bahriyenin en imtiyazlı fedaî sınıfı idi. Bugünkü deniz komandosu olup, en tehlikeli vazifeleri yüklenir ve bunu hayâtı bahasına başarırdı. Devletin sulh hâlinde bulunmadığı devletlerin gemilerini açık denize bırakmaz, zapteder veya korkuturdu. Osmanlı Devleti’nin devamlı muhârebe hâlinde bulunduğu İspanya’ya ve İtalya sahillerine kadar gidip, düşmanın maneviyâtını alt üst eder, ekonomik gücünü kırar, limanlar arasındaki irtibâtı keser ve ticâret yapmalarına izin vermezlerdi.

 
EDİRNE ANTLAŞMASI

1828-1829 Osmanlı-Rus savaşı sonunda 14 Eylül 1829 tarihinde imzalanan antlaşma.

Edirne Antlaşması ile sonuçlanan Osmanlı-Rus savaşının başlangıcı, 1821 Mora ayaklanması sonrası meydana ge­len olaylarla yakından İlgilidir. Rumlar'ın ilân ettikleri bağımsızlığı destekleyen İn­giltere. Fransa ve Rusya'nın müdahale­leri neticesinde bir Avrupa meselesi ha­line dönüşen bu ayaklanmanın ardın­dan Rusya, Akkirman Antlaşması ile (7 Ekim 1826) Eflak-Boğdan ve Sırbistan imtiyazlarının genişletilmesini Osmanlı-lar'a kabul ettirmişti. Ayrıca bu üç dev­let Babıâli'ye bir nota vererek Yunanis­tan'ın Osmanlılar'a tâbi fakat iç işlerin­de bağımsız bir devlet olmasını istemiş­ler, teklifleri reddedilince ortak donan­malarıyla Navarin'deki Osmanlı gemile­rini batırmışlardı (20 Ekim 1827]. Kendi­lerinden tazminat istenince de İstanbul'­daki elçilerini geri çekmişler, Rusya ise Babıâli'nin yayımladığı bildiriyi bahane ederek savaş açmıştı.

 
BEZMİALEM VALİDE SULTAN

(ö. 1853) Sultan II. Mahmud'un "ikinci kadın"ı ve Sultan Abdülmecîd'in annesi.

Hayatına dair çok az bilgi vardır. Doğum yeri ve tarihi kesin olarak bilinmemekte, hakkındaki bazı kayıtlardan, küçük yaşta esirciler eliyle saraya câriye olarak teslim edilen bir Gürcü kızı olduğu anlaşılmaktadır. Sarayda yetiştirilip eğitildikten sonra Sultan II. Mahmud'un hanımı oldu; daha sonra ondan bir şehzade (Abdülmecid) dünyaya getirince "ikinci kadın"lığa yükseldi. Sultan Mahmud'un vefatından sonra, on altı yaşını henüz bitirmiş olan oğlu Abdülmecid tahta geçince Bezmiâlem de Valide Sultan ve Mehd-i Ulyâ-yı Saltanat unvanını kazandı. Da­ha çok Bezmiâlem Vâlide Sultan adıyla tanındı.

Tahta çıktığında Sultan Abdülmecid'in henüz çocuk denecek bir yaşta bulunması ve devlet işlerinde tecrübesiz oluşu, annesinin devlet ve hükümet işlerinde bizzat yol gösterici ve müessir rol oynamasına yol açtı. Valide Sultan hemen bütün hayatı boyunca bu rolünü basan ile yerine getirdi.

 
OSMANLI İZLERİ ARANIYOR

Osman Bey tarafından 1289`da Bizanslılardan fethedilen, 1299`da Osman Bey adına ilk hutbe okunarak Osmanlı Beyliği`nin kurulduğu Karacahisar Kalesi`nde kazı çalışmalarına başlandı. 

Kazı Başkanı ve Anadolu Üniversitesi(AÜ) Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Erol Altınsapan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Karacahisar Kalesi`nin ve yerleşiminin araştırılması fikrinin ilk kez 1999`da Prof. Dr. Halil İnalcık tarafından ortaya konulduğunu belirterek, kazıların Prof. Dr. İnalcık ve dönemin AÜ Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ebru Parman tarafından başlatıldığını kaydetti.

 
OSMANLI PARA BİRİMLERİ
Akçe-i büzürg

İlk olarak 1470 (hicri 875) yılında Fatih Sultan Mehmet döneminde basılmış olan yaklaşık 9 gram ağırlığında ve 10 Akçe değerinde çok nadir bulunan bir gümüş paradır. Gümüş-i Sultaniye olarak da bilinir.

Atik Rumî

II. Mahmud zamanında basılan paralardandır. Halk arasında Yazılı Mahmudiye olarak bilinir. Hicri 1232-1236 arası dört defa basılmıştır.

 
KANUNİ KİLİSEDE NAMAZ KILMIŞTI

Bhttp://www.stratejikboyut.com/images/news/19251.jpgugün kale kompleksinin tam ortasında Matyaş Kilisesi duruyor. Meryem adına inşa edilen kilise, tarih boyunca birçok taç giyme törenine ev sahipliği yapmış. 1541'den itibaren, Osmanlı döneminde 145 yıl boyunca camii olarak kullanılmış. Kanuni Sultan Süleyman bu topraklardaki ilk cuma namazını, Matyaş Kilisesi'nde kılmış.
Sokaklarda gezerken Türk olduğunuzu sürekli hatırlıyorsunuz Budapeşte'de. Bir köşede Mustafa Kemal Atatürk anısına yaptırılan bir yol, diğer köşede Gül Baba Türbesi... Türbe 1541 yılında Budin Savaşı'nda esir düşen Bektaşi dervişi Gül Baba için 1548'de yapılmış. Rivayete göre Buda'ya gülü ilk tanıtan Gül Baba olmuş. Kesin olan Gül Baba'nın Türkler kadar Macarlarca da sevilip sayılmış olması. Cenaze namazına Kanuni Sultan Süleyman'la birlikte 200 bin kişi katılmış.

 
AMERİKA OSMANLIYA HARAÇ VERMİŞTİ

http://2.bp.blogspot.com/_pGTZ0Evr4do/Sy2HG6GTN7I/AAAAAAAABu0/314elNGCk3g/s400/Ozgurluk_Aniti.jpgABD’nin 1774 yılında bağımsız devlet olmasından kısa süre sonra Atlas Okyanusu ve Akdeniz’de Türk korsanları ile ABD ticaret gemileri arazsında çatışmalar başladı.

-ABD, 1796 yılında imzaladığı Trablus Anlaşması ile Türk korsanlarına yıllık haraç ödemeyi kabul etti. 

 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 > 16