TARİH ÇALIŞMA SORULARI 2

http://www.haberciniz.biz/kpss-kopya-skandali-buyuyor-son-dakika-gelismesi-211368h.jpg50. Osmanlı Devleti’nin 1877-78 Rus savaşı sonrasında Berlin anlaşmasıyla,

I. Batum,

II. Kars,

III. Ardahan

bölgelerinden hangilerini Rusya’ya bırakmak zorunda kalmıştır?

A) Yalnız I B) Yalnız II C) I ve II

D) I ve III E) I, II ve III

 
TARİH SORULARI

http://www.haberciniz.biz/kpss-kopya-skandali-buyuyor-son-dakika-gelismesi-211368h.jpg1. Osmanlıların beylik döneminden devlete geçişi aşağıdakilerden hangiyle başlar?

A) Osman Bey

B) Orhan Bey

C) Murat Hüdavendigar

D) II.Murat

E) II.Mehmet

2. Aşağıdaki gelişmelerden hangisi Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temeli kültürdür” ifadesini somutlaştıran bir gelişme olarak nitelendirilemez?

A) Ankara’yı bir kültür şehrine dönüştürme fikri

B) Türk Tarih Kurumunu kurması

 
IRAK'I KURAN CASUS

Gertrude Bell, 14 Temmuz 1868`de zen­gin bir İn­gi­liz ai­le­nin ço­cu­ğu ola­rak dün­ya­ya ge­lir. Ox­ford`un Mo­dern Ta­rih, Coğ­raf­ya ve Ar­ke­olo­ji Bö­lü­mü­nü iyi bir de­re­cey­le bir­ti­ren ilk ka­dın olur. Gittiği yerlerde gördüklerini günlüklerine yazıyor ve çizdiği haritaları İngiliz Kraliyet Coğrafya Merkezi`ne gönderiyordu. 1913`te İngiltere`ye döndüğünde artık herkes Gertrude Bell`i bir Ortadoğu uzmanı olarak görüyordu.

 

Ortadoğu`ya sayısız ziyaretler yaptı. Arapça, Farsça ve Türkçe bilen Bell, bu ziyaretlerde kadınlığını da kullanarak o zamanlar Osmanlı`nın kontrolünde olan Kudüs`te, Suriye`de ve Irak`ta yerel halk ve tüccar ve aşiretlerle güçlü dostluklar kurdu.1900-1914 yılları arasında  Musul-Kerkük-Erbil ve Süleymaniye bölgesinde aşiretler arasında defalarca dolaştı, fotoğraflar çekti ve yörenin haritalarını çizdi.1911`ın Mart`ında Kerkük,Erbil,Altun Köprü ve Dakuk gibi Türkmen bölgelerini dolaşıp haritasını çizip fotoğraflarını çekti.

 
OSMANLI OKÇULARI

http://i49.tinypic.com/21bod95.jpgOsmanlıcada keman=yay, keş=çeken demektir. Kemankeş de yay çeken, yâni okçulara verilen ad. Ashâb-ı Kirâm arasında Aşere-i Mübeşşere`den olan Sa`d b. Ebî Vakkas, Peygamber Efendimiz`in dahi iltifâtını kazanacak kadar okçuluğundaki mahâreti sebebiyle kemankeşlerin pîri addedilmiştir. `Anam babam sana feda olsun` iltifâtını ömrü boyunca tek bir kişi için yapmıştır Peygamberimiz. O da Sa`d b. Ebî Vakkas`tır.

 

Okçuluğun târihini yazan Abdurrahman et-Taberî`ye göre oku ilk kullanan Hz Adem(a.s.) dir. Târih boyunca ok atmada en büyük mahâreti de Araplar göstermişlerdir. Türklerde ise okçuluk, kahramanlığın şânından sayılmıştır. Oklar mânâsına gelen Oğuz`un `Bozok` ve `Üçok` olmak üzere iki büyük kola ayrıldığı bilinir.

 
TÜRKLER COĞRAFYA BİLMİYOR

http://www.gencbilim.com/images/haber/07-02-2010-10-00-50-06906700.jpgTopkapı Sarayı Müdürü Prof. Dr. İlber Ortaylı, Türkiye`deki tarihçiliğin en zayıf noktasının coğrafya bilgisi olduğunu belirterek, Türk bilginlerinin coğrafya bilmediğini savundu. Özellikle üniversite gençliğinde bunu sıkça yaşadıklarına dikkat çeken Prof. Ortaylı, `Bağdat ile Irak`ın nerede olduğunu bilmiyor, bunları bir araya getiremiyorlar. İnsanlar `bavul gibi` geziyor. Türkler seyahatlerini bilinçsizce yapıyor. Bu insanlara Osmanlı dediğiniz de hiçbir şey ifade etmiyor.` dedi.

 

Balıkesir Belediyesi tarafından düzenlenen `Milli Tarih Nedir?` konulu konferansa katılan Prof. Ortaylı, vatandaşların yoğun ilgisi ile karşılaştı. İlk olarak Belediye Başkanı İsmail Ok`u makamında ziyaret eden Prof.Ortaylı daha sonra Salih Tozan Kültür Merkezi`nde Balıkesirlilerle buluştu. Prof. Ortaylı, salonu dolduran izleyicilere milli tarih hakkında bilgiler verdi.

 
TARİHTE İSTANBUL DEPREMLERİ

istanbul depremleriTarihi boyunca 3 büyük imparatorluğuna merkezlik yapmış İstanbul aynı zamanda bir medeniyet, tarih, kültür, finans, ticaret bölgesi de olmuştur.  Fakat yüzyıllar boyunca  İstanbul’a bela  2 afet vardır ki birisi depremleri , diğeri yangınları. İstanbul’un bu afetleri sırnaşıktır da! Zira bir geldiler mi tam 40 gün gitmezler…

Bazen kaza, bazen kasti, bazen de belirsizce (!) çıkan ve günlerce süren yangınlardan başka şehir depremlerle de hep haşır neşir olmuştur. Hatta her an bir deprem tehdidi altında yaşandığı tarihi kayıtların işaret ettiği bir husus. Gelin fetih’den sonraki İstanbul depremlerine birlikte bakalım..

1489 Zelzelesi
Fetihten 36 sene sonra 2. Bayezid döneminde vuku bulan deprem ilk şiddetli sarsıntıdır. Gece meydana gelen depremde pek çok bina hasar görmüş, bazı camilerin şadırvanları yıkılmış, surlarda dökülmeler olmuştur. Fakat halkın ikamet ettiği evlerin geneli ahşap olduğundan fazla can kaybı olmadığı anlaşılmaktadır. Depreme dair dönemin kaynaklarında çok etraflı bilgi de yer almaz.

 
VAN GÖLÜ CANAVARI

http://www.haberaktuel.com/images/news/51869.jpgVan Tarih ve Kültür Araştırmaları Derneği Başkanı İkram Kali, dünyanın ilgisini çeken `Van Gölü Canavarı`nın 121 yıl önce Sultan Abdülhamit Han döneminde İstanbul`da yayınlanan Saadet gazetesinin 1889 yılının sonlarında çıkan 1323 numaralı nüshasında, kıyıda abdest alan adamı kuyruğuna sarmalayarak götürmesiyle manşet olduğunu söyledi.

 

Van Gölü canavarının 121 yıl önce de var olduğu var sayılıyor bu habere göre... Ancak kimileri bunun bir uydurmadan ibaret olduğunu söylüyor. Araştırmalarınıza dayanarak sormak isterim, Van Gölü canavarı efsane mi gerçek mi?

