| Tarih perspektifinden bakmak |
Yazar Erdal Şafak son zamanlarda yaşanan Gazze ve İran olaylarını değerlendirdi
İngiliz yazar Aldous Huxley, `İnsanların tarihten çok az ders çıkarmaları, bize tarihin öÄŸrettiÄŸi en önemli derstir` der. Dün İran`da bir dönemin sona ermesinin, Åžah Rıza Pehlevi`nin 16 Ocak 1979`da tacını, tahtını ve vatanını terkedip sürgüne gitmesinin 30`uncu yıldönümüydü. Onun ayrılmasından iki hafta sonra sürgündeki Humeyni, Tahran`a dönecekti. Åžah`ın ilk durağı Mısır oldu. Bir hafta kadar Assuan`da kaldı. CumhurbaÅŸkanı Enver Sedat`ı zor durumda bırakmamak için Kral 2`nci Hasan`ın davetiyle Fas`a geçti. BaÅŸkan Jimmy Carter, Åžah`ı ABD`de görmek istemediklerini açıkladı. O günlerde Fransız gizli servisinin bir görevlisi apar topar Rabat`a gitti ve Åžah`ı barındırmaya devam ederse kraliyet ailesi üyelerine İranlılar tarafından suikast düzenleneceÄŸini haber verdi. Kral Hasan ÅŸantaja boyun eÄŸmeyi reddetti ama Åžah onu da zora sokmamak için Bahamalar`a gitti. İşte orada kanserin iyice ilerlediÄŸi ortaya çıktı. Carter inanmadı, Åžah`ın hastalığını ABD`ye girmek için bahane olarak kullanmasından kuÅŸkulandı. Özel doktorlar gönderdi. Evet; tümörler karaciÄŸerine, böbreklerine, tiroid bezlerine kadar yayılmıştı. New York`ta bir hastaneye yatırılmasına izin vermek zorunda kaldı. Hastaneye kabulünden birkaç gün sonra Tahran`da sayıları 400`ü bulan ve kendilerini `İmam Humeyni`nin izindeki öÄŸrenciler` diye tanımlayan bir grup ABD BüyükelçiliÄŸi`ni basıp görevlileri rehin aldı. Åžah hemen hastaneden çıkarıldı, baÅŸka bir ülkeye gönderilmek üzere Teksas`taki askeri üsse nakledildi. İlk adres Meksika`ydı; reddetti. Panama sıcak baktı ama sonra `Gelirse İran`a teslim ederim` dedi. Åžah, ilk duraÄŸa, Mısır`a dönmek zorunda kaldı ve 27 Temmuz 1980`de son nefesini verdi. Tahran`da rehin alınan Amerikalılar`a gelince; cehennemde uzun bir yolculuÄŸa çıkarıldılar. Carter yönetimi mollaları dize getirmek için her türlü yolu denedi: İran`dan petrol ithalatını durdurdu, diplomatik iliÅŸkileri kesti, ABD`deki İran yurttaÅŸlarından yüzlercesini sınırdışı etti, İran`ın Amerikan bankalarındaki hesapları donduruldu, rehineleri kurtarmak için operasyonlar düzenlendi. Hiçbiri fayda etmedi. Arada Tahran ile Washington arasında sayısız gizli görüÅŸme yapıldı; İranlılar bazen yumuÅŸadılar, bazen sertleÅŸtiler; ABD yönetimi bazen umutlandı, bazen karamsarlığa kapıldı... Taraflar arasındaki bilek güreÅŸi 444 gün sürdü. 52 rehinenin ölüp ölüp dirildikleri 444 gün. ABD`nin 40`ıncı BaÅŸkanı Ronald Reagan`ın 20 Ocak 1981`de yemin ederek görevi devralmasından 8 dakika sonra salıverildiler. Tahran`dan Gazze`ye aynı çile Gazze faciasındaki geliÅŸmeler, yakın tarihin o dramatik döneminden pek farklı deÄŸil. İsrail ve Hamas temsilcileriyle Kahire`de aralarındaki Türkiye`nin de bulunduÄŸu arabulucuların çabalarıyla yürütülen dolaylı görüÅŸmelerde sona yaklaşıldığı söyleniyor. Hemen ardından Hamas`ın İsrail`e süresi dolunca yenilenebilecek bir yıllık ateÅŸkes önerdiÄŸi haber veriliyor. İsrail`in bu teklife pek sıcak bakmadığı, süresiz ateÅŸkeste ısrar ettiÄŸi bildiriliyor. Sonra Hamas`tan bir baÅŸka açıklama yapılıyor: `İsrail`in ateÅŸkes için öne sürdüÄŸü koÅŸulları reddediyoruz.` Daha sonra bölgeyi dolaÅŸan BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon (dün Ankara`daydı), önümüzdeki günlerde ateÅŸkes ilanından umutlu olduÄŸunu `Müjdeliyor`. Daha daha sonra İsrail, `Önümüzdeki hafta ateÅŸkes olabilir` diyor. Önümüzdeki günlerde, gelecek hafta... Yani? ABD`nin 44`üncü BaÅŸkanı Barack Obama`nın yemin edip görevi devralmasından hemen sonra. Yani yine bir 20 Ocak`ta. 20 Ocak 1981`de 52 Amerikalı rehine salıverilmiÅŸti. 20 Ocak 2009`da 1.5 milyon Filistinli rehine serbest bırakılacak. Ama geriye sayma iÅŸlemi boyunca, son dakikanın son saniyesine kadar Gazze`ye karadan, denizden, havadan bomba yaÄŸmaya devam edecek. Süre dolduÄŸunda bilanço kimbilir kaç kurbana yükselecek. Biz bu yazıyı hazırlarken haberlerde 1.133 ölüden söz ediliyordu. 444`ün üç katına yaklaÅŸmak üzere! Reagan`ın bir sözüyle noktalayalım: `Politikanın dünyanın en eski ikinci mesleÄŸi olduÄŸu söylenir. YaÅŸadıklarım bana birincisinden pek de farkı bulunmadığını gösterdi.. .` http://www.sabah.com.tr/2009/01/17/safak.html Tags:
|


