İftarlık Nükteler

Kur'ân-ı Kerim çarpsın beni!

ABARTICI bir kişi olarak tanınan hattat İzzet Efendi bir dostuna: -Dün gece sabaha kadar oturdum, bir Kur'ân yazıp bitirdim, demiş. Az sonra dostu söze girmiş: - Geçen Ramazan'da Kandilli'ye bir iftar yemeğine gidiyordum. Boğaziçi'nde öyle bir fırtına çıktı ki... Dalgalar bindiğim kayığı sahildeki minarelerin şerefelerine kadar çıkardı. Kayık dalgalar arasında sallanırken iftar oldu, toplar atıldı. Ben de sigaramı kandillerden yakıp orucumu bozdum. Mustafa İzzet Efendi bağırmış: - Yalan!.. Dostun cevabı gecikmez: - Yalansa, senin dün gece yazdığın Kur'ân-ı Kerim çarpsın beni!

 

Sünneti mi terk edelim

 BEKTAŞİ'NİN biri, Ramazan'da oruç tutmaz, namaz kılmaz ama her gece sahur yemeği yermiş. Karısı bir sabah, "Efendi namaz kılmıyorsun, oruç tutmuyorsun ama maşallah her sahura kalkıyorsun" deyince, "Ne yapalım hatun, farzı terk ettiğimiz yetmiyormuş gibi bir de sünneti mi terk edelim" demiş.

 

Hatırlarsa vay halimize

İKİ kafadar Ramazan'da kadı kıyafetine girip köy köy dolaşmaya ve birkaç basit soru sorup, cevap veremeyen köylüleri de falakaya yatırarak para kazanmaya başlamışlar. Kadı efendinin bu durumdan haberi olunca bunları yakalatmış ve "Bu sabah namazının, bu öğle namazının, bu ikindi namazının, bu akşam namazının, bu yatsı namazının" diyerek kırk sopa attırıp salıvermiş. İki kafadar köyden uzaklaşınca birisi: "Tabanlarım sızlıyor, şurada oturup biraz dinlenelim" deyince diğeri: "Yürü, yürü! Dinlenmenin sırası mı şimdi? Kadı efendi Teravih namazını unuttu. Eğer hatırlarsa vay halimize." demiş.

 

Unuttum

Osmanlı'nın son devrelerinde bir Ramazan günü sokakta sigarasını içen bir tiryaki polisin birine yakalanır. Polis sorar: "Efendi sigara mı içiyorsun?" Tiryaki şaşkın şaşkın cevap verir: "Unuttum." "Neyi unuttunuz?" "Sokakta olduğumu."

 

Secdesiz Namaz

III. Selim bir Ramazan günü, saltanat kayığıyla Kâğıthane deresinde dolaşırken birkaç kişinin köprü başında sofra kurarak demlendikleri gözüne ilişir. Saltanat kayığının görünmesiyle ne yapacaklarını şaşıran adamlar, hemen işret tepsisinin üzerine bir örtü örttükten sonra hep birden namaza dururlar. Muziplikten hoşlanan Padişah, önlerinden geçerken kayığını yavaşlatır. Eğilecek olurlarsa kadehlerinin, sürahilerin şangırtısı duyulacak, belki örtü açılıp her şey meydana çıkacaktır. Bu sebeple uzun süre ayakta dururlar. Hünkâr kıs kıs gülerek yanındakilere: "Bu namazın hiç rükû ve secdesi yok mu?" diye sorar. Yanındakilerden biri: "Efendim" der, "ne yapsınlar, mazurdurlar. Secde edecek olurlarsa bir daha başlarını kaldıramayacaklarından korkuyorlar."

Hani sen oruçluydun?

TİLKİ ormanda gezmektedir. Bir ağacın dalında bir geyik budunun asılı olduğunu görür. Açtır ama şüphelenir, kontrol edince tuzağı anlar. Çünkü geyik budu iple bir bombaya bağlıdır. Epeyce uzağa gider ve başını kollarının üzerine koyarak yatar, biraz sonra kurt gelir, budu ve yatan tilkiyi görür. Tilkiye sorar: "Ne yapıyorsun dostum?" Tilki cevap verir: "Hiiççç...Yatıyorum." -Burda bir but var. -Evet var. -Neden yemedin? Tilki sakince cevap verir; "Bugün oruçluyum." Kurt kendinden emin: "Ben yiyeyim o zaman." Tilki; "Buyur afiyet olsun" der. Kurt, buta uzanır uzanmaz bir patlama ile ortalık toz duman olur. Kurt yaralı, perişan halde yatarken, tilki sakince budu yemeye başlar. Bunu gören kurt; "hani sen oruçluydun?" deyince tilki pişkin pişkin; "biraz önce top patladı duymadın mı?" der.

 

Aman AÄŸa!

BİR Ramazan akşamı Bedestenli Ahmet Ağa'nın evine çok misafir gelmiş. İftar anında ev çatırdamaya başlayınca misafirlerden biri; "Aman Ağa! Galiba çatıda bir sakatlık var. Sakın bir kaza olmasın" demiş. Ahmet Ağa: "Efendim, çatı mübarek günü tesbih ediyor!.." cevabını verince misafir şöyle demiş: "Aman Ağa! Tesbih ederken cezbeye gelip de secdeye kapanmaz inşallah."

 

Nasıl yetişeceksin?

SULTAN II. Mahmud Han döneminden bir zât, Ramazan'da bazı ahbap ve tanıdıklarını iftara davet etmiş. Meşhur şair İzzet Molla da davetliler arasındaymış. Yatsı ezanı okunmuş, cemaatle namaza başlamışlar. İmamlık eden zat, namazı neredeyse iki secdeyi bir edecek kadar acele kıldırıyormuş. Çok kısa zamanda sonuncu rekâtın tahiyyâtına gelmişler. O aralık dışarıdan bir adam gelip namaz kıldıklarını görünce: "Hazır abdestim varken ben de cemaate yetişeyim" diye düşünüp safa dâhil olacağı sırada cemaat selam vermiş. İzzet Molla dönüp adama şöyle demiş: "Be adam! Biz içindeyken yetişemiyoruz, sen dışarıdan gelip nasıl yetişeceksin?"

 

Allah'a sığın!

 KEÇECİZADE İzzet Molla, bir iftarda obur bir adamın yanına düşmüş. Adam kıtlıktan çıkmış gibi yemeklere saldırdıkça, İzzet Molla'yı sıkıntılar basıyor, midesi bulanıyormuş. Obur adam bir ara elmâsiye tatlısına öyle bir kaşık sallamış ki koca bir parça sıçrayıp İzzet Molla'nın kucağına konup titremeye başlamış. İzzet Molla dayanamayıp: "Mübarek tatlı, şu obur adamın hışmından bana değil, Allah'a sığın!" demiş.

 

Aşıkların sözü ciddiye alınmaz 

Hüdhüd kuşu dişisini yanına çağırdığında eşi nazlanıp onun davetini kabul etmez. Bunun üzerine Hüdhüd kuşu: "Ben senin için dünyayı Hz. Süleyman'ın tahtı da dahil alt üst edebilecekken niçin beni reddediyorsun?" der.
Süleyman Hüdhüd'ün bu sözünü duyunca onu yanına çağırıp: Sen kimsin ki böyle yapacaksın? Ne cesaretle böyle konuştun?" diye sorar. Hüdhüd, Hz. Süleyman'a şu cevabı verir: "Ey Allah'ın Peygamberi! Aşıkların sözü ciddiye alınmaz ki."

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile