Kürt açılımı`na gidilirken

19`uncu asırda bir taraftan Osmanlı Devleti sınırları dahilindeki farklı din ve etnik kökene sahip unsurlar özellikle haricî kışkırtmalarla ayaklanırken, diğer taraftan devletten bu unsurlar lehine ıslahat yapması isteniyordu. Bir açıdan bugünkü `Kürt açılımı`na benzeyen bu ıslahat hareketlerinin hepsi, söz konusu unsurların nihayet bağımsız devletler haline gelmeleriyle sonuçlandı. `Üniter ulus devlet` olarak ortaya çıkan Türkiye Cumhuriyeti, Lozan`da Türkiye içinde dinî azınlıklar kavramını kabul etti fakat etnik ayrılık ve azınlık kavramını kabul etmedi.

 
Türkleri uçurumdam attık

Rum yazar Panikos Neokleus`un Kıbrıs Barış Harekátı sırasında askerlik yapan Rumların anılarını derlediği ´Kıbrıs`ta 1974`te göz ardı edilenler´ adlı kitap, savaşta yaşanan korkunç bir katliamın itirafına da sahne oldu.

Tiyatrocu Atilla Olgaç`ın `Rum esir öldürdüm` sözleri üzerine Türkiye`yi AB`ye şikáyet eden Rumların o vahşeti yaşayan komandoları, 20 Temmuz 1974 gecesi Doğruyol mevzilerinde esir alınan 20 kadar Türk mücahidin canlı canlı uçurumdan atıldığı baskına katıldıklarını söyledi.

Tiyatrocu Atilla Olgaç`ın `Rum esir öldürdüm` sözü üzerine Türkiye`yi AB`ye ve BM`ye şikáyet eden Kıbrıs Rum yönetiminde, Kıbrıs Barış Harekátı`nın yapıldığı 20 Temmuz 1974`te asker olan bir grup Rum komando, Kıbrıslı Türk mücahitlerin, esir düşmelerine rağmen canlı canlı uçuruma atıldığı Doğruyol baskınına katıldıklarını itiraf etti.

 
Barzani, Kürtleri savaşa mı sürüklüyor

Nur Batur`un söyleşisi

Kürt Lider Barzani, Irak`ın bütünlüğü için uğraş verdiklerini söyledi. Barzani, Irak`taki gerilim için ise `Kimse bizi Araplar`la savaşa sürükleyemez` görüşünü savundu

Bağdat`a ilk gidişim 19 yıl önceydi... Savaşın patlak vermesi an meselesiydi!.. Erdal İnönü`yle birlikte küçük bir jetle Bağdat`a gidip Saddam Hüseyin`le görüşmüştük.

 
Yeni Tarih Kitapları

Avrupa bize hep yalan söyledin

Mustafa Armağan, Osmanlı tarihi ve yakın tarih üzerine kaleme aldığı bir düzine kitaptan sonra bu defa projektörünü Avrupa tarihinin karanlık bölgelerine tutuyor. Bu çalışmayla yalnız Avrupa tarihinin bilinmeyenleri ortaya çıkmakla kalmıyor, aynı zamanda kendi yüzümüzün de bir kısmının aydınlandığını fark ediyorsunuz. Eşitsiz olarak, adeta bir ast-üst ilişkisi içinde kurgulanan Osmanlı ve Avrupa tarihleri, olmaları gereken eşit konuma yerleştiriliyor. Türk aydınının 1,5 asırdır peşinde koştuğu `Avrupa mucizesi` yalanı, farklı ve şaşırıcı yönleriyle bu kitapta birer birer deşifre ediliyor.

 
MEB DEN YENİ SINAV HAKKI

Milli Eğitim Bakanı(MEB) Nimet Çubukçu tarafından bugün milli eğitim müdürlüklerine gönderilen `Sınıf Geçme ve Sınav Yönetmeliği Uygulaması` başlıklı genelge ile derslerinden başarılı olmayan lise öğrencilerine ek sınav şansı tanındı.

Bakan Çubukçu, gönderdiği genelgede, ortalama yükseltme ve sorumluluk sınavlarının tamamlandığını anımsatarak, yapılan değerlendirme sonucunda bir kısım öğrencinin sınavlarda başarısız olduklarını kaydetti.

Çubukçu, bu nedenle 2008-09 eğitim öğretim yılına mahsus olmak üzere Bakanlığa bağlı tüm ortaöğretim kurumları için ek sınav şansı tanındığını bildirdi. Söz konusu genelge çerçevesinde, Eylül ayında yapılacak olan sorumluluk sınavı döneminde; önceki yıllardan sorumlu olunan dersler ile alan değişikliğinden dolayı sorumlu tutulan derslerin yanı sıra ders kesiminde gerçekleştirilen ortalama yükseltme ve sorumluluk sınavları sonu itibariyle öğrenim gördükleri sınıfta başarısız olan öğrenciler en fazla 4 dersten sınava alınacaklar.

 
Bilge Kağan`dan Türk ulusuna Çin öğüdü

Çin`in Doğu Türkistan`da gerçekleştirdiği zulüm gündemdeki yerini hala korumaya devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül`ün ziyaretinin ardından yüzlerce Uygur Türk`ünün ölüm haberini aldık. Aslında bin yıllar öncesinde atalarımız Çin hakkında bizi uyarmış. Orhun Abideleri`nin, Bilge Kağan Anıtı`nda Türk Milleti, Çin`e karşı dikkatli davranmaları konusunda uyarılmış.

İşte anıtta Türk Milletini uyaran cümleler:

`Beyleri, milleti ahenksiz olduğu için, aldatıcı olduğu için, Çin milleti hilekâr ve sahtekâr olduğu için, küçük kardeş ve büyük kardeşi birbirine düşürdüğü için, bey ve milleti karşılıklı çekiştirttiği için, Türk milleti il yaptığı ilini elden çıkarmış, kağan yaptığı kağanını kaybedivermiş.

 
Zalim Çin'i Tanıyalım

 

Çin Halk Cumhuriyeti BayrağıDünyanın en kalabalık nüfuslu ülkesi Çin'in yaklaşık dört bin yıl geriye uzanan bir kültürel geçmişi var.

Günümüz medeniyetinin temel taşlarını oluşturan kağıt, barut, pusula ve matbaacılık gibi pek çok buluşun kökenleri Çin'e dayanıyor.

Komünist yönetimin etkisiyle bir süre ekonomik açıdan duraklama yaşayan ülke son yıllarda dünyanın en önemli ekonomik güçlerinden biri haline gelmeye başladı.

 
İnkılap tarihi kitabıyla `irtica` TBMM`de

İlköğretim 8. sınıflarda 2008 – 2009 Öğretim Yılında okutulmak üzere değiştirilen T.C. İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük ders kitabının okutulmaya başlanmasının üzerinden daha bir yıl geçmeden, Danıştay tarafından programın ve ders kitabındaki irtica ile ilgili değişikliklerin sakıncalı olduğuna karar verildi. Söz konusu karar üzerine Milli Eğitim Bakanlığı, yeni eğitim döneminde yer alacak kitapların program ve ders kitabını değiştirmeye gitmek zorunda kaldı. Beş yıl okutulması gerekirken bir yıl dolmadan 1 milyon 294 bin adet ders kitabı ise çöpe gitti.

Tarihçi Yazar Kadir Paksoy, konuyla ilgili bir araştırma yaparak, hangi değişiklikler nedeniyle Danıştay`ın `sakıncalı` kararı verdiğini gün yüzüne çıkardı.

 
Çin zulmü nün görünmeyen yüzü

Doğu Türkistan, coğrafyamızın unutulan topraklarından sadece bir tanesi. 100 yıldır Komünist Çin, kardeşlerimize zulmediyor. Uygur Türkleri aşağılanıyor, inançlarına müdahale ediliyor, bebekleri katlediliyor, kimliklerine saldırılıyor. 25 Milyon Müslüman orada mazlum. Bir umut ışığı olarak Türkiye`yi görüyorlar. Türkiye`yi çok seviyorlar. Ama Türkiye bu sevginin karşılığını verebiliyor mu?

Dünya Uygur Kongresi Genel Sekreteri Dulkun İsa Bey ile bu son olaylar başlamadan çok önce, bugünlerin de habercisi olacak o inanılmaz atmosferi görüşmüştüm. Sanırım siz de okudukça dehşete düşecek ve en azından bir dua göndereceksiniz o uzak ülkedeki kardeşlerimize…

 
Mahmut Abbas ve İhanet

Türk milleti, Filistin/İsrail sorununun başladığı andan bugüne canla başla Filistin halkının yanında yer almıştır. Filistin halkının uğradığı haksızlıkların, baskı ve zulmün ortadan kaldırılması için Türkiye devleti, halkıyla birlikte elinden her geleni de yapmıştır. Arap Devletlerinin Filistin konusunda takındığı tavra bakınca Türkiye`nin bu konuda üstüne düşeni fazlasıyla yerine getirdiğini söylemek mümkündür. Son olarak Başbakan Erdoğan`ın Davos`ta İsrail Cumhurbaşkanı Peres`e `One minute` çıkışı da Filistin halkının Gazze`deki katliamına karşı gösterilen somut Türkiye tepkisiydi.

Türkiye`nin son zamanlarda Filistin-İsrail, Suriye-İsrail arasında barış tesisi için arabuluculuk bağlamında sarf ettiği mesai, kendi Kıbrıs meselesi için sarf ettiği mesaiden daha fazlaydı.

