Osmanlı-Türkiye iktisat tarihi

Türkiye`nin dünya çapında iktisat tarihçilerinden Şevket Pamuk`un seçme eserleri iki cilt halinde yayımlandı:

Osmanlı Ekonomisi ve Kurumları ve Osmanlı`dan Cumhuriyete Küreselleşme, İktisat Politikaları ve Büyüme. Pamuk`un son yirmi beş yılda kaleme aldığı otuz bir makaleden oluşan `Seçme Eserler`, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti`nin ekonomik tecrübesini anlamak isteyenler için kaçırılmaması gereken bir kaynak eser niteliğinde. Zengin bir entelektüel geleneği yansıtan çalışma, aynı zamanda Osmanlı arşivlerinden toplanan binlerce belgeye dayanıyor. Pamuk yaptığı uzun dönemli analizlerle ilk defa olarak Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti`nin büyüme, ücretler, fiyatlar ve borçlanma karnesini gözler önüne seriyor. Makalelerde benimsenen karşılaştırmalı metod ise Osmanlı geçmişi, Batı dünyası ile ekonomik ilişkiler ve Cumhuriyetin performansını yeniden düşünmek için kuvvetli bir tarihsel arkaplan sağlamakta.

Pamuk, araştırmasına herkesin ilgisini çekecek temel bir soruyla başlıyor: Acaba zaman içinde ne kadar zenginleştik? `Seçme Eserler`den, kişi başına milli gelirin 1820-2000 yılları arasında sekiz kat arttığını ve Türkiye`nin 1950 sonrasında her yıl ortalama olarak yüzde 3 büyüdüğünü öğreniyoruz. Milli gelir özellikle 1930`lu yıllarda ve ithal ikameci sanayileşme döneminde (1963-1977) hızla artmış. Pamuk, tek parti dönemindeki zenginleşmenin ekonomik devletçilik uygulamalarından çok, tarımsal toparlanma ve korumacılık sayesinde büyüyen yerli sanayi birikimine bağlı olduğunun altını çiziyor. Karşılaştırmalı bir perspektiften değerlendirildiğinde ise modern Türkiye`nin 20. yüzyıldaki ekonomik performansının Ortadoğu, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinden daha başarılı olduğunu fakat Güney Avrupa, Japonya ve Kore`nin gerisinde kaldığını görüyoruz.

Fiyatlar ve Borçlanma

Çalışmada öne çıkan diğer bir tema fiyatlar. Avrupa dışında ülkeler için ilk defa düzenlenen dört yüz elli yıllık fiyat dizileri, ağırlıkla vakıflar ve Topkapı Sarayı Mutfağı`nın yaptığı alımların işlendiği altı binden fazla kayıt defteri ve fiyat listeleri temel alınarak hazırlanmış. Farklı alt-dönemler incelendiğinde, Osmanlı devlet aygıtının kendini yenilemek için önemli adımlar attığı zamanlarda para ve fiyat istikrarsızlığının ortaya çıktığı görülüyor. Bu çerçevede, Ömer Lütfi Barkan`dan farklı olarak, Pamuk, 16. yüzyıl sonundaki fiyat artışlarını Osmanlı`nın artan askeri harcamalarını karşılamak için tağşişe başvurmasına bağlamakta. Bu açıklama hem dış-kaynaklı çöküş tezinden ayrılıyor hem de fiyat devrimi ve Batı`nın yükselişi tartışmalarına önemli bir katkı yapıyor. Fiyatların 12 ila 15 kat arttığı 1780-1850 dönemi ise Osmanlı tarihinin en büyük tağşişine sahne olmuş. Sultan II. Mahmut`un yeniçerilerin olası muhalefetinden kurtulduktan sonra 1828-1831 yılları arasında kuruşun gümüş içeriğini yüzde 79 düşürdüğünü öğreniyoruz. Her iki örnek de reform süreci ve savaşların yıkıcı maliyetini çarpıcı biçimde ortaya koymakta.

Seçme Eserler`in Osmanlı tarihçiliğine yaptığı diğer önemli bir katkı da imparatorluk içinde farklı para bölgelerini gündeme getirmesi. Pamuk, Osmanlıların yerel para birimlerini kullanmayı sürdürdüklerini, yabancı paralara tahammül ettiklerini ve sadece Anadolu ve Balkanların bir bölümünde akçeyi yaygınlaştırdıklarını vurguluyor. Zengin içerikli tartışma sayesinde Tunus`un Nasri`sinden, Mısır`ın Medin`inden ve Kırım Hanlığı`nin Kefevi akçesinden haberdar oluyoruz. Tuna Prenslikleri ve Kırım Hanlığı`nın kompleks para düzenleri ise para ve devlet otoritesinin bağlantılı süreçler olduğunu gösteriyor. Para bölgeleri tartışması Osmanlı tarihyazıcılığı açısından değerlendirildiğinde, İstanbul-merkezli imparatorluk tarihi anlayışının sınırlarını ortaya koymakta ve Osmanlı`nın esnek bir idare olduğunun altını çizmekte. Farklı bölgesel çizgilerin varlığı ve devletin uyum sağlayabilme yetisini nasıl okumalıyız? Ya da söz konusu iki unsur Osmanlı`nın uzun vadedeki göreceli başarısını açıklamaya nasıl yardımcı olabilir? Bu soruların yanıtının Osmanlı İmparatorluğu`nun (zamana uyumlu) kurumsal yenilik ile (mekâna saygılı) kurumsal çeşitliliği birarada gerçekleştirebilmesinde yattığı fikrindeyiz.

