| UNESCO: Karagöz, Türklerindir |
|
Yunanistan`ın geçen yıl geleneksel gölge oyununun patentini almak için Avrupa Birliği`ne başvurması Kültür Bakanlığı`nı harekete geçirmişti. Karagöz`ün Türklere ait olduğunu ispatlamak amacıyla gölge figürler üzerine dosya hazırlayan bakanlık, öğretim üyeleri, sivil toplum örgütleri ve oyunun son temsilcilerinin yer aldığı bir kurul oluşturdu. Ekip, Karagöz`ün Türk kültüründe var olma sürecini anlatan bir dosya hazırladı. Çalışma, UNESCO`ya sunuldu. Türkiye, Estonya, Meksika, G.Kore, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kenya`dan oluşan alt kurul, Karagöz`ün Türk kültür mirası olduğu görüşünde birleşti. Bu aşamanın ardından üst kurula yönelik müracaatlar başladı. 31 Ağustos`ta son bulan başvurularda Türkiye gerekli işlemleri yaptı ancak Yunanistan herhangi bir girişimde bulunmadı. Bu gelişme `hayal perdesi`nin Türk mirası olarak kalmasını sağladı. Kurulun lehte karar vermesinde titiz çalışmaların payı olduğunu belirten Prof. Dr. Öcal Oğuz, `Karagöz`e sahip çıkmalı ve gelecek nesillere aktarmalıyız.` dedi. Oyuna değer verilmeyişini eleştiren Oğuz, `Yunanlı 40 Karagöz ustası var. Her biri yılda 250 oyun sergiliyor. Biletler yüksek fiyatlara satılırken biz 5 TL`ye seyirci bulamıyoruz. Bu sahiplenme ne yazık ki ülkemizde yok.` ifadelerini kullandı. `Rumlarla ortak mirasa sahibiz` Karagöz`ün Osmanlı zamanında doğduğunu anlatan UNESCO Türkiye Temsilcisi Prof. Dr. Öcal Oğuz, `O dönemde Rumlar da topraklarımızda ikamet ediyordu. Gölge sanatını buradan Yunanistan`a giden Rum asıllı kuklacılar götürdü.` dedi. Oğuz, Rumların oyunu kendi kültürleri olarak yaşatmalarının doğal olduğunu ifade etti. `Yıktın perdeyi eyledin viran!` Oyun, Hacivat`ın, `Hay Hak!` diye seyirciyi selamlamasıyla başlar. `Yar bana bir eğlence medet!` diyerek Karagöz`ü davet etmesiyle sürer. Hacivat bilgiyi, Karagöz cehaleti temsil eder. Gösteriye Zenne, Tuzsuz Deli Bekir, Beberuhi gibi tipler canlılık katar. Final, Hacivat`ın, `Yıktın perdeyi eyledin viran!` repliğiyle sona erer. İSTANBUL ZAMAN ZAMAN |


Türkiye ile