 
ROUSSEAU'NUN BABASI OSMANLI ÇIKTI

http://i.sabah.com.tr/sbh/2010/08/26/Haber/15617255531.jpg?95667524704Fransız Devrimi`nin `ilham kaynağı` sayılan yazar ve filozof Jean Jacques Rousseau`nun babası Isaac Rousseau`nun, 1705`te geldiği İstanbul`da tam 6 yıl boyunca Topkapı Sarayı`nda saat yaptığını ve bozulan saatleri tamir ettiğini biliyor muydunuz? Osmanlı tarihinin renkli ama çok az bilinen bu yıllarına `İstanbul 2010` dergisinde yer alan bir haber ışık tutuyor. Habere göre, Rousseau`nun babası Cenevreli`zanaatkâr` Isaac Rousseau, 18`inci yüzyılın hemen başında İstanbul`a gelerek Beyoğlu`nda bir eve yerleşti. Baba Rousseau, tam 6 yıl boyunca Topkapı Sarayı`nda saat tamiriyle uğraştı. Yaptığı saatlerle büyük bir beğeni kazanan baba Rousseau, özel tasarımlı saatleri altınla, mineyle ve gümüşle işliyordu. Isaac Rousseau`nun İstanbul`a geliş nedenini ve burada geçirdiği yıllarını Jean Jacques Rousseau uzmanı Remy Hildebrand şöyle anlatıyor:

 
KURAN YAKACAKLARMIŞ

ABD`deki Florida eyaletindeki Gainesville kenti yönetimi, 11 Eylül saldırısını protesto etmek amacıyla ``Kur`an-ı Kerim yakma günü`` etkinliği düzenlemek isteyen kilisenin ``açık alanda yakma`` konusundaki izin talebini reddetti.

 

Gainesville İtfaiye Müdürü Gene Prince, kentte faaliyet gösteren ``The Dove World Outreach Center`` adlı kilisenin ``Kur`an-ı Kerim`leri açık alanda toplu olarak yakma`` yönündeki talebinin kent yangın yönetmeliği gereğince reddildiğini söyledi. Prince, izin verilmemesine rağmen açık alanda yakma eylemi düzenlemesi durumunda kilise için cezai işlem yapılacağını kaydetti.

 
GELECEĞİ GÖSTEREN OYUN KARTLARI

http://www.onaltiyildiz.com/images/haber/72.jpgSteve Jackson Games", ABD menşeili bir oyun şirketi. Oyun dediysek, aklınıza çocuk oyunları gelmesin. Jackson'un kurguladığı oyunları oynayabilmek için belirli bir "olgunluğa" erişmeniz gerekiyor. Kategori olarak "Rol Yapma Oyunları" (Role Playing Game) sınıfına dahil edilen bu oyunlar, özellikle ABD'de çok yaygın. Normalde masabaşında oynanan, hikaye anlatımına dayalı, bilimkurgu ve fantastik öğeleri içeren bu oyunların, kartlarla oynanabilen alt türleri de var.

 

Bizi ilgilendiren "oyun" da kartlar ile oynanan kategoriye ait.

 

Oyun'un adı "Illuminati- Yeni Dünya Düzeni".

 
NERON DA DORNDURMA YERDİ
http://www.canakkaleicinde.com/kapak/dondurma.jpg

Hem çocukların hem de yetişkinlerin en sevdiği lezzetlerden biri olan dondurma; bugün dünyanın dört bir yanında keyifle tüketiliyor. Bu tadın nerede ve nasıl ortaya çıktığı ise biraz muamma...

 

MARCO POLO MU GETİRDİ?

 

Dondurma hakkında enteresan öyküler ve efsaneler olmasına rağmen, bunlardan herhangi biri dondurmanın yapılışını, tariflerin içeriğini doğrulayacak bir kanıta sahip değil... Roma İmparatoru Neron`un bir tür buzlu dondurma yediği söylenir. Çinliler`in de asırlar öncesinden dondurma yaptıkları iddia edilir... 1296`da Marco Polo`nun Çin`deki dondurma tariflerini beraberinde Venedik`e getirdiği, ardından da Fransız II. Henri`yle evlenen İtalyan Catherine de Medicini`nin aşçıları tarafından Fransız meclisine tanıtıldığı anlatılır. Dondurmanın hayatımıza girişi hakkındaki efsaneler; buz ve karla soğutulmuş içeceklere, yarı dondurulmuş limonatalara, su dondurmasından süthane dondurmasına kadar farklı çeşitlere dayanıyor.