Toprak reformu mu, öküz reformu mu?

`Seçme Eserler`, Cumhuriyet`in ekonomik geçmişini öğrenmek isteyenlere veri, analiz ve perspektif sağlıyor. Daha önce değinildiği üzere, 1930`lar Türkiye için bir büyüme dönemi. Pamuk işe ekonomik göstergelerin 1929 yılında 1913 seviyesine ulaştığını tartışarak başlıyor. Daha sonra tarımın tek parti döneminde yüzde 5`lere yakın büyüdüğünü göstererek kentlerdeki düşük ücretleri sübvanse ettiğinin altını çiziyor. İthalat ve ihracatın kısılması ise yerli sanayi birikimi için gerekli koşulları tamamlamış. Bu açıklama biçimi 1923-1929`u büyüme dönemi olarak sunan ve 1930`lardaki ekonomik sıçramayı devletin açtığı az sayıda fabrikaya bağlayan devletçilik okumasından ayrılmakta. Pamuk, İkinci Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan ekonomik huzursuzluk ve bunun politik sonuçları için de orijinal tezlere sahip. Bu çerçevede, İkinci Dünya Savaşı yıllarının ayrıntılı bir incelemesini yapan yazar, CHP`nin savaş dönemi politikalarından orta ve küçük köylülüğün zarar gördüğünü ortaya koyuyor. CHP meseleyi çözmek için Toprak Reformu önerirken, Pamuk ve Çağlar Keyder`e göre gereken öküz reformu. Zira ortakçıların esas sorunu üretim araçları olmadığı için toprak sahibi haline gelememeleri! 1950 yılında Demokrat Parti`nin bu grupları da arkasına alarak iktidara gelmesiyle Türkiye`de yeni bir dönem başlıyor.

Demokrat parti`nin hatası

1950 sonrasına ait makalelerde Pamuk, Demokrat Parti`nin 1957 sonrası yaptığı yanlış ekonomik tercihleri, 1970`lerin sonunda ithal ikameci modelin çıkmaza girme nedenlerini ve 1980 sonrası ortaya çıkan yeni sanayileşme dalgasının sosyal ve coğrafi parametrelerini inceliyor. Doların yüzde 320 artışla dokuz liraya çıktığı 1958 yılı, Cumhuriyet tarihinin en yüksek değerli devalüasyonu olarak tarih sahnesinde yerini almış durumda. Pamuk, DP`nin, uluslararası destek beklentisi ile içeride siyasi popülizmi birleştirerek sorunları ötelemesinin büyük sosyal ve siyasal maliyetler getirdiği kanısında. Kapalı duvarlar arkasında sanayileşme, bir süreliğine gelirleri artırıp ulusal kalkınmacı model çerçevesinde dağıttıktan sonra 1970`lerin sonunda krize giriyor. Pamuk`a göre Türkiye`nin yaptığı iki büyük hata Doğu Asya kalkınma modelinin aksine devletin rantları seçici olarak yönlendirememesi ve gelişen sanayileri ihracata yöneltememesi olmuş. Turgut Özal`ın çözmeye çalıştığı bu sorun, 21. yüzyılın başında ihracatı düşünen yeni sanayi merkezlerinin Anadolu`da doğuşuna zemin hazırlamış. Pamuk, Denizli, Kayseri ve Gaziantep gibi kentleri kapsayan üçüncü dalga sanayileşmenin ekonomik olarak orta-ölçekli ve siyasi olarak muhafazakâr bir temele dayandığının altını çiziyor.

Şevket Pamuk`un kitapları kendi alanında uzun yıllar erişilemeyecek bir birikimi temsil etmekte. Sağlam ampirik temeli, uzun vadeli analizleri ve karşılaştırmalı metoduyla, `Seçme Eserler`, tarih ve ekonomi meraklılarına, üniversite öğrencilerine ve elbette bilim insanlarına Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti hakkında yeni ufuklar sunuyor.

Radikal Kitap

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından çıkarılan kitaba www.kitaphayat.com adresinden yüzde 25 indirimli olarak ulaşabilirsiniz...

OSMANLI EKONOMİSİ VE KURUMLARI

Seçme Eserleri I

211 sayfa

2007

12 TL.

Kitabın teknik detayları:

http://www.kitaphayat.com/Kitap/278922/Osmanli_Ekonomisi_Ve_Kurumlari__Secme_Eserler_1

OSMANLI`DAN CUMHURİYETE KÜRESELLEŞME, İKTİSAT POLİTİKALARI VE BÜYÜME

Seçme Eserleri II

364 sayfa

2008, 16 TL.

Kitabın teknik detayları: http://www.kitaphayat.com/Kitap/310372/Osmanlidan_Cumhuriyete_Kuresellesme__iktisat_Politikalari_Ve_Buyume

 

Yorum ekle

Bu bilgiler hoşunuza gittiyse , lütfen destek olmak için reklamlarımıza tıklayınız.
Lütfen Ahlaki kurallar çerçevesinde her türlü yorumlarınızı bekliyoruz.Küfür ve hakaret içerenler zaten yayınlanmamaktadır.
Türkçe dışında bir dil kullanmayınız.
Sitemizi Mozilla Firefoks ile görüntülemenizi tavsiye ederiz.Eski tarayıcılarda görüntülemede sorun yaşayabilirsiniz.


Güvenlik kodu
Yenile