| TARİHTE İSTANBUL DEPREMLERİ |
|
Bazen kaza, bazen kasti, bazen de belirsizce (!) çıkan ve günlerce süren yangınlardan başka şehir depremlerle de hep haşır neşir olmuştur. Hatta her an bir deprem tehdidi altında yaşandığı tarihi kayıtların işaret ettiği bir husus. Gelin fetih’den sonraki İstanbul depremlerine birlikte bakalım.. 1489 Zelzelesi
1509 Depremi ( Küçük Kıyamet–Kıyamet-i Suğra ) Fetihten 56 sene sonra yaşanan depremde İstanbul’da ki 109 cami ve 1070 ev harabe haline gelmiş neredeyse yıkılmayan minare kalmamıştır. Fatih Camii adeta yel ile yeksan olurken Pera tarafında hasar daha şiddetlidir yer yer yarıklar meydana gelerek su ve kum fışkırmaları olur. ![]() 1894 Depreminden sonra Topkapı da kale burcu harabesi Sarsıntı ile Marmara denizinde tsunami meydana gelerek İstanbul ve Galata surlarını aşan dev dalgalar kıyı kesimde kayda değer zararlar verir. Şehre gelen su yollarının çökmesi, deprem sonrasında su sıkıntısı oluşturunca aylarca aralıksız şehre su taşıyan su kervanları organize edilir. Depremde Topkapı sarayının önemli kısımlarında da çökmeler olmuş II. Bayezid’in yatak odası göçmüştür. Felakette veziriazam Mustafa Paşanın konağında atlarla birlikte 300 kişi enkaz altında kalarak ölmüştür. Padişah Topkapı sarayının bahçesine çadır kurdurarak burada kalmaya başlamış ancak artçı sarsıntılar ve yer altından işitilen gök gürültüsü benzeri ses iyice asapları bozunca 10 gün sora Edirne’ye gitmiştir. Ancak padişahın gidişinden 5 gün sonra Edirne’de de şiddetli bir deprem yaşanır. Depremden bir müddet sonra 1510’da bir komisyon oluşturularak 66.000 amele 3.000 inşaat ustası ve 11 000 kireç karıcı ile tamir tadilat ve yapım işlerine başlanıp Haziran 1511’da işler tamamen bitirilir. Bu felakette genelde kargir (taş) binaların hasar gördüğü anlaşılınca artık İstanbul halkını hiçbir kuvvet taş binaya koyamaz olduğundan ahşap yapıların ön plana çıkmaya başladığı görülür. Bu da İstanbul yangınlarına davet çıkaracaktır. 1557 Zelzelesi 1648 Depremi ![]() 1894 Deprem Haritası 1690 Zelzelesi 1719 Zelzelesi 1754 Depremi Kapalıçarşı'da depren hasarı 1766 Depremi Depremin artçıları 8 ay devam eder. Temmuzda yaşanan bir artçı şok çok şiddetli olur ve henüz çadırlardan evlerine dönen halkı tekrar çadıra döker. İstanbul’da hasar geniş bir alana yayılır, Galata’dan Pera’ya Üsküdar’dan Boğazdaki köylere kadar yıkımlar olur. 4 – 5 bin civarında can kaybı yaşanır. Zarar gören binaların kâhir ekseriyeti kargir olmakla birlikte ahşap binalar da zarar görenler arasındadır. Süleymaniye, Şehzadebaşı, Sultan Selim camileri hasar alırken Fatih Camii tamamen çökmüş hatta o sırada medresede bulunan 100’den fazla talebe göçük altında kalarak vefat etmiştir. Az ilerisindeki Hafız Ahmet Paşa Cami’de müştemilatı ile birlikte yerinden kaymıştır. Fatih camiinin yapımına vakıflarının geliri yetmediğinden hazine-i hümayundan para tahsis edilmiş, 1771’de ancak ibadete açılabilmiştir. Topkapı sarayının dış duvarları, mutfakları, kuleleri, darphane, ağır hasar görmüştür. Şehrin Yedikule ve Eğrikapı arasındaki surları çoğunlukla yıkılmıştır. Zelzele sonrası payitaht adeta baştan sona yeniden inşa olunur. 1894 Depremi Rapora göre deprem 12:24’de 3 şiddetli sarsıntı şeklinde olmuş, 1. ve 2. Sarsıntıda yer altından feci sesler duyulmuş yer yüzü dalgalı bir deniz üzerindeymişçesine sallanmıştır.