 
BİYOLOJİK SAVAŞ

http://www.on5yirmi5.com/files/image//2010/02/11/37938.jpgİnsan veya hayvanlarda ölüme, bitkilerde hasara yol açmak amacıyla kullanılan biyolojik maddeler” şeklinde tanımlanan biyolojik silahların tarihçesi aslında oldukça gerilere gider. Bilinen ilk biyolojik silahın Tatarlar tarafından 1346 yılında Cenevizliler’ e karşı kullanıldığını görüyoruz. Kuşattıkları Ceneviz kalesinin duvarlarının üzerinden hastalık taşıyan ölü sıçanları şehrin üzerine atan Tatarlar sonunda şehri almışlardır. 1700’ lerin ortalarında Amerikan yerlilerine savaş sırasında İngilizler tarafından dağıtılan ve çiçek virüsü taşıyan battaniyeler ise bir çok yerlinin ölümüne sebep olmuştur.
Ancak, kimyasal ve biyolojik silah korkusunun toplumların bilinçaltına kazınması I. Dünya Savaşı sırasındaki acı deneyimler sonrası gerçekleşmiştir. I. Dünya Savaşı sonrası biyolojik silah geliştirme çalışmaları oldukça hızlanmış ve bu silahlar II. Dünya Savaşı ‘ nda stratejik bir tehdit olarak ortaya çıkmışlardır.

 
GÜN VE AY ADLARI

http://www.msntasarim.com/urunresim/cep_takvimi_2010.jpgTavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şeş). Şimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi 'heft' dir (veya hefte). Yedi günlük 'hafta' ismi de buradan alınmıştır. Halen Türkçe'de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?

Cuma-Arapça-toplama, toplanma)

Cumartesi-Arapça-(ertesi - Türkçe)

Pazar-Farsça-(ba = yemek, zar = yer)

Pazartesi-Farsça-(ertesi - Türkçe)

 
ALTIN POST TARİKATI

http://www.netpano.com/uploads/media/haberler/boynuz1.jpg

Jason daha küçük bir çocukken, Iyolkos kral olan babası, amcası Pelias tarafından öldürülür. Annesi amcasından saklamak amacıyla oğlunu Keyron (Cheiron) adında bir sentöre (centaur: yarı at yarı insan olan mitolojik yaratık) emanet eder. Jason 20 yaşına bastığı zaman, kendisine ait olan tahtı geri almak için amcası Pelias'ı bulmaya karar verir. Yaşlı bir kadın kılığına girmiş tanrıça Hera, Jason'u karşıdan karşıya geçirtir. Bu geçiş sırasında genç adam ayağındaki sandallardan birini düşürür ve amcasının karşısına tek ayağı çıplak halde çıkar. Bunu gören Pelias'ın asabı bozulur çünkü kehanete göre ayağında tek sandal olan biri, işgal ettiği tahtı geri alacaktır. Jason amcasından tahtı iade etmesini talep eder. Pelias tek bir şartla tahtı oğlana vereceğini açıklar: Bilinen dünyanın ucunda Kolhis (Bugünkü Gürcistan) adında bir ülkede saklı tutulan 'Altın Post'u geri getirebilirse, taht Jason'ın olacaktır.

 
HZ HIZIR KEHF SURESİ VE İSTANBUL

Marmara İstanbul haritasına bakıldığında kara parçasının yarım balık şekli olduğu açıkça görülür.

Balığın kafası –burun kısmı Kız Kulesi'ne bakar.

 İki denizin  birleştiği yerde bize bir şeyler oluyor.

Tüm bunlar Kur'an'ın şifresi değildir. Kur'an apaçık indirilmiştir.

Şifre kitabı değildir

 Kehf Suresi'ndeki iki denizin birleştiği yer İstanbul Boğazı'dır.

 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 3 > 34