| III. Ahmed`in tuğra albümü uykudan uyandı |
|
III. Ahmed, hat eğitimi alan Osmanlı padişahlarından biri. Fakat diğer sultanlardan hiçbiri tuğra çekmekle uğraşmamış. III. Ahmed`in (1673-1736) alamet-i farikası işte burada başlıyor. Karşımızda devrin meşhur hattatı Hafız Osman`dan sülüs, nesih, Veliyyüddin Efendi`den ta`lik meşk etmiş, Necip mahlasıyla şiirler yazan bir hattat, bir şair sultan var. Sultanahmet`te Bab-ı Hümayun`daki meşhur çeşmesi ile Üsküdar meydanındaki çeşmesinin kitabeleri, Saray-ı Hümayun`da Arz Odası üzerindeki besmele onun kendi el yazıları. Daha da ötesinde iki mushaf yazıp Ravza-i Mutahhara`ya gönderecek kadar usta bir hattat. III. Ahmed`in Murakka-ı Has`ı (padişaha mahsus murakka) yani tuğra albümü yaklaşık 300 yıllık bir uykudan uyandı. Yıllardır Topkapı Sarayı`nda sultanın kendi kurduğu müstakil kütüphanede bekleyen on tuğranın yer aldığı albüm, hat sanatı konusundaki titiz çalışmalarıyla tanınan M. Uğur Derman`ın hazırladığı bir kitapla günümüze kazandırıldı. `Murakka-ı Has Tuğrakeş Bir Padişah Sultan III. Ahmed` adıyla yayımlanan, Türkçe ve İngilizce metinlerle birlikte sunulan kitap, okuru sanata düşkün bir sultanın dünyasına davet ediyor. Lübnanlı usta şair Adonis bir şiirinde `Hat - içinde zamanın suyu aksın diye / mürekkebin kazdığı ırmak` der. III. Ahmed`in bu albümü de 300 yıllık bir devrin ardından içinde taşıdığı tüm güzelliklerle günümüze yeniden aktı diyebiliriz. Albümünün, III. Ahmed`in ve devrinin şâheseri olduğunu söyleyen M. Uğur Derman, `Sultan`ın hat ve sair kitap sanatlarına verdiği kıymetin bir tezahürü olarak –ayrıca kendi sanat katkılarıyla- vücud bulan bu murakka`-ı hâssın tuğralarının geleneğe bağlı bir anlayışla çekildiğine şüphe yoktur.` diyor. Kubbealtı Neşriyat`tan çıkan albümün İngilizce çevirisini İrvin Cemil Schick yapmış, Kale Grubu da destek vermiş. III. Ahmed`in albümündeki ilk tuğra, uçuk pembe renkli bir kâğıda siyah tahrirli zerendud olarak işlenmiş `Hazreti Sultanı Kâbe Kavseyni ve`l Haremeyn` ifadesinden oluşuyor. Hattatlar padişahların tuğrasını yazarken Sultan III. Ahmed de kendi `gönül padişahı` için tuğrayı çekmiş. `Mûcebince amel oluna`, `Şah Ahmed bin Mehemmed Hân el-muzaffer dâima`, `Şeriat sâliki Sultan Ahmed` gibi tuğralarla devam eden albümün son tuğrasında ise sanki halka tamamlanıyor ve sultan kendisini, `Ketebehu Ahmed Hân Hadimü`l-Haremeyni`ş-Şerîfeyn` olarak tanımlıyor. Bu `ince` davranış, sultanın Efendimiz`e (sas) olan aşırı muhabbetine işaret ediyor. Kıtaların arasında ise sultana yaraşır bir hassasiyetle, Hatip Mehmed Efendi`nin kendi tarzı olan hatip ebrular yer alıyor. Bu sayede kıtaların birbirine temas etmemesi sağlanmış. Albümün baştan sona her zerresi ince bir estetiğin ürünü. Yolunuz Sultanahmet`e, Üsküdar`a düşerse muhteşem bir köşk görümündeki III. Ahmed çeşmelerine göz atın. Albümde yer alan `O sultan Allah`ın âleme bir ihsanıdır, yoksa tuğraların tasarlanması -bin kere meşk edilse bile- mümkün olmazdı. Onun kaleminin nağmesi hükümleri kesip durduran kılıç gibidir; yazısının damlası cihanı koruyan merkezdir` mısralarının fısıltısında, sizi tatlı bir serinlik kuşatacaktır. ZAMAN Tags:
|


Sanata düşkünlüğü duyanları, görenleri hayrette bırakacak cinsten. Kalemini de en az kılıcı kadar maharetle kullandığı bıraktığı eserlerden belli. Biraz hayıflansak da, o da adından başka bir şey bilmediğimiz sultanlar silsilesinden aslında.