Depremden sonra bazı arazilerde yarılma çatlama ve çökmeler tespit edilmiştir. Ambarlıda 5 km uzunluğunda 14 cm genişliğinde sahile 300 km uzakta bir yarık ve bundan 30 m daha deniz tarafında 100 m uzunluğunda 9 cm genişliğinde ikinci bir yarık tespit edilmiştir. Heybeliada Ruhban Okulu ile Ticaret Okulu arasında 200 m uzunluğunda 8 cm genişliğinde bir yarık oluşmuş yine kınalı adada yarıklar görülmüştür. Burgazada’sında sahile paralel kuzey-güney yönlü 200 m uzunluğunda 7 cm eninde bir yarık tespit edilmiştir. Ortaköy’de denize paralel yarıklar oluşmuş ve toprak bir miktar çökmüştür. Bu çökmeden dolayı deniz kenarındaki camii 2 derece kadar eğilmiştir. Erenköy’de sahile paralel yarıklar olduğu görülmüştür. Zelzelenin ilk gününden itibaren yarıkların eninde yavaş yavaş azalma olduğu fark edilir. Deniz dibinden geçen telgraf hattının Kartal’dan Çanakkale’ye kadar olan kısmında ve denizden 3 km açıkta bir yerden koptuğu anlaşılmış, birkaç gün sonra kablo çıkarılınca bıçakla kesilmiş gibi temizce kırıldığı görülmüştür. 1894 depreminden sonra Avrupadan getirtilen sismograf aletleri Sarsıntı Su kaynaklarına ve kuyulara da tesir etmiştir. Sarsıntı’dan birkaç saat sonra Koru kaplıcalarının Suları kesilmiş ve akşama kadar gelmemiştir. Ambarlıda çeşmelerin suları kesilip 2-3 saat kadar akmadığı, Esenköy ’de bütün kaynak sularının 10-15 günü bir kat çoğaldığı, yine aynı yerde bir ayazmadan bir süreden beri su akmazken tekrar akmaya başladığı, Deniz sularının hayli dalgalandıktan sonra bazı noktalarda 50 metre kadar çekilip sonra geri döndüğü tespit edilir. Fakat hiçbir sahil şeridinde tamamen değişme olmamıştır. Yeşilköy’de bir gemici deprem sırasında elini denize soktuğunda ılık olduğunu görmüş, aynı yerde depremden biraz evvel denize giren bir kadın denizin fazla ılık olduğunu fark ederek rahatsız olmuş, Yeşilköy sahilinde denize girenler de aynı şekilde denizin aşırı ılık olduğunu fark etmişlerdir. Bakırköy’de depremden az önce kuyudan su çeken kadın, soğuk olması gereken kuyu suyunun ılık olduğunu fark etmiştir. Esenköy halkı depremden sonra denizden sütun gibi buhar çıktığını görmüşler deniz üzerinde kümelenerek 8 km mesafeye kadar gittiğini gözlemlemişlerdir. Depremden az önce pek çok yerde kırlangıçların yuvalarından uçarak telgraf hatları üzerinde kümelendikleri görülmüştür. Depremde Heybeli ada Ruhban Okulu, Kapalı Çarşı, Galata da 1000 ev, Eminönü’nde ki pek çok han, Vezneciler, Gedikpaşa, ve Sultanahmed Sıbyan Okulu, Fatih Cami’nin 2 minaresi harap olmuş, türbeler, surlar, medrese ve minarelerin tamamı, fabrika ve imalathaneler, köprüler, hasar görmüştür. Pek çok kişi enkaz altında kalmıştır. İstanbul’da “ Sur içi “ denilen mahal adeta harabeye dönmüştür. Kargir (taş) binaların hemen hepsi bir şekilde hasar görürken ahşap yapılar son derece iyi dayanmış, kötü yapılmış ahşap binalar bile sağlam kalmıştır. Bunlardan sonra en çok dayananlar tuğla ile yapılanlardır.
|




Yorumlar