 
İşte Hitler`in hayalet uçağı

1944 yılında `Ho 2-29` adlı hayalet uçağının tasarımını Nazi Almanyası`nın diktatörü Hitler`in yaptırdığı ortaya çıktı. Radara yakalanmayan hayalet uçakların ilk defa 1974 yılında ABD tarafından üretildiği biliniyordu.

Uzmanlara göre Hitler, projesini hayata geçirseydi belki de 2. Dünya Savaşı`nı kazanacaktı. Projenin uygulanmamasında Almanya`nın, savaş gidişatının değiştirilmesinin imkansız olduğuna inanması da etkili oldu.

10.07.2009

BERLİN

 
Türk hackerlardan Çin sitelerine `Uygur istilası

Dünyanın ilk siber savunma ordusu olarak bilenen ve bu zamana kadar çökerttiği sitelerle adından sıkça söz ettiren Ayyıldız Tim Türk internet korsanları, Çin`de Uygur Türkleri`ne uygulanan vahşete tepki göstermek amacıyla Çin`den yayın yapan binlerce siteyi çökertti.

Çin`in bazı kamu kurum ve kuruluşlarının internet sitelerini de çökerten Ayyıldız Tim üyeleri, çökerttikleri internet sitesine `Uygur Türkleri yalnız değil` ve `Bu vahşete bir son verin` şeklinde sloganlar yazdılar.

 
Türklerle 30 kez boşu boşuna savaştık

Rusya Parlamentosu alt kanadı Devlet Duması, 1709 yılında İsveç Krallığı`na karşı elde edilen Poltava zaferinin 300. yıl dönümünü kutladı. Rus vekiller Çar Deli Petro`nun savaş başarısını övdüler. Toplantıda konuşan Rus milletvekilleri Poltava zaferi ile ilgili özel kararnamenin kabul edilmesini istediler.

Kürsüye çıkan Duma Başkan yardımcısı ünlü siyasetçi Jirinovski, tam tersine bir konuşma yaparak Rusya`nın tarih boyu savaştığı ülkelerle boşuna mücadele ettiğini iddia etti. Özellikle Türk-Rus savaşlarını örnek veren Jirinovski, "Türklerle tüm savaşları boşuna yaptık. Balkanlarda Türklerle niye savaşa girdik ki? Balkanlara girmeye ve orasını kurtarmaya hiç gerek yoktu. Balkanlardaki savaşı kim için yaptık? Balkan hakları İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanlar`la birlikte bize saldırsınlar diye mi yaptık? Ne yani, Alman ordularında Balkan haklarından oluşan askeri birlikler yok muydu? Biz onları Türkler`den kurtardık. Onlar ise 1941 yılında bize saldırdı." dedi.

 
Şehitler üzerinden rant tartışması!

Özellikle, açılışı 2005 yılında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan ve 5 milyon liraya mal olan Kilye Koyu`ndaki Ana Tanıtım Merkezi`nin, şehitliklerin paralı giriş kapısı olacağı söylentileri o günlerde yetkililerce yalanlandı. Ancak aradan geçen 4 yıldan sonra iddialar ciddilik kazandı.

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü`nün, `Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı`nda ziyaretçi taşıma ve alan hizmet bedeli ücret tahsilatı gelir getirici hizmet alımı` adı altında, 7 Temmuz`da Ankara`da bir ihale yapmaya hazırlandığı ortaya çıktı.

İhaleyi kazanacak şirketin, milli parkta rehberli gezi araçları çalıştıracağı, parkı gezmeye gelenlerin ücret ödeyerek bu araçlarla gezecekleri belirtildi.

 
Biz söylesek gerici derlerdi

Mustafa Armağan`ın son kitabı `Avrupa`nın Elli Büyük Yalanı`, Avrupa hakkında bilinen resmi tarihin sınırlarını altüst edecek tezlerle yayımlandı. Kitap, Avrupa`nın gerçeklik olarak ortaya sürdüğü bilgilerin, aslında hiç de doğruluk taşımadığını, bilakis kendi imajını koruma altına almak için sürekli gündemde tutulan uydurmalar olduğu iddiasını taşıyor.

Tarihi olayları kendine has üslubuyla inceleyen, belgelere ve arşivlere dayalı araştırmalarıyla Osmanlı tarihi, yakın tarih, şehircilik üzerine kitaplar ortaya koyan Mustafa Armağan, bu kez üslubuna hafif bir ironi de katarak, Avrupa`yı karşısına alıyor. Avrupa`nın Elli Büyük Yalanı`nda, Batı etrafında efsaneleşmiş, bir mit haline gelmiş inanışları, yine o bilindik kuşkucu yaklaşımıyla yeniden sorguluyor.

 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 9 